Monthly Archives :

Mart 2021

CUMHUR İTTİFAKI ORTAKLARINI KORKUTAN, TÜRK HALKININ SOYLULUĞU, TUTARLILIĞI, KARARLILIĞI!..

150 150 bakikarakol

Dün twitter hesabımdan üç paylaşımda bulundum.
Onları bilginize sunduk istiyorum:

TIKLIM TIKLIM KONGRELER; BU KARARLAR VE RAMAZAN’DA, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE’Yİ ARAPLAŞTIRMAK İÇİN BİLEREK, PLANLI MI YAPILDI?!. https://twitter.com/BakiKarakol/status/1376833863448662021

GÜNAYDIN!..
YENİ Mİ UYANDINIZ?!.
BİR HAYLİ GEÇ OLMADI MI?!. https://twitter.com/BakiKarakol/status/1376855004909297664

EĞLEMSİZ SÖYLEM, SUYA YAZI YAZMAK GİBİDİR!..
N O K T A ! . . https://twitter.com/BakiKarakol/status/1376858056320036865

Dün ayrıca…
Sözcü Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi ve Yazarı Saygı Öztürk’ün “Atatürk, askerlerin kurs yönergesinden çıkarıldı” https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/saygi-ozturk/ataturk-askerlerin-kurs-yonergesinden-cikarildi-6342296/ başlıklı yazısında işlediği konunun ise içimi parça parça ettiğini söylemeliyim!
Linki verdim.
Tıklayıp okumanızı isterim.

Geçelim…

Her nedense (böyle dememe bakmayın, biliyorum), son aylarda, ülkemin, halkımın, dünya lideri Kemal Atatürk’ümün, CHP’min, dinimin, ekinimin (kültürümün) vb bir numaralı düşmanı emperyalist Britanya Krallığı/İmparatorluğu, yazılı, görsel, sözlü ve internet basınıyla ülkemize, ülkemizdeki ekonomik, siyasi vb gelişmelere “yoğun” ilgi gösteriyor!
Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinde “İngiltere, Erdoğan’ın adımlarını inceledi: Erken seçim sinyali mi?” https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/ingiltere-erdoganin-adimlarini-inceledi-erken-secim-sinyali-mi-6342611/ başlıklı haberi okudum.
Sonra da Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan “Kılıçdaroğlu, kurmaylarına ‘sonbaharda seçime hazırlanın’ talimatı verdi” https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kilicdaroglu-kurmaylarina-sonbaharda-secime-hazirlanin-talimati-verdi-1824182 başlıklı haberi…

Özerkliğini yitirdiği yakın geçmişte aldığı ve uyguladığı “yanlı” kararlarıyla tartışılan, yerilen Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK’nın) seçime girecek siyasi partileri belirleyip açıklamasına https://odatv4.com/secime-girebilecek-partiler-belli-oldu-30032130.html kimi siyasilerin, genel başkanların heyecanlanmalarına, 2021’in sonbaharını işaret ederek “Erken seçim var” demelerine katılmıyorum.
Çünkü…
2022’nin Kasım’ından önce erken seçim öngörmüyorum.
2022’in Kasım’ında veya 2023 Haziran’ında yapılacak seçimde, Cumhur İttifakı’nın ve İktidarı’nın yapacağı, yaptıracağı “katakulliler”i öngörebiliyorum!
Yazacağım.

Dün beni mutlu eden haberlerden biri, www.cumhuriyet.com.tr ‘de yayınlanan “Aksoy Araştırma’nın yaptığı çalışmada yurttaşlar, ‘Kararlar Meclis’te alınsın’ uyarısında bulundu” https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/aksoy-arastirmanin-yaptigi-calismada-yurttaslar-kararlar-mecliste-alinsin-uyarisinda-bulundu-1824180 başlıklı haberdi.
“Aksoy Araştırma’nın çalışmasına göre yurttaşların yüzde 76’sı, ‘vatandaşın sağlığını, ekonomisini, güvenliğini ve refahını etkileyen kararların’ Meclis’te alınmasını istiyor. Bu kararların Cumhurbaşkanı tarafından alınmasını destekleyenlerin oranı ise yüzde 24. AKP’lilerin yüzde 53.7’si ve MHP’lilerin yüzde 89.5’i de kararların Meclis’te alınmasını destekliyor” spotlu haberde şöyle deniyordu:
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile başlayan Meclis’in işlevsizleştirildiği tartışmaları, son olarak, Meclis’in onayladığı İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararı ile çıkılması ve Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un, bu uygulamanın Montrö Boğazlar Sözleşmesi için de geçerli olduğu yönündeki sözleri ile yeniden gündeme geldi. 26 Mart’ta, mobil panel üzerinden eşzamanlı olarak 1067 kişi ile görüşmeyle gerçekleştirilen araştırmada, yurttaşlara “Sizce vatandaşın sağlığını, ekonomisini, güvenliğini ve refahını etkileyen bir karar nasıl alınmalıdır” sorusu yöneltildi. Yüzde 95 güven aralığında yüzde 3 hata payı ile yapıldığı kaydedilen çalışmada, yurttaşların yüzde 24’ü, kararların Cumhurbaşkanınca alınması, yüzde 76’sı ise Meclis tarafından alınması görüşünü belirtti.
Araştırmada, Meclis’te grubu bulunan partilerin seçmenlerine yönelik dağılım da yer aldı. Buna göre İYİ Partililerin yüzde 93.5’i, HDP’lilerin yüzde 93.2’si, CHP’lilerin yüzde 90.2’si, MHP’lilerin yüzde 89.5’i ve AKP’lilerin yüzde 53.7’si “kararları Meclis alsın” yanıtını verdi. AKP’lilerin yüzde 46.3’ü, MHP’lilerin yüzde 10.5’i, CHP’lilerin yüzde 9.8’i, HDP’lilerin yüzde 6.8’i ve İYİ Partililerin yüzde 6.5’i ise kararların Cumhurbaşkanı tarafından alınması görüşünde.”

Duygulandım, gururlandım, umudum katlandı!

İşte, Cumhur İttifakı ve Cumhur İttifakı İktidarı ortaklarını korkutan, Türk halkındaki bu soyluluk, bu tutarlılık, bu kararlılık!
Hiçbir güç karşı koyamaz, karşı çıkamaz!..

PARTİM CHP’MİN NE YAZIK Kİ BAŞINDAKİ “ADI LAZIM DEĞİL”İN İŞTE KAFASINDAKİ CUMHURBAŞKANI ADAYI…

150 150 bakikarakol

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının bir stratejisi var:
Kendisi ve kendileri dışındakilerden, hele de siyasi karşıt, siyasi rakip bellediklerinden gelecek iyi, yararlı, gerekli her şeye karşı çıkmak!..
Bunu, kendisi kadar, herkes biliyor.
En başta da, karşıt, rakip belledikleri siyasi kadrolar…
Bildikleri için, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanına oradan yükleniyorlar.
Orası…
Erken seçim!..

Sıkça, “erken seçim” isterler.
Biliyorlar ki, istem kendilerinden gittiği için, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, erken seçime gitmek düşüncesinde olsa da, istemeyecek, ret edecek.

Özde, erken seçim istedikleri yok; varmış gibi yapıyorlar.

Erken seçim istemelerinin bir diğer nedeni, parti içindeki “yönetime muhalif Milletvekilleri”ni etkilemek, susturmak…

Bunu çok sık yapan, “adı lazım değil”!..
Daha 5 gün önce (26 Mart 2021 Cuma) Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın “Çalar Saat” programında, bu yılın sonbaharında erken seçim olacağını söyledi.

