Monthly Archives :

Ocak 2022

SEDEF KABAŞ’I UNUTUP SEZEN AKSU’CU KESİLEN DÜŞÜNDAŞLARIMI UYARIRIM!..

150 150 bakikarakol

Sezen Aksu konusunu kapatacak, yazmayacaktım.

Ama…

Dünyaca ünlü, ulusal onurumuz piyanist, besteci Fazıl Say’ımız, 27 Ocak 2022 Cumartesi günü @fazilsaymusic Twitter hesabından gerçekleştirdiği paylaşımlarından birinde diyordu ki:

“Hepinize güzel bir gün dilerim. Sessiz bir odadayım. Önümde ‘Avcı’ adındaki şiir. Nasıl bestelerim diye düşünüyorum. Merak etmeyin, Şairinden izin aldım. Kendisi bestelemeyecekmiş, yapmak isterim bu durumda, Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım layık olmak için.”

https://twitter.com/fazilsaymusic/status/1486642272775065602

Dikkatimi çeken, Sezen Aksu’nun kendi kaleminden çıkan “Avcı” güftesini bestelememesi!

Say’ın bestelemek istemesine, Sezen Aksu’nun izin vermesine sözüm yok.

Takıldığım nokta, Sezen Aksu, sözlerini yazdığı güfteyi, neden bestelemek istemedi?!

Çekindiği bir şey mi vardı, var?!

 

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, 28 Ocak 2022 Cuma gecesi canlı yayınlanan “Liderler Özel” programına aldığı konuğuyla https://halktv.com.tr/gundem/chp-lideri-kilicdaroglu-halk-tvde-konustu-662248h soru-yanıt biçiminde söyleşirken, söz, Sezen Aksu’ya geldi.

Konuğu da, Toktaş da, “Yetmez ama evet”çi Sezen Aksu’nun, siyasi olarak yanlarında yer aldığı yol arkadaşlarının “gündem değiştirme” amaçlı “algı operasyonları”ndan birindeki rollerinden ötürü “hışma uğraması”na değindiler.

Toktaş, Sezen Aksu’nun “dik durduğu”nu söyledi!

Sezen Aksu ve dik durmak!

Ah Toktaş ah!

 

Önceki gün (29 Ocak 2022 Cumartesi), bir numara yandaş Sabah Gazetesi’nin yazarlarından Okan Müdderisoğlu “Sezen Aksu… Ve duyduğum o mesaj…” https://www.sabah.com.tr/yazarlar/muderrisoglu/2022/01/29/sezen-aksu-ve-duydugum-o-mesaj başlıklı bir yazı yazdı.

Müderrisoğlu yazısında, Sezen Aksu’nun, “yapımcı”sı aracılığıyla “Ankara”ya yani AKP’ye, özellikle AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanına gönderdiği iletiye (mesaja)  yer veriyor:

İleti şöyle:

“Kutsallar noktasındaki hassasiyetim ve duruşum bellidir!”

 

“Yetmez ama evet”çiliği dışında, Fetullahçı babası usuma (aklıma) gelince, www.gercekgundem.com internet gazetesinde 27 Ocak 2022 Perşembe günü yayınlanan “Miray Temel” imzalı “Erdoğan, Sezen Aksu konusunda neden geri adım attı?” https://www.gercekgundem.com/guncel/323676/erdogan-sezen-aksu-konusunda-neden-geri-adim-atti?utm_source=share-twitter başlıklı “derleme” yazısını daha bir dikkatli okudum.

 

Derlemede yer alan Sezen Aksu’nun “Avcı” güftesine gelin birlikte göz atalım:

“Sen beni üzemezsin/Zaten çok üzgünüm/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Ben avım sen avcı/Vur bakalım…

Sen beni sezemezsin/Dilimi ezemezsin/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Kim yolcu kim hancı/Dur bakalım…

Beni öldüremezsin/Sesim, sazım, sözüm var benim/Ben derken ben herkesim

Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim.

 

Sezen Aksu, Fetullahçı babasının çizgisinde olmasa da, “Yetmez ama evet” tavrıyla AKP yanında yer alan değil midir?!

Yani…

Sezen Aksu, AKP çizgisinde siyasi bir yandaştır!

Sezen Aksu’nun AKP çizgisindeki siyasi yandaşlığı, sanatçılığının önüne geçmekle kalmamış, sanatını ve sanatçılığını ezip geçmiş, bitirmiştir!

 

Sezen Aksu, sanatını ve sanatçılığını, siyasi yandaşlığına kurban ettirmeseydi, gerçek anlamda “ses”e, “saz”a, “söz”e sahip “sanatçı” olsaydı, “teslimiyetçi” kesilmezdi, kendisini “av”, kendisini –sözde- hedefe koyan siyasi dava arkadaşlarını “avcı” yapmazdı!

 

Bana kızacaklar ama söyleyeceğim:

12 Eylül 2010’daki Anayasa değişikliği halkoylaması sürecinde, Fetullahçı babanın kızı olduğunu anımsarcasına “Yetmez ama evet”çi kesildiği için, “Hayır”cılara “Sizler iki cihanda da lekelisiniz” diyen Siyasi yol arkadaşlarının ipe gerildi savlanan Sezen Aksu’yu sahiplenip savunanlar, Sezen Aksu’dan “Sizler iki cihanda da lekelisiniz” sözünü –dilerim yanılırım- ne yazık ki, er geç duyacaklar!

“Sedef Kabaş”ı unutup “Sezen Aksu”cu kesilen düşündaşlarımı uyarırım!..

GÜVEN MEKTUBUNU SUNAN EMPERYALİST ABD BÜYÜKELÇİSİ, BAKALIM, SÖZDE “ERMENİ SOYKIRIMI”NI TÜRKİYE’DE ANMAYA KALKACAK MI?!.

150 150 bakikarakol

26 Ocak 2022 Salı günü ilkin www.akparti.org.tr sitesinde “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake’i kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kabulde, Büyükelçi Flake, Erdoğan’a güven mektubu sundu.

Flake’in, eşi ve bazı büyükelçilik mensuplarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdiminin ardından hatıra fotoğrafı çektirildi” tümcelerinin yer aldığı “Cumhurbaşkanımız Erdoğan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake’i kabul etti” başlıklı haberi; sonra da aynı gün www.tccb.gov.tr sitesinde “Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisinden güven mektubu” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/135463/amerika-birlesik-devletleri-buyukelcisinden-guven-mektubu başlıklı haberi ve altında “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçisi Jeffry Lane Flake’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Flake, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu” metnini okuyunca, 10 Ocak 2022 Pazartesi günlü EMPERYALİST ABD’NİN ANKARA YENİ BÜYÜKELÇİSİ, TÜRKİYE’DE, SÖZDE “ERMENİ SOYKIRIM ZIRVASI”NI ANMAYA KALKAR MI?!.” https://bakikarakol.com/emperyalist-abdnin-ankara-yeni-buyukelcisi-turkiyede-sozde-ermeni-soykirim-zirvasini-anmaya-kalkar-mi/ başlıklı yazımı ve o yazımda yazdıklarımı anımsadım:

//“Bülent Ecevit dönemi DSP’nin Ankara Milletvekili ve Kamutay’ın (TBMM’nin) DSP’li Başkanvekili gazeteci yazar Uluç Gürkan, anılan haberin yayınlandığı gün, @Uluc_Gurkan Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Ankara’ya geliyormuş. Hangi yüzle?.. Adam Senatör iken her oylamada Türkiye’ye karşı olmuştu. Biden’ın Büyükelçi adayı olduğunda da Senato’da bir soru üzerine ‘Türkiye’de Ermeni soykırımını anacağım’ demişti. ‘İtimat mektubu’ kabul edilebilir mi?”

https://twitter.com/Uluc_Gurkan/status/1479181213629878272”// demiş, eklemiştim:

//“Ben de ‘Hangi yüzle?..’ ve ‘İtimat mektubu, kabul edilebilir mi?’ diye soruyorum.”//

Parantez içinde de //(Bu arada…

Kaçırmış olabilirim:

“İtimat Mektubu” kabul edildi mi?

