Posts By :

bakikarakol

TORUNLARININ, SOYADLARINI KULLANMAYACAKLARI DEDELER, BÜYÜKBABALAR!..

150 150 bakikarakol

Sakat, çirkin “Milletin a… koyacağız” sözünün sahibi, iş insanı ekininden (kültüründe) yoksun Mehmet Cengiz, 21 Temmuz 2022 Perşembe günü Türk basınına yansıyan haberde, gene aynı sakatlık ve çirkinlikte laf etmiş!

Şu https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/cengiz-insaattan-cennet-koyu-aciklamasi-danistay-karari-bizi-etkilemiyor-7261547/ linki tıklayıp haberi okuduğunuzda, siz de, benim gibi tepki verecek, yereceksiniz.

 

Sözcü Gazetesi’nin www.sozcu.com.tr internet sitesinde haberi okur okumaz, Twitter hesabımdan ve Facebook sayfamdan aynı gün, saat 12.25’te şu paylaşımda bulundum:

AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞIN DUYUYOR MU?!

ASLA EDİLMEMESİ GEREKEN BÖYLE BİR ABUK SABUK, SUÇ İÇEREN SÖZÜ NASIL EDERSİN?!

SAVCILAR HAREKETE GEÇMELİ!..

 

Tanrı aşkına “Danıştay’ın kararı bizi etkilemiyor” demek ne demek yahu?!

 

İktidar tarafından “korunup kollanan, beslenen, ihya edilen” özelliği dışında sıradan bir vatandaş böyle bir sözü nasıl eder?!

Hadi diyelim “Ben, Anayasa Mahkemesi’nin … kararına saygı duymuyorum. Anayasa Mahkemesi’nin … kararı benim için yok hükmündedir” sözlerini eden siyaset ve devlet adamlarından etkilendi, söyledi…

Ülkenin Cumhuriyet Savcıları aynı dakikalarda yargı sürecini başlatıp yakasına yapışmalıydı!

 

Sıkılmadan ettiği “Milletin a… koyacağız” sözüyle ilgili yargı süreci başlatılmaması, beni “Bu sözü de, söylenmekle kalacak!” kanısına itti!

Umarım ve dilerim bu kez, ilki gibi olmaz!

 

Mehmet Cengiz ve gibiler ne kadar “ayrıcalık”lı olsalar da, bilge ve duyarlı Türk halkının “vicdan yargısı”nda “mahkum”durlar!

 

Adalet”, Türk halkında, saygı duyulan yüce bir değerdir!

Ona saldırı, meydan okuma, Türk halkının kabul etmeyeceği, tepkisiz kalmayacağı eylemdir!

Bugün olmazsa, yarın…

Yarın olmazsa, öbür gün…

Mutlaka bir gün Mehmet Cengiz ve gibiler, yargılanacaklar, hak ettikleri cezaları alacaklar, hüküm giyecekler/mahkum olacaklar, cezalarını resmen ve fiilen çekecekler!

Ve de…

Çekmeliler!..

 

Türk halkı kadar, Mehmet Cengiz’in ve Mehmet Cengizlerin torunları da dedelerini, büyükbabalarını çok kötü anımsayacaklar, anacaklar!

Dahası…

Onların soyadlarını kullanmayacaklar!

Haklılar da!

Çünkü…

Soyadlarını taşımaktan utanacaklar!

Toplumdan dışlanmaktan kaçınacaklar!

Yaşamsal önlem amaçlı –zorunlu olarak- soyadı değişimine gidecekler!

 

Mehmet Cengiz ve gibiler, torunlarına böyle bir “lanet miras” bıraktıklarının/bırakacaklarının ayırtında (farkında) değiller!

Olsunlar!

 

Ha…

Olurlar mı?

Bilemem…

KAMUTAY (TBMM) BAŞKANI ŞENTOP NEDEN HALA SUSKUN!..

150 150 bakikarakol

Cinayet ve yaralamalarla biten kadına yönelik “erkek şiddeti”nin çok sıkça yaşandığı ülkemizde, aynı siyasi partiden iki kadın Milletvekili, ayrı ayrı zamanlarda, amirinden aldığı emri yerine getiren polise tartışmaları sırasında tokat attı.

Tepki vermeyen kalmadı.

Her tepki veren, polise tokat adan kadın Milletvekilini yerdi.

Bana göre, kadın Milletvekilinin, aldığı emri uygulayan polise tokat atması, “kadın şiddeti” idi ve tek sözcükle “yanlış”tı!

En okkalı tepkiyi, tokat atma olayından bir gün geçmeden, Kamutay (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop verdi.

Şu https://www.ensonhaber.com/gundem/mustafa-sentoptan-salihe-aydeniz-tepkisi-dokunulmazligi-kaldirilmadi linki lütfen tıklayın, okuyun.

 

Kadın Milletvekilinin, polisi tokatlaması olayından iki-üç gün geçmemişti ki, bu defa bir polis amiri, bir erkek Milletvekiline tokat atmadan beter sözler etti, davranışlar sergiledi, tehditler savurdu! https://kronos35.news/tr/polisten-kizilayin-gobeginde-milletvekili-yenerogluna-tehdit-haddini-bileceksin-adam-gibi-konus-lan/

Olay 17 Haziran 2022 Cuma günü oldu.

Cumhur İttifakı ortakları AKP, MHP, BBP, Vatan Partisi ve yandaşları dışında, herkes tepki verdi.

Olayın yaşandığı günden şu güne kadar, tepki vermeyenlerden biri de Kamutay’ın AKP’li Başkanı, Tekirdağ AKP Milletvekili, Anayasa Hukukçusu, Prof. Dr. Mustafa Şentop’tu!

İmam Hatip kökenli Şentop neden sessiz kalmıştır, kalmaktadır?!

Bir-iki tümcelik söz neden etmemiştir, etmemektedir?!

Poliste tokat atan kadın Milletvekili olayında gösterdiği duyarlılığı, polis amirinin hakaretler yağdırdığı, tehditler savurduğu erkek Milletvekili olayında neden göstermedi, göstermemektedir?!

İki Milletvekili de, Şento’un Başkanlığını yaptığı Kamutay’ın üyesi değiller mi?!

Neden bu ayrım?!

 

Neden Başkan Şentop, neden?!

 

Sormak, bilgilenmek isterim:

Cumhur İttifakı ortaklarından AKP’den veya MHP’den bir Milletvekili, görevli polis memuruna tokat atsa, Kamutay Başkanı Şentop tepki verecek, yergilerde bulunacak mıydı?!

Ya da…

Cumhur İttifakı ortaklarından AKP’den veya MHP’den bir Milletvekili, bir polis amiri tarafından –ki, asla cesaret edemez, böyle de bir olay olmaz- hakarete uğrasa, tehdit edilse, Kamutay Başkanı Şentop, sessiz kalabilecek miydi?!

 

İki soruya benim yanıtım:

Olası değil!

 

Neden olası olmadığını, Şentop da, herkes de biliyor!

Belki Şentop’un, herkesin bildiğinden haberi yok!

Haberi olsun.

 

Bütün bunlar…

Sandıkta “oy”a dönüşecek, Şentop’u “Milletvekilliği”nden edecek! Şentopgilleri iktidardan düşürecek/indirecek, siyasi yaşamın dışına kaldırıp atacak!

Bu da ülkenin ve halkın hayrına olacak!

Gözün aydın ülkem!

Gözün aydın halkım!..

CECELİ ZIRVASI VE GENE TÜRBAN, TESETTÜR MAĞDURİYETİ!..

150 150 bakikarakol

7 Temmuz 2022 Perşembe günü Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesi www.cumhuriyet.com.tr’den “Mehmet Özhaseki: ‘Kabe’den Mustafa Ceceli aradı, tavaf edemiyorum’ dedi” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/mehmet-ozhaseki-kabeden-mustafa-ceceli-aradi-tavaf-edemiyorum-dedi-1955676

başlıklı haberi son noktasına kadar okuyunca, aynı günün gecesinde saat 22.09’da @BakiKarakol Twitter hesabımdan “ZIRVALAMALAR BAŞLADI!.. ZIRVALAYANKARI ANLADIK DA, ZIRVALAYANKARIN ZIRVALARINA İNANANLARA NE DEMELİ!.. MAL MI?!.”

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1545122805167099904paylaşımında bulundum.

Haberi okuduğunuzda, belki siz çok daha ağır yergide bulunacak, benden beklediğiniz tepkiyi vermediğimi söyleyeceksiniz.

Haklı olabilirsiniz.

Şimdi gelin haberi okuyalım:

// AKP Yerel Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, dün düzenlenen ‘Önceki Dönem Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı”nda konuştu. 

Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törende, “Bu seçim, ne sadece Recep Tayyip Erdoğan seçimi ne sadece Türkiye seçimi. Hepimiz biliyoruz ki bu seçim, tüm dünya mazlumlarının seçimi, yıllarca emek verdiğimiz kazanımlarımızın berhava edilmemesi seçimi” dedi.

Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin Kabe’den kendisini aradığını ifade eden Mehmet Özhaseki şunları söyledi:

“Beni bir müddet önce Kabe’den Mustafa Ceceli aradı. Dedi ki; ‘Mehmet Abi ben Hac’dayım ama tavaf edemiyorum.’

Mustafa hayırdır dedim, hayranların Kabe’yi mi bastı, niye tavaf edemiyorsun? ‘Hayır abi değil… Önümde bir Türk bayrağı var, bütün Hüccac; esmer, Uzak Doğu’dan gelmiş sarı benizliler, küçük boylular önce geliyorlar Kabe’de beni durduruyorlar, bayrağı öpüyorlar sonra da elimden tutup Kabe’ye çeviriyorlar benim elimi açtırıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan diye duaya başlıyorlar’ dedi.” //

 

AKP’li Özhaseki, “Mustafa Ceceli” adlı -sözüm ona- “sanatçı”nın “zırvaları”nı aktarması yetmezmiş gibi, yaptığı açıklamayla “kaş yapmak isterken göz çıkarmış”!

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1545482864019619842 Twitterımla tepkimi koydum.

Buradan da, sayısız kere “Pes!” diyorum.

Anlaşılan o ki, AKP, içinde yer alıp başı çektiği “Cumhur İttifakı”nın küçük ve minik ortakları, seçim kampanyalarını, propagandalarını “dini motifler” üzerine oturtacak, oradan yürütecekler.

Yani alabildiğine dini, dini değerleri, dini konuları “seçim malzemesi” yapacaklar, tepe tepe kullanacaklar!

Aslında çalışmalarına çoktan başlamışlardı.

Şöyle ki:

Bölmenin ötesindeki sağlık görevlisi genç kadın, adımı, soyadımı öğrendikten sonra, önündeki yazılı kağıta baktı; adımı, soyadımı buldu, kalemle işaretledi, yüzüme bakmadan, “Dışarıda, koridorda bekleyin. Adınızı okuduğumda gelirsiniz” dedi.

Çıktım.

Oturacak yer bakındım.

Koltukların tamamı doluydu.

İçeriden adım okunduğunda duyabileceğim noktada duvara sırtımı yasladım, ayakta beklemeye koyuldum.

Karşı çaprazımda oturan orta yaş kadınla erkek birden kalktılar, sol yanımdan, açık kapıdan girdiler.

Boşalan koltuklardan birine oturdum.

Türbanlı, tesettür giyimli, makyajlı genç kadın, az önce yanından kalkan kadınla erkeğin ardından bakarak, “Terbiyesiz, ahlaksız, kendini bilmez, pislik kadın” diye söylendi.

Duymazdan geldim.

Ama o saydırıyordu:

“Yok başörtülü kadın cahilmiş, sağlıklı düşünmezmiş, gerici, yobazmış. Kendisi neymiş? Aydınmış, çağdaşmış. Açık olmayan yanı yok. Bir de konuşur, aşağılar, küçümser. Asıl gerici, yobaz kendisi.”

Ben duymazdan geldikçe, o, bana ve yanımızdakilere, hatta neredeyse koridordakilere duyurmak için yüksek sesle konuştu.

Dayanamadım, “Bu söylediklerinizi, kalkıp gitmeden o hanımefendiye neden söylemediniz?” dedim.

Yüzüme bön bön baktı, “Ama abi, direk bana söylemiyordu, karşısındaki eşine bakarak konuşuyordu” dedi.

Sinirlenmiştim.

Sakin olmaya çalışarak, “Madem üzerinize alındınız, siz de direk yüzüne söyleyecektiniz. Kadın kalkmış gitmiş, arkasından verip veriştiriyorsunuz. Yaptığınız yanlış. Yapmayın. Ayrıca; başınızdaki türban, başörtüsü değil. Başörtüsüyle türbanı karıştırmayın” diye konuştum.

İçerden çağrı sesi geldi.

“A, adım okundu. Beni çağırıyorlar” dedi, telaşla kalktı, koşarcasına odaya girdi.

Düşündüm:

Söyledikleri doğru muydu?

“Açık” diye tanımladığı hemcinsi, o sözleri gerçekten etmiş miydi?

Duymadığım için, bilemeyeceğim.

Kafam başka bir nokta, ayrıntı takılmıştı.

Onunla boğuşur oldum.

O da şuydu:

Bu türbanlı, tesettürlü kadının, başkalarının duyacağı sesle bu içerikte konuşması, düşünülmüş, taşınılmış, planlanmış siyasi bir çalışma mıydı?!

2000 yılı öncesinde ve sonrasında benzer çalışmalara tanık olmamış mıydık?!

Makyajlı, güzel mi güzel, boylu poslu türbanlı ve tesettür giyimli kızları, televizyon ekranlarından, türban ve tesettürü hararetle sahiplenip savunurlarken izlememiş miydik?!

Bu “operasyon”da ciddi kazanımlar elde etmemişler miydi?!

Eğer…

Benzer söylemleri, konuşmaları kalabalıklı başka başka yerlerde sıkça görmeye başlarsak, demek ki, gene 2000 yılı öncesi ve sonrası “çalışmalar”ın bire bir aynısı olmazsa da, benzerini/benzerlerini yeniden oynayacak, sahneleyecekler!

Gerçek şu ki:

İlkindeki kadar inandırıcı, başarılı olamazlar.

Bu defa yüzde 3 veya yüzde 5 dahi kazanım elde etmeleri olanaksız.

Biz gene de ipin ucunu elden bırakmamalıyız, çok dikkatli, çok duyarlı olmak, davranmak zorundayız.

“Seçim yok. Seçim 2023’ün Haziran’ında” deseler de, onlar çoktan seçim havasına girmişler, seçim kampanyalarını başlatmışlar!..

OY VERMEK “SEÇMEK” DEĞİL VE BUNLAR “ATANMIŞ MİLLETVEKİLLER”!..

150 150 bakikarakol

Bir millet için önemli olan önce vatanıdır, namusudur, haysiyetidir, şerefidir. Ekonomik sıkıntı çekebiliriz. Diyelim ki normal şartlarda ayda 1 kilo 2 kilo et yiyorsak yarım kilo et yeriz, domates 2 kilo alıp yarısını dikkatle kullanmadığımız zaman çöpe gidiyor. İki tane alırız ya. Kış günü iki tane üç tane alırız. Kış günü turfanda sebzeleri kullanmak sağlığa da zaten çok faydalı değil. Biber alacağız. Üç tane alırız 1 kilo alacağımıza.” https://www.diken.com.tr/akpli-vekil-careyi-buldu-eti-gramla-domatesi-taneyle-alin/

 

“Şu anda utanıyorum ki, danışmanıma ‘Oradan 2-3 bin lira getirin’. Niye? Danışmanlarıma borçlanmışım maaşımı bekliyorum, 15 gün sonra alacağımız. Bayram öncesi maaşı bekliyoruz. Öyle değil, dışarıdan göründüğü gibi değil. İçi giden, vicdanı olan bir insan o milletvekili maaşıyla milletvekilliği yapamaz. Çok zor. E şimdi ben İstanbul Belediyesi’nde bürokrattım. Yönetim kurulu üyeliği de alıyordum bir denetim bir yönetim. Valla şu ankinden çok çok iyiydi benim durumum. İki tanede kooperatife girdim ev sahibi oldum ben İstanbul’da. Şimdi? Şimdi mümkün değil, nasıl yapacaksınız?” https://t24.com.tr/haber/gerekirse-yarim-kilo-et-yeriz-diyen-akp-li-milletvekili-maasindan-yakindi-utaniyorum-danismanlarima-bile-borclandim,1043749

 

Taban tabana zıt sözler!

Her sözcük, her tünce birbirini yalanlamada sanki yarışıyor!

Dahası, söyleyen aynı kişi!

Hem de iktidar partisinden “Milletvekili” sıfatlı!

İlk söylediği 23 Ocak 2021’de, ikinci söylediği 1 Temmuz 2022’de öncelikle internet gazetelerimizde yer aldı.

 

Uzun aralı zaman diliminde şu söylediklerine çok yoğun tepki geldi.

Partilerinin ve iktidarlarının amiral gemisi (!) Sabah Gazetesi’nin yazarlarından Melih Altınok bile 3 Temmuz 2022 Pazar günlü ZORLA MI VEKİL OLDUNUZ BEYEFENDİ? https://www.sabah.com.tr/yazarlar/melihaltinok/2022/07/03/yalakaligin-kitabini-yaziyorlar başlığı altında zehir zemberek yazdı.

 

22, 24 ve 27’inci dönem Elazığ AKP Milletvekili Zülfü Demirbağ’dan söz ediyorum.

 

Tepkiler, yergiler yağmur gibi yağınca @zulfudemirbag23 Twitter hesabından “Biz, milletvekilleri olarak milletimize hizmet yolunda ömrünü harcayan insanlarız. Gerek haftalık yaptığımız memleket ziyaretlerinin yol masrafları, gerek sorunlarını çözmemiz için Ankara’ya gelen hemşehrilerimizin ağırlanması, gerekse darda olan vatandaşlarımızın desteklenmesi gibi durumlarda kazancımızı milletimizle paylaşmamız vicdani sorumluluğumuzdur. İlgili programdaki kastım, bu nedenlerden dolayı maaşımızın bir bürokrat gibi kendimiz ve ailemiz için kullanılmamasıdır.” https://twitter.com/zulfudemirbag23/status/1542841624874651651/photo/1 diye yazarak, paylaşımında bulundu.

 

Ben, böylelerine –sayıları da o kadar çok ki!- “Milletvekili” demiyorum!

Denilmesi, gerçek anlamda “Milletvekili tanımı”na uygun değil!

Çünkü bunlar, seçmenin kılı kırk yararak seçtiğiMilletvekili” değiller, “Siyasi partilerin atanmış Genel Başkanları”nın, “Milletvekili Listesi”ne adlarını yazarak, “atadığı Milletvekili adayları”dırlar!

 

Seçmen, seçim günü sandığa gider oyunu kullanır; adı veya hukuki tanımı (!) “Seçmen seçti” olur! 

Hayır efendim, bu ülkede seçmen “vekilini” seçmiyor!

Bu ülkede seçmen, dünya lideri Kemal Atatürk sonrası her seçimde sandığa gider, iç-dış birilerin çıkarları için kurdurdukları, en azından kurulmalarında maddi katkılarda bulundukları siyasi partilerin “atanmış Genel Başkanlar”ı tarafından “Parti Milletvekili Listesi”ne ad ve soyadları yazılarak, “atanmış Milletvekili adayları”na oy verir!

Oy vermek, başlı başına seçmek değildir!

Böylece “atanmış Milletvekili adayları, Milletvekili seçilmiş” olurlar; İl Seçim Kurulları’ndan “mazbata”larını alırlar; Ankara’ya, Kamutay’a (TBMM’ye) giderler, kayıtlarını yaptırırlar; günü geldiğinde de “Milletvekili Yemini”ni ederler; o saatten sonra “hukuken ve resmen Kamutay üyesi Milletvekili”dirler.

Milletvekillikleri süresince, “oy”unu aldıkları seçmenin değil, kendilerini “Milletvekili aday listeleri”ne yazan üyesi oldukları siyasi partinin Genel Başkanının , “Milletvekili”dirler!

Genel Başkanları “kaldırın” dediklerinde, ellerini kaldırırlar, “Kaldırmayın” dediklerinde kaldırmazlar!

Gerisini biliyorsunuz…

 

Bu ülkede seçmen, gerçek anlamda, kılı kırk yararak, “Vekilini seçtiği, seçebildiği zaman, tam bağımsızlığına kavuşacak, ekonomisini şahlandıracak, yargısını bağımsızlaştıracak, evrensel hukuku yeşertecek, ekinde (kültürde), sanatta, yazında (edebiyatta) vb çığır açacak, dünya lideri Kemal Atatürk dönemindeki gibi gene bölgesine ve dünyaya örnek olacak, ışık saçacak!

Bunların hiç biri hayal değil!

Hepsi gerçekti!

Hepsi gene gerçek olacak!

Bütün amaç, uğraş bunun için!..

FUAT UĞUR VE GİLLER BİLSİNLER Kİ, DEMİRDEN KORKULSAYDI, TRENE BİNİLMEZDİ!..

150 150 bakikarakol

Biyografisine girdiğinizde, hakkında kısıtlı bilgilere ulaşacağınız gazeteci-yazar Fuat Uğur, Işık Cemaati’nin, iktidara çok yakın yandaş gazetelerden ve Türk asıllı, emperyalist ABD vatandaşı Ahmet Mücahit Ören’in “imtiyaz”ındaki “Türkiye Gazetesi” yazarıdır.

Anımsayacaksınız:

2 Nisan 2016’da Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde CEMAAT’İN “HUSUSİLER”İ DARBE İÇİN ANKARA’DA TOPLANDI https://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/590844.aspx başlıklı bir yazı yazdı.

Yazı, yayımlandığı günde ve de sonraki günlerde dikkat çekmedi, ilgi uyandırmadı; ama 15 Temmuz 2016’daki “FETÖ Darbe Girişimi”nden sonra gündem oldu.

Denilmeye başladı ki:

“FETÖ Darbe Girişimi’ni, Fuat Uğur, 2,5 ay önce Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde yazdı.”

Doğruydu…

Ama…

Yönetimden, yönetimin emrindeki onca bürokrattan “uyanan” olmamıştı.

Neden acaba?!

Fuat Uğur, bu soru çevresinde neden tur atmadı?!

Bunca ay, yıl atmamış, bundan sonra da atacağını öngörmüyorum.

Tur atması bir kenara, dünkü (28 Haziran 2022 Salı) TÜRK CEZAEVLERİNDEKİ BATILI ASKERLERE YENİLERİ EKLENEBİLİR  https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/628998.aspx başlıklı yazısı, tur atmayacağının anlatısı, kanıtı.

 

Yanlış bilmiyorsam, Fuat Uğur eski solcuydu.

Dünkü anılan yazısının SANIYORLAR Kİ DEVLET GAFLET UYKUSUNDA ara başlığı altında şunları yazıyor:

// Amerika’nın Türkiye’deki elemanlarının yüzsüz ve pespaye oluşları bu ülkenin namuslu evlatları için ayırt edici bir kriter.

Bitleri kanlandı.

Sanıyorlar ki devlet gaflet uykusunda ve ne yapacağını bilmiyor.

Ders almadılar.

Artık dışarıdan gelecek saldırıların içeride de bir karşılığı olacaktır.

Bu ülke insanlarının iş birlikçiler için daha fazla eli kolu bağlı oturmayacağı aşikâr.

Üniformalı ya da sivil; ABD’nin Türk cezaevlerindeki tüm askerlerine ve casuslarına yenileri eklenecektir şüphesiz.

Geçen 15 Temmuz’da fareler kaçtı ama bu kez konulan kapanlar sürprizli “hediyelerle” dolu.

Yine en baştan söyleyelim de hani, yok tiyatro yok kontrollü filan diye sonradan ciyaklamayın!. //

 

Fuat Uğur “… gaflet uykusu…” sözcükleriyle 2 Nisan 2016’daki yazısına dikkat kesilmeyenlere “gönderme”de mi bulunuyor ne?!

Fuat Uğur, belki bu kere kendisi, şu yazdıklarının ayırtında değil!

Şöyle ki:

Bir insan, kendini, davadaşlarını anlatmaya, tanımlamaya kalksa, bu kadar ayrıntılı, net, güzel anlatamaz, tanımlayamaz!

 

Ben gene de, dünden itibaren 2,5 ay sonrası sürece odaklanmaya, 2,5 ay sonrası sürecin bitimindeki süreçte olacakları düşünmeye başladım.

 

Ha…

Fuat Uğur ve giller bilsin ki:

Demirden korkulsaydı, trene binilmezdi!

 

Yazımı, Fuat Uğur’a üç sorumla noktalayayım:

* Biyografinde doğum tarihin neden yok?

* Patronun Türk asıllı Ahmet Mücahit Ören, neden ABD vatandaşı?

* ABD veya batılı bir başka ülke vatandaşı olan Türk asıllılar mı yoksa ABD veya batılı bir başka ülkenin vatandaşı olmayan Türk asıllılar mı “batılı asker” olur?..

HER SİYASİDEN “GENEL BAŞKAN”, HER GENEL BAŞKANDAN “LİDER” OLMAZ!..

150 150 bakikarakol

Adını anmayacağım.

* ile işaretlediğim linki tıkladığınızda öğreneceksiniz; unvanını, nerede, ne zaman konuştuğunu da göreceksiniz.

Konuşmasından iki paragraf aldım.

İlk paragrafta demiş ki:

“… çok açık ve net söyleyeyim bütün vatandaşlarım duysunlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Akılla yönetilmiyor, bilgiyle yönetilmiyor, birikimle yönetilmiyor. Tamamen önyargıyla, bir kişinin önyargısıyla, bir kişinin egosuyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetiliyor.” *

İkinci paragrafta da şöyle diyor:

“… çağrı yapıyım Erdoğan’a, arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız bende sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım.”

 

İlk paragrafta…

Bilerek, siyasi kazanımları uğruna gerçekleri çarpıtıyor, gerçeklerin doğru biçimde bilinmesini önlüyor!

Yani…

Türk halkına yanlış bilgi veriyor, yalan söylüyor!

Bunu da “görevi gereği” yapıyor!

Bu ortamda ayrıntıya girmeyeceğim.

 

Radikal muhafazakar kesimden üç-beş oy alabilmek için, “Genel Başkan”ı olduğu partinin suçu günahı yokken, partiye ağır suçlamalarda,  yergilerde bulunup durandan “etik siyasetçi”, “etik siyasi parti Genel Başkanı” olur mu?!

 

Gelelim ikinci paragrafa…

Cumhurbaşkanı adayını açıklamanın koşuluna bakar mısınız!

Anlaşılan, içinde yer aldığı “Millet İttifakı”nın Cumhurbaşkanı adayından söz ediyor.

İyi güzel hoş da…

“Millet İttifakı”nın diğer ortakları, bu konuyu kendi aralarında enine boyuna görüştü mü, bir karara vardı mı ve kendisine açıklama yapma yetkisi verdi mi?!

Verdiyse…

Sözüm yok.

Vermediyse…

Nasıl anlamak, yorumlamak gerek?!

 

Demem o ki:

Her siyasiden “Genel Başkan” olmaz!

Her “Genel Başkan”dan da “lider” olmaz!

Lütfen, “Genel Başkan”a “lider” demeyelim, denilmesine engel olalım!

 

Her önüne gelene “Hocam” da denilmesinin!..

 

Ve ve…

Güzel Türkçe’mizi hançerlercesine kullanıma sokulan Arapça, Farsça ağırlıklı yabancı sözcükleri söylememeye özen gösterelim; duyarlı davranalım, kullananları uyaralım.

Özellikle kendilerini aydın, yurtsever, devrimci, Atatürkçü gören, tanımlayanları!..

Cumhur İttifakı’nın ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin iktidarının, iç ve dış siyasamıza, ekonomimize, ekinimize (kültürümüze), sanatımıza vb yaman zararlar verdiği, darbeler vurduğu  gibi güzel Türkçe’mize de yaman zararlar verdiğini, darbeler vurduğunu hep gündemde tutalım!..  

https://chp.org.tr/haberler/chp-lideri-kilicdaroglu-fox-tvde-smail-kucukkaya-ile-calar-saat-canli-yayinina-katildi-17-haziran-2022

NORMAL SÜRENİN BİTİMİNE BİR HAFTA KALA “ERKEN SEÇİM”E GİTMEK, HUKUKA UYGUN DEĞİL, ETİK HİÇ DEĞİL!..

150 150 bakikarakol

Cumhur İttifakı’nın 2 numarası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, aylar öncesinden açıkladı:

“Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Sonra da, Millet İttifakı’na çağrıda bulundu durdu:

“Siz de adayınızı açıklayın.”

Millet İttifakı’nın yanıtı “Seçim tarihini ilan edin, biz de Cumhurbaşkanı adayımızı açıklayalım” oldu.

Millet İttifak’ında, CHP Genel Başkanının adı öne çıkınca, Cumhur İttifakı “Cumhurbaşkanı adayı mısın, değil misin, açıkla” diye bastırdı.

Millet İttifakı’nın yanıt yine aynı oldu.

Neydi Cumhur İttifakı’nın, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı kimin olacağı merakı, ısrarla öğrenmek istemesi?!

Yıpratmak!

Millet İttifakı’nın, seçim tarihi ilanındaki ısrarı neydi?!

Cumhur İttifakı’nın, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayıyıpratmasına, dahası “siyasi yasak” getirmesine olanak vermemek!

İki ittifak da, siyasi bilek güreşi içinde!

Sonunda, Bahçeli’nin “Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanın adayı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diye açıkladığı AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, 9 Haziran 2022 Perşembe günü, partisi AKP’nin İzmir Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısında* “İşte söylüyorum, seçim önümüzdeki yıl Haziran ayının ortasında yapılacak. Kaçacak yerin yok Bay Kemal. Ha bire ‘Cumhur İttifakı’nın adayı belli olsun’ diyorsun. İşte söylüyorum, Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan. Biliyorum ki 2023 seçimlerinde aday olmak, karşıma çıkmak için can atıyorsun. Gel, kendine ve partine daha fazla eziyet etme Bay Kemal. CHP’ye oy vermiş vatandaşlarımızın başını daha fazla yere eğdirme. Cesaretin varsa, yüreğin yetiyorsa bugünden tezi yok ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” tümcelerini etti; 11 Haziran 2022 Cumartesi günü de Van’da gençlerle bir araya geldi, “Bazıları çok merak ediyor. Bay Kemal diyor ki ‘Seçim tarihini açıkla’. Ya neyi açıklayacağım, seçimin tarihi belli. Ne zaman? Önümüzdeki yılın Haziran’ında seçim var ama bu ikide bir ‘Göreceksiniz Kasımda seçim var’ diyor. Bay Kemal, Kasımda seçim yok, seçim önümüzdeki yılın Haziran’ında, kendini oraya hazırla. Sen önce aday mısın, değil misin onu bir açıkla. Ya adaylığını açıkla, eğer sen aday değilsen adayını açıkla ama bunun her ikisi de şu anda yok”** diye konuştu.

Önceki gün (13 Haziran 2022 Pazartesi) ise CHP Sözcüsü Faik Öztrak, basının karşısına çıktı “Kasımda seçim yok, diyorsa sarayın kibirlisi, bu önemlidir. Kasım’a kadar bu işi götüremeyeceğini kendisi de anlamış, daha erken seçim yapılacaktır”*** dedi.

Oysa…

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, 20 Mayıs 2022 Cuma günü Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri‘nin temel atma töreninde, yüklenici (müteahhit) firmanın yetkilisini “Ne diyor bu ya? Sen nasıl Fatih torunusun? Ne yapıyorsun sen?”**** diyerek azarlamış, “Hamza Bey, 36 aydan başladı. 30 aya indi. Bu müteahhiti değiştirelim biz” demiş, şu “talimat”ını vermişti:

“Kesinlikle önümüzdeki yıl bu günlerde burayı bitirmeniz lazım. Vardiya sistemlerini değiştireceksin. Burada kimse rahatsız olmaz, sen merak etme. Gece-gündüz full time çalışacaksınız. Şahit olun, ‘Söz diyor’. İnşallah aldığımız söz yerine gelir.” 

Buradan anlıyoruz ki, 20 Mayıs 2023 ve öncesi erken seçim yok; ama sonrası için var.

Bu “sonrası” ne zaman?

Anımsayacaksınız…

Cumhurbaşkanlığı ve 27’inc Dönem Milletvekili seçimi 24 Haziran 2018’de yapıldı.

Demek ki, Cumhur İttifakı’nın kafasındaki erken seçim tarihi 24 Haziran 2023’ün bir hafta öncesi Pazar.

Burada, hukuka uygun olmayan kocaman bir ayrıntı var:

Normal sürenin bitimine bir hafta kala, Kamutay’ın (TBMM’nin) erken seçim kararı alması doğru değil, çok yanlıştır, etik hiç değil!

Bu konuda, yasal ve Anayasal ciddi boşluk, var!

O boşluk giderilmeli, hem Anayasa’ya, hem Seçim Yasası’na açık, net bir biçimde, “normal sürecin bitimine en az 3 ay (90) gün kala seçim kararı alınır” diye yazılmalı ki, o seçim “erken seçim” olsun.

Normal süre, 24 Haziran 2023’e bir hafta kala seçime gitmek, siyasi ve hukuki sorunlar yaratır!

Cumhur İttifakı kazanamayacağı seçime gider mi?!

Gitmemek için, seçime gitmeyi mutlak erteletecek yollara başvurur mu?!

Bilemem…

*https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/138318/-ulkemize-nasil-asirlik-eserleri-ve-hizmetleri-beraberce-kazandirdiysak-buyuk-ve-guclu-turkiye-yi-de-yine-sizlerle-beraber-insa-edecegiz-

**https://www.trthaber.com/haber/gundem/cumhurbaskani-erdogan-vanda-genclerle-bulustu-687460.html

***https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/chp-sozcusu-faik-oztraktan-ges-aciklamasi-hicbir-derde-deva-olmaz-1946781

****https://www.ensonhaber.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bu-muteahhiti-degistirelim-biz

TAKVİM YAPRAKLARINDAN… BİR YARGIÇ ÖĞRETİSİ!..

150 150 bakikarakol

Aman Tanrım!

Toplum olarak, neler duyuyor, neler yaşıyoruz!

Ve…

Duyduklarımızdan, yaşadıklarımızdan darlanıyor, acılar çekiyoruz!

Toplumun bir ferdi olarak, hele ben!..

Kahroluyorum!

“Çürük”, “sürtük” sözcükleri, şekerimi, tansiyonumu yükseltti; sabah uyandım ki, sağ gözüm kan çanağı!

Gece uykuda tansiyonum yükselmiş!

Operatör Göz Doktoru Önder Kılıç, “İyi ki beyine pıhtı atmamış, gözde kanama yapmış” dedi, zaman yitirmeden Kardiyolojiye gitmemi önerdi.

Pazartesi (13 Haziran 2022) günü Kardiyolojide olacağım.

Ayrıca…

Kendinizi “duyarlı yurttaşı” olacaksınız…

Bir USA/ABD Doları, Türk Lirası karşısında, 16 TL 761 kuruş (geçerli, gerçek resmi kur değeri: 16 Milyon 761 bin TL) olacak…

Bir siyasi parti Genel Başkan Yardımcısı çıkacak, üç siyasi parti Genel Başkanının yaşamlarının tehlikede olduğunu, onlara suikast düzenleneceğini savlayacak (iddia edecek)

https://www.gercekgundem.com/siyaset/344261/ozdag-onemli-bilgiler-geldi-kilicdaroglu-aksener-ve-davutoglu-hedefte

Veee…

Bu ülkenin, bu halkın tek köklü partisi partim CHP’min başındaki, dünkü (7 Haziran 2022 Salı) grup konuşmasında, “muhafazakâr kadınlar”a seslendiğinde “… CHP eski CHP değil, siz de eski siz değilsiniz…” https://www.gercekgundem.com/siyaset/344271/kilicdaroglunun-hedefinde-ihaleler-var-bunlarla-helallesmeyecegiz-bunlarla-hesaplasacagiz  tümcesini edecek…

Duyarsız kalacaksınız!

Olası mı?!

D e ğ i l !

 

Neyse…

 

Yazımı, Saatli Maarif Takvimi’nin 26 Mayıs 2022 Perşembe ve 27 Mayıs 2022 Cuma günlü yapraklarının arkasındaki paylaşımlardan “ADALET VE EKMEK ÇALAN YAŞLI” başlığı altındaki anlatıyla sürdürüp tek sözcük yorum yapmadan bitireyim:

“Kanada’nın bir şehrinde ihtiyar bir adam ekmek çalmaktan tutuklanıp mahkemeye sevk edildi.

Yaşlı adam suçunu kabul etti ve yaptığı hayatı şöyle açıkladı:

-Çok acıkmıştım, neredeyse açlıktan ölecektim. Mecbur kaldım.

Hakim hemen kararı açıkladı:

-Sen hırsızlık yaptığını biliyorsun. Senin 10 dolar ödemene hükmediyorum. Bu parayı ödeyemeyeceğini bildiğim için, senin yerine ben ödeyeceğim.

Duruşma salonunda herkes susmuştu.

Hakim on dolar çıkardı ve ihtiyar adamın tazminatı olarak hazineye gönderilmesini istedi.

Hakim ardından ayağa kalktı ve salondakilere hitaben:

-Hepiniz suçlusunuz ve her biriniz on dolar ceza ödemelisiniz. Zira sizler öyle bir şehirde yaşıyorsunuz ki ihtiyar adam açlıktan hırsızlık yapmak zorunda kalıyor.

Duruşma salonunda 480 dolar toplandı ve toplanan parayı hakim ihtiyar adama verdi.

Ve sözlerine şunu ekledi:

-Eğer medeni insanların yaşadığı bir şehirde böylesine fakir görürseniz bilin ki o şehrin yaşayanları da, çoğu yöneticileri de duyarsız ve hatalıdır.”

TÜRK ELERKİSİ KATİLİ “MENDERES” VE İKİ ARKADAŞI NEDEN İDAM EDİLDİLER?!.

150 150 bakikarakol

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçen hafta bugün (25 Mayıs 2022 Çarşamba), partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın sonlarına doğru, “Cuma günü, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü. Hiç kuşkusuz ki darbeler, demokrasi tarihimizin kara lekeleridir” https://www.sozcu.com.tr/2022/gundem/meral-aksener-erdogani-tazmanya-canavarina-benzetti-7154660/ dedi, ekledi:

“Bir kez daha buradan, Demokrasi şehitlerimiz, merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyorum…”

 

Geçmişte, Kocaeli Üniversitesi‘nde İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı yapan  https://www.haberler.com/meral-aksener/biyografisi/ Akşener’den böyle bir tümceyi duyunca, uçuk “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayışına, sezgisine) güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cahil-kesime-guveniyorum-diyen-profesor-yok-denetleme-kurulu-uyeligine-atandi-645718 tümceleri ve söyleyen “Prof. Dr.” unvanlı c a h i l “Bülent Arı”yı anımsadım!

 

C a h i l Arı’nın zırvaları çok tartışıldı, yerildi; üzerinde durmayacağım.

 

Kariyerinde “Kocaeli Üniversitesi’nde İnkılap Tarihi Bölümü Başkanlığı” olan Akşener’in, kendisinin ve partisinin siyaseti uğruna, tarihi gerçekleri çarpıtmasını, gerçeklerle örtüştüremedim!

 

Tarihçi Akşener, Menderes ve arkadaşları için “Demokrasi şehitlerimiz” nasıl derdi, diyebilirdi?!

 

Evet…

Askeri darbe yanlıştı, Menderes ve iki arkadaşı idam edilmemeliydi; Menderes liderliğindeki Demokrat Parti (DP) ve iktidarı, askeri darbeyle değil, seçimle son bulmalıydı; başta Başbakan Menderes, Milletvekilleri vb yargılanmalıydılar, hüküm giyip cezaevine konulmalıydılar, cezalarını çekmeliydiler!

Çünkü…

Düşman emperyalist ABD işbirlikçileriydiler!

Dünya lideri Kemal Atatürk ve demokratik, laik, Cumhuriyet karşıtı siyasalar (politikalar) izlediler!

Derebeyi/toprak ağası genlerinden, işbirlikçi yapılarından kaynaklanan özellerinden ve özelliklerinden ötürü zam, zulüm yaptılar!

Yanlılıkta, yandaşlıkta, kayırmacılıkta, dışlamakta vb sınır tanımadılar!

Faşizmlerini yurdun ücra yerlerinde bile uyguladılar!

Elerkimizi (demokrasimizi) katlettiler!

 

Menderes ve arkadaşları, elerki şehidi değil, elerki katilleridirler!

 

Bu tarihsel gerçeği, herkesten önce, en iyi bilmesi, söylemesi, anlatması gerekenlerden biri “tarihçi” kökenli siyasetçi Meral Akşener’dir!

 

Akşener, bununla, bu kadarla kalmamalı, DP’nin, DP siyasi kadrolarının, düşman emperyalist ABD’nin neden ve nasıl işbirlikçisi olduğunu, Türk siyasi yaşamına neden ve nasıl sokulduğunu, iktidara neden ve nasıl getirildiğini, on yıl iktidarda neden ve nasıl tutulduğunu, gene emperyalist düşman ABD tarafından askeri darbeyle neden yıkıldığını, Başbakan Adnan Menderes’in, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idama götürüldüğünü vb ayrıntılı anlatmalıydı!

Anlatmadı!

Anlatamaz da!

Çünkü:

Siyasada bunun için var!

 

Menderes’in ve iki Bakanın idamı, düşman emperyalist ABD’nin, Türkiye ve bölge üzerindeki çıkarlarına dayalı siyasaları yaşama geçirecek yeni işbirlikçi siyasi kadroların eline, yıllarca tepe tepe kullanacakları, oy’a dönüşecek, siyasi güç sağlayacak “malzeme” vermek içindi!

 

Bu gerçekleri bilmek Türk halkının hakkı!

Bunu, Akşener ve gibileri değil, gerçek Atatürkçü Tarihçiler yapacaklar!

Onları, böylesi ulusal ve kutsal görevlerinden ötürü selamlıyorum!..

KENDİNİZE GELİN, HADDİNİZİ BİLİN VE “KAÇACAKLAR” SAVI!..

150 150 bakikarakol

Sözcü Gazetesi’nden Deniz Zeyrek’in önceki günkü (23 Mayıs 2022 Pazartesi) “Hangi hata Kemal Bey?” https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/deniz-zeyrek/hangi-hata-kemal-bey-7150112/ başlıklı yazısı çok hoşuma gitti.

O başlığı ve yazısıyla benim de tepkimin hızını kesen Zeyrek’i kutlarım.

 

Partim CHP’min ne yazık ki başındaki “adı lazım değil”, 21 Mayıs 2022 Cumartesi günkü İstanbul Maltepe’deki görkemli mitingde gene pot üstüne pot kırdı. https://chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-maltepede-milletin-sesi-mitinginde-konustu

Meydanı dolduranlar ağırlıklı olarak CHP’lilerdi; onlara “Dostlarım” dedi!

Hangi siyasi parti Genel Başkanı, partililerine “Dostlarım” diye seslenir?!

Partili, dosttan öte, partilidir.

Mitingde “Dostlarım” seslenişi ile kimleri kastettiğini, biz gerçek, öz CHP’liler çok iyi biliyoruz ve “Dostlarım, biz birlikte oluyoruz ve birlikte iktidar oluyoruz. Ve ben iktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim, ben neysem oyum. Nerede durduğumu biliyorsunuz ve bunu değiştirmek niyetinde değilim” tümceleriyle “dostları”na vermek istediği iletiyi (mesajı) çok iyi anlıyoruz!

Tümcesinden biri de “Kendi celladınızı seçmeyin”

Bu çok doğru tümceyi eden, partisinin celladı olmamalı!

Şu “Diyorlar ki, ‘Ama CHP’de geçmişte böyle yaptı, şöyle yaptı.’ Evet hatalar oldu ve evet biz bugün çok mükemmel bir parti iddiasında da değiliz” sözleri, bir “CHP celladı”nın edeceği sözler değil midir?!

Değilse, “Kendi celladınızı seçmeyin” tümcesinin sahibi, CHP karşıtlarının, CHP cellatlarının, CHP için söylediklerini bıraksın, “Evet hatalar oldu” sözüne açıklık getirsin ve sözünü kanıtlasın!

“Evet biz bugün çok mükemmel bir parti iddiasında da değiliz” ne demek?!

Genel Başkan olarak, ekibinizle birlikte “mükemmel” olamayabilirsiniz ama CHP için “mükemmel bir parti iddiasında değiliz” diyemezsiniz!

CHP “mükemmel” partidir, “mükemmel” olmayan siz ve ekibiniz!

Cumhurbaşkanlığı adaylığınız için, CHP karşıtı, CHP celladı kesilemez, “CHP Genel Başkanı” sıfatınız unutup CHP düşmanlarının ağzıyla konuşamazsınız!

Kendinize gelin, haddinizi bilin!..

 

“Adı lazım değil” dün de (24 Mayıs 2022 Salı) grup konuşmasında https://www.sozcu.com.tr/2022/gundem/son-dakika-chp-lideri-kirlenmis-burokratlara-seslendi-7153266/ çarpıcı savda bulundu, “Bir kaçış planının anatomisi”ni saat 22.00’da açıklayacağını belirtti.

Türkiye’yi ve sayısız ülkeyi ekrana kilitlemeyi başardı!

Vurguladığı saatte Türk ve dünya kamuoyunun karşısına çıktı; şimdilik, ellerindeki belgelerden yalnızca birini açıklayacağını söyledi.

Açıkladı.

(Pek uzun olmayan açıklamasını https://www.sozcu.com.tr/2022/gundem/kemal-kilicdaroglundan-carpici-iddia-iki-vakif-ismi-vererek-erdogana-cagri-yapti-7154114/ linkinden okuyabilir, videodan izleyebilirsiniz.)

Ayrıntıya girmeyeceğim.

Türk halkı, şu “kaçış olayı”na yabancı değil!

90’lı yıllarda Anavatan Partisi (ANAP), Doğru Yol Partisi (DYP) eski Genel Başkanı ve eski Başbakan Tansu Çiller’in yurtdışına kaçacağını uzunca bir süre dile getirdi gündemde tuttu; öyle ki Tansu Çiller, Amerika’daki mal varlığını Türkiye’ye getirip Mehmetçik Vakfı’na bağışlayacağının sözünü vermek zorunda kaldı, ama tutmadı!

O yıllardaki ANAP Genel Başkanı ve eski Başbakan merhum Mesut Yılmaz, siyasi rakibi Çiller’in yurtdışına kaçacağını, yurtdışındaki mal varlığını ve bağış sözünü yerine getirmemesini gündemden düşürmedi.

Aradan 30 yıla yakın süreç geçti; kişiler değişti ama aynı konu Türkiye’nin gündeminde!

“Yaklaşık 30 yıl öce de ‘kaçış’ olmadı, bugün de olmayacak” diye düşünüyorum.

“Para kaçırma” geçmişteki gibi bugün de belgelense, gereği yapılmayacak mı ki?!

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı’nın “kaçmak” bir yana, Türkiye’de kalıp özellikle “kaçma” savının sahibiyle çok fena kapışacağı öngörüsündeyim.

(Zaten dün geceden itibaren AKP, MHP cephesinden “veryansın” başladı.)

Benim derdim, iki siyasi arasındaki siyasi kavga değil, sevdalısı olduğum ülkemin siyasileri arasındaki, ulusa ve bölgeye ciddi zararlar veren, düşman emperyalistlere ise yarayan “siyasi kavgalar”ın kökten bitmesidir!..