İşte bu şahıs, en erken 2022’de, en geç de 2023 yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel seçiminde, partiden Cumhurbaşkanı adayı gösterecek “ad”ı kafasında belirlemiş.

Hiçbir kaynağa dayanmadan, kendi siyasi analizlerime dayanarak söylüyorum.
İnanmak, inanmamak sizin taktirinde.

Önce şu bilgileri vereyim:
Cumhur İttifak’ındaki siyasi partilerin tam aksine, Millet İttifakı’ndaki siyasi partiler, Cumhurbaşkanı adayı çıkaracaklar.
İyi Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı Genel Başkan Meral Akşener.
Saadet Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Genel Başkan Temel Karamollaoğlu veya 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ise Genel Başkan “adı lazım değil”in kafasındaki…

Bu üç siyasi parti, kendi adaylarını 1’inci turdan, 2’inci tura taşımak için yırtınacaklar.
1’inci turda en çok oy alıp 2’inci tura çıkacak, Cumhur İttifakı’nın adayı AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanıyla yarışacak adayda birleşecekler.
O aday, “adı lazım değil”in kafasındaki olacak.
Çünkü…
O aday, geçmişinde bıraktığı “iz”den, “izlenim”den ötürü, halkta karşılığı var.
Adı…
Görev süresi bitiminde evinde köşesine çekilen, ülkede onca olaylar olmasına karşın tek sözcük etmeyen, bu yüzden de zaman zaman yerdiğim, yereceğim…
10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer!

Biliyorum…
Konuşkan değildir.
Cumhur İttifakı adayı AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı karşısında tutunması zor.
Bu zayıf noktayı, birinci tur sürecinde “adı lazım değil” sırtlayacak.
Konuşmaların bitiminde “aday Sezer”, kitlelere tanıtım için sahneye çağrılacak.
Birkaç tümcelik söz edecek.
“Güçlendirilmiş demokratik, laik parlamenter sisteme dönüş için elimden geleni yapacağım” diyecek, “Söz veriyorum” diyerek de ekleyecek.
Kitlede zaten karşılığı var.
Kitle zaten güven duyuyor, saygı duyuyor.
Yani…
“Aday Sezer” uzun uzun konuşmayacak, konuşturulmayacak.

2’inci turda, Millet İttifakı’nın ortağı siyasi partiler, olanca güçleriyle CHP’nin adayı 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için çalışacaklar.
Genel Başkanlar mitinglerde sırayla çıkıp konuşacaklar.
Ardından, 1’inci turdakinin aynısı olacak…

Kazanır mı?

Evet, kazanır.
Açık arayla…

Kendisini 10’uncu Cumhurbaşkanlığına aday gösteren merhum Bülent Ecevit’e “Anayasa kitapçığı fırlatması”…
Cumhurbaşkanlığı görevini 11’inci Cumhurbaşkanı AKP’li Abdullah Gül’e devreder devretmez Ankara’daki konutunda sessizliğe gömülmesi…
Usuma (aklıma) geliyor!
Usumdan neler geçiyor, neler!..

CHP MAYASI “ATATÜRK DEVRİM VE İLKELERİ” YETMİYOR MU Kİ, “ADI LAZIM DEĞİL” YENİ SİYASET ARAYIŞI’NA GİRİYOR?!.

150 150 bakikarakol

Partim CHP’min ne yazık ki başındaki “adı lazım değil” 25 Mart 2021 Perşembe günü Kırıkkale, Bursa, bir gün sonra da Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın programındaydı.
Üç yerdeki konuşmalarının ana temaları aynıydı.

Kırıkkale’nin Toprak Mahallesi’nde esnaf ziyaretinde “Daha fazla vatandaşa gitmek, daha fazla konuşmak, daha fazla derdini dinlemek gerekiyordu. Biz bunu uzun yıllar belki ihmal ettik ama şimdi sizler ile bizler artık bir anlamda Türkiye’nin geleceğini oturup düşünmeye başladık” https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-kirikkalede diyerek, itirafta bulunuyor.
Sonra da “Önce Allah’a, sonra kendinize, sonra da bu kardeşinize güvenin. Türkiye’yi bu bataktan çıkaracağım, kararlıyım. Ben siyaseti halk için, fakir fukara için yaparım. Evine helal kazanç götürsün diye mücadele eden insanlar için siyaset yaparım. Benim dünya malında gözüm yoktur. Dünyanın bütün malı bana ait olsa ne olur. Eğer benim komşum açsa, başımı akşam rahatlıkla yastığa koyacak mıyım? Komşusu açken tok yatan bizden midir, değil midir? Komşusu aç olan milyonlar var bu ülkede. Sarayda oturanların dünyası farklı. Ben saray meraklısı bir adam da değilim. Evimde huzur içinde oturayım yeter bana. Sizlerin de saray meraklısı olmadığını biliyorum” sözleriyle kendine övgüler diziyor.
Kırıkkale Kültür Merkezi’nde Kanaat Önderleri Toplantısında ise “Yeni bir siyaset anlayışı başlatıyoruz aslında. Hepimizin mutlu olacağı, güzel bir ülkede yaşayacağımız yeni bir siyaset anlayışı”
https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-kirikkalede-kanaat-onderleri-bulusmasinda-konustu-25-mart-2021 tümceleriyle başlıyor, ayrıntılar veriyor.

CHP’nin, “yeni siyaset anlayışı”na gereksinim mi var?!
CHP’deki, dünya lideri Kemal Atatürk mayası yeterli değil mi?!
Yeterli değil mi ki, arayışına giriyor?!
“Yeni siyaset anlayışı” dediği, dünya lideri Kemal Atatürk’ün, CHP’yi CHP yapan devrim ve ilkeleri, hedefleri.
Ama…
Açık açık “Atatürk”, “Atatürk devrim ve ilkeleri” diyemiyor!
“Yeni siyaset anlayışı”nda yapacaklarını sıralıyor, gene dünya lideri Kemal Atatürk’ün adı yok!
Bir de, “Ben cesurum” der!

Sürdürdüğü konuşmasında “Gelin bize oy verin diye, buraya oy istemek için de gelmedim, zaten seçim de yok. Ama burada doğruları konuşmamız lazım” demesine karşın, doğruları söylemiyor!
“Seçim yok” diyor, sonra “Sonbaharda seçim” diye konuşur!
“Buraya oy istemek için gelmedim” diyor, gittiği her yerde oy istiyor!
Hakkı da…
Vatandaşla buluşmak, konuşmak, vatandaşa anlatması gerekenleri anlatmak, vatandaşı dinlemek işi, onun için geziyor, onun için yollarda.
Niye eğip büküyor ki!

Yaşanan “sorunların, devleti yöneten otoritenin siyasi tercihinden” kaynaklandığını vurguluyor, ardından “Bakın geçmişte kavgalarımız olabilir. Geriye dönüp bir helalleşmemiz lazım, bırakmamız lazım artık onları, önümüze, geleceğe bakmamız lazım” anlatısında bulunuyor.

Geçmişte yaşananlar yadsınamaz.
Ama geçmişte yaşananlarda, CHP’nin suçu, günahı yok.
CHP’yi, suçu, günahı olanlarla bir nasıl tutar?!

Konuşmasını “Sizden tek isteğim var: Soru sorarken, ‘Ya acaba bu soruyu sorsam, Genel Başkan üzülür mü?’ demeyin. Üzülmem. ‘Ya Genel Başkan acaba alınır mı?’ demeyin. Alınmam. ‘Ya bu soruda Genel Başkana sorulur mu?’ demeyin. Sorulur. Benim görevim bu, sorduğunuz her soruya samimi olarak cevap vereceğim. Birbirimizi iyi tanımamız lazım. İstediğiniz soruyu sorun, hangi soru varsa. Bazen televizyondan izleyip de evinizde düşünmüş olabilirsiniz, ‘Orada olsam ben de şu soruyu sorardım’ diye. İşte şimdi birazdan önünüze gelip oturacağım. İstediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Ben de samimi olarak her sorunuza cevap vereceğim. Buna kaç politikacı cesaret eder? Ben onu bilmem ama bu kardeşiniz cesaret eder” biçiminde bitiriyor.

