Monthly Archives :

Kasım 2023

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARININ, MİLLETVEKİLLERİ GİBİ YASAL DOKUNULMAZLIKLARI DA YOK!..

150 150 bakikarakol

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1729055855251968108 lingindeki paylaşımımı vassap (WhatsApp)’tan gönderdiğim kişilerden biri de; CHP’li ailenin çocuğu, 1999-2002 yılları arasında Kars CHP İl Başkanlığını yapan, eğitim kökenli ve Anayasa’ya, yasalara, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına karşın, “Gezi Davası”ndan Marmara (Silivri) Cezaevi’nde tutuklu, halkın haklı davalarında yanlarında olan, avukatlıklarını ücret almadan üstlenen, Hatay İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın avukatlarından Akçay Taşçı’nın babası, köylüm (Kars Akyaka İncedere Köyü) Yücel Taşçı’ydı.

Tepkisini –özellikle “Gölge Genel Başkan” diye yazmama ne diyeceğini- merak ediyordum.

“Biraz sabır. Çok sıkıştırmasak nasıl olur acaba?” tümcesiyle geri döndü.

Yanıt verdim:

“Sabır sonunu, başlangıçta gördüğüm için, ta baştan çırpınıyorum. CHP’liliğim, bile bile lades dememe izin vermiyor. Sevgi ve saygılarımla…”

Yanıtı “Benim CHP’liliğim biraz toleranslı herhalde” oldu.

Güldüm.

CHP’liliğini sorguladığım izlenimini verdiğimi algıladım.

Bu yazışmayı, Çarşamba günkü (bugünkü) yazımda, ad ve soyadını “Y.T” yerine, açıkça yazıp yazamayacağımı sordum.

İki sözcüklü yanıt aldım:

“Neden olmasın.”

 

Belki bir sonraki, belki iki-üç hafta sonraki yazımda, partim CHP’min 24 günlük Genel Başkanı Özgür Özel’e, yukarıda linkini verdiğim paylaşımımda neden “Gölge Genel Başkan” dediğimi yazacağım.

 

Yo yo, “Gölge Kabine” kurdu diye değil.

Şu kadarını söyleyeyim:

Söylem ve eylemlerinden, aylar sonra göreceğimiz sonucu, bugünden gördüm; CHP’liliğim, çok erken de olsa, birileri yanlış anlayıp kızsa, öfkelense de, bana yazmamı dayatıyor.

Yani…

“Gölge Genel Başkan” sözcükleriyle anılmayı Özür Özel hak etmişti!

Beni de yazdım.

 

Dünkü grup konuşmasında da https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-tbmm-chp-grup-toplantisinda-konustu-28-kasim-2023 “Gölge Genel Başkan” olduğunu kanıtladı, bundan sonraki süreçte “Gölge Genel Başkan” olacağının işaretini verdi.

İnanın üzüldüm!

 

Dünkü grup konuşmasında gene, dünya lideri Kemal Atatürk düşünceleri, o düşünceler ışığında “siyasa (politika) üretimi” yoktu!

Zaten, “Yaparlarsa yaparlar, yapmazlarsa* iktidara geldiğimizde biz yaparız” anlayışıyla “kısa, orta, uzun süreli siyasalar” üretilemez, ancak “dakikalık, saatlik, günübirlik siyasalar” üretilir.

Özgür Özel, dünkü grup konuşmasında bunu yaptı!

Yaşamın olmazsa olmazların başında gelen “barınma”nın olmazsa olmazı “tapu güvencesi” ile “mülkiyet hakkı”nı vatandaşın elinden alan, 7 Kasım 2023 Pazartesi gecesi Kamutay (TBMM) Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen “Kentsel Dönüşüm Yasası”ından, yasanın iptali ile ilgili çalışmalarından her nedense tek sözcük etmedi!

Yasanın mağduru olacaklarını haykıran İstanbul Beyoğlu ilçesinden vatandaşlar, ellerinde pankartlarıyla sokaklara inmişlerdi, sloganlarını atıyorlardı ama, haftalık çalışmalarını anlatan Özgür Özel, yanlarında yoktu!

Yanlarında olmamasını, alamaya, anlayış göstermeye çalışalım; o eylem, söyleminde de yoktu!

İşte bu “Yaparlarsa yaparlar, yapmazlarsa iktidara geldiğimizde biz yaparız” anlayışından ötürü yoktu!

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşma metinlerini yazan editörü veya editörleri “muhatap” alarak, kendi soyunu sopunu, dedesinin mezar taşındaki kavuğuna kadar anlatan Özgür Özel’e anımsatmalar yapmak, sorular sormak isterim:

 

Belli ki, partim CHP’min, 31 Mart 2024’deki Yerel Seçimler’inde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu.

Hayırlı olsun.

 

İmamoğlu’nun, 2 yıl 7 aylık bir cezası var; cezada ayrıca “siyaset yasağı” da yer alıyor.

Öngörüm şu ki:

İmamoğlu bu seçimi, Meral Akşener sevenler dışında, hatırı sayılır miktarda İyi Parti’nin, özellikle HEDEP ve sol, sosyalist partilerin seçmenlerinin oylarıyla kazanacak.

Öncelikle İstanbul seçimini kazanmak için yanıp tutuşan AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı’ndaki küçük ortaklarının büyüğü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hiçbir siyasa üretmeyeceğini, elini kolunu bağlayıp oturacağını mı sanıyorsun?

Böyle düşünüyorsan, yanılıyorsun!

Böyle bir gelişmeye karşı, etkili olacak, sonuç alınacak bir siyasan var mı?

İmamoğlu az ayırtla (farkla) da olsa seçimi kazandığında, “İBB Başkanlığı koltuğu”na oturacak mı, oturabilecek mi?

Evet, hakkı, oturması gerek, yasa ve Anayasal hakkı!

AKP ve MHP kabullenecek mi?

Yasa ve Anayasa’ya karşın, kabullenmediklerinde, böyle bir engeli nasıl aşacaksın?

