ERDOĞAN’IN METİN YAZARI YAZMADI, BAHÇELİ’NİNKİ “AZICIK”!.. VE BAHÇELİ, ERDOĞAN’A İSTESE DE “ERKEN SEÇİM” DİYEMEZ!..
https://bakikarakol.com/wp-content/themes/osmosis/images/empty/thumbnail.jpg 150 150 bakikarakol bakikarakol https://secure.gravatar.com/avatar/9c47b0a2dd4845fdd2b5a8eb86cb0daa?s=96&d=mm&r=gÖnceki gün (25 Ağustos 2025 Pazartesi)…
Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü Yıldönümü’nde, Bitlis Ahlat’ta düzenlenen etkinlikte konuşan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşma metnini yazan, “Tarih, Türk, Kürt ve Arap bir ve beraber olduğumuzda, birbirimizi Allah için sevdiğimizde, ortak hedeflere doğru hep birlikte yürüdüğümüzde, içeride ve dışarıda hangi başarılara imza attığımızın sayısız örnekleriyle doludur.” https://tccb.gov.tr/haberler/410/160880/-terorsuz-turkiye-menziline-dogru-kararli-adimlarla-yurumeyi-surdurecegiz- tümcesini hemen arkasına bir “örnek” yerleştirseydi, herkesi bilgilendirmiş olurdu.
Dün de…
Erdoğan’ın, Malazgirt Millî Park Alanı’nda düzenlenen “Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü Yıl Dönümü Kutlama Programı”nda yaptığı konuşmanın metnini yazan şu tümcelere yer vermiş:
“Türkiye’miz aynı zamanda sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır. Bakınız, bunu Irak’ta gördük, bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya, gönül coğrafyamızın birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirilenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman* yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır. Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun, esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak. Kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise eninde sonunda kaybedecektir. Şunu da biliyoruz ki kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz. Tekrar ediyorum, biz tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız. Kimse unutmasın, Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız. Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin ahfadı** olarak Türkiye Yüzyılı’nı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, önce ‘Terörsüz Türkiye’yi ardından da terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, kardeşlik türküleri söyleyeceğiz. Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm*** edeceğiz.” https://tccb.gov.tr/haberler/410/160913/-turkler-araplar-kurtler-olarak-bu-cografyada-kiyamete-kadar-hep-beraber-yan-yana-yasayacagiz-
“Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak” tümcesindeki “Ankara”yı anladım da, “Şam”ı anlayamadım!
Emperyalist İngiltere-ABD ikilisinin getirip Suriye’nin bir numarası yaptığı, önceden başına on milyon Dolar ödül koyduğu terör örgütü şefi değil miydi?!
“Kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak” tümcesine katılıyorum.
Ama…
“Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise eninde sonunda kaybedecektir” tümcesindeki “… yeni yabancı patronlar arayanlar…” vurgusuna takıldım.
Bu arada…
Metin yazarı, “Türk, Kürüt, Arap” üçlemesinde; insan, insanlık, Müslüman, hele de Türk ve Türkiye düşmanı emperyalist ABD’yi de plan ve projelerinde oynatan emperyalist İngiltere’nin yanında yer alarak, Osmanlı’yı arkadan hançerleyenin Araplar olduğunu bilmiyor mu, umuttu mu, yazmaktan mı kaçındı?!
Metin yazarı, tarihsel bir gerçeği de gene ya unuttu, ya yazmak istemedi:
“22-30 Ağustos Zafer Haftası”nı!..
Nasıl unutur, yazmaz?!
Unutmakla, ayrıştırmakla yol alınıyorsa…
Yandı gülüm keten helva!..
Cumhur İttifakı’nın “etkin ve etkili” ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin metin yazarı ise…
MHP’nin resmi sitesi www.mhp.org.tr’de yayınlanan Bahçeli’nin “yazılı basın açıklaması metni”nde “unutkanlık” yapmamış, “azıcık” yazmış:
“26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un içyüzünü görebilen, okuyabilen ve özümseyenler için bu aydınlık Allah’ın bir lütfu, milletimizin de övünç kaynağıdır.
Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü yıl dönümünde Büyük Hakanımız Sultan Alparslan’a, kahraman neferlerimize, Büyük Taarruz’un 103’üncü yıl dönümünde ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, ülkü arkadaşlarına ve muhterem şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
Taarruz ve zafer günümüz mübarek olsun. Vatanımız sonsuza kadar var olsun.” https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5475/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin___Malazgirt_Zaferi__nin_954_Yildonumuyle_Buyuk_Taarruz_.html
Gene de…
Ahlat’taki konağında çekilen fotoğraflarda yüzü asık Devlet Bahçeli, Türk-İslam Sentezi’nden başını kaldırsa…
Ülküdaşlarının gözlem altına alınıp tutuklanmalarını dert etmeyi bir kenara atsa…
“Terörsüz Türkiye” sürecini “Altın fırsat” tanımlamasıyla insanları yanlış bilgilendirmese…
PKK terör örgütü başı, “bebek katili”nden “kurucu önder” diye söz etmeyi nereden ve neden çıkardığını açıklasa…
Şunu da söylemiş olayım:
Kimse yanılgıya düşmesin, Bahçeli, rahmetli Ecevit’e yaptığını, Erdoğan’a, istese de yapamaz; yani “Erken seçime gidiyoruz” diyemez.
Çünkü…
Bölgeyi çıkarları doğrultusunda “dizayn” eden özde İngiltere, görünürde ABD “No (hayır)” der!..
* Güvenmek
** Torunları
*** Mırıldanır gibi güzel ve alçak sesle şarkı söyleme