Edildiyse, siz can dostlarım, bana yazar mısınız?)// diye yazmış, şöyle sürdürmüştüm:

//“Gönlüm, kabul edilmemesinden yana.

Ama…

İçim sızlasa da…

Öngörüm:

“İtimat Mektubu”nun kabul edileceği yönünde!”//

 

//“Kabul edildiği”ni düşünelim”// varsayımında bulunmuş, //“Emperyalist ABD’nin, Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, kişiliğine, gazeteciliğine, yazarlığına ve siyasasına, siyasetçiliğine saygı duyduğum Uluç Gürkan ustamın vurguladığı gibi, Ankara’ da ya da Türkiye’nin herhangi bir yerinde, dahası “ABD’nin Ankara Büyükelçisi” sıfatıyla, kendi ülkesinde veya dünyanın bir ülkesinde, örneğin Ermenistan’da, sözde “Ermeni Soykırım zırvası”nı “anma”ya kalkar mı?!”// sorusunu sormuştum.

şu biçimde de bitirmiştim:

//“Kalkarsa…

Türkiye’yi yönetenlerin tavrı, tepkisi ne olur?

Cuma günü (7 Ocak 2022) Ankara’ya gelerek, görevine başlayacak Büyükelçiyi İstenmeyen adam ilan edip ülkesine geri mi gönderecekler, yoksa sineye mi çekecekler?

Eğer sessiz kalırlarsa…

Bilsinler ki…

Türkiye ayağa kalkar, iktidarları da, siyasi yaşamları da biter!

 

Öteki tür yaparlarsa -emperyalist ABD’nin Ankara’ya yeni atadığı Büyükelçisi Jeff FlakeTürkiye’de Ermeni soykırımını anama”ya kalktığı taktirde “İstenmeyen Adam” ilan edip kısa sürede de ülkesine geri gönderirlerse- kafalarda “Yapılacak seçimleri etkilemek amacıyla ABD ile ortaklaşa, Türk halkına algı operasyonu’ mu çekiliyor” kuşkusu oluşacak ve fokur fokur kaynayacak!

 

Zaten…

Böyle bir Büyükelçi’nin atanması, başlı başına, içinde çok senaryoları barındıran bir operasyon!

 

Doğrusu…

İktidarda olanlar kadar muhalefetin tavrını, tepkisini, nasıl bir siyasa belirleyeceklerini, nasıl bir siyasi yol izleyeceklerini de merak ediyorum!

Yoksa…

İktidarın değirmenine su mu taşırlar?!.”//

 

“Güven mektubu” sunuldu!

(Demek, atlamamışım.)

 

Geriye ötekiler kaldı!

Bakalım, öngördüğüm gibi mi gerçekleşecekler?!

SEZEN AKSU KONUSUNDA, AKP GENEL BAŞKANI CUMHURBAŞKANI VE AKP KURMAYLARI BENİ DOĞRULADI, HAKLI ÇIKARDILAR…

150 150 bakikarakol

Bilgisayarımda yaşanan sıkıntıdan dün yazamadım.

Bilginize…

 

*

Sezen Aksu ile ilgili düşüncemi, önceki günkü (25 Ocak 2022 Salı) “SEZEN AKSU, ZİKZAKLARIYLA SANATÇILIĞINI BİTİRMİŞTİR!..” https://bakikarakol.com/sezen-aksu-zikzaklariyla-sanatciligini-bitirmistir/ başlıklı yazımda net yazdım.

 

12 Eylül 2010’daki Anayasa değişikliğine ilişkin halkoylamasında “Yetmez ama evet”çi kesilen, bu yandaşlığından ötürü yeren “Atatürkçüler” ile “laik Cumhuriyetçiler”i “Sizler iki cihanda lekelisiniz” diyen, aslında “iki cihanda kendisini lekelediği”nin ayırtında (farkında) olmayan, olamayan “Minik Serçe” lakaplı Sezen Aksu’ya, yol arkadaşları AKP’lilerden, Şahane Bir Şey Yaşamak” başlıklı şarkısındaki “Selam söyleyin o cahil/Havva ile Adem’e” dizeleri nedeniyle ağır yergilere karşılık Sezen Aksu’dan da “Merhaba” diye başlayıp “Öncelikle bireysel veya kurumsal olarak, ayrıca TV kanallarındaki açık oturumlarda, sağduyulu açıklamalarıyla farklı açılardan ele alıp konunun anlaşılmasına çalışan, destek mesajları veren, arayan soran, tanıdığım tanımadığım tüm dostlarıma teşekkür ederim.

Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket.
Kendimi bildim bileli çeşitli insanlık hallerini gözlemliyor ve söze döküyorum biliyorsunuz”
tümceleriyle sürdürdüğü, altına da “Sen beni üzemezsin/Zaten çok üzgünüm/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Ben avım sen avcı/Vur bakalım….

Sen beni sezemezsin/Dilimi ezemezsin/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Kim yolcu kim hancı/Dur bakalım…

Beni öldüremezsin/Sesim, sazım, sözüm var benim/Ben derken ben herkesim” dizeleri olan “Avcı” şarkısını yerleştirdiği ve Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim” sözcükleriyle bitirdiği yazılı açıklama gelince, “Sizler iki cihanda lekelisiniz” dediği insanların, “Yetmez ama evet”çi Sezen Aksu’yu sahiplenip göklere çıkarmalarını yadırgadığımı belirtmeliyim.

 

Salı günü yandaş Hürriyet Gazetesi’nde, dün de www.hurriyet.com.tr sitesinde “Gizem Karakış” imzalı “AK Parti MYK’da konuşuldu: Metaverse önlemi” https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ak-parti-mykda-konusuldu-metaverse-onlemi-41990154 başlıklı bir haber yayınlandı.

(Bu haberi başka gazetelerin internet siteleri ile internet gazeteleri de alıntılayarak yayınladılar.)

 

Haberin ara başlığı AKSU VE KABAŞ DA KONUŞULDU” altında Toplantıda gazeteci Sedef Kabaş ve sanatçı Sezen Aksu’ya gösterilen tepkiler de gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre, bazı kurmaylar Kabaş ile Aksu olayının aynı zamana denk geldiğini söyleyip Kabaş’a gereken tepkinin verildiğini ancak Aksu’ya gösterilen tepkinin fazla olduğunu dile getirdiler. ‘Sedef Kabaş ile ilgili gereken tepki her mecrada verilmeli. Ama Sezen Aksu farklı bir konu. Çözüm sürecinde destek vermiş, toplumda sevilen bir sanatçı’ yorumu yapıldı. Bazı kurmaylar, Aksu konusunda muhakkak bir açıklama yapılması gerekiyorsa bunu ağırlıklı olarak ilgili makamların ve kurmayların yapması gerektiğini savundular. Bir kurmayın da Sezen Aksu’nun tepki gösterilen şarkı sözlerinin 5 yıl önce yazıldığını hatırlatarak, şarkının sözlerinin anlamını anlattığı öğrenildi. Eleştiri ve yorumları dinleyen Erdoğan’ın ‘Siz konuşun tabii; bana bırakmayın’ değerlendirmesini yaptığı ifade edildi” yazıyordu.

 

Haber “Toplantıda Sedef Kabaş ile ilgili sosyal medyada yapılan paylaşımların da gündeme geldiği öğrenildi. Verilen veriye göre, televizyonda yaptığı açıklamanın ardından Kabaş ile ilgili 380 bin tweet atıldı, bu paylaşımlar 18 milyon kez görüntülendi. Erdoğan’ın bu konuda teşkilat ve vekillerin daha duyarlı olmasının önemini vurgulayarak, ‘Gündemi belirleme konusunda güzel ivme yakaladık. Bunu devam ettirelim’ talimatı verdiği öğrenildi” paragrafıyla bitiyordu.

 

Her şey ne kadar net!

 

Gelişen olaylara karşın, AKP kurmaylarının “Sezen Aksu sevgisi” eksilmeden sürüyor!

Ve bilinsin ki, Sezen Aksu’da da, “AKP sevgisi”, “Yetmez ama evet”çi kesildiği 2010’lardaki gibi sürüyor!..  

 

Bu arada…

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, dün gece NTV’de canlı “özel yayın”da “Benim Çamlıca Camii’ndeki sözlerimin muhatabı Sezen Aksu  değildir. Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir, eyvallah” https://www.sozcu.com.tr/2022/gundem/erdogan-istanbula-yakismayacak-goruntuler-yasandi-6914190/?utm_source=anasayfa&utm_medium=free&utm_campaign=sol_surmanset diyerek, kurmayları gibi, 24 Ocak 2022 Pazartesi günlü “TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İKİ İLK!..” https://bakikarakol.com/turkiyede-ve-dunyada-iki-ilk/ başlıklı yazımda yer alan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının bu sözleri ile Sezen Aksu’yu hedef aldığı haberlerde, haber başlıklarında yer aldı.

Aynı görüşte değilim.

Atatürkçü İlahiyatçı Cemil Kılıç’ı ve Kılıç gibilerini hedef aldığını düşünüyorum” tümcelerimle beni doğruladı, haklı çıkardı…

SEZEN AKSU, ZİKZAKLARIYLA SANATÇILIĞINI BİTİRMİŞTİR!..

150 150 bakikarakol

12 Eylül 2010’da bir halkoylaması (referandum) yapıldı.

26 Maddelik bir Anayasa değişikliği gerçekleşti.

Bu anayasa değişikliği ile emperyalistlerin “Ilımlı İslam” planlarının ilk eşiği aşılmış oldu; güçlü, bağımsız Türk yargısı, FETÖ’cülerin yerleştirilmeleriyle güvenirliliğini, gücünü, bağımsızlığını yitirir noktasına geldi!

Bu yurdun aydınları, Atatürkçüleri, yurtseverleri vb 26 Maddelik Anayasa değişikliğinin ülkeye, topluma çok büyük zararları olacağını söylediler, yazdılar, çizdiler ama yüzde 73.71 katılımlı “Evet”, “Hayır” oylamada yüzde 42.12 “Hayır”a karşı, yüzde 57.88 “Evet”le kabul edildi.

Oylama sürecinde, kendilerini halktan yana, ülkeden yana, aydınlık yarınlardan yana “belleten tipler” vardı; “Yetmez ama evet” deyip duruyorlardı.

“Deyip duruyorlardı”  ne demek, “tepiniyorlardı”!

El üstünde tutuluyorlardı; sonraları içlerinden bazıları gerçeği gördü, mırıldanmaya başladı.

Onlar gözden düştüler, dışlandılar.

 

En hararetli “Yetmez ama evet”çilerden biri, “Minik Serçe” lakaplı sanatçı Sezen Aksu idi.

“Evet” için kendisini öyle kaptırmıştı ki!

Gören, duyan şaşırmıştı!

Hayranları, “Bu kadar seveni olan bir sanatçının, gerçeklere sırt çevirmesi, gericiliği ve geri gidişi görememesi, olacakları öngörememesi kabul edilir değil!” demişlerdi.

Sezen Aksu, bu ve benzeri sözleri edenlere, yergilerde bulunan “Laik Cumhuriyet yanlıları”na, “Atatürkçüler”e “Sizler, iki cihanda lekelisiniz” sözünü söylemiştir!

Tele 1 TV kanalının Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ı mahkemeye vermiştir!

Vb vb…

 

Sezen Aksu, “Yetmez ama evet”çi kesildiği 2010 yılında “O ne dedi? Bu ne dedi? Kim ne dedi?/Harcanan hayatlar bunlar/Vermişler ateşe yedi düveli/Hababam kaynıyo’ kazanlar

Hadi buyurun, biz gönüllüyüz/İple çekiyoruz vaktimizi/Kim en günahsızsa gelsin/Gelsin ilk o vursun bizi

Dizilmişler bi’ de dizi dizi/Hiçbirinde yok tek bi’ yara izi/Ateşe de yürürüz evelallah/Aşk yaksın yakacaksa bizi

Hadi siz düşünün, top bizde/Mangal gibi yürek çok bizde/Alevere dalavere yok bizde/”Yok” dedik, “Yok” dedik

Kırılıp dökülüyoruz lakin/Direniyoruz sakin sakin/E siz de dilinize biraz hâkim/”Hop” dedik, “Hop” dedik

Ya seyirci ya yanansın/Ortası yok, sınanansın/Ya emniyet şeridinde/Ya uçurtmaya uyansın dizelerinden oluşan “Hop dedik” başlıklı şarkısını yazıyor.

 

Beş yıl sonra da -2017’de- “Yaşar Gaga”yla birlikte Şahane Bir Şey Yaşamak” başlıklı şarkısını çıkarıyor.

Şarkının sözleri şöyle:

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahane bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahane bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Binmişiz bir alamate/Gidiyoruz kıyamete/Selam söyleyin o cahi/Havva ie Ademe

Aha yine aha yine/Önümüz uçurum ardımız dağ/Aha yine aha yine/İlle yanacağız/Yanacaklar elbette

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahane bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahane bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Gül de var dikende/Aşk da var savaş da/Her şey hepimiz için/Kısmet hayatta

Aha yine aha yine/Önümüz uçurum ardımız dağ/Aha yine aha yine/İlle yanacağız/Yanacaklar eIbette

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahene bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahene bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Bin bahane bin oyun kurmak

Yazın veda edişi/Şölenlerlere şarkılarla/Baharların gelişi/Kırmızı mor yeşil la la/Ne şahane

Ne şahene bir şey yaşamak

Acısıyla tatlısıyla/Ne şahane bir şey yaşamak/Dibe vurmak dimdik durmak/Ne şahene bir şey yaşamak

 

Aradan beş yıl geçiyor.

Yıl 2022 oluyor.

Sezen Aksu Şahane Bir Şey Yaşamak” adlı şarkısına klip çekiyor.

2010’lardaki “yol arkadaş”ları ve onların trolleri, şarkıdaki “Selam söyleyin o cahil/Havva ile Ademe” dizelerine dikkat kesiliyor, kıyameti koparıyorlar.

Başlattıkları “linç kampanyası” sürerken, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, Cuma namazını kıldığı İstanbul Üsküdar’daki Çamlıca Cami içinde cemaate sesleniyor:

“Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/erdogandan-sezen-aksu-cikisi-o-uzanan-dilleri-yeri-geldiginde-koparmak-bizim-gorevimizdir-1901874

 

Sezen Aksunun evin önünde akşam saatlerinde protesto amaçlı basın açıklaması yapanları, birkaç gün sonra İstanbul Çağlayan’daki Adliye Sarayı önünde “Beyinlerine sıkacağız, dillerini keseceğiz” diyenler izliyor!

 

“Eski yol arkadaşları” tarafında ipe gerilmesine karşın suskunluğunu sürdüren Sezen Aksu’ya, “Sizler, iki cihanda lekelisiniz” dediği Atatürkçüler ve laik Cumhuriyetçiler sahip çıktılar.

En başta da Merdan Yanardağ…

 

Bu sahiplenmeye, yandaş amiral Sabah Gazetesi’nin yazarlarından Melih Altınok, “Sezen Hanım meseleye bir de buradan bakın” https://www.sabah.com.tr/yazarlar/melihaltinok/arsiv?getall=true başlıklı dünkü yazısında sitem etti, alınganlık gösterdi.

 

Sezen Aksu, suskunluğunu 5 gün sonra -22 Ocak 2022 Çarşamba- akşam saatlerinde bozdu.

“Merhaba” sözcüğü ile başladığı açıklamasını “Öncelikle bireysel veya kurumsal olarak, ayrıca TV kanallarındaki açık oturumlarda, sağduyulu açıklamalarıyla farklı açılardan ele alıp konunun anlaşılmasına çalışan, destek mesajları veren, arayan soran, tanıdığım tanımadığım tüm dostlarıma teşekkür ederim.

Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket.
Kendimi bildim bileli çeşitli insanlık hallerini gözlemliyor ve söze döküyorum biliyorsunuz.”
biçiminde sürdürüyor.

 

“Mesela 2010’da şu şarkıyı yazmışım” tümcesine, “Hop dedik” şarkısının dizelerini ekliyor; altına da Aşağıdakini de dün gece (21 Ocak 2022) yazdım” diye not düşüyor ve “Avcı” başlıklı şarkısının sözlerini paylaşıyor.

Şöyle:

“Sen beni üzemezsin/Zaten çok üzgünüm/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Ben avım sen avcı/Vur bakalım….

Sen beni sezemezsin/Dilimi ezemezsin/Nereye baksam acı/Nereye baksam acı/Kim yolcu kim hancı/Dur bakalım…

Beni öldüremezsin/Sesim, sazım, sözüm var benim/Ben derken ben herkesim”

 

Sezen Aksu, yazılı açıklamasını “Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim.

Sezen” diyerek bitiriyor.

 

Sanatçı sorgulayandır.

Sanatçının yeri, halkının ve halkların yanıdır.

Sanatçı geleceğin, barışın, özgürlüğün, kalkınmanın, çağdaşlaşmanın, hakça paylaşımın, çağdaş hukukun, aydınlanmanın, örgütlenmenin vb savaşçısı olmalıdır; emperyalistlerin, işbirlikçilerin, yalancıların, dolandırıcıların, kandırıcıların, hırsızların, talancıların vb yanında yer almamalıdır.

Alırsa, artık sanatçı değildir, yandaştır.

Sanatçı fır dönmez; inandığında kararlılık, dik duruş sergiler.

Sanatçı sabah başka, akşam başka; dün başka, bugün başka; yaz başka, güz başka, kış başka; geçen yıl başka, bu yıl başka vb olmaz.

Olursa, sanatçı sanatçı değildir yalakadır.

 

Eğip bükmeden doğruyu söylemek gerekirse…

Sezen Aksu, zikzaklarıyla sanatçılığını bitirmiştir!

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İKİ İLK!..

150 150 bakikarakol

Sedef Kabaş da tutuklandı! https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/erdogana-hakaretten-gozaltina-alinan-sedef-kabas-tutuklandi-1902076?utm_medium=Slider%20Haber&utm_source=Cumhuriyet%20Anasayfa&utm_campaign=Slider%20Haber

 

Tutuklayan yargıç “kıdemsiz”miş!

Tutuklama gerekçesi, Sedef Kabaş’ın “kaçabileceği”, “saklanabileceği” imiş!

 

Sedef Kabaş’ın gece yarısı gözlem altına alınmasına, gündüz  Cumhuriyet Savcısı’nın karşısına çıkarılmasına, Savcılık’tan  “tutuklanma istemi”yle mahkemeye gönderilmesine neden olan konu ise bir hafta önce Tele 1 TV kanalında canlı yayınlanan “Demokrasi Arenası” programında sözlerinin bir yerinde AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanına “hakaret ettiği” savı.  

 

“Cumhurbaşkanına hakaret etti” denilen sözleri okudum.

 

Nasıl böyle biri ilişkilendirme yapılır?!

Şaşkınım, anlamlandıramıyorum!

Yoksa…

İlişkilendirmeli davaların süreci mi başlıyor?!

 

Böyle bir olayın ve Sedef Kabaş’ın tutuklanmasının, “aydınlarımızı yutan ay” olduğu için Ocak ayını sevmiyorum!

 

Ocak ayında, bu yurdun aydınlarına yönelik eylemleri saymakla bitirilmez!

Hepsini saygıyla, yaşamlarını yitirenleri rahmet anıyorum.

 

Ocak ayı, yılın ilk ayı olduğu gibi, ülkemizde, ekonomik, siyasi vb alanlarda da “ilk”lerin ayı.

İki örnek:

1Burdur Ulu Cami’de, Cuma Namazı’nda hutbe okunduğu sırada bir kadın cami içine giriyor “Burada dünya kadar emekli var ve biz açız” https://www.gercekgundem.com/guncel/322834/cuma-namazinda-camiye-girdi-biz-aciz?utm_source=share-twitter diye bağırıyor.

2AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, Cuma Namazı’nı, İstanbul Üsküdar’daki Çamlıca Cami’de kılıyor; namaz sonrasında, cami içinde, mikrofonu alıyor, cemaate sesleniyor.

Sözlerinin bir yerinde, günlerdir yerilen Sezen Aksu’nun “Şahane bir şey yaşamak” adlı şarkısının “Selam söyleyin o cahil Havva’yla Adem’e” dizesine değiniyor:

“Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/erdogandan-sezen-aksu-cikisi-o-uzanan-dilleri-yeri-geldiginde-koparmak-bizim-gorevimizdir-1901874

 

Türkiye’de ve dünyada iki “ilk”, Cuma gününden beri konuşuluyor, tartışılıyor.

Ben de…

Bir kadının, Cuma namazında camiye girip “Burada dünya kadar emekli var ve biz açız” diye bağırmasını; AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının, Cuma namazı sonrası cami cemaatine o sözleri etmesini “tehlikeli” buluyorum!

Olabileceklerden tedirginlik duyuyorum!

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının bu sözleri ile Sezen Aksu’yu hedef aldığı haberlerde, haber başlıklarında yer aldı.

Aynı görüşte değilim.

Atatürkçü İlahiyatçı Cemil Kılıç’ı ve Kılıç gibilerini hedef aldığını düşünüyorum.

Kılıç, 18 Ocak 2022 Salı günü saat 10.05’te @m_cemilkilic Twitter hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında şöyle yazıyordu:

“Sezen Aksu’yu protesto ettiklerini sanıyorlar ama haşa Allah’ı protesto ettiklerinin farkında değiller. Zira Allah Kur’an’da Hz. Adem için asi diyor, zalim diyor yoldan saptı diyor ve cahil diyor. Bu dinbazların Kur’an’dan haberi yok.” https://twitter.com/m_cemilkilic/status/1483334788450717699

 

Kılıç, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı’nın Cuma günkü sözleri üzerine, aynı gün saat 17.21’de “Allah, Hz. Adem ve Havva’yı, zalim, yoldan saptı ve asi diye niteliyor. Umarım kimse o ayetleri değiştirmeye kalkmaz.”

https://twitter.com/m_cemilkilic/status/1484531696913592322 tivitini, saat 17.36’da da “Bakara Suresi ile dalga geçenlerin dilini de koparın Cumhurbaşkanım!”

https://twitter.com/m_cemilkilic/status/1484535274646478848 tivitini attı.

 

Dikkatimi bir nokta çekti.

Onu, önceki gece (22 Ocak 2022 Cumartesi) saat 00.42’de @BakiKarakol Twitter hesabımdan şöyle dile getirdim:

S O R U Y O R U M : “SELAM SÖYLE CAHİL HAVVA İLE ADEM’E” ŞARKISINA GELEN TEPKİLERE SEZEN AKSU NEDEN TEPKİSİZ?!. HERKES KONUŞURKEN, SEZEN AKSU NEDEN SESSİZ?!. YOKSA, “YETMEZ AMA EVET”Çİ SEZEN AKSU, YANDAŞI OLDUĞU SİYASİ KADRONUN “ALGI OPERASYONU”NDA ROL ALDI, ONU MU OYNUYOR?!. https://twitter.com/BakiKarakol/status/1484642533963702277

İyi ki böyle bir paylaşımda bulunmuşum.

Sezen Aksu’dan aynı günün akşamında açıklama geldi.

 

Sezen Aksu’nun açıklamasını https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/sezen-aksu-konu-ben-degilim-konu-memleket-47-yildir-yaziyorum-yazmaya-devam-edecegim-1902089?utm_medium=Slider%20Haber&utm_source=Cumhuriyet%20Anasayfa&utm_campaign=Slider%20Haber linkinden okuyabilirsiniz…

“BU ADAMLARI NEDEN KONUŞTURUYORSUNUZ?” SÖZÜ, BAŞKA OLACAKLARIN İŞARETİ!..

150 150 bakikarakol

“Yalanlama gelir” ya da “bir açıklama yapılır” diye bir hafta bekledim.

Ne yalanlama geldi, ne bir açıklama yapıldı!

Yalanlama geldi de, bir açıklama yapıldı da, ben mi atladım?

Bilmiyorum.

Ama…

Yalanlama gelseydi, bir açıklama yapılsaydı, 7 günlük süreçte bir biçimde haberim olurdu, atlamazdım.

 

Konu şu:

Cumhuriyet Gazetesi’nde ve www.cumhuriyet.com.tr sitesinde, 14 Ocak 2022 Cuma günü Selda Güneysu imzalı Erdoğan’dan partisinin kurmaylarına ‘içtüzük’ azarı” https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/erdogandan-partisinin-kurmaylarina-ictuzuk-azari-1899935 başlıklı bir haber yayınlandı.

“AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geçen günlerde parti yönetimiyle düzenlediği MYK toplantısında, parti yöneticilerine ‘içtüzük azarı’ geldi. ‘Meclis içtüzüğü çalışması neden bitmedi?’ diyen Erdoğan’ın, parti yönetimine, başta CHP muhalefeti kastederek ‘Bu adamları neden konuşturuyorsunuz’ dediği ileri sürüldü. 

16 Nisan 2017’de yapılan anayasa referandumu ile Türkiye, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmiş; sistem değişikliğinden bir yıl sonra, 2018’de, iktidar milletvekillerinin imzasını taşıyan ‘TBMM İçtüzüğü’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Teklifi’ TBMM’de kabul edilmişti. Bu değişiklikte, ‘Meclis Genel Kurulu’nda duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü hallerde, beşer dakikayı geçmemek üzere başkanın takdiri ile en çok üç kişiye gündem dışı söz verilecek’ hükmü de yer almıştı.” diye başlayan haber aynen şöyle sürüyordu:

“Ancak söz konusu değişikliğin yeni sisteme uyumlu hale getirilmesi için yeniden içtüzük çalışması AKP tarafından uzunca bir süredir yapılıyor. En son TBMM Başkanı Mustafa Şentop da içtüzük değişikliğine ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Yeni sistemin paradigmasına, hükümet sistemine uygun bir içtüzük yapılması lazım’ görüşünü dile getirmişti. Ancak içtüzük çalışmalarıyla ilgili başta CHP muhalefet partileri, ‘iktidarın söz konusu düzenlemeyle muhalefetin sesinin kısmaya çalıştığını’ belirtiyor. 

Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre, AKP’nin üzerinde çalıştığı Meclis içtüzüğü, Erdoğan’ın MYK üyeleriyle toplantısında da gündeme geldi. Erdoğan, parti yöneticilerine, içtüzük ile ilgili çalışmanın ne durumda olduğunu sordu. ‘Çalışmaların devam ettiği’ yönünde verilen yanıtın ardından Erdoğan’dan partililerine ‘içtüzük azarı’ geldi. Çalışmaların devam ediyor olmasına ve bir türlü Meclis gündemine gelmemesine tepki gösteren Erdoğan, ‘Çalışma neden bitmedi?’ dedi. Erdoğan’ın toplantıda partililerine, muhalefeti kastederek ‘Bu adamları neden konuşturuyorsunuz?’ dediği kaydedildi.” 

 

Haber “Muhalefet partilerinin AKP’nin icraatlarına karşı eleştirilerine tepki gösteren Erdoğan’ın toplantıda milletvekillerinin “Meclis’te söz hakkını daha çok kullanmasını” istemesi dikkat çekti. 

Öte yandan parti kurmayları, Erdoğan’ın içtüzük çalışmasıyla ilgili “hemen hemen her toplantıda bu yönde uyarı yaptığını” da kaydetti. Ancak kurmaylar, içtüzük çalışmasının tamamlanmadığına da dikkat çekti.” paragrafıyla bitiyordu.

 

Haberi, hepten okuyup konuyu çok daha iyi anlamanız için özetleyerek vermek istemedim.

 

Artık kanıksadım; “Böyle şey olur mu?!” diye sormayacağım.

Sorsam da, bir yararı olmayacağı bilincindeyim.

Ama…

“Bu adamları neden konuşturuyorsunuz?” sözünü önemsiyorum.

Çünkü…

Eğer, Kamutay (TBMM) İç Tüzük değişikliği, sayısal çoğunluklarına dayanarak, kendileri dışındaki muhalefetin sesini iyice kısarlarsa, başka olacakların işaretini, ipucunu veriyor!

 

İyice kısmaya başlayacakları eylemlerini, hepten kısmakla sürdürecekler!

 

Öngörüm şudur ki:

Bu kadarla kalınmayacak, muhalefetin bırakın Genel Kurul’a, Kamutay’a girmesine izin verilmeyecek!

 

Dilerim, bunların hiç biri olmaz!

 

Ancak…

“Olmaz”, “Olamaz”, “Olmamalı” dediklerimiz bir bir olunca, böyle düşünüyorum.

 

Haberin çıktığı günden beri dut yemiş bülbüle dönen muhalefete ise “Mışıl mışıl iyi uykular” diyeceğim!..

ÖZTRAK, “AZİZ HATIRASI” SÖZÜYLE MENDERES’İN TÜRKİYE’YE, TÜRK HALKINA, TÜRK ELERKİSİNE VERDİĞİ BÜYÜK ZARARI ÖTELEYEMEZ!..

150 150 bakikarakol

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı geçen hafta bugün (12 Ocak 2022 Çarşamba) partisinin grup konuşmasının bir yerinde  “Şu anda Edirne’deki en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek. Zannediliyor ki her yer şu anda tozpembe. Değil, onların da kendi içinde ayrı bir hesaplaşmaları var ve bu hesaplaşmayı da yapacaklar.” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/134287/-onceligimiz-istihdami-artirarak-milletimizin-gecimini-guvence-altina-alip-hedeflerimizi-birer-birer-hayata-gecirmektir- deyince, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir hafta sonra dün, partinin grup toplantısında yanıt verdi.

Özetle:

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, geçen hafta, yargı süreci devam eden Selahattin Demirtaş’ı, gitti, terörist başı Abdullah Öcalan’a şikayet etti. Dedi ki, ‘Edirne’deki, en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek.’

Rezalete bakar mısınız? Türk yargısının düşürüldüğü şu duruma bir bakar mısınız? Neymiş, en büyük hesabı, İmralı’daki kesecekmiş. Yazıklar olsun. Sayın Erdoğan; bu memlekette, eğer bir hesap kesilecekse, onu Yüce Türk Yargısı keser. O kadar. Makamının ciddiyetinin farkına var artık. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, böyle abuk sabuk konuşamaz. Kendine gel. Belli ki, 2019 seçimlerinden ders almamışsın. Anketlerde çakılınca, yine gidip, Cumhur İttifakı’nın pek de gizli olmayan, gayri resmi ortağının peşine takılıyorsun. Geçen sefer, mektupla işi kurtarmaya çalışmıştın, görüyorum ki, bu sefer başka oyunlar peşindesin. Seni şimdiden uyarıyorum; eğer arzu ettiğin hesabı kesmesi için, ‘İmralı’dakini’, İmralı’dan çıkarmanın peşindeysen, orada duracaksın. Sakın ha. Yapma. Seçim kazanmak için, böyle bir kötülüğü, bu memlekete yapmaya kalkma. Belki küçük ortağını ikna edebilirsin ama karşında bizi bulursun. Bu memleketi, senin seçim kazanma hırslarına yedirmeyiz. Şehitlerimizin aziz hatırasını, senin siyasi hesaplarına ezdirmeyiz. Bunu böyle bilesin.”

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-meral-aksenerden-erdogan-cok-sert-ocalan-tepkisi–501329h.htm

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı 15 Ocak 2022 Cumartesi günü Aydın’da toplu açılış töreninde konuşurken de, “Ülkemizin kalkınmasını engelleyen, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin gelişmesine tahammül edemeyen zihniyet, ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın bugün de kendini belli ediyor” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/134330/-ulkemize-kazandirdigimiz-eser-ve-hizmetlerin-uzerine-insa-edecegimiz-buyuk-ve-guclu-turkiye-hedefine-mutlaka-ulasacagiz- deyip “Ne diyor? ‘Erdoğan’ın akıbeti de Menderes gibi olacak’ diyorlar. Ey CHP’nin atıkları, biz bu yola çıkarken beyaz kefenimizi giyerek çıktık. Bizi bu tür tehditlerle korkutamazsınız” diye ekleyince yanıt 5 gün sonra Tekirdağ CHP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak’tan geldi.

Öztrak, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı bitiminde özetle şöyle konuştu:

“Erdoğan, Aydın’da çıktı kendisini, rahmetli Adnan Menderes ile mukayese etmeye kalktı. O Menderes ki, kendisi Başbakanken, ticarete atılmak isteyen oğluna, ‘Ticaret yaptığında alıp sattığın ben olurum. Ben Başbakan olduğum müddetçe, senin ticaret yapmana müsaade etmem’ diyecek kadar, hassas. Nüfuz ticaretine izin vermeyecek kadar, ciddi bir devlet adamıydı. Erdoğan ise, ‘Tüccar siyaset yapacağız’ diyerek, 2003’te göreve başlamıştı. Elindeki bir yüzükle yola çıkıp, yolda, evlatlarının aldığı gemilere, ‘Gemicik’ dedi. Rüşvetten aklanmayan bakan müsveddelerini, bu ülkenin büyükelçisi yaptı. Bugün de Milletin vergileriyle yapılan saraylarda yaşıyor. Erdoğan, Menderes’le kendini kıyaslayarak, rahmetli Menderese büyük ayıp etmiştir. Erdoğan, Menderes’in kesip attığı tırnak olamaz.  Erdoğan, rahmetli Menderes’in aziz hatırasını, istismara başladıysa, kefen ve demokrasi edebiyatına sarıldıysa, seçimin de eli, artık kulağındadır…” https://www.gercekgundem.com/siyaset/322145/chp-sozcusu-faik-oztrak-erdogan-adnan-menderesin-kesip-attigi-tirnak-olamaz diyor.

 

“Menderes’in aziz hatırası” mı?!

 

Menderes’in, ticarete atılmak isteyen oğluna ettiği sözden başka hangi “aziz hatırası” var?!

 

Olmadığını, Menderes döneminin zulmünü görmüş, tanık olmuş, yaşamış CHP’li ailenin oğlu Faik Öztrak bilmez mi?!

 

Bilmediği kadar, bilmesine karşın böyle konuşuyorsa, kabul edilir değil!

 

Partim CHP’min Tekirdağ Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye’ye, Türk halkına, Türkiye’nin kurtarıcısı, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu dünya lideri Kemal Atatürk’ümüze, Kemal Atatürk’ümüzün Devrim ve İlkelerine, Türk elerkisine (demokrasisine) verdiği büyük zararı, “Menderes’in aziz hatırası” sözüyle öteleyemez!

 

Milletvekillerine “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz” diyen, “gericiliğin ve gericilerin ağa babası”, emperyalist ABD’nin İngiltere’nin işbirlikçisi Adnan Menderes değil midir?!

 

Menderes’in ve iki arkadaşının idamı, af edilmez yanlıştı!

Bu da, emperyalistlerin, gericiliğin ve gericilerin önünü açmak, Türkiye’yi 2’inci Sevr’e götürmek planlarının öznesiydi!..

BRE CAHİLLER, ALLAH, CENNETİ’NDEN ADEM İLE HAVVA’YI NEDEN KOVDU?!.

150 150 bakikarakol

“Erdoğan Türkiye’yi öyle sisli puslu hale getirdi ki bu karanlıktan onu konuşarak çıkamayız. Düşündüm ki artık Erdoğan’ı konuşmanın pek bir anlamı yok, zaten çirkin küfürbaz dil bu onun dili. Biz onun seviyesine inmeyiz, inmemeliyiz de sade vatandaş da bunu görüyor.

Ülkeyi öyle bir hale getirdi ki artık sadece kendisini konuşmanın hiçbir anlamı kalmadı. Çünkü mesele Erdoğan değil mesele Türkiye. Türkiye’nin hayalleri öldü. Türkiye’nin geleceği için hepimiz korkuyoruz ve ciddi bir endişe içindeyiz. Gittiğimiz sahalarda bunu görüyoruz. Gönlü yaralı genç nesiller, mutsuz gençler oluştu; biz ülkenin ölen hayallerini seyretmeyeceğiz.

Bu ülkenin geleceğini düşünerek Erdoğan’a hakkımızın helal olmadığını söylemekten daha çoğunu yapmak zorundayız. Onun en büyük suçu bitirdiği ekonomi değil aslında daha büyük suçlar işlediğini biliyoruz. Onun en büyük suçu bu ülkenin hoşgörüsünü yok etmek oldu. Eskiden komşu komşunun külüne muhtaçtı farklı düşünsek bile komşu komşunun külüne muhtaçtı. Oturur konuşurduk sohbet eder kucaklaşırdık en azından bayramlarda bir araya gelirdik. Hoşgörüyü yok etti. En büyük düşmanlık bu.

Artık kendisini kenara itip hoşgörüsüzlüğü azaltmaya yönelik adımlar atmanın zamanıdır.

Amacım yarın yöneteceğimiz devletin çeşitliliğiyle gurur duyacağımızı ve kapsayıcı olacağımızı halka anlatmak. Farklılıklarımızı düşmanlık olarak değil zenginlik olarak görmek.

Gittiğim hiçbir yerde zorunlu olmadıkça ne Erdoğan’ı ne de partisini konuşacağım.

Erdoğan’ı artık konuşmanın bir anlamı yok. Nasıl bir adalet sistemi getireceğiz onu konuşmak istiyoruz. Sadece ekonomiyi yok etmedi Erdoğan verimliliği de bitirdi. Erdoğan’ı konuşacağımıza ülkenin verimliliğini nasıl yeniden artıracağımıza yönelik adımlarımızı atmak durumundayız.” https://www.gercekgundem.com/siyaset/322298/kilicdaroglundan-yeni-karar-zorunda-olmadikca-ne-erdogani-ne-de-partisini-konusacagiz?utm_source=share-twitter

Sözlerin sahibine koca bir G Ü N A Y D I N !..

 

Tarikat ve cemaatler, devletle rekabete meyletmedikten, devleti ele geçirme hatasına düşmedikten sonra…” http://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/4942/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_18_Ocak_2.html sözünden ötürü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de “Üsküdar’da sabah oldu” diyorum.

 

2017’de çıkardığı “Şahane bir şey yaşamak” şarkısında yer alan “… Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” dizesinde “Cahil Havva ile Adem” dediği için hedefe konulan sanatçı Sezen Aksu’ya çatanlardan biri, Bahçeli.

 

Bahçeli, az yukarıda paylaştığım sözünü ettiği partisinin dünkü grup konuşmasında şunları da söylüyor:

Yazdığı ucube bir şarkının sözleri arasında, Hz. Adem ile Hz.Havva’ya cahil diyen sorumsuz ve şuursuz bir sanatçının alamet olarak bindiği sefalet ve rezalet hali dünyevi kıyameti olan cehalet çukurunun açık seçik bir numunesidir. Bu sanatçıya diyorum ki, serçeysen serçeliğini bil, sakın kuzgunluğa heves etme.”

 

“Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” dizesinin bir üstünde denildiği gibi, “Binmişiz bir alamete / Gidiyoruz kıyamete”!

 

Bahçeli bilmez mi, yerden yere vurduğu Sezen Aksu’nun yakın tarihe kadar, Cumhur İttifakı ve Cumhur İttifakı İktidarı ortağı AKP’nin önde gelen destekçilerinden biri olduğunu, “Yetmez ama evet” çığırtkanlığı yaptığını?!

 

Ya, yandaş Yeni Şafak Gazetesi’nin kışkırtıcı yayınları etkisinde kalan, Diyanet İşleri, Diyanet-Sen, daha daha başkaları da bilmezler mi?!

 

Sezen Aksu’yu protesto etmek amacıyla, önceki gece Aksu’nun Beykoz’daki evinin önünde toplanan “Milli Beka Hareketi”ne ve hareketin “Bugün burada toplanmamızın sebebi, Sezen Aksu’nun yazmış olduğu bir şarkının içinde geçen ’Selam söyleyin o cahil Adem ile Havva’ya’ sözlerine tepki vermek. İnsanlığın atası olan İlk Peygamber Hz. Adem Aleyhisselama ve Hz. Havva Annemiz Aleyhisselama alenen aşağılanmasına karşılık bu ’Minik Cahile’ haddini bildirmek için burada toplanmış bulunmaktayız. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki, biz buraya kimseyi tehdit etmeye gelmedik, biz buraya bu Milletin ve bu Ümmetin haklı sesi olmaya ve bu kalenin de İslam’ın son kalesi olduğunu dosta düşmana haykırmaya geldik”  https://www.cumhuriyet.com.tr/yasam/sarkisi-uzerinden-hedef-gosterilen-sezen-aksu-evinin-onunde-protesto-edildi-1900891 sözlerini eden Başkanı Murat Şahin’e ne demeli?!

 

Sezen Aksu’yu hedefe koyanlara, koyduranlara, ağır sözcük ve tümcelerle yerenlere sormak isterim:

Bre cahiller, Allah, Cennet’inden Adem ile Havva’yı neden kovdu?!

Adem ile Havva kovulmalarına neden olan eylemleriyle Allah’ın yasağına ilk uymayan, karşı çıkan değiller mi?!.

ÖZGEÇMİŞİNE YAKIŞIR SÖZLER ETMEYEN MİLLETVEKİLİ!..

150 150 bakikarakol

// 7 Kasım 1958’de Kırşehir Kartalkaya köyünde doğar.

Eğitimci, Sendikacı, siyasetçidir.

1979’da “Eğitim Enstitüsü Sınıf Öğretmenliği”ni bitirir, öğretmenliye başlar, “Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği’ne (TÖB-DER‘e” üye olur.

12 Eylül faşist askeri darbeden sonra, Sivas Divriği Bahtiyar Köyü’nde yakalanır, tutuklanır Kırşehir Cezaevi’ne konur.

Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre pazarcılık yapar.

Öğretmenliye 3 yıl sonra döner.

1990 yılında Eğit-Sen’in kurucuları arasında yer alır ve 1990-1994 yıllarında Eğit-Sen Kırşehir Şube Başkanlığı yapar.

23 Ocak 1995’de Eğitim İş ve Eğit Sen’in birleşmesiyle kurulan EĞİTİM SEN‘in kurucu Genel Başkanıdır.

1996’da öğretmenlikten istifa eder, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kurucuları arasında yer alır.

1996-2001 yılları arasında ÖDP Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıdır.

Birgün Gazetesi  ve Türkiye Barış Meclisi Kurucularındandır.

2001’de öğretmenliğe geri döner ama 2004’de öğretmenlikten istifa eder.

Demokratik Güç Birliği’nin desteklediği, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Kırşehir Belediye Başkan adayı olur.

Aynı yıl öğretmenliğe döner.

2013’de Ankara’da öğretmenlikten emekliye ayrılır.

2014 yılında CHP Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu‘nun yardımcılığını üstlenir.

Aynı yıl CHP Parti Okulu Eğitmeni ve daha sonra Parti İçi Eğitim Birimi (PİEB) üyesi olur.

2016’da CHP Parti Meclisi’ne (PM’ye) seçilir.

CHP OHAL Komisyonu’nda görev alır.

24 Haziran 2018’de yapılan seçimlerde (27’inci dönem) Ankara’dan CHP Milletvekili seçilir.

10 Ağustos 2018’de CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan yardımcısı olur, 2019’un Şubat’ında bu görevinden istifa eder.

Evli, iki çocuk babasıdır. //

 

Böyle bir özgeçmişe sahip,  Ankara CHP Milletvekilidir.

14 Ocak 2022 Cuma günü “Ankara Masası TV”de bir programa katılır.

Orada “Genel Başkanımızın bir huyu var: ‘Bu konuyu ben yaptım’ diye anlatmıyor. Umre’ye gittiğini de kimse bilmez. Anlatmaz çünkü. Peygamber soyundan geldiğini de kimseye anlatmaz. Sayın Tayyip Erdoğan’ın böyle bir geçmişi olsa, kitaplar basar, bildbordları donatırdı” * der.

 

Bu da nereden çıktı?!

 

Şöyle açıklıyor:

“Genel başkanımızın dedesinin Alaşehir’de türbesi var. Ben ziyaret ettim. Ben de orada öğrendim, genel başkanımız anlatmadı. Genel başkanımızın umreye gittiğini de rahmetli Oğuzhan Asiltürk’ten öğrendim. ‘Genel başkanınızın Ümre’ye gittiğini, Kabe’de gözünden şarıl şarıl yaşlar aktığını bilir misiniz? Ben bilirim ama’ dedi. Bunları biz konuşmuyoruz. CHP’yi inançlar konusunda eleştirebilecek çok az sayıda insan vardır. İmam hatiplerin açılışı, Diyanet’in açılışı CHP’yledir.”

 

Özgeçmişine, bir de ettiği şu sözlere bakar mısınız?!

 

Eğitim kökenli birinin, bir gericiden, yobazdan ayırtsız (farksız) sözler etmesi, dünya lideri Kemal Atatürk’ün partisi CHP’de siyasa (politika) yapan Milletvekiline hiç yakışır mı?!

 

Ben yakıştırmıyor, ayıplıyorum, kınıyorum!

 

Tüpçünün gazetesi Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan yakalamış, bırakır mı?!

16 Ocak 2022 Pazar günü Peygamber soyundan gelir, kimseye söylemez” ** başlıklı bir yazı yazar.

 

Hakan’a açıklama gönderir.

 

Dün yayınlar:

“Televizyon programında CHP’nin dinle problemli olduğuna dair bir tez önüme kondu. Ben de CHP’nin böyle bir sorunu olmadığını ifade ederken söyledim o sözleri. Belki söylemeyebilirdim. Ama biraz fazla ısrar edilince söyledim. Durup dururken anlattığım şeyler değildi onlar. Amacım, bizim dini değerlerle sorunumuz olmadığını ifade etmekti.” ***

 

Bu sözlerinden, ne söyleyeceğini ve siyasayı bilmediği de anlaşıyor!

 

“CHP’nin, CHP’lilerin “dini değerleri” böyle mi anlatılır?!

 

Bu sözleriyle CHP’ye, CHP’lilere, Atatürk’e, Atatürk Devrim ve İlkeleri’ne, Atatürk Türkiye’sine büyük zarar veren, özgeçmişine yakışır sözler etmeyen kişi Ankara CHP Milletvekili Yıldırım Kaya’dır!..

*https://haber.sol.org.tr/haber/chpli-kaya-genel-baskanimiz-peygamber-soyundan-geldigini-kimseye-anlatmaz-323353

**https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/peygamber-soyundan-gelir-kimseye-soylemez-41982956

***https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/kisa-copu-ceken-en-sona-otursun-41983521

TÜRKİYE’YE, TÜRK HALKINA, CHP’YE ÇOK AĞIRA MAL OLAN “MENDERES’İN İDAMI” EMPERYALİST ABD PLANI!..

150 150 bakikarakol

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, 12 Ocak 2022 Çarşamba günkü partisi AKP’nin grubundaki konuşmasının bir yerinde “Şu anda Edirne’deki en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek. Zannediliyor ki her yer şu anda tozpembe. Değil, onların da kendi içinde ayrı bir hesaplaşmaları var ve bu hesaplaşmayı da yapacaklar.” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/134287/-onceligimiz-istihdami-artirarak-milletimizin-gecimini-guvence-altina-alip-hedeflerimizi-birer-birer-hayata-gecirmektir- diyor.

 

Küçük dilimi yutuyorum!

 

Diyen; hem iktidardaki siyasi parti AKP’nin Genel Başkanı, hem de demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı!

Adlarını anmadan sözünü ettiği biri, PKK terör örgütünün başı, “Bebek katili” diye de anılan, İmralı’da cezaevinde hükümlü Abdullah Öcalan; öteki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarına göre kurulmuş, seçime girmiş, vatandaştan oy almış, Kamutay’a (TBMM’ye) Milletvekili sokmuş, Kamutay’ın 3’üncü siyasi partisi olmuş, Kamutay Genel Başkanvekili bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP’nin) eski Eş Genel Başkanı, Edirne Cezaevi’nde tutuklu Selahattin Demirtaş.

Tanrı aşkına, Milletvekili sayısından ötürü Kamutay’ın 1’inci partisinin Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı olarak, “Edirne’deki en büyük hesabı, İmralı’dakine verecek” nasıl der?!

Benim kadar, sizler kadar dünya şaşkındır!

Madem her şey “Zannediliyor ki her yer şu anda tozpembe” değil, önlem alınması neden vurgulanmaz?!

Ve…

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Değil” sözcüğünden sonra “Onların da kendi içinde ayrı bir hesaplaşmaları var ve bu hesaplaşmayı da yapacaklar” diyor!

Denecek söz mü?!

Ateşe benzin dökmek değil midir?!

“Hesaplaşma”nın her türüne karşı duyarlı olmak, en yüksek düzeyde önlemlerin alınması, olması gereken değil midir?!

Selahattin Demirtaş @hdpdemirtas Twitter hesabından Siyasetçiler halka, partisine, parlamentoya, BAĞIMSIZ yargıya hesap verir.

Sen benim için ‘kaygılanmayı’ bırak da kendi vereceğin hesabı düşün.” https://twitter.com/hdpdemirtas/status/1481969403243737100 diye niye yazsın?!

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı 3 gün sonra da (15 Ocak 2022 Cumartesi) Aydın’da toplu açılış töreninde konuşuyor:

“Ülkemizin kalkınmasını engelleyen, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin gelişmesine tahammül edemeyen zihniyet, ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın bugün de kendini belli ediyor. Ne diyor? ‘Erdoğan’ın akıbeti de Menderes gibi olacak’ diyorlar. Ey CHP’nin atıkları, biz bu yola çıkarken beyaz kefenimizi giyerek çıktık. Bizi bu tür tehditlerle korkutamazsınız. CHP yönetimini habis bir ur gibi kuşatan bu zihniyet, her hayırlı esere ve hizmete karşı çıkmayı, her fırsatta ülkesini dışarıya şikâyet etmeyi, milletinin değerlerine düşmanlık yapmayı siyaset kisvesi altında sürdürüyor.” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/134330/-ulkemize-kazandirdigimiz-eser-ve-hizmetlerin-uzerine-insa-edecegimiz-buyuk-ve-guclu-turkiye-hedefine-mutlaka-ulasacagiz- diyor.

 

Ya Allah aşkına şu CHP’nin bu ülkede yaptığı ne var ki? Dikili bir ağaçları var mı?” sorusunun ardından, ülkede 1970 ve 1980’lerde yaşananları “kabus” sözcüğü ile tanımlıyor ve “Toplum hafızamız, geri kalmışlığın ağır yükünü omuzlayarak, baskı ve zulüm altında inleyerek, umudunu kaybetme noktasına gelerek yaşadığı bu kâbusları unutmadı. Türkiye’yi, milletimizi bir kez daha aynı kâbusa mahkûm etmek isteyenlerin eline bırakmayacağız” tümcelerini sözlerine ekliyor.

 

Pardon…

‘Ülkemizin kalkınmasını engelleyen, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin gelişmesine tahammül edemeyen’  z i h n i y e t

partim CHP mi?!

Olası mı?!

Çarpıtılmayan “gerçek tarih” böyle yazmıyor!

 

Ya Allah aşkına şu CHP’nin bu ülkede yaptığı ne var ki? Dikili bir ağaçları var mı?” sorusuna ne demeli?!

Sata sata bitiremedikleri neydi?!

Sorarım:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nden görkemli, “büyük ağaç” ne olabilir?!

 

Ya şu “Erdoğan’ın akıbeti de Menderes gibi olacak, diyorlar” sözüne ne demeli?!

 

Usu (aklı) başında hiçbir CHP’li böyle bir sözü etmez, edilmesine izin vermez!

 

Sözün sahibi, “söyleme edepsizliği”ni göstereni/gösterenleri söylemeli!

Söylemeli ki, biz gerçek CHP’liler de, içimize sızmış, sızdırılmış “özel görevliler”i bilelim, içimizden kovalım.

 

CHP yönetimi, duyarsız kalmasın, bu sözün üstüne gitmelidir.

Gitmezse, söyleyene haklılık kazandırır.

 

Ayrıca…

Çıktıkları yolda, ister kefen giysinler, ister başka şeyler giysinler, usu başında hiçbir CHP’linin, kimseyi  “tehdit etmek”, “korkutmak” gibi düşüncesi yoktur.

 

B i l i n s i n  k i . . .

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının sonunun, Türk elerkisinin (demokrasisinin) katledicileri arasında ilk üçe giren, emperyalist ABD’nin sayılır yerel işbirlikçilerinden biri olan, kullanım süresi bittikten sonra 1960’da askeri darbe yaptırılarak idama “dost” bildiği emperyalist ABD tarafından gönderilen Adnan Menderes’in sonu gibi olmasına herkesten önce biz gerçek CHP’liler karşı çıkar, izin vermeyeceğiz!

Menderes ve iki arkadaşının idamlarının, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devlet’ine kurulmuş “planlı tuzak” olduğunun, Menderes ve iki arkadaşının çok yanlış idamlarını emperyalist ABD ve yerel işbirlikçileriyle birlikte yıllarca kullandıklarının, kullanacaklarının, bu plandan Türkiye’nin, Türk halkının çok çileler çektiğinin bilgisinde, bilincindeyiz!

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı, Menderes ve iki arkadaşının katillerini yanlış adreste değil, doğru adreste; sonunun, Menderes gibi olacağını söyleyenleri de kendi çevresinde arasın!

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının “Toplum hafızamız, geri kalmışlığın ağır yükünü omuzlayarak, baskı ve zulüm altında inleyerek, umudunu kaybetme noktasına gelerek yaşadığı bu kâbusları unutmadı” tümcesine katılıyorum, “ben de “Unutmasın” diyorum.

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı “Türkiye’yi, milletimizi bir kez daha aynı kâbusa mahkûm etmek isteyenlerin eline bırakmayacağız” tümcesiyle gene partim CHP’mi kastediyorsa, partim CHP’m tarihinde hiçbir zaman Türkiye’sini kabusa/kabuslara mahkum etmiştir, etmek isteyenlere de izin vermiştir!

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı aynı gün Aydın’da partisi AKP’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısındaki konuşmasında ise ‘herkesin eski Başbakanlardan Adnan Menderes ve yol arkadaşlarına kurulan tuzakları çok iyi öğrenmesi gerektiğine’

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/134332/-biz-81-vilayeti-84-milyon-vatandasiyla-tum-turkiye-yi-seviyoruz- işaret ediyor ve yerinde bulduğum şu “Tarih kitaplarına ve gazete arşivlerine şöyle bir bakarsak aslında 60 yılda garp cephesinde değişen hiçbir şeyin olmadığını daha iyi görürüz. Öyle ki artık dilleri ile akılları arasındaki bağ tamamen kopmuş durumda” tümcelerini söylüyor.

Ama…

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanının “Ne yaparlarsa yapsınlar çanlar Bay Kemal ve yandaşları için çalmaya çoktan başlamıştır” tümcesi şık değil!..

  • 1
  • 2