Tam o sırada, siyasi yasağını da içeren 2 yıl 7 ay hapis cezası Yargıtay’ın bir Ceza Dairesi tarafından onaylanır, İmamoğlu yakalanıp cezaevine konulursa, ne yapacaksın?

Gök kubbeyi başlarına mı yıkacaksın?

Geçeceksin!

Cezaevindeyken, YSK’nın “olur”u ile TİP’ten Hatay’dan Milletvekili adayı olan ve Milletvekili seçilen, YSK’dan “Milletvekili  Mazbatası”nı alan, Kamutay’da odası, sekreter ve danışmanları bulunan, Kamutay İnsan Hakları Komisyonu üyesi seçilen, AYM’nin “salıverilmesi” kararına karşın “Gezi Davası”ndan hala Marmara (Silivri) Cezaevi’nde tutulan, halkının avukatı, hukuk savaşçısı Can Atalay olayı capcanlı koca örnek!

 

Büyükşehir Belediye Başkanlarının, Milletvekilleri gibi yasal “dokunulmazlık”ları da yok!

 

Ne yapacaksın?

Siyasan ne?

Diyebilirsin ki “Her şeyimiz var, ama söylemeyiz, art niyetlilerin ellerine koz vermeyiz.”

Eyvallah.

Haklı olabilirsin.

Ben de çıkar “Kendin kandırma” derim.

Tek seçenek:

“Toplumsal muhalefeti bütünleştirmek, çoğaltmak, arkana almak”!

Buna var mısın?

Yoksun!

Çünkü…

“Meral Akşener ablan”dan kopamıyorsun, zorlukları “Meral Akşener ablan”la aşacağına inandırılmışsın, inanıyorsun!

İnandıranların başı da, Ekrem İmamoğlu!

İmamoğlu kendi siyasi geleceği doğrultusunda düşünebilir, siyasalar üretebilir.

İyi Parti’li “İstanbul İttifak”ı, İmamoğlu’nun siyasasının ürünü ve sonucu olabilir.

Pekiii…

Merkez sağ kökenli ailenin, aynı siyasi çizgideki oğlu Ekrem İmamoğlu’nun, İBB seçimini kazanamazsa veya kazansa da mazbatasını alamaz, koltuğuna oturamazsa ne, neler yapabileceğini düşündün mü?

Örneğin:

İmamoğlu seçimi kazanamadı.

CHP Genel Başkanlığı koltuğunu isterse, “Olağanüstü Kurultay” diye yutturursa, “Hayır, olmaz” mı diyeceksin, yoksa “Buyur Sayın Genel Başkanım” mı diyeceksin?

Yanıtı biliyorum; ama şimdi yazmayacağım.

Öte taraftan…

Diyelim ki, Ekrem İmamoğlu tutuklandı, 2 yıl 7 ay hapis yattı, siyasi yasağı kalktı.

“CHP Genel Başkanlığı” isteminde bulunmayacak mı sanıyorsun?

“Demez. Biz onu 2028’de Cumhurbaşkanı adayımız yaparız. Yapacağız da” diyebilirsin.

“Cumhurbaşkanlığı adaylığı”, Genel Başkanlık koltuğunu kurtarma, koruma karşılığı mı?

 

Yazımı “Kentsel Dönüşüm Yasası gibi ‘Demokratik, Laik Parlamenter Sistemi’nden neden hiç söz etmiyorsun?” sorusuyla bitireyim…

 

* İktidarı kast ediyor.  

“50+1 ALTI SÖYLEM” NE İÇİN EDİLDİ, GÜNDEMDE TUTULDU?!.

150 150 bakikarakol

Almanya ziyaretinden dönüşünde uçakta, beraberindeki “gazeteciler”e açıklamalarda bulunan ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin iktidarının başı, bir numarası AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri 18 Kasım 2023 Cumartesi günü yazılı, sözlü, internet basınında yer aldı.

Gündeme oturan, günlerce konuşulan, tartışılan, Cumhur İttifakı’nın ortağı, iktidarın hararetli destekçisi MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli işaret edilerek “Ne diyecek?” sorusunun sorulmasına ve Bahçeli’nin Salı günü yani dün (21 Kasım 2023) yapacağı grup konuşması merakla, heyecanla beklenilmesine neden onan Erdoğan’ın şu sözleriydi:

“50+1 şartının değişmesi (…) isabetli olur. Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez… Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil… Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla “en fazla oyu alan aday seçilir” denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır…” https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/erdogandan-yuzde-501-cikisi-kimin-eli-kimin-cebinde-belli-degil-7865690/

 

Haberi aynı gün okuduğumda, X hesabımdan ve facebook sayfamdan şu paylaşımda bulundum:

BAHÇELİ DAHA ÖNCE “ŞİMDİLİK” DİYEREK, KARŞI ÇIKMIŞTI; BAKALIM BU KEZ NE DİYECEK!.. İKTİDARDAKİ ETKİNLİĞİNİ YİTİRMEMEK İÇİN “HAYIR” DİYEBİLİR!..

https://twitter.com/BakiKarakol/status/1725910134151328051  

 

Beklenen Salı (21 Kasım 2023) günü geldi…

 

-Bir önceki Salı (14 Kasım 2023) günkü grup konuşmasındaki, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef akan “…Türk devleti ile uğraşma, cesaretin varsa Kandil’e git…” https://www.gercekgundem.com/siyaset/bahceli-yargidaki-krizi-tirmandiriyor-aym-baskanina-cesaretin-varsa-kandile-git-dedi-441309 , bana da 1987’de Günaydın Gazetesi’nde çalıştığımda, siyasilerin adaylıklarında “Psikiyatr Raporu” istenmesini, seçildikten sonra her yıl “Psikiyatr muayenesi”nden geçmelerini ve bunun “mal varlığı bildirimi” gibi kayıtlara geçmesinin yasal, Anayasal zorunluluk haline getirilmesini içeren haber çalışmamı anımsatan sözleri, partisinin resmi internet sitesinde yer almayan, ancak   https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5250/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_14_Kasim.html linki tıklanıp izlendiğinde net biçimde söylendiği duyulacaktır.-

 

Devlet Bahçeli dün partisinin grup toplantısında kürsüye çıktı, “50+1 altı” konusundaki “çıkış”la ilgili açtı ağzını, yumdu gözünü.

Breh breh!

Özetle:

* Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi işi bitince buruşturulup bir köşeye atılacak tek kullanımlık konjoktürel reçete hiç değildir.

* Her yönetim sisteminin bir özü, hukuki ve ahlaki meşruiyetini sağlayan demokratik bir özelliği vardır ve bunun tartışılması da öngörülemez sorun ve sıkıntılara yol açma riski taşımaktadır.

* Sayın Cumhurbaşkanımız Almanya ziyaretinden dönerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ana omurgası, can evi, demokratik güvenliği olan yüzde 50+1 oy nisabıyla ilgili açıklamalarda bulunmuş ve şöyle demiştir:

“Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil.”

* Bu konuda bizim geçmişten bugüne söylediğimiz sözler, yaptığımız açıklamalar, paylaştığımız görüşler de bellidir ve esasen hiç değişme göstermemiştir.

* 7 Haziran 2018 tarihinde, Kayseri Merkezli Bölge İstişare Toplantısında yapmış olduğum konuşmada şöyle demiştim:

“Barajın fiilen yüzde 50+1’e çıktığı göz önüne alındığında siyasi partilerin uzlaşmaktan, ahlaki bir ittifak kurmaktan başka seçeneği de kalmamıştır.”

* 2 Temmuz 2019 tarihli Meclis Grup Toplantımızdaki sözlerim de aynen şu şekildeydi:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşama azminin, payidarlık iradesinin, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün aynen tecellisi ve tescilidir.

İlaveten siyasi istikrarın teminatıdır.

Türkiye aradığı parlak yönetim sistemini pek çok badireye uğraya uğraya, birçok sorunla boğuşa boğuşa sonunda bulmuş ve benimsemiştir.”

* Yine 16 Kasım 2021 tarihinde yaptığımız Meclis Grup Toplantımızda ise şunları söylemiştim:

“Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50 +1’dir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almadığı için ‘yönetimde istikrar’ ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir.

Bu itibarla yüzde 50+1 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi çoğulcu demokrasinin dünyaya emsal teşkil edecek, model olacak bir şeklidir.

Dikkat buyurunuz, milletvekili seçmiyoruz, belediye başkanı seçmiyoruz, muhtar seçmiyoruz, cumhurun bütününü temsil edecek Cumhurbaşkanı seçiyoruz.”

* Milliyetçi Hareket Partisi olarak, dün ne demişsek bugün aynı çizgide, aynı düşüncede, aynı görüşteyiz.

* Cumhur İttifakı bir planın ürünü, sipariş edilmiş bir projenin üretimi değildir.

* Sayın Cumhurbaşkanımızın 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde başarıya ulaşması için her özveriyi gösterdik, kiminle istiyorsa görüşüp temas kurmasına destek verdik, hatta partimizden ihraç edilen bir şahısla bile aynı kareye girmeye içimiz acısa bile ses çıkarmadık.” https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5251/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_21_Kasim.html  

 

Kaç ay sonra Bahçeli’nin grup konuşmasını dün izledim.

Saat 11.50’de X hesabımdan ve facebook hesabımdan şu paylaşımı yaptım:

BAHÇELİ, ERDOĞAN’IN 50+1 DEĞİŞİMİNE, KENDİSİNİN VE PARTİSİNİN ETKİNLİĞİNİ YİTİRMEMEK İÇİN, “40+1” VEYA “OY ÇOKLUĞU” GİBİ FORMÜLLERE “HAYIR, OLMAZ, OLAMAZ” DEDİ… VE… İKİ VURGUSU, HELE DE BİRİ ÇOK ÖNEMLİ… YARINKİ YAZIMDA YAZACAĞIM… https://twitter.com/BakiKarakol/status/1726885884493181425

 

Yani…

Bahçeli, beni yanıltmamıştı, iktidardaki etkinliğini yitirmemek için “hayır” demişti.

 

Geleyim, “Bahçeli’nin iki vurgusu”na.

Bahçeli, konuşmasındaki tümcede diyor ki:

“Cumhur İttifakı bir planın ürünü, sipariş edilmiş bir projenin üretimi değildir.”

 

Durduk yere bu tümceyi neden etti, etme gereksinimi?!

 

Soruya kafamda yanıt ararken, usuma (aklıma), CIA’nın Ankara Büro Şefi Paul Henze’nin 2006’da Beyaz Saray’a sunduğu raporu geldi.

Henze, raporunda şöyle yazıyor:

“Türkiye’nin bu şekliyle Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olmalıyız.

Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar.

Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis, Meclisi ikna ettiğimizde Ordu, Ordu’yu ikna ettiğimizde Yargı karşımıza çıkabiliyor.

Eğer Amerikan çıkarı, Türkiye’de bir federe kurulması ise mutlaka ve öncelikle, YARGI, ORDU, MECLİS VE HÜKÜMET’i tekelde toplayan BAŞKANLIK REJİMİ’ne geçilmelidir.

Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır.

Eğer o bir kişi, Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak AMERİKA için sorun olmaz.”

 

Sahi…

Bu rapor Türk basınında neden yazılıp çizilmedi, konuşulmadı, tartışılmadı ve gündem olmadı?!

Gizli eller mi engel oldu?!

O “gizli eller” kimler?!

 

“Bundan sonra üzerinde durulur mu, ciddi gelişmeler olur mu ve iç siyasadaki gelişmelerin ana kaynağını/kaynaklarını eşelemek için çokça dışa bakmak gerekmez mi?!” sorusunu soru, “ikinci vurgu”ya geçiyorum:

Bahçeli dünkü grup konuşmasının bir yerinde aynen “Sayın Cumhurbaşkanımızın 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde başarıya ulaşması için her özveriyi gösterdik, kiminle istiyorsa görüşüp temas kurmasına destek verdik, hatta partimizden ihraç edilen bir şahısla bile aynı kareye girmeye içimiz acısa bile ses çıkarmadık” diyor.

Adını anmadığı, eski ülkücü, MHP’li Sinan Oğan.

Ben bu uzun tümceden şunu anladım, anlıyorum:

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bundan sonra da başarıya ulaşması için, Bahçeli ve partisi, örneğin HEDEP ile görüşmesine ses çıkarmayacak, görüşmeyi sineye çekecek.

 

Geçelim, Bahçeli’nin “50+1 altı” tartışılara ve “çok oy alan Cumhurbaşkanı seçilsin” istemine kapı kapatmasıyla gözlerin çevrildiği CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in birkaç saat sonra grupta yaptığı konuşmaya.

 

Özel, geçen hafta içinde gerçekleştirdiği eylemlerini anlattı, ardından “Dışarıda soruyu yanıtlamak yok artık. Çünkü dışarıyı çekiyorlar, burayı vermiyorlar, ondan arkadaşlar dışarıda soru sormayacaklar; o yüzden çok merak ettikleri 50+1 tartışmasına buradan cevap verelim” dedi, konuya girdi:

“10 Kasım 2021’den önce, 5 Ekim 2019’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diyor ki: ‘50+1 rastgele bir tercih değildir, gayet bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir.’ Yani birilerini tahmin ediyoruz solcuları, sosyal demokratları, işte Kürtleri, Alevileri bu devleti yönetmeye değer görmüyor ya, kendince bir koalisyon yapacak, hiç oradan ayrılmayacak. Çok bilinçli, vazgeçilmez kriter… Ve diyor ki, ‘Biz yaptık, biz önerdik’, ‘milletimiz yaptı’ demiyor, satır arasında kararın bir yerlerde alındığı var; Kürdü, Alevi’yi, solcuyu, emekçiyi, onların temsilcilerini dışarıda tutan bir anlayış.

10 Kasım 2021’e gelince bir şeyler olmuş, diyor ki Temel Karamollaoğlu’nu ziyaretinde: ‘50+1’in mahsurlu olduğunu anladık.’ Tak, cevap geliyor ittifak ortağından 6 gün sonra, 16 Kasım. Sayın Bahçeli diyor ki: ‘50+1 oy hesabını eleştirenleri anlayışla karşılamamız abesle iştigal olur.’ 23 Kasım’da da ‘Bu masum bir talep değildir’ diyor; ‘masum değilsin’ diyor, ‘Bunu şey yapıyorsan suçlusun’ diyor, ‘Niyetin kötü’ diyor.

Tartışma rafa kalkıyor, geçtiğimiz günlerde Almanya dönüşü uçakta Erdoğan şöyle söylüyor: ‘50+1 şartının değişmesi isabetli olur; partileri yanlış yollara sevk ediyor, yanlış işler yapılıyor.’ MHP’nin yanlış bir yol olduğu, onunla birlikte olmanın bir hata olduğu, MHP’nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor.

Şimdi hep beraber susuldu, beklendi ki Devlet Bey buna ne diyecek? Devlet Bey bugün çıktı ve şöyle söyledi: ‘Eksiklikleri olabilir ama taviz verilemez ama Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızı da kimse açamaz.’ Bunların ilişkisi, hatta arayı açmaya çalışanlara da bir sürü hakaret etmiş.

Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunlarla meşgul olmamız mümkün değil, şundan dolayı değil: Şimdi Sayın Erdoğan sen ne değiştireceksin bilmiyorum. Sistem mi değiştireceksin, ortak mı değiştireceksin, ittifak mı değiştireceksin, Rahmetli Erbakan’a attığın kazıkta olduğu gibi gömlek mi değiştireceksin? Ne değiştirirsen değiştir ama emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin.

Biz kendisi için, her doğan için değil, Erdoğan için yapılmış bir anayasaya 2 yıl sonra ‘Ya bu kıyafetin kolu uzun, paçası sarkıyor, burası dar geliyor’ diyorsa, biz ona şunu söyleyeceğiz: ‘Anayasa Erdoğan için değil, her doğan için yapılır, o da toplumsal mutabakatla yapılır. Öyle, MHP’yle baş başa verdik, noktasını virgülü değiştirmez’ dersen, seni böyle esir alırlar kardeşim. Derdine kendin yan, git derdini başka tarafta anlat.

Öbür taraftan enteresan bir ilişki; yani bir yandan bakıyorsunuz biri diyor ki ‘Yanlış yollara saptım’, öbürü diyor ki ‘Aman sistem çok güzel, Cumhurbaşkanımızla aramızı kimse bozamaz.’ Bu yürümeyen bir evliliği birinin bitirmeye, birinin sürdürmeye devam etmesi gibi oluyor. Hani Hulusi Kentmen -Allah gani gani rahmet eylesin- böyle hakim kürsüsünde oturur da taraflardan biri der ki ‘Çok mutsuzuz’. Öbürü der ki ‘Yalan hakim bey, biz çok mutluyuz.’ Biri der ki ‘Ben boşanmaya gideceğim’, öbürü der ki ‘Hafta sonu pikniğe gidecektik.’ Biri der ki ‘Ben artık bunu istemiyorum’, öbürü der ki ‘Yok yalan söylüyor hakim bey, bizim aramız çok iyi.’ Hulusi Kentmen döner bunlara der ki: ‘Eh keratalar, meşgul etmeyin mahkemeyi.’ Biz de bunlara diyoruz ki: Eh keratalar; ayrılırsanız ne, birleşseniz ne? Ayrılmanıza bel bağlayan, birleşmenize umut bağlayan yok. Biz kendi yolumuzdayız. Hadi oradan keratalar, meşgul etmeyin memleketi!”

https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-tbmm-chp-grup-toplantisinda-konustu-21-kasim-2023

 

Özel, böylece konuya ilişkin düşünce ve tavırlarını çok net dile getirdi.

Espri amaçlı hep kullanılacak, siyasi rakipler ise sert tepkiler gösterecekleri söz “Hadi oradan keratalar, meşgul etmeyin memleketi!” olacak gibi görünüyor.

 

Ama ben, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasında, 7 Kasım 2023 Salı gecesi Kamutay (TBMM) Genel Kurulu’ndan geçen “mülkiyet hakkı”nı elden alan, “tapu güvencesi”ni ortadan kaldıran “Kentsel Dönüşüm Yasası”ndan söz etmesini, bu yasanın Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini, oradan “iptal”i için yoğun çalışacaklarını, bu konuda halkı ayrıntılı biçimde bilgilendireceklerini, direnmelerinin öncüsü olacaklarını, bütün uğraşlara karşın sonuç alamazlarsa CHP iktidarında hak mağdurlarının haklarını aynen geri vereceklerini söylemesini isterdim.

Böyle bir konuşmayı beklediğimi belirtmeliyim.

Olmayınca, CHP Genel Merkezi’ni aradım; santralden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar’ın kalemini istedim.

Atalar yoktu.

Asistanına kendimi tanıttıktan sonra, Genel Başkan Özel’in dile getirmesini istediğim sözlerimi aktardım, Atalar’a iletmesini rica ettim.

Gelişmeleri ve konuyu yazacağım, bilgilerinize sunacağım.

 

Şimdi…

Düşünüyor ve diyorum ki:

Yoksa…

“50+1 altı söylem”, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yönetiminin her nedense duyarsız kaldığı, vatandaşı özel mülkiyetinden –evinden, arsasından, tarlasından- yoksun bırakacak, “depreme dayanıklı konut” savıyla, bir gece yarısı Kamutay Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edilerek yasalaşan şu “Kentsel Dönüş Yasası”nı vatandaşın dikkatinden kaçırmak, vatandaşın evine barkına, tarlasına, toprağına kolayca çökmek, vatandaşı evsiz barksız bırakmak için mi ortaya atıldı, gündeme oturtuldu, günlerce gündemde tutuldu?!

 

Yazımı “50+1 altı söylemi” ile emperyalistler, Türkiye’deki ve bölgedeki çıkarları uğruna, “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ve de AKP ağırlıklı, MHP etkinliğindeki “Cumhur İttifakı İktidarı”nın sürmesinin isteklisi, yanlısı olduğunun sinyalini, işaretini mi veriyor?!” sorusuyla bitireyim…

HER ŞEY, ATATÜRK’ÜMÜN DÜŞÜNCELERİ, PARTİM CHP’M, CHP’Lİ DÜŞÜNDAŞLARIM, HALKIM VE HALKLAR İÇİN!..

150 150 bakikarakol

Partim CHP’min 8’inci Genel Başkanı Özgür Özel’in “CHP’liliği” ve “Nasıl bir Genel Başkan olacağı”na ilişkin düşüncemi, 17 Eylül 2023 Çarşamba günlü KURULTAYDA KEMAL KILIÇDAROĞLU VEYA ÖZGÜR ÖZEL KAZANIRSA!.. VE KARS’IN “BÜYÜKERŞEN”İ!. https://bakikarakol.com/kurultayda-kemal-kilicdaroglu-veya-ozgur-ozel-kazanirsa-ve-karsin-buyukerseni/ başlıklı yazımda; ayrıca da kimi twitter ve facebook paylaşımlarımda bilginize sunmuştum; tekrara girmeyeceğim.

 

5 Kasım 2023 Cumartesi gecesi yapılan 38’inci Olağan Kurutultay’da, “Genel Başkan” seçilen Özgür Özel, bir hafta sonra (10 Kasım 2023 Cuma) Kamutay’da (TBMM’de) gece yarısı olağanüstü parti grup toplantısı yaptı, “Gölge Kabine ve İdari Görevler”den oluşan 24 kişilik “Merkez Yönetim Kurulu”nu (MYK’sını) açıkladı. https://chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-golge-kabine-ve-dari-gorevlerden-olusan-mykyi-acikladi

Birkaç saat sonra da twitterdan ve facebooktan BENİ YANILTMAN DİLEĞİ İLE… YOLUN AÇIK OLSUN… SUNUMUNDA İÇTENLİĞİN, KARARLILIĞIN SÜRDÜĞÜ SÜRECE YANINDA OLACAĞIM, SÜRMEDİĞİNDE DE KARŞINDA PARYİM CHP’MİN ÇİÇEYİ BURNUNDA, GENÇ GENEL BAŞKANI… https://twitter.com/BakiKarakol/status/1723343206090186848 diye  paylaşımda bulundum.

Genel Başkan Özgür Özel’le ilgili siyasi düşünceme, öngörüme bağlı kalarak; yergilerde bulunduğum kadar, beğenilerde de bulumdum; çünkü Nisan 2024 sonlarına kadar süre verdim.

O nedenle, “BENİ YANILTMAN DİLEYİ İLE…” diye yazdım.

 

Genel Başkan Özel, MYK’sını ve sunumun beğenmiştim.

Ancak…

Beğenirken, “umutsuzluğumu” vurgulamak isterim!

 

Dünkü (14 Kasım 2023 Salı) olağan parti grup konuşmasında kimi ettiği, kimi de etmediği sözlerinde “yanılmadığım”ı, beni “yanıltmadığı”nı gözlemledim!

“Üzüldüm!

 

Grup konuşmasına geçmeden, 7 Kasım 2023 Salı günü memleketi ve seçim bölgesi Manisa’ya gittiğine değinmeliyim:

Özel, Manisa CHP İl Başkanlığı binası önünde gerçekleştirdiği konuşmada “… Partinin kapıları açık. Üye yapalım…”  https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/ozgur-ozel-soz-verdi-istisnasiz-uygulanacak-7854749/ deyince, aynı gün ÖZ BE ÖZ CHP’LİYİM AMA ÜYE DEĞİLİM… EMEKLİ GAZETECİ OLARAK, SİYASİ YERGİLERİMDEN ÖTÜRÜ “İHRAÇ” EDİLMEYECEĞİMİN SÖZÜNÜ ALMAK İSTERİM. ALABİLECEK MİYİM?!. BEKLEYECEĞİM… https://twitter.com/BakiKarakol/status/1721880823631401456 paylaşımında bulundum.

Osmaniye’ye geçti.

Halk TV muhabirinin sorusu üzerine Manisa’ya annesi ve babasıyla “helalleşme”ye gittiğini söylemesi, “Genel Başkanda nedir bu ‘helalleşme’ gibi dinci söylemler tutkusu?!” diye düşünmeme ve mırıldanmama neden oldu.

Konuşması bitiminde de, daha platformun merdivenlerinden ineriken gazeteciler arasına düştü.

Önseçimle ilgili soruya yanıtında “temayül” sözcüğünü kullanması da ne demek oluyordu?!

 

Türkçe “Eğilim” sözcüğü yerine neden Arapça “temayül” sözcüğü?!

 

CHP’li ve Atatürkçü olmanın ana özelliklerinden biri, “Öz Türkçe’ci” olmak değil midir?!

 

 

Bunu, en başta CHP Genel Başkanının, yaşayan eski veya önceki Genel Başkanların ve onların her birinin kadrolarının bilmesi gerekmiyor mu?!

 

Bilmeyende, “ciddi sorun” var demektir!

 

Gelelim dünkü grup konuşmasına…

 

Genel Başkan Özgür Özel; kendisinden önceki, 38’inci Olağan Kurultay’da yendiği Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık Genel Başkanlığı süresinde, nasıl bir CHP Genel Başkanı olduğunu, nasıl bir CHP Genel Başkanlığı yaptığını bilmiyor mu ki…

Ve…

En son, Kurultay’ın açış konuşmasında CHP, kimi CHP’li yöneticiler ve kadrolar tarafından arkasından hançerlendiğini söylediğini unuttu mu ki…

Kurultay’da ve Kurultay öncesinde yaptığı “Kemal Kılıçdaroğlu gözellemeleri”ni dünkü olağan ilk grup konuşmasında sürdürdü?!

 

O sözler şöyle:

“Tek adam rejiminin gittikçe otoriterleştiği, demokrasi kanallarını tıkadığı, hukuku rafa kaldırdığı bir dönemde, 13 yıl boyunca partimizin Genel Başkanı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı büyük bir mücadele vermiş, Artvin Şavşat’ta 1 şehit verdiğimiz silahlı saldırıda PKK terör örgütünün hedefi olmuş. Çubuk’ta bir şehit cenazesinde linç girişimine uğramış, Ankara’dan İstanbul’a 432 kilometre hak hukuk, adalet diye yürümüş, bana, bu salondaki herkese ve partimize çok büyük emeği olan Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu saygıyla selamlıyorum. Emekleri unutulmaz. Ona vefamızı her fırsatta hep birlikte her zaman göstereceğiz. Kendisinin önünde saygıyla eğiliyorum.”

https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chpde-seninle-birlikte-anayasayi-hiclestirecek-bir-sbirligine-gidecek-goz-yok

 

Bu “güzellemeler”in sahibi çiçeği burnunda Genel Başkan Özgür Özel, ne diyeyim?!

 

CHP’yi sağa, neredeyse sağın da sağına kaydırdığını yadsıyacak mıyız?!

CHP’lileri CHP’den dışladığını, savurduğunu unutacak mıyız?!

CHP’de olmayan “teşkilat”ı, “vardı” diye kabul mu edeceğiz?!

 

Kemal Kılıçdaroğlu, “güzellemeler”de anlatıldığı gibi Genel Başkan idiyse, CHP’de “Değişim” neden ve neyin nesiydi?!

Kurultay kazanmak için miydi?!

Yani “siyasi kazanım” için miydi?!

 

Benim, şahsi siyasi kazanım hesapları içindekilerle işim, yol arkadaşlığım, düşündaşlığım olmaz!

 

Kılıçdaroğlu döneminde CHP’liler, CHP’li gibi düşünmekten, siyasa (politika) üretmekten, eylem yapmaktan koparıldı; salon, kürsü, stüdyo, mikrofon muhalefetine sıkıştırıldı; karşıt söylem ve eylem geliştiren CHP’den atıldı!

Parti Disiplin Kurulu, giyotin kuruluna dönüştü!

 

Böyle olduğu için, “Değişim”in öncülerinden Özgür Özel, CHP’yi “Baba evi” sözcükleriyle tanımlıyor, uzaklarda duranları, atılanları “baba evi”ne çağırıp duruyor!

Doğru da yapıyor.

Ama…

Bu doğruların karşıtını yapan Kemal Kılıçdaroğlu’na bu övgüler, alkışlamalar, alkışlatmalar, selam durmalar, önünde saygıyla eğilmeler vb ne oluyor?!

 

Tanrı aşkına ne oluyor?!

Bu yurdu kurtaran; demokratik, laik parlamenter sistemli “Cumhuriyet Devleti”ni kuran;  “çağdaş, köklü merkez partisi” CHP’yi yaşama geçiren; yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan Türkçe’yi halkına kazandırarak çok anlamlı ve yüklü iletiler veren; devrimleri içinde –bana göre- en büyük devrimi “Düşünce Devrimi”ni halkına ve halklara armağan eden vb dünya lideri Kemal Atatürk, kendinden sonraki Genel Başkanlar gibi düşünür, onlar gibi yapar mıydı?!

Kemal Atatürk’ün CHP’si, CHP’lileri bu mu, böyle mi olurdu?!

 

Bu pencereden bakıp “Özgür Özel”i yorumladığımda, umutlu olamıyorum!  Umutlanmamanın acısını çekiyorum!

Bunu, bu ilk günlerde söylemem, yazmam içimi yakıyor!

Ama yazmadan edemem!

En ağır yergilere karşın, yazmasam…

Atatürk’üme, O’nun felsefesine, devrim ve ilkelerine, CHP’me, CHP’li düşündaşlarıma, halkıma, halklara, halkımın ve halkların aydınlık yarınlarına yablış yapmış, ihanet etmiş olurum!

 

Genel Başkan Özgür Özel dünkü grup konuşmasında çokça “tekil” konuştu!

Örneğin:

“Bakanlarım… Grup Başkanvekillerim… Grubum… Milletvekillerim… İl Başkanlarım…”!

Bana, “Ben… Ben Kemal…” deyip duran “eski Genel Başkan” Kemal Kılıçdaroğlu’nu anımsattı!

Çizgi, felsefe, siyasi anlayış, CHP’lilik hepten “Kemal Kılıçdaroğlu”du!

 

Dikkatimi çekti:

Çiçeği burnundaki genç Genel Başkan Özel ne dünkü ne de önceki konuşmalarında “iki konuya değinmedi!

Bir:

Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” yerine, “Demokratik, Laik Parlamenter Sistem” idi.

İkincisi:

7 Kasım 2023 Salı gecesi Kamutay Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan, “riskli” bahanesiyle rezerv alanı ilan edilerek, “tapu güvencesi”ni geçersiz kılan, “özel mülkiyet hakkı”nı hiçe sayan “Kentsel Dönüşüm Yasası” idi. https://www.bloomberght.com/kentsel-donusum-yasasi-tbmm-de-kabul-edildi-2341676  

(Bu konuda, Cumhuriyet Gazetesi’nden Prof. Dr. Emre Kongar’ın “Anayasa darbesi ve mülkiyet hakkı” https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/emre-kongar/anayasa-darbesi-ve-mulkiyet-hakki-2140760 başlıklı yazısını linki tıklayarak, okumanızı isteyeceğim.)

 

Genel Başkan Özgür Özel’e önerilerim olacak.

Şöyle sıralayayım:

Genel Başkan Özel…

Değindiğim “iki konu”yu gündemine alsın, Türkiye gündemine taşısın…

NUTUK’u/SÖYLEV’i okusun, okutsun…

Dünya lideri Kemal Atatürk’ün düşünceleri ışığında kısa, orta ve uzun süreli/vadeli siyasa/politika üretecek, ayrıca partili üyelerin partiyi tanımada yararı, olumlu /etkisi olacak “Parti İçi Eğitim birimi” yapılanmasına gitsin.

 

Dikkate alır mı?

Gereğini yapar mı?

Göreceğiz.

 

Bilinsin ki…

Bütün bunlar ve her şey, Atatürk’ümün düşünceleri için, partim CHP’m için, CHP’li düşündaşlarım için, halkım için ve halklar için!..

VATANDAŞ DAHA CHP’NİN 38’İNCİ OLAĞA KURULTAYI’NIN İKİNCİ GÜNÜNDE “UMUTLANSAM MI?” DİYE DÜŞÜNÜYORSA, SORUYORSA!..

150 150 bakikarakol

Bir önceki (1 Kasım 2023 Çarşamba) “KILIÇDAROĞLU’NUN KENDİSİ DEMEYİMLİ, BİRİKİMLİ, İYİ BİR CHP’Lİ Mİ Kİ?!.” https://bakikarakol.com/kilicdaroglunun-kendisi-demeyimli-birikimli-iyi-bir-chpli-mi-ki/ başlıklı yazımı “Ve bu adam Perşembe, Cumadan sonra CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nda aday gösterilecek, Genel Başkanlık için yarışacak!

Kazanırsa…” demiş, “8 Kasım 2023 Çarşamba günlü yazımda kararımı açıklayacağım, görüş ve düşüncelerimi, önerilerimi paylaşacağım…” tümcemle bitirmiştim.

Buradan sürdüreyim:

Ben ve eşim, 31 Mart 2024’teki yerel seçimlerde sandığa gidip CHP adaylarına değil, Türkiye İşçi Partisi (TİP) adaylarına oy verecektik.

Ben bu kadarla kalmayacak, “Demokratik Laik Parti (DLP) veya “Demokratik Laik Cumhuriyet Partisi (DLCP) diye yeni bir siyasi parti oluşumu için bayrak açacaktım.

Kemal Kılıçdaroğlu kazanamadı, böylesi bir düşünce ve eylem içine girmeye de gerek kalmadı.

31 Mart 2024’teki Yerel Seçimlerde gene partimiz CHP’nin Belediye Başkan adaylarına, Belediye Meclis Üyelerine oy vereceğiz.

Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay’ın, kimi -ayarlanmış, asker- delegelerin imzalarıyla “Genel Başkan adayı” gösterilir ve kazanırsa, CHP tabanında öz CHP’li Atatürkçüler, sandığa gitmek ama içleri yanarak, Kılıçdaroğlu’na, onun siyasi anlayışına, her çeşit kadrolarına okkalı ders vermek için, solda bir siyasi partiye –ağırlıklı TİP’e- verme kararlılığındaydı ve bu kararlılıklarını, illerindeki, ilçelerindeki CHP kadrolarına hissettirdiler.

Bu, “toplumsal tepki”ye dönüştü.

CHP teşkilatlarındaki kadrolar da, vurgulanan etkin, canlı “toplumsal tepki”yi gördüler, onların yanında yer aldılar; bununla yetinmediler, “Genel Merkezciler” karşısında konumlanan “Değişimci” kadrolara ilettiler.

Sonuç:

1366 delegede, 536’ya karşılık, 812’nin oyunu 2’inci turda alan “Değişimciler” 38’inci Olağan Kurultay’ın kazananı, 8’inci Genel Başkanlığı ise adayları “Özgür Özel” oldu.

(İlk turda, Özgür Özel 682, Kemal Kılıçdaroğlu 664 oy aldılar; ancak salt çoğunluk “684” sağlanamadığı için 2’inci tura gidildi.)

Vurgulamak istediğim; “kazanmada”, Değişimcilerin ve de adayları Özgür Özel’in elbette ki katkıları var ama en büyük katkı, umutların sönmesine, hayallerin yıkılmasına tepki olarak, kocaman yumak olan “toplumsal muhalefet”e aittir!

Kimse, “toplumsal muhalefet”in bu etkinliğini, katkısını, başarısını kendine mal etmesin!

 

Değişimcilerin öncüleri, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile CHP’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Özgür Özel’in siyasi geçmişlerine, siyasi felsefelerine, son olarak da 38’inci olağan Kurultay’ın ilk günü (4 Kasım 2023 Cumartesi), ikinci günü (5 Kasım 2023 Pazar) ve önceki gün, dün ettikleri sözlere bakarak, CHP’liliklerini, Atatürk Düşünceleri’ne yakınlıklarını/yatkınlıklarını sorgularım!

Şu aşamada ayrıntıya girmeyeceğim ama ikili hakkındaki düşüncelerimi içeren 27 Eylül 2023 Çarşamba günlü yazımın linkini https://bakikarakol.com/kurultayda-kemal-kilicdaroglu-veya-ozgur-ozel-kazanirsa-ve-karsin-buyukerseni/ veriyorum, tıklayıp okumanızı istiyorum.  

Ayrıca…

SZC (Sözcü) TV’nin saat 19.00’daki ana haber sunucusu Fatih Portakal’ın 6 Kasım 2023 Pazartesi akşamki etiketi “umutlansam mı acaba”yı ve öyküsünü de çok kısa sizinle paylaşmak istiyorum:

İzleyicilerden biri Portakal’a ulaşıyor; yapılan CHP Kurultayın sonucuyla ile ilgili “umutlansam mı” sözünü ediyor.

Fatih Portakal bu sözü etiketliyor.

Kurultayın ikinci günü, duyarlı bir vatandaş “umutlansam mı” diye düşünüyor ve soruyorsa, bu, içeriği çok yüklü ciddi, önemli bir iletidir, söylemdir!

Kurultay’ın “Divan Başkanlığı” görevini yürüten İmamoğlu’nun ve çiçeği burnunda Genel Başkan Özel’in ettikleri sözler, beynime mıh gibi saplanan “umutlansam mı” sorusuna yanıt olarak bana “umutlanma” dedirtiyor!

 

Değişim!

Oldu.

Daha da olacak.

Ama “parti içi” ağırlıklı!..

Yanlış bu, eksik olan bu!

(Korkarım ki, siyasa/politika üretimi, parti dışı bir yapılanmayla gerçekleşecek; İmamoğlu aracılığıyla Özel’e iletilecek; Özel de, Parti Meclisi üyeleri ve İl Başkanları aracılığıyla topluma aktaracak. -İleride daha ayrıntılı yazacağım- Dilerim yanılırım.)

 

Ekrem İmamoğlu, Divan Başkan seçildikten sonra yaptığı konuşmada, “İnançlara saygılı laiklik” deyince, “İmamoğlu, laikliğin ne olduğunu bilmiyor mu?!” diye kendime sormadan edemedim.

Bu arada; belirtmeliyim ki, “Hatay Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili seçilmesine karşın hala cezaevinde tutuklu bulunan Av. Can Atalay’ın başına getirilenlerin benzeri, AKP ağırlıklı Cumhur İttifakı iktidarı tarafından, Ekrem İmamoğlu’nun da başına getirilebilir” kaygısını taşıyorum!

Böyle bir gelişme ne zaman olabilir?

Ya yeniden İBB Başkanlığına aday olduğunda ve seçildiğinde, ya CHP’nin başına geçtiğinde, ya da Cumhurbaşkanlığı’na adaylığı açıklandığında!

Umarım yanılırım.

 

CHP’nin Çiçeği burnundaki Genel Başkanı Özgür Özel’in, Kurultay açış konuşmasında “İş, Cumhurbaşkanlığı adaylığının seçilmesine gelince, hepinizin malumu olan, masadan kalkmalar ve masaya yeniden dönmeler geldi. Fazla ayrıntılara girmek istemiyorum. Ancak şunu söyleyeyim, sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Bir daha ifade edeyim. Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Yükümüz ağırdı. Üstelik hançerlerle beraber yükümüz ağırdı. Ama beni asıl üzen sırtımdaki yük değildi arkadaşlar. Sırtımdaki hançerlerdi. Seçim bitti. Kazanamadık. Daha nefes almadan değişim söylemleri başladı. Değişim söylemini dillendirenler, uzun süredir değişmeyenlerdi. Ama seçimden sonra ilk işim, onları değiştirmek oldu…” https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglunun-38-olagan-demokrasi-ve-birlik-kurultayinda-yaptigi-konusma-04-kasim-2023  sözlerini ederken bilee CHP’yi, CHP’lileri sırtlarından hançerleyen Kemal Kılıçdaroğlu’na bir diz güzellemeler https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/devir-teslim-olacak-mi-chp-genel-baskani-ozgur-ozelden-yeni-2137635 yapmasına; “Sayın İmamoğlu ile aramızda kardeşlik ilişkisi var, bu ilişki bizi iktidara taşıyacak” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-imamoglundan-chpnin-yeni-lideri-ozele-ziyaret-2137952 demesini nasıl anlamak, yorumlamak gerek?!

 

Ya, siyasette şu “kardeşlik ilişkisi” ne denek?!

“Kardeşlik ilişkisi ile iktidara taşınma” diye bir olay, siyasi tarihlerde var mı?!

Olmayanı, Genel Başkan Özel neden söyler?!

Dünya lideri Kemal Atatürk’ten sonraki CHP Genel Başkanlarına övgüler dizen Özel’e önerim:

Söylev’i/Nutuk’u oku, teşkilata ve üyelere de okut, parti içi eğitime ağırlık ver ve Atatürk düşüncesini tabana yay!

 

Dikkate alır mı?

Sanmıyorum.

Ama partim CHP tabanına, özellikle gerçek/öz CHP’li ve Atatürk’e, Atatürk Düşüncesi’ne inanan, sahip çıkan duyarlı insanlarımıza güