Monthly Archives :

Temmuz 2022

TORUNLARININ, SOYADLARINI KULLANMAYACAKLARI DEDELER, BÜYÜKBABALAR!..

150 150 bakikarakol

Sakat, çirkin “Milletin a… koyacağız” sözünün sahibi, iş insanı ekininden (kültüründe) yoksun Mehmet Cengiz, 21 Temmuz 2022 Perşembe günü Türk basınına yansıyan haberde, gene aynı sakatlık ve çirkinlikte laf etmiş!

Şu https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/cengiz-insaattan-cennet-koyu-aciklamasi-danistay-karari-bizi-etkilemiyor-7261547/ linki tıklayıp haberi okuduğunuzda, siz de, benim gibi tepki verecek, yereceksiniz.

 

Sözcü Gazetesi’nin www.sozcu.com.tr internet sitesinde haberi okur okumaz, Twitter hesabımdan ve Facebook sayfamdan aynı gün, saat 12.25’te şu paylaşımda bulundum:

AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞIN DUYUYOR MU?!

ASLA EDİLMEMESİ GEREKEN BÖYLE BİR ABUK SABUK, SUÇ İÇEREN SÖZÜ NASIL EDERSİN?!

SAVCILAR HAREKETE GEÇMELİ!..

 

Tanrı aşkına “Danıştay’ın kararı bizi etkilemiyor” demek ne demek yahu?!

 

İktidar tarafından “korunup kollanan, beslenen, ihya edilen” özelliği dışında sıradan bir vatandaş böyle bir sözü nasıl eder?!

Hadi diyelim “Ben, Anayasa Mahkemesi’nin … kararına saygı duymuyorum. Anayasa Mahkemesi’nin … kararı benim için yok hükmündedir” sözlerini eden siyaset ve devlet adamlarından etkilendi, söyledi…

Ülkenin Cumhuriyet Savcıları aynı dakikalarda yargı sürecini başlatıp yakasına yapışmalıydı!

 

Sıkılmadan ettiği “Milletin a… koyacağız” sözüyle ilgili yargı süreci başlatılmaması, beni “Bu sözü de, söylenmekle kalacak!” kanısına itti!

Umarım ve dilerim bu kez, ilki gibi olmaz!

 

Mehmet Cengiz ve gibiler ne kadar “ayrıcalık”lı olsalar da, bilge ve duyarlı Türk halkının “vicdan yargısı”nda “mahkum”durlar!

 

Adalet”, Türk halkında, saygı duyulan yüce bir değerdir!

Ona saldırı, meydan okuma, Türk halkının kabul etmeyeceği, tepkisiz kalmayacağı eylemdir!

Bugün olmazsa, yarın…

Yarın olmazsa, öbür gün…

Mutlaka bir gün Mehmet Cengiz ve gibiler, yargılanacaklar, hak ettikleri cezaları alacaklar, hüküm giyecekler/mahkum olacaklar, cezalarını resmen ve fiilen çekecekler!

Ve de…

Çekmeliler!..

 

Türk halkı kadar, Mehmet Cengiz’in ve Mehmet Cengizlerin torunları da dedelerini, büyükbabalarını çok kötü anımsayacaklar, anacaklar!

Dahası…

Onların soyadlarını kullanmayacaklar!

Haklılar da!

Çünkü…

Soyadlarını taşımaktan utanacaklar!

Toplumdan dışlanmaktan kaçınacaklar!

Yaşamsal önlem amaçlı –zorunlu olarak- soyadı değişimine gidecekler!

 

Mehmet Cengiz ve gibiler, torunlarına böyle bir “lanet miras” bıraktıklarının/bırakacaklarının ayırtında (farkında) değiller!

Olsunlar!

 

Ha…

Olurlar mı?

Bilemem…

KAMUTAY (TBMM) BAŞKANI ŞENTOP NEDEN HALA SUSKUN!..

150 150 bakikarakol

Cinayet ve yaralamalarla biten kadına yönelik “erkek şiddeti”nin çok sıkça yaşandığı ülkemizde, aynı siyasi partiden iki kadın Milletvekili, ayrı ayrı zamanlarda, amirinden aldığı emri yerine getiren polise tartışmaları sırasında tokat attı.

Tepki vermeyen kalmadı.

Her tepki veren, polise tokat adan kadın Milletvekilini yerdi.

Bana göre, kadın Milletvekilinin, aldığı emri uygulayan polise tokat atması, “kadın şiddeti” idi ve tek sözcükle “yanlış”tı!

En okkalı tepkiyi, tokat atma olayından bir gün geçmeden, Kamutay (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop verdi.

Şu https://www.ensonhaber.com/gundem/mustafa-sentoptan-salihe-aydeniz-tepkisi-dokunulmazligi-kaldirilmadi linki lütfen tıklayın, okuyun.

 

Kadın Milletvekilinin, polisi tokatlaması olayından iki-üç gün geçmemişti ki, bu defa bir polis amiri, bir erkek Milletvekiline tokat atmadan beter sözler etti, davranışlar sergiledi, tehditler savurdu! https://kronos35.news/tr/polisten-kizilayin-gobeginde-milletvekili-yenerogluna-tehdit-haddini-bileceksin-adam-gibi-konus-lan/

Olay 17 Haziran 2022 Cuma günü oldu.

Cumhur İttifakı ortakları AKP, MHP, BBP, Vatan Partisi ve yandaşları dışında, herkes tepki verdi.

Olayın yaşandığı günden şu güne kadar, tepki vermeyenlerden biri de Kamutay’ın AKP’li Başkanı, Tekirdağ AKP Milletvekili, Anayasa Hukukçusu, Prof. Dr. Mustafa Şentop’tu!

İmam Hatip kökenli Şentop neden sessiz kalmıştır, kalmaktadır?!

Bir-iki tümcelik söz neden etmemiştir, etmemektedir?!

Poliste tokat atan kadın Milletvekili olayında gösterdiği duyarlılığı, polis amirinin hakaretler yağdırdığı, tehditler savurduğu erkek Milletvekili olayında neden göstermedi, göstermemektedir?!

İki Milletvekili de, Şento’un Başkanlığını yaptığı Kamutay’ın üyesi değiller mi?!

Neden bu ayrım?!

 

Neden Başkan Şentop, neden?!

 

Sormak, bilgilenmek isterim:

Cumhur İttifakı ortaklarından AKP’den veya MHP’den bir Milletvekili, görevli polis memuruna tokat atsa, Kamutay Başkanı Şentop tepki verecek, yergilerde bulunacak mıydı?!

Ya da…

Cumhur İttifakı ortaklarından AKP’den veya MHP’den bir Milletvekili, bir polis amiri tarafından –ki, asla cesaret edemez, böyle de bir olay olmaz- hakarete uğrasa, tehdit edilse, Kamutay Başkanı Şentop, sessiz kalabilecek miydi?!

 

İki soruya benim yanıtım:

Olası değil!

 

Neden olası olmadığını, Şentop da, herkes de biliyor!

Belki Şentop’un, herkesin bildiğinden haberi yok!

Haberi olsun.

 

Bütün bunlar…

Sandıkta “oy”a dönüşecek, Şentop’u “Milletvekilliği”nden edecek! Şentopgilleri iktidardan düşürecek/indirecek, siyasi yaşamın dışına kaldırıp atacak!

Bu da ülkenin ve halkın hayrına olacak!

Gözün aydın ülkem!

Gözün aydın halkım!..

CECELİ ZIRVASI VE GENE TÜRBAN, TESETTÜR MAĞDURİYETİ!..

150 150 bakikarakol

7 Temmuz 2022 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesi www.cumhuriyet.com.tr’den “Mehmet Özhaseki: ‘Kabe’den Mustafa Ceceli aradı, tavaf edemiyorum’ dedi” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/mehmet-ozhaseki-kabeden-mustafa-ceceli-aradi-tavaf-edemiyorum-dedi-1955676

başlıklı haberi son noktasına kadar okuyunca, aynı günün gecesinde saat 22.09’da @BakiKarakol Twitter hesabımdan “ZIRVALAMALAR BAŞLADI!.. ZIRVALAYANKARI ANLADIK DA, ZIRVALAYANKARIN ZIRVALARINA İNANANLARA NE DEMELİ!.. MAL MI?!.”

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1545122805167099904paylaşımında bulundum.

Haberi okuduğunuzda, belki siz çok daha ağır yergide bulunacak, benden beklediğiniz tepkiyi vermediğimi söyleyeceksiniz.

Haklı olabilirsiniz.

Şimdi gelin haberi okuyalım:

// AKP Yerel Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, dün düzenlenen ‘Önceki Dönem Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı”nda konuştu. 

Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törende, “Bu seçim, ne sadece Recep Tayyip Erdoğan seçimi ne sadece Türkiye seçimi. Hepimiz biliyoruz ki bu seçim, tüm dünya mazlumlarının seçimi, yıllarca emek verdiğimiz kazanımlarımızın berhava edilmemesi seçimi” dedi.

Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin Kabe’den kendisini aradığını ifade eden Mehmet Özhaseki şunları söyledi:

“Beni bir müddet önce Kabe’den Mustafa Ceceli aradı. Dedi ki; ‘Mehmet Abi ben Hac’dayım ama tavaf edemiyorum.’

Mustafa hayırdır dedim, hayranların Kabe’yi mi bastı, niye tavaf edemiyorsun? ‘Hayır abi değil… Önümde bir Türk bayrağı var, bütün Hüccac; esmer, Uzak Doğu’dan gelmiş sarı benizliler, küçük boylular önce geliyorlar Kabe’de beni durduruyorlar, bayrağı öpüyorlar sonra da elimden tutup Kabe’ye çeviriyorlar benim elimi açtırıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan diye duaya başlıyorlar’ dedi.” //

 

AKP’li Özhaseki, “Mustafa Ceceli” adlı -sözüm ona- “sanatçı”nın “zırvaları”nı aktarması yetmezmiş gibi, yaptığı açıklamayla “kaş yapmak isterken göz çıkarmış”!

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1545482864019619842 Twitterımla tepkimi koydum.

Buradan da, sayısız kere “Pes!” diyorum.

Anlaşılan o ki, AKP, içinde yer alıp başı çektiği “Cumhur İttifakı”nın küçük ve minik ortakları, seçim kampanyalarını, propagandalarını “dini motifler” üzerine oturtacak, oradan yürütecekler.

Yani alabildiğine dini, dini değerleri, dini konuları “seçim malzemesi” yapacaklar, tepe tepe kullanacaklar!

Aslında çalışmalarına çoktan başlamışlardı.

Şöyle ki:

Bölmenin ötesindeki sağlık görevlisi genç kadın, adımı, soyadımı öğrendikten sonra, önündeki yazılı kağıta baktı; adımı, soyadımı buldu, kalemle işaretledi, yüzüme bakmadan, “Dışarıda, koridorda bekleyin. Adınızı okuduğumda gelirsiniz” dedi.

Çıktım.

Oturacak yer bakındım.

Koltukların tamamı doluydu.

İçeriden adım okunduğunda duyabileceğim noktada duvara sırtımı yasladım, ayakta beklemeye koyuldum.

Karşı çaprazımda oturan orta yaş kadınla erkek birden kalktılar, sol yanımdan, açık kapıdan girdiler.

Boşalan koltuklardan birine oturdum.

Türbanlı, tesettür giyimli, makyajlı genç kadın, az önce yanından kalkan kadınla erkeğin ardından bakarak, “Terbiyesiz, ahlaksız, kendini bilmez, pislik kadın” diye söylendi.

Duymazdan geldim.

Ama o saydırıyordu:

“Yok başörtülü kadın cahilmiş, sağlıklı düşünmezmiş, gerici, yobazmış. Kendisi neymiş? Aydınmış, çağdaşmış. Açık olmayan yanı yok. Bir de konuşur, aşağılar, küçümser. Asıl gerici, yobaz kendisi.”

Ben duymazdan geldikçe, o, bana ve yanımızdakilere, hatta neredeyse koridordakilere duyurmak için yüksek sesle konuştu.

Dayanamadım, “Bu söylediklerinizi, kalkıp gitmeden o hanımefendiye neden söylemediniz?” dedim.

Yüzüme bön bön baktı, “Ama abi, direk bana söylemiyordu, karşısındaki eşine bakarak konuşuyordu” dedi.

Sinirlenmiştim.

Sakin olmaya çalışarak, “Madem üzerinize alındınız, siz de direk yüzüne söyleyecektiniz. Kadın kalkmış gitmiş, arkasından verip veriştiriyorsunuz. Yaptığınız yanlış. Yapmayın. Ayrıca; başınızdaki türban, başörtüsü değil. Başörtüsüyle türbanı karıştırmayın” diye konuştum.

İçerden çağrı sesi geldi.

“A, adım okundu. Beni çağırıyorlar” dedi, telaşla kalktı, koşarcasına odaya girdi.

Düşündüm:

Söyledikleri doğru muydu?

“Açık” diye tanımladığı hemcinsi, o sözleri gerçekten etmiş miydi?

Duymadığım için, bilemeyeceğim.

Kafam başka bir nokta, ayrıntı takılmıştı.

Onunla boğuşur oldum.

O da şuydu:

Bu türbanlı, tesettürlü kadının, başkalarının duyacağı sesle bu içerikte konuşması, düşünülmüş, taşınılmış, planlanmış siyasi bir çalışma mıydı?!

2000 yılı öncesinde ve sonrasında benzer çalışmalara tanık olmamış mıydık?!

Makyajlı, güzel mi güzel, boylu poslu türbanlı ve tesettür giyimli kızları, televizyon ekranlarından, türban ve tesettürü hararetle sahiplenip savunurlarken izlememiş miydik?!

Bu “operasyon”da ciddi kazanımlar elde etmemişler miydi?!

Eğer…

Benzer söylemleri, konuşmaları kalabalıklı başka başka yerlerde sıkça görmeye başlarsak, demek ki, gene 2000 yılı öncesi ve sonrası “çalışmalar”ın bire bir aynısı olmazsa da, benzerini/benzerlerini yeniden oynayacak, sahneleyecekler!

Gerçek şu ki:

İlkindeki kadar inandırıcı, başarılı olamazlar.

Bu defa yüzde 3 veya yüzde 5 dahi kazanım elde etmeleri olanaksız.

Biz gene de ipin ucunu elden bırakmamalıyız, çok dikkatli, çok duyarlı olmak, davranmak zorundayız.

“Seçim yok. Seçim 2023’ün Haziran’ında” deseler de, onlar çoktan seçim havasına girmişler, seçim kampanyalarını başlatmışlar!..

OY VERMEK “SEÇMEK” DEĞİL VE BUNLAR “ATANMIŞ MİLLETVEKİLLER”!..

150 150 bakikarakol

Bir millet için önemli olan önce vatanıdır, namusudur, haysiyetidir, şerefidir. Ekonomik sıkıntı çekebiliriz. Diyelim ki normal şartlarda ayda 1 kilo 2 kilo et yiyorsak yarım kilo et yeriz, domates 2 kilo alıp yarısını dikkatle kullanmadığımız zaman çöpe gidiyor. İki tane alırız ya. Kış günü iki tane üç tane alırız. Kış günü turfanda sebzeleri kullanmak sağlığa da zaten çok faydalı değil. Biber alacağız. Üç tane alırız 1 kilo alacağımıza.” https://www.diken.com.tr/akpli-vekil-careyi-buldu-eti-gramla-domatesi-taneyle-alin/

 

“Şu anda utanıyorum ki, danışmanıma ‘Oradan 2-3 bin lira getirin’. Niye? Danışmanlarıma borçlanmışım maaşımı bekliyorum, 15 gün sonra alacağımız. Bayram öncesi maaşı bekliyoruz. Öyle değil, dışarıdan göründüğü gibi değil. İçi giden, vicdanı olan bir insan o milletvekili maaşıyla milletvekilliği yapamaz. Çok zor. E şimdi ben İstanbul Belediyesi’nde bürokrattım. Yönetim kurulu üyeliği de alıyordum bir denetim bir yönetim. Valla şu ankinden çok çok iyiydi benim durumum. İki tanede kooperatife girdim ev sahibi oldum ben İstanbul’da. Şimdi? Şimdi mümkün değil, nasıl yapacaksınız?” https://t24.com.tr/haber/gerekirse-yarim-kilo-et-yeriz-diyen-akp-li-milletvekili-maasindan-yakindi-utaniyorum-danismanlarima-bile-borclandim,1043749

 

Taban tabana zıt sözler!

Her sözcük, her tünce birbirini yalanlamada sanki yarışıyor!

Dahası, söyleyen aynı kişi!

Hem de iktidar partisinden “Milletvekili” sıfatlı!

İlk söylediği 23 Ocak 2021’de, ikinci söylediği 1 Temmuz 2022’de öncelikle internet gazetelerimizde yer aldı.

 

Uzun aralı zaman diliminde şu söylediklerine çok yoğun tepki geldi.

Partilerinin ve iktidarlarının amiral gemisi (!) Sabah Gazetesi’nin yazarlarından Melih Altınok bile 3 Temmuz 2022 Pazar günlü ZORLA MI VEKİL OLDUNUZ BEYEFENDİ? https://www.sabah.com.tr/yazarlar/melihaltinok/2022/07/03/yalakaligin-kitabini-yaziyorlar başlığı altında zehir zemberek yazdı.

 

22, 24 ve 27’inci dönem Elazığ AKP Milletvekili Zülfü Demirbağ’dan söz ediyorum.

 

Tepkiler, yergiler yağmur gibi yağınca @zulfudemirbag23 Twitter hesabından “Biz, milletvekilleri olarak milletimize hizmet yolunda ömrünü harcayan insanlarız. Gerek haftalık yaptığımız memleket ziyaretlerinin yol masrafları, gerek sorunlarını çözmemiz için Ankara’ya gelen hemşehrilerimizin ağırlanması, gerekse darda olan vatandaşlarımızın desteklenmesi gibi durumlarda kazancımızı milletimizle paylaşmamız vicdani sorumluluğumuzdur. İlgili programdaki kastım, bu nedenlerden dolayı maaşımızın bir bürokrat gibi kendimiz ve ailemiz için kullanılmamasıdır.” https://twitter.com/zulfudemirbag23/status/1542841624874651651/photo/1 diye yazarak, paylaşımında bulundu.

 

Ben, böylelerine –sayıları da o kadar çok ki!- “Milletvekili” demiyorum!

Denilmesi, gerçek anlamda “Milletvekili tanımı”na uygun değil!

Çünkü bunlar, seçmenin kılı kırk yararak seçtiğiMilletvekili” değiller, “Siyasi partilerin atanmış Genel Başkanları”nın, “Milletvekili Listesi”ne adlarını yazarak, “atadığı Milletvekili adayları”dırlar!

 

Seçmen, seçim günü sandığa gider oyunu kullanır; adı veya hukuki tanımı (!) “Seçmen seçti” olur! 

Hayır efendim, bu ülkede seçmen “vekilini” seçmiyor!

Bu ülkede seçmen, dünya lideri Kemal Atatürk sonrası her seçimde sandığa gider, iç-dış birilerin çıkarları için kurdurdukları, en azından kurulmalarında maddi katkılarda bulundukları siyasi partilerin “atanmış Genel Başkanlar”ı tarafından “Parti Milletvekili Listesi”ne ad ve soyadları yazılarak, “atanmış Milletvekili adayları”na oy verir!

Oy vermek, başlı başına seçmek değildir!

Böylece “atanmış Milletvekili adayları, Milletvekili seçilmiş” olurlar; İl Seçim Kurulları’ndan “mazbata”larını alırlar; Ankara’ya, Kamutay’a (TBMM’ye) giderler, kayıtlarını yaptırırlar; günü geldiğinde de “Milletvekili Yemini”ni ederler; o saatten sonra “hukuken ve resmen Kamutay üyesi Milletvekili”dirler.

Milletvekillikleri süresince, “oy”unu aldıkları seçmenin değil, kendilerini “Milletvekili aday listeleri”ne yazan üyesi oldukları siyasi partinin Genel Başkanının , “Milletvekili”dirler!

Genel Başkanları “kaldırın” dediklerinde, ellerini kaldırırlar, “Kaldırmayın” dediklerinde kaldırmazlar!

Gerisini biliyorsunuz…

 

Bu ülkede seçmen, gerçek anlamda, kılı kırk yararak, “Vekilini seçtiği, seçebildiği zaman, tam bağımsızlığına kavuşacak, ekonomisini şahlandıracak, yargısını bağımsızlaştıracak, evrensel hukuku yeşertecek, ekinde (kültürde), sanatta, yazında (edebiyatta) vb çığır açacak, dünya lideri Kemal Atatürk dönemindeki gibi gene bölgesine ve dünyaya örnek olacak, ışık saçacak!

Bunların hiç biri hayal değil!

Hepsi gerçekti!

Hepsi gene gerçek olacak!

Bütün amaç, uğraş bunun için!..