Gülüyorum.
Parti içi elerkiye (demokrasiye) hoşgörüsü olmayana bakar mısınız?!

Aynı gün Bursa’ya geçiyor.
Gemlik Belediyesi’nde toplu açılış töreninde gençlere sesleniyor:
“Sizden oy istiyorum. Neden biliyor musunuz? Beni özgürce eleştirin diye ve korkmayın diye sizden oy istiyorum. https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/kemal-kilicdaroglu-genclere-seslendi-beni-ozgurce-elestirin-ve-korkmayin-diye-sizden-oy-istiyorum-6337413/

Kendi inandıysa, ben de inanacağım!

Bursa’da da kanaat önderleriyle bir araya geliyor, şu sözleri ediyor: “Beraber oturalım, bu memleketi bir aydınlığa çıkaralım. Bir de dürüst bir siyasi partiye, dürüst bir insana yetki verelim; bakalım ülke nasıl büyüyor, nasıl kalkınıyor.” https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/kemal-kilicdaroglu-bayrakla-vatanla-sorunumuz-yoksa-gel-kardesim-hep-beraber-kucaklasalim-6337095/?utm_source=ilgili_haber&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

Bu sözlerinin altında, kafasındaki, partinin Cumhurbaşkanı adayı yatıyor.
Yarın yazacağım.

Bir gün sonra (26 Mart 2021 Cuma) Fox TV’de “İsmail Küçükkaya ile “Çalar Saat” programına katılıyor. https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-fox-tvde-calar-saat-programina-katildi-26-mart-2021
Küçükkaya “Şimdi sizi dinlerken aklıma ne geldi biliyor musunuz? Diyelim seçime gittik. İşte 2023’te normalde belki de…” diyor.
Araya giriyor:
“Sonbaharda.”
Küçükkaya “Bu sene mi?” diye soruyor.
“Olabilir tabi” yanıtına “Götüremezler” sözcüğünü ekliyor.
Anlatıyor da anlatıyor.
Küçükkaya’nın “Yani siz diyorsunuz ki: Bu ekonomik tabloyu taşıyamayacakları için, bu sonbaharda seçim mi olabilir?” sorusuna “Gitmek zorundalar” yanıt veriyor.

“Seçim sonbaharda” neden dediğini de yarın yazacağım…
(29 Mart 2021 Pazartesi)

ŞENTOP, SÖZÜNÜ GERİ ALSIN, ÖZÜR DİLESİN, KAMUTAY (TBMM) BAŞKANLIĞI’NDAN İSTİFA ETSİN!..

150 150 bakikarakol

Kamutay’ın (TBMM’nin) AKP’li Başkanı, Tekirdağ AKP Milletvekili, imam hatip kökenli hukukçu Prof. Dr. Mustafa Şentop, önceki gece (24 Mart 2023 Çarşamba) Haber Turk (Haber Türk değil) TV kanalı “özel yayını”nda Muharrem Sarıkaya ve Serap Belet’in sorularını yanıtlıyor.
https://www.haberturk.com/son-dakika-tbmm-baskani-mustafa-sentop-haberturk-tv-de-sorulari-yanitliyor-3016880
İzlemedim.
Dün internet basınında, gazetelerin internet sitelerinde, tv kanallarında genişçe yer aldı.
Bana da saç baş yolduran, saat 12.38’de twitter hesabımdan “NASIL, NASIL BÖYLE ASLA OLMAYACAK, ASLA OLMAMASI GEREKEN SÖZÜ EDER?!. SUÇ İŞLEMİŞTİR!.. YAKASINA YAPIŞILMALI, DAVACI OLUNMALI!.. YETER BE!.. BU NE!..” https://twitter.com/BakiKarakol/status/1375019164012806145 diye paylaşım yaptıran sözleri çokça yerildi.

Haberi, www.amerikaninsesi.com ‘dan okudum.

“Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TBMM’nin onayladığı İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye Cumhuriyeti’nin çekilmesine karar vermesine TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un desteği tartışma yarattı” https://www.amerikaninsesi.com/a/sentopun-erdoganin-yetkisi-var-gorusu-tartisiliyor/5828256.html tümcesiyle başlayan haberde, Şentop’un, Sarıkaya ve Belet’in “Cumhurbaşkanı’nın, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden veya Montrö Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını geri çekebilmesi mümkün mü?” sorusuna “Teknik olarak mümkün” yanıtını verdiği yer alıyor!

İnanılır, kabul edilir gibi değil!

“Kamutay Başkanı” sıfatını taşıyan, “Kamutay Başkanlığı Koltuğu”nda oturan biri hiç böyle söz eder mi?!
Ederse…
Nasıl eder?!
Nasıl edebilir?!

Edilecek söz müdür?!

Demokratik, laik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olarak, beni yaralamıştır!

Şentop’un, beni ve benim gibi vatanına, devletine bağlı, sadık milyonları yaralamaya hakkı yoktur!

Şentop hemen bugün sözünü geri alsın, özür dilesin!
Bu kadarla kalmasın…
Kamutay Başkanlığından hemen bugün istifa etsin!
Partisi AKP’ye “Milletvekili” olarak hizmet versin!
Kamutay Başkanı olarak, partili gibi düşünmeye, konuşmaya, soruları yanıtlamaya, partisine ve partisinin içinde yer aldığı “Cumhur İttifakı İktidarı”na hizmet sunmaz!
Sunamaz!
Sunmamalı!
Sunmaya hakkı yoktur!
Sunması etik değildir!
Sunarsa…
Anayasa suçu işlemiş olur!
Yakasına yapışılır!

Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin, Kamutay Anayasa Komisyonu’nda, “Komisyon Başkanı” olarak “kabul edilmesinde”, Kamutay Genel Kurulu’nda da “geçmesinde” gayretleri yadsınamaz Şentop’un, dünyaca gülmece ustamız Nasretin Hoca’nın “göle maya çalması”nı anımsatan “Marmara Denizi’nde ayran yapabilmek mümkün müdür? Mümkündür. Yeterli yoğurt bulursanız yapabilirsiniz” sözüne ne demeli?!
Anlayan, anlayanınız var mı?!

Ne acıdır ki…
Kamutay’ımızın “Başkanlık Koltuğu”nda, böylesi içerik yoksunu anlamsız söz eden biri oturuyor!

Şentop’a en güzel yanıt, emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’den geliyor:
“…eğer bir dil sürçmesi veya acele ile söylenmiş değilse, Türkiye’nin ve mavi vatanın geleceğini son derece büyük tehlikelere atan sözlerdir.” https://www.internethaber.com/tbmm-baskani-sentop-erdogan-isterse-turkiye-montro-bogazlar-sozlesmesinden-de-cikabilir-2172730h.htm;

Emekli Tümamiral Gürdeniz’in dediği gibi; Şentop, iki televizyoncu gazetecinin “Cumhurbaşkanı’nın, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden veya Montrö Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını geri çekebilmesi mümkün mü?” sorusuna “Teknik olarak mümkün” yanıtıyla “ülkenin geleceğini tehlikeye atmış” oluyor!

Her kim, ülkesinin ve halkının geleceğini tehlikeye atıyorsa, “tehlikeli”dir!..

“CUMHUR İTTİFAKI”NDAN SÖZ ETTİ, “PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ”NDEN ETMEDİ!..

150 150 bakikarakol

AKP, 7’inci olağan büyük kongresini, yollarda, kongrenin yapıldığı salonun önünde, içinde, pandemi kurallarına uymayarak, yaptı!
Korona virüsü taşıdı, yaydı!
Hınca hınç dolu salonda, 8-10 yaşlarında kız-erkek çocuklar, kadınların kucaklarında emzikli bebekler vardı!
Bütün bunlar, ülkeyi yöneten siyasi kadronun ve onların başındaki “seçilmiş tek yetkili” AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının gözünde oluyordu!
Muhaletin de!..
Toplum sağlığını ciddi biçimde olumsuz etkileyen/etkileyecek bu durum yargıya taşınmayacak, halka anlatılmayacak, AKP’nin yaptığı yanına kar kalacak!

“Güven ve istikrar” sloganlı kongrenin ilk konuşmasını, kongrenin yapılacağı salon önünde, pandemi önlemleri hiçe sayılarak, toplanan/toplantılan kalabalığa yaparken “Kar yağışı tüm mikropları temizler” tümcesini de etme gereksinimi duyan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, salon içindeki, yaklaşık iki saat süren “kongre konuşması” ile bekleneni veremedi, tam bir hayal kırıklığı yarattı.
Oysa…
Beş gün önce, “kongre konuşması”nın, “2023’ün manifestosu” olacağını söylemişti!
Olmadı!
Ama…
“2023 hedefleri”nin ne olduğunun ipuçlarını verdi. https://t24.com.tr/haber/canli-akp-nin-7-nci-olagan-buyuk-kongresi-basladi,941156
Böylece…
Dünkü kongreye kadar “AKP Genel Başkan Yardımcısı”, kongre sonrasında “AKP Grup Başkanvekili” olan Kahramanmaraş AKP Milletvekili Mahir Ünal’ın “Biz daha yeni başlıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız her şey aslında hazırlıktı. Hazırlıklarımızı tamamlamamız 19 yıl sürdü ve asıl şimdi başlıyoruz” https://www.t24.com.tr/haber/akp-genel-baskan-yardimcisi-mahir-unal-hazirliklarimizi-tamamlamamiz-19-yil-surdu-asil-simdi-basliyoruz,940915 demesi de anlaşılır oldu!

Uzun uzun yazmayacağım…
“İman varsa, imkan var” diyen AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, ayetler okuyarak sürdürdüğü konuşmasında “yeni anayasa”ya ve “aile”ye, “eğitim”e, “kültür”e vurgu yaptı.
Vurgular “siyasal İslam” içerikliydi, orayı işaret ediyordu!
Böylece…
2023 hedeflerinin, Yürürlükteki 1982 Anayasası’nın değişmeyen ilk 4 maddesinin yer almayacağı “İslam Cumhuriyeti Anayasası”nı, demokratik, laik Atatürk Türkiye’sinde gerçekleştirmek, bu anayasa çerçevesinde “aile, eğitim, kültür” yapısını oluşturmak olduğu anlaşılırlık kazandı!

“Cumhur İttifakı” ve “Cumhur İttifakı İktidarı” ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkürler ettikten sonra “Türkiye önce 2023 hedeflerine, ardından 2053 vizyonuna bu ittifakla (Cumhur İttifakı) kavuşacak” tümcesini ederek, kararlılık sergileyen AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, durduk yere “2053 vizyonunun hamurunu aile, eğitim ve kültürle yoğuracağız” demedi!
Bahçeli de, partisinin 18 Mart 2021 Perşembe günkü 13’üncü olağan kurultaylarında, aynı kararlılığı göstermiş, “2023 ve takip eden on yılları kapsayan stratejik hedeflerimizin ilki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; daha yerinde bir ifadeyle, Türk Tipi Başkanlık Modeli…” diye konuşmuştu.

Ne var ki…
Bahçeli’nin “Türkiye, tarihinin en önemli yönetim reformu” sözcükleriyle tanımladığı “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nden, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, bir kerelik olsun söz etmedi!
Neden acaba?!
Parti yönetiminde “İki Genel Başkanvekili” yapılanmasına gitmesi ne içindi?!
2023’ün Haziran’ındaki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçiminden önce veya sonra “Parti Genel Başkanlığı”nı mı bırakacak?!

Öyle sanıyorum; içeriğini vurguladığım, hazırlayacakları anayasayı, 2022 yılı Ekim veya Kasım ayında halkoyuna sunacaklar.
Kabul edilmesi için çok çaba gösterecekler.
Kabul edilmemesi için çaba göstereceklere, ellerinden geleni yapacaklar!
Can yakacaklar!
Hileli sayımlar olacak!
Sandıklar çalınacak, kaçırılacak!
İlçe, il seçim kurullarından ve Yüksek Seçim Kurulu’ndan “yanlı kararlar” birbirini kovalayacak!
Vb…
Çünkü…
Bu halkoylaması, siyasi yaşamlarını belirleyecek!
Yitirirlerse, siyasi yaşamları bitecek!
Kazanırlarsa, Türkiye yitirecek!
Ama öyle olmayacak!
Çünkü kazanamayacaklar!
Demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dünya lideri Kemal Atatürk dönemindeki gibi, gene bölgesinde güneş gibi ışık saçacak, bir Pakistan, bir Afganistan, bir İran, Irak, Suriye, Sudi Arabistan vb olmayacak!..

GÖZLERDEN IRAK YİĞİT BULUT, TOPLUMSAL DİKKATİ DAĞITMAK İÇİN BİRDEN GÖRÜNÜR OLDU!..

150 150 bakikarakol

Bir değil, iki “Yiğit Bulut” var!
İlki:
Yazılarında, televizyon canlı yayınlarında ettiği sözlerinde, AKP’ye, AKP’nin Genel Başkanı -o yıllarda- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “muhalif” olmasından ötürü, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den çok daha keskin yergilerde bulunan Yiğit Bulut!
İkincisi: 180 derece dönüş yaparak, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’cı kesilen Yiğit Bulut!

“Muhalif” olup da, AKP’ye, AKP Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a etmedikleri söz bırakmayanlar içinde ilk 180 derece dönen, AKP’ye ve Erdoğan’a toz kondurmayan, onları en hararetli savunan Yiğit Bulut’tur.
Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Ertuğrul Günay ve son olarak Devlet Bahçeli, Yiğit Bulut’tan sonra gelirler.

“Ekonomi yazarı” olarak basın camiasında yer aldığında hep yanıldığı için kendisinden “sözde ekonomist” diye söz edilen Yiğit Bulut, 180 derece dönüşünün karşılığı olarak “Başbakan Başdanışmanı” yapıldığında, bugünlerdekine benzer biçimde tırmanış seyreden dövizle ilgili o ünlü “Dolar, 3 TL’yi geçerse, yüzüme tükürün” sözünü ediyor.

(Hay Allah!..
Usuma, “Nisan yağmurları” geldi!..)

Google’da, www.ensonhaber.com internet gazetesinin 10 Mayıs 2019 günlü, spotu “Döviz kurlarında yaşanan hareketlenmelerin başladığı ilk günlerden itibaren yükselişin duracağını savunan Yiğit Bulut, artık yorum yapmıyor” olan, “Yiğit Bulut’un dolar öngörüsü tutmadı” https://www.ensonhaber.com/ekonomi/yigit-bulutun-dolar-ongorusu-tutmadi başlıklı haberini gördüm.
Şöyleydi:
“Türkiye ekonomisi, döviz kurlarındaki hareketliliğin önüne geçemedi.
Seçim süreçlerinde yükseliş trendine giren ve bir türlü inmeyen kurlar, İstanbul seçimleriyle ilgili çıkan kararla yeniden yükselişe geçti.
Dolar 6,24 seviyesini görürken, euro 7 lirayı test etti. Sterlin ise 8 lira seviyesinde.
Kurlarda yaşanan bu hareketlilik devam ettikçe akıllara gelen tek bir isim var. O da Yiğit Bulut.
Doların henüz 2,50 bandında olduğu günlerden itibaren spekülasyonların yapıldığını savunan Yiğit Bulut, sürekli dolar alanın zarar edeceğini söyledi.
Ekranlarda tepkisini ‘3,50’den 3,80’den dolar alın diyen nokta noktalar neredesiniz… O günlerde yazı yazanlar adamsanız çıkıp yazı yazın, özür dileyin…’ ifadeleriyle gösteren Yiğit Bulut, döviz kurlarında yaşanan hareketlilik karşısında son dönemde sessiz.”

Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile “Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi” olan Yiğit Bulut bu defa sessiz değildi!

Dün sabah, a haber ve CNN Türk TV kanallarına çıkmış.

İzlemedim.
Haberini, Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesinden okudum.

“Doların ateşini Yiğit Bulut’la düşürme atakları” https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dolarini-atesini-yigit-bulutla-dusurme-ataklari-1822599 başlıklı haberi okuyunca, saat 12.52’de twitter hesabımdan şu paylaşımda bulundum:
ÇOK AMA ÇOK GÜLDÜM..
HALA DA GÜLÜYORUM…
AYNEN ŞÖYLE:


“DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR” DEDİKLERİ BU OLSA GEREK…
https://twitter.com/BakiKarakol/status/1374297917004070914

Anlatmak istediğimi anlattığımı, başka da bir şey yazmama gerek kalmadığını düşünüyorum.
Şunu da:
180 derece dönüş gördüm, Yiğit Bulut, Devlet Bahçeli gibisini görmedim!

Belki şunu sorabilirsiniz:
“Gözlerden ırak Yiğit Bulut birden niye görünür oldu?!”
“Toplumsal dikkati, odaklanmayı dağıtmak için…” diyeyim, gerisini siz anlayın…

Bu arada…
Dünkü grup konuşmasında “Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın, biz bu ülkeye umudu getireceğiz” sözüyle çelişen “adı lazım değil”in, adını “Koltuk İttifakı” koyduğu 4 partili “Cumhur İttifakı”nın büyük ortağı AKP’nin bugün Ankara Spor Salonu’nda 7’inci Olağan Büyük Kongresi var.

Gene…
Pandemi önemleri dikkate alınmayacak!
Salon tıklım tıklım dolacak!
Korona Virüsü Ankara’dan bütün yurda yayılacak!

Derim ki:
Ülke iki hafta tam kapansın!
Yoksa!..

UĞUROĞLU’NUN YAZISINDAKİ SON BEŞ TÜMCEYE KATILMIYORUM, “AKP GÜZELLEMESİ” GİBİ GELDİ…

150 150 bakikarakol

Yeniçağ Gazetesi yazarı Orhan Uğuroğlu, ülkücü kökenli, deneyimli gazetecidir.
İç siyasa (politika) konularında uzmandır.
Siyasayı, siyasa kulislerini titizlikle izler.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın “Allah kimseyi Sayın Bahçeli gibi birine muhtaç etmesin” https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/babacandan-gergerlioglu-aciklamasi-amac-seytanlastirma-6326862/?utm_source=tavsiye_haber&utm_medium=free&utm_campaign=tavsiyehaber dediği Cumhur İttifakı’nın ve Cumhur İttifakı İktidarı’nın etkili ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi dünkü yazısında konu etmiş.
“Teröre ve teröriste destek veren hatta terörü kınamayan partiler kapatılsın ama… İspanya’daki gibi anayasa ve yasalar öyle düzenlensin ki bir daha hiçbir parti aklından dahi geçiremezsin…
Bu kadar net adımlar atılması lazım.
Çünkü partiler demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesi çerçevesinde vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için faaliyet göstermelidir.
Bugüne kadar bu ilkelere uymayan partiler kapatıldı ama yeniden açıldı.
İspanya’nın yaptığını Türkiye maalesef yapamadı.
Hatta yapmayı düşünen ve millete bunu vadeden bir parti de yok.
Nokta.” https://www.yenicaggazetesi.com.tr/bahceliden-cok-supheleniyorum-58591yy.htm tümceleriyle başlayan “Bahçeli’den çok şüpheleniyorum” başlıklı yazısında “14 Eylül ve 19 Kasım 2013’te Genel Başkan Devlet Bahçeli Erdoğan’a dedi ki:
– Buna göre Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir, ya Türk düşmanıdır, ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü görevlisidir.
– Türkiye Cumhuriyeti’ni PKK severlerin yönetmesi, devletin en üst makamlarında teröristlere yataklık yapanların bulunması Türk milleti için kıyamet alameti değil midir?
– Hangi devletin yöneticileri böyle bir kokuşmuşluğun içinde olmuştur?
– İnşallah Allah’ınızdan bulacağınız günler de yakındır.
– Başbakan Erdoğan barış, çözüm ve süreç derken; PKK’lı caniler elleri tetikte insan avına çıkmışlar, kan dökmek için silahlarının emniyetini açmışlardır.
– Kimse ümitsiz olmasın, kurtuluş yakındır.
– Başbakan ve hükümetinin Yüce Divan’a çıkma günü yaklaşmaktadır” alıntısına yer veriyor, yazısını şöyle bitiriyor:
“HDP kapatılma davasına hızlı bir geçiş yapayım.
AKP biliyorsunuz parti kapatılmasına karşıydı.
– Erdoğan ve AKP’liler HDP kapatılma davasında okların kendilerine döneceğinden endişe mi ediyorlardı?
MHP ise özellikle son aylarda HDP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yoğun baskı yapmaya başladı.
Bugüne kadar ‘erken seçim’ çıkışları ile siyasete yön veren Devlet Bahçeli ne yapmak istemektedir?
‘Başbakan ve hükümetinin Yüce Divan’a çıkma günü yaklaşmaktadır’ diyen Bahçeli’nin sözlerini hatırlayarak kendi kendime soruyorum:
Hele hele Başsavcılığın HDP iddianamesini ‘Çözüm Süreci’ bölümü ile ekindeki ‘İmralı notları’ kitabını da görünce;
– Bahçeli’den çok şüpheleniyorum…
Bahçeli’nin amacı;
– AKP’yi de kapattırmak mıdır?
Söz verdiği gibi;
– Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndermek midir?”

Uğuroğlu’nun son beş tümcesine katılmıyorum.
“AKP güzellemesi” gibi geldi.

Bahçeli istese de, çırpınsa da, AKP’yi kapattıramaz, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanını Yüce Divan’a gönderemez.
Gücü yetmez.
AKP’nin, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının arkasındaki dış destek, MHP’nin ve MHP Genel Başkanının arkasındaki dış destekten üç kat, beş kat fazladır, çok da güçlüdür.
Uğuroğlu bütün bunları ayrıntılarına kadar bilen biridir.
AKP’ye, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanına sabah akşam “saydıran” Bahçeli’nin neden ve ne/neler oldu ki 180 derece çark ettiğini, AKP’nin, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının yanında, “safında” yer aldığını…
Yeşil Kuşak, Ülkücü Kuşak projelerini…
Bu iki projenin “Cumhur İttifakı”na neden, nasıl dönüştürüldüğünü…
“2023 Hedefi”ni, “Türk-İslam Sentezi”ni…
Asıl zor günlerin kapıda olduğunu…
2023 Temmuz’unda korkulur olayların yaşanacağını…
Da bilen biridir.
Bunları yazsın isterdim…

Yazımı…
Dün gece Halk TV’de canlı yayınlanan “Sözüm Var” programına görüntülü katılan Gelecek Partisi Genel Başkanı Sema Silkin Ün’ün, ekonomiyi, siyasayı, yargıyı vb dibe vuran ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ni tanımlayan, beğendiğim şu sözüyle bitirmek istiyorum:
“Kendine, kendisi yetki veren sistem”!..

“2023 HEDEFİ”: TÜRK-İSLAM SENTEZİ!.. ONU YAŞAMA GEÇİRMEK, KALICI KILMAK!..

150 150 bakikarakol

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, Cuma namazı çıkışı cami bahçesinde veya önünde açıklama yapmayı gelenek haline getirdi.
Geçen Cuma (19 Mart 2021) namazı çıkışında da “Kerem Aydınlar Camisi” önünde basın mensuplarına konuştu:
“Kongre noktasında ön hazırlıklarımızı kararlı bir şekilde yaptık, şu anda sloganlarımızdan tutunuz, yapacağımız konuşmaya varıncaya kadar hepsi hazırlanıyor. Çarşamba günü yapacağım konuşma 2023’ün bir manifestosu olacaktır. Onu o konuşmada da göreceksiniz” dedi, sürdürdü:
“Çok daha geniş anlamda bir konuşmayı planlamış durumdayım. Çarşamba günü bu konuşmamızı ifade ederek aynı zamanda da AK Parti olarak, MHP ile Cumhur İttifakı olarak 2023’e doğru çıktığımız bu yolda dayanışmamız neler olacaktır? Bunları da ifade edeceğiz. Çarşamba günü yapacağım konuşma adeta 2023’ün bir manifestosu olacaktır.
Koronavirüs sürecinde bu kongreleri yapıyoruz. MHP yaptı, biz bir tarafta sonra yapacağız. Bütün kongrelerimizi zor şartlarda hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. Şimdi de büyük kongrelerimizi yapacak 2023’e hazırlanacağız. İnşallah 2023 Türkiye’de bir dönüşüm süreci olacak.”
https://www.internethaber.com/cumhurbaskani-erdogan-2023un-manifestosunu-carsamba-gunu-aciklayacagim-2171393h.htm

“Zor şartlarda” mı?!
“Büyük Kongreler” mi?!
Yarından sonraki (24 Mart 2021 Çarşamba) 7’inci Olağan Büyük Kongre’den başka 2’inci bir Büyük Kongre mi var?!

Büyük Kongre’de yapacağı konuşmanın “2023’ün manifestosu” olacağını vurgulayan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı “2023 Türkiye’de bir dönüşüm olacak” tümcesiyle, “2023 hedefi”nin “özne”sini belli etti.

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanından bir gün önce (18 Mart 2021 Perşembe), 4’lü Cumhur İttifakı’nın ve Cumhur İttifakı İktidarı’nın etkili ortağı MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli ise “2023 ve takip eden on yılları kapsayan stratejik hedeflerimizin ilki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; daha yerinde bir ifadeyle, Türk Tipi Başkanlık Modeli…” http://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/4787/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_Bahceli__nin___13_Olagan_Buyuk_Kurultay_acilisinda_yapmis_olduklar_.html diyerek, hedeflerinin ‘bu sisteme/modele sahip çıkmak, ilke, kural ve kurumlarıyla yaşamasına hizmet etmek’ olduğunu belirtmiş, daha bir açılımda bulunmuştur.

Bahçeli, gerçeklerle örtüşmeyen “Türkiye, tarihinin en önemli yönetim reformunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle başarmıştır. Yeni sistem, Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerine dayanmıştır” demiş ama iki ayrıntıyı unutmuştur:
Birincisi; Sistemin adı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” değil, “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”dir.
“Partili” sözcüğün özellikle metinde/tanımda yer almasını ısrarla isteyen Bahçeli’nin kendisidir.
İkincisi; Cumhur İttifakı’nın “Partili Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi”nin kaynağı, amacı “Türk-İslam Sentezi”dir, “Türk-İslam Sentezi”ni yaşama geçirmektir.

Bahçeli “Güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistem teklifleri beyhudedir, eskiye kıvrılıştır, geleceğe dair söyleyecek bir şeyi olmayanların acıklı kıvranmasıdır. Zillet ittifakının, ‘Güçlendirilmiş parlamenter sistem’ ezberi; içi boş, günü kurtarmaya dönük taktik bir adımdır. Artık Parlamenter Sisteme geri dönüş yoktur” sözlerinin artından
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; siyasi, hukuki ve ekonomik reformlarla kökleştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Memnuniyetle söylemek gerekir ki, bu süreç kararlılıkla devam etmektedir. Eksik varsa giderilecek, yetersizlik varsa telafi edilecektir” demiştir.

Bahçeli varsın böyle söylemlerde bulunsun!
Yaşanan gerçekler hiç de anlattığı gibi değil!
Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile ülke hiç bu kadar kötü yönetilmemişti!
Halk aç, yoksul kalmamış, yorulmamış, yorgun düşmemişti!
İşsizlik tavan yapmamıştı!
Ayrımcılık, kayırmacılık, kollamacılık bu boyutlara varmamıştı!
Dışta itibar, güven, saygınlık altlara düşmemişti!
Ekonomi dibe vurmamıştı!
Döviz tepelere fırlamamıştı!
Vb!..

Bahçeli “Biz yürüdükçe, Türkiye düşmanları köstebekler gibi saklanacak. Türkiye’yi faka bastırmak, tuzağa düşürmek için çırpınan hasis ve hamiyet yoksunu çevreleri ibretle takip ediyorsunuz” demesine karşın, “Türkiye’nin düşmanları”nın ve “Türkiye’yi faka bastırmak, tuzağa düşürmek için çırpınanlar”ın kimler olduğunu açıkça söylememiştir, sözü gene CHP’ye, İyi Parti’ye, HDP’ye getirmiş, onlara veryansın etmiştir!

Bu kez “muhterem” sözcüğünü de kullanarak “2023’de Cumhurbaşkanı adayımız bellidir. O muhterem isim, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedikten sonra “Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Partili kardeşlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum” tümcesini eden Bahçeli’nin “teşekkür”ünü, “şükranları”nı anlayamadım, anlamlandıramadım!

Netleşen şu ki:
AKP ve MHP, “2023 hedefi” dedikleri, “Türk-İslam Sentezi”ne dayalı ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde kararlılar!
Ucubeyi kalıcı kılmak için ellerinden geleni yapacaklar!
Ulusal dirençle karşılaşacaklarının, “hedef”e ulaşamayacaklarının bilincindeler, ayırtındalar!
Bu yılın Ağustos ayı başlarından itibaren, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası benzeri zor günlerin başlayacak olmasından kaygılıyım!
Umarım ve dilerim, y a n ı l ı r ı m ! . .

AKŞENER, TAKLİTÇİSİ, “SALGIN YAYAN” AKP’Yİ, MEHP’Yİ HALKA ANLATMALI VE “DÖNEK MİSİNİZ?” SORUSUNA PERİNÇEK YANITI…

150 150 bakikarakol

Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP, Korona Virüs salgını önlemlerini hiçe sayan, salgını vakalarını artıran büyük ortağı AKP’yi örnek alarak, dün (18 Mart 2021 Perşembe) 13’üncü olağan büyük kongresini yaptı!
6 gün sonra da (24 Mart 2021 Çarşamba) AKP 7’inci büyük kongresini yapacak!
Bir başka siyasi parti, dernek, sendika kongrelerini, vatandaşlar düğünlerini yapamazlar, cenazelerini 30’dan fazla insanla kaldıramazlar!

Anlamadım gitti!:
İl il, ilçe ilçe, kasaba kaba dolaşan, vatandaşlarla yüz yüze görüşen, konuşan, onları dileyen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meral Akşener taklitçisi “adı lazım değil”, bu durumu, gittikleri her yerde vatandaşlara neden anlatmıyorlar?!
Evet, vatandaşlar, Cumhur İttifakı’nın 4 ortağından AKP ve MHP, Cumhur İttifakı İktidarı’nın, yani kendilerinin koydukları, toplumu uymakla sorumlu tuttukları, uymayanlara para cezaları kestikleri genelgelere uymadıklarını görüyorlar!
Bu ayrımcılık, vatandaşı, Cumhur İttifakı partilerinden uzaklaştırdı, Cumhur İttifakı İktidarı’nın “ömrü”nü bitirdi!
Ama…
Gene de…
Akşener ve taklitçisi, dinledikleri vatandaşlara, bu “ayrımcılığı” anlatmalı!
Anlatırlarsa, vatandaş, doğru düşündüğünü kavrayacak, kararlı olacak!
Bu kararlılık, seçimde sandığa yansıyacak, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayına seçim kazandırmayacak, Cumhur İttifakı partilerin hedefledikleri oyu almalarına olanak tanımayacak, iktidarlardan edecek!
“Akşener ve taklitçisi bir düşünsün” derim.

Danıştay’ın “öğrenci andı”mızın okunmasını yasaklayan kararına esip gürleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 10’uncu kez “Genel Başkan” seçildiği –başka aday yoktu- dünkü büyük kongrelerinde “and”ımızı ne okudu, ne de okuttu!
Bir iki beylik söz etti, o kadar! http://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/4787/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_Bahceli__nin___13_Olagan_Buyuk_Kurultay_acilisinda_yapmis_olduklar_.html
Bahçeli’nin bu davranışı, gerek kendisine, gerekse partisine büyük darbe vurdu.
Bahçeli ve genel merkez yönetimine seçtirdiği arkadaşları, kongre sıcaklığında, ayırtında değiller ama okutulmamasına kükredikleri “adı”mızı, kongrelerinde okumamaları olayı, oy yüzdelerine en az 3-4 puan olumsuz yansıyacak.
Bunu, sandık sonuçlarında görecekler.

Pandemi, “and”ımız, Cumhur İttifakı’nın ortaklarından AKP ve MHP’yi çok kötü vurdu!
Çok daha kötü vuracak!
İktidar ellerinden kayıp gidecek!

“And”ımız konusunda, “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin –Bahçeli konuşmasında “Partili” sözcüğünü söylemedi. Neden acaba?!- “Cumhur İttifakı İktidarı”nın 1 Numarası AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı dün “Devlet Övünç Madalyası Tevcih Töreni’nde konuştu, “Bu yıl aynı zamanda İstiklal Marşı yıldır. Her bir kelimesi, satırı, dörtlüğü verdiğimiz mücadelenin önemini anlatan mesajlarla doludur. Milli andımız olan İstiklal Marşı niçin birlik olmamız, vatanımıza sahip çıkmamızı anlatıyor” https://www.haberturk.com/cumhurbaskani-erdogan-milli-andimiz-istiklal-marsimiz-dir-3009800 dedi.
Ulusal Marş’larla, Ulusal And’larlar aynı olur mu?!

Cumhur İttifakı’nın 4 ortaktan biri de Vatan Partisi’dir.
VP’nin değişmeyen ve değişmeyecek Genel Başkanı Doğu Perinçek, dün, Armağan Çağlayan’ın “YouTube’daki “Gör Beni Programı”nın konuğuydu.
Bahçeli’nin kongre konuşmasında yere göye sığdıramadığı “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile ilgili, ortaklarını hop oturtup hop kaldıracak sözler etti.
www.gercekgundem.com internet gazetesinin haberine göre, Armağan Çağlayan’ın, Perinçek’e “Vatan Partisi, başkanlık sistemini destekliyor mu?” sorusunu sordu.
Perinçek’in yanıtı “Hayır. Vatan Partisi, başkanlık sistemine karşı tek tutarlı tavır alan ve başkanlık sistemini tarihsel temelleriyle Türkiye’nin rejiminin ve aynı zamanda geleceğine dönük planlarımız projelerimiz içerisinde tutarlı eleştiren tek partiyiz.
Başkanlık sistemi Türkiye için yanlış. Çünkü: İktidarı, çok dar bir grup elinde tutuyor. Cumhurbaşkanı çevresinde olan dar bir grup elinde topluyor. Bir nevi ekonomideki mafyalaşmanın siyasete yansıması.
Ekonomide mafyalaşma olunca; sanayiciler, tüccarlar kenarlara itiliyor. Bir tek sıcak para komisyoncularının, faizcilerin eline geçiyor ekonomi. Partilerin liderlikleri mafyaların eline geçiyor. Lider mafyalık oluşuyor ve sistem de meclisi kenara iterek dar bir Cumhurbaşkanı etrafında iktidarı topluyor başkanlık sistemi. Bu bakımdan başkalık sistemini yanlış buluyoruz” https://www.gercekgundem.com/siyaset/260067/dogu-perincekten-erdogani-cok-kizdiracak-sozler-baskanlik-sistemini-bakin-neye-benzetti oldu.

Armağan, Perinçek’e bu kez “Son dönemde sizi ‘Dönek olmakla’ suçluyorlar. Tırnak içinde soruyorum” dedi, sordu:
“Ne diyorsunuz bu konuda? Dönek misiniz?”
Perinçek açtı ağzını, yumdu gözünü!:
“Ben bilimsel sosyalistim. ‘Dönek’ diyenlerin hepsi dönek. Dönek oğlu dönek onlar hem de. Hepsi dönek oğlu dönek. O suçladıkları adam, 15 yıl 5 kuşakla hapis yatmış bir adam. Bunların hepsi dönmüş adamlar…
Daha 12 Mart’tan sonra dönmüş adamlar. Ben 12 Mart, 12 Eylül, 1990, 98, 2008, Türkiye’de 5 kuşakla CIA’nın, sistemin hapishanelerinde yatan tek adamım. Bunun karşısında 4 kuşakla yatan da yok.” https://www.gercekgundem.com/siyaset/260061/dogu-perincekten-donek-misiniz-sorusuna-cok-konusulacak-cevap
Hadi canım sen de!..

KAMUTAY’DA (TBMM’DE) DÜN YAŞAN BİR “HOŞ”, BİR “HOŞ OLMAYAN” İKİ OLAY!..

150 150 bakikarakol

Dün (17 Mart 2021 Çarşamba) Kamutay’da (TBMM’de) bir “hoş”, bir “hoş olmayan” olay vardı.

“Hoş olmayan”dan başlayayım…
Kamutay Genel Kurulu’nun saat 15.00’da başlayan oturumunda, Kocaeli HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Milletvekilliği düşürüldü!
https://www.gercekgundem.com/siyaset/259743/hdpli-omer-faruk-gergerlioglunun-milletvekilligi-dusuruldu?utm_source=share-twitter
Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı neden beklenmedi?!
Kısa bir süre önce aynısı yaşanan İstanbul CHP Milletvekili Enis Berberoğlu olayı neden örnek alınmadı?!
www.t24.com.tr internet gazetesinde hala yayında olan haberi twitter hesabından paylaştı diye, bir Milletvekili suç mu işler ve o twitter paylaşımından ötürü Milletvekili’nin Milletvekilliği mi düşürülür?!
İnanılır gibi değil!
Ülkemiz adına üzücü, kaygı verici!
Beni daha bir sarsan…
Kamutay Genel Kurulu’ndan çıkmayacağını –çıktığı an gözlem altına alınacağı için- açıklayan ve çıkmamakta kararlı davranan Gergerlioğlu’nu, Kamutay’ın AKP’li İdare Amiri, İzmir Milletvekili, eski futbolcu Alpay Özalan’ın çıkarmak istemesi!
Çıkarmak isterken, Gergerlioğlu’nu partili Milletvekilleri arasından, zor kullanarak, çekmeye kalkması! https://t24.com.tr/video/akp-li-alpay-ozalan-in-gergerlioglu-nu-meclis-ten-cikarmaya-calistigi-anlar,37232
Bir Milletvekili, bir başka Milletvekiline bunu nasıl yapar?!
Biri-iki saat sonra, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AYM’ye, HDP’nin kapatılması için “iddianame” sundu. https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/yargitay-cumhuriyet-bassavcisi-sahin-anayasa-mahkemesinde-hdpye-kapatma-davasi-acti-6319533/
Rastlantı mı, siyasi mi?!
(“Siyasi mi?!” sorusunu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP’nin kapatılmasında istekli ve ısrarlı olduğu için soruyorum.)
Bu üç olay, içte ve dışta, ciddi biçimde Türkiye’nin başını ağrıtacak!

“Hoş” olan ise…
Saat 11.0 sıralarında İyi Grubu’nda yaşandı.
Kim/kimler düşündüyse, kim/kimler karar verdi uyguladıysa, hepsini kutluyorum, hepsine teşekkür ediyorum.
Kürsüye “Dila Zühre Demirci” adlı kız çocuğu çıkarıldı.
Dila Zühre Demirci, “Öğrenci Andı”mızı, gruptaki İyi Parti Milletvekillerini ve konukları ayağa kaldırarak, onlarla birlikte okudu!
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/meral-aksener-partisinin-grup-toplantisinda-konusuyor-1821222
Gururlandım!
Ayağa kalktım, eşlik ettim.
Ne müthiş duyguydu!
Hep birlikte, “Ne Mutlu Türk’üm diyene” dediğimizde, gözlerimden yaş boşandı!

Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, “and”ımızın okunmasını yasaklayan Danıştay kararı yanında yer aladursun!..
Son günlerdeki söylem ve eylemleri ile dikkatleri üzerinde toplayan, ezber bozan, Kamutay’ın 2’inci büyük siyasi partisinin Genel Başkanı imiş gibi algı yaratan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener şöyle diyordu:
Bu ülkede Mustafa Kemallere idam fermanı yazanlar oldu. Milletin meclisinin üzerine ordu gönderenler oldu. Bu ülkede milletine terörist diyenler oldu. Bu ülkede andımızı yasaklayanlar oldu. Aslında buna çok da şaşırmıyoruz. Çünkü onları anlayabiliyoruz. Andımızın sözleri ağır gelenler, elbette andımızı yasaklamak ister. Küçüklerini korumak yerine onlara göz dikenler elbette andımız okunmasın isterler. Oy hesabı dışında büyüklerini sayıdan saymayanlar, yaş almışına emeklisine sahip çıkmayanlar, elbette andımız duyulmasın isterler. Yandaşını milletinden çok sevenler, yükselme ve ileri gitme idealini elbette andımız bilinmesin isterler. Büyük Atatürk dendiğinde kaşıntı tutanlar, çalışmak yerine çalıp çırpanlar elbette andımız hatırlanmasın isterler. En önemlisi de Türk demenin bir ayırma değil, bir birliktelik arzusu olduğunu görmek istemeyenler, Türk Devleti’ni uçuruma sürükleyenler elbette andımızın son cümlesinde şaşkına dönerler. Ama o arkadaşlar hiç kusura bakmasın. Bizler hâlâ buradayız. Türk Devleti hâlâ burada. Cumhuriyet hâlâ burada. Çünkü bu topraklarda milletini ve memleketini özünden çok sevenler, kendilerini ve koltuklarını özünden çok sevenlere karşı her defasında galip gelmiştir. Her zaman da galip gelecektir.
Andımız inancımızda, sözümüzde, yaptıklarımızda ve yapacaklarımızdadır. Andımız milletimize duyduğumuz sevgide ve büyük güçlü ve zengin bir Türkiye’ye duyduğumuz özlemdedir. Andımız kahraman atalarımızın aziz hatırasında, Atatürk’ümüzün mirasındadır. Andımız kalplerimizde, andımız ruhumuzda, andımız irademizdedir. O nedenle andımıza el uzatmaya cüret edenlere inat, bir kez daha: Ne Mutlu Türküm Diyene!
Bakanlıklarımız içinde ikisinin adının başında milli kelimesi vardır. Kafiye olsun diye değildir bu milli kelimesi. Zaten kafiyeli de değildir. Biri Milli Savunma Bakanlığı, diğeri de Milli Eğitim Bakanlığı’dır. İşte o nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nın milli kimliğimize vurgu yapan, milli şuuru besleyen andımızla, yargı üzerinden mücadeleye girmesi acı olduğu kadar ironiktir. Yerli ve milliyiz diyenlerin aslında ne olmadıklarını göstermesi bakımından da bir o kadar öğreticidir. Biliyorsunuz, Danıştay’ın 2018 yılında verdiği ‘andımız yeniden okutulmalı’ kararının ardından bu kürsüden birçok defa kararı uygulayın çağrısı yaptım. Meclis grubumuz soru ve araştırma önergeleri verdiler. Tüm bu süreçte iktidardan da ortağından da daha doğrusu ortaklarından da ses çıkmadı. Danıştay kararına rağmen üç yıldır ortağına ‘andımızı okutun’ diyemeyenler, şimdi ise çıkmışlar genel kurul kararından sonra bu karara isyan ediyormuş gibi yapıyorlar. İbretlik gerçekten. Allah kimseyi böyle yoldan çıkarmasın.
Abdürrahim Karakoç ne güzel söylüyor: Bindirmişler bir gemiye, rotasından haberi yok. Korkuyor ‚’Türküm’ demeye, Atasından haberi yok. Derdi, davası oy için, seneyi satar, ay için, herkese çatar, bey için, ötesinden haberi yok…” https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/meral-aksener-partisinin-grup-toplantisinda-konusuyor-1821222

Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın dün “Türkiye’de andımız konusunda yapılan tartışmalar ‘Türküm’ sözünden kaynaklanıyor. Danıştay aldığı kararla okullarda andımızın okunmasını kaldırdı. Gerekçesi henüz yayınlanmadı…
İnsan ister istemez düşünüyor; ‘Türküm’ yerine ‘Müslümanım’ denseydi Danıştay böyle karar alabilir miydi? Alamazdı” tümcelerinin ardından şu iki “Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne inananlar andımızdan niçin rahatsız olur ki? Evet, asıl mesele budur; iktidar kötü yakalanmıştır!” tümceyle biten //“Türküm” yerine “Müslümanım” denseydi andımız kararı ne olurdu// https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/soner-yalcin/abd-yargisinin-andimiz-karari-6317939/ başlıklı güzel bir yazı yazdı.
Okumanızı isterim.

Sırf merakımdan soruyorum:
“Andımızın okunmaması”na ilişkin Danıştay kararına oflayıp püfleyen, en yüksek perdeden tepki veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bugünkü –AKP kongreleri gibi Korona Virüsü salgınını daha bir azgınlaştıracak- 13’üncü Olağan Büyük Kongresinde “and”ımızı okuyacak mı, okutacak mı?
Yoksa…
Unutacak mı?
G ö r e c e ğ i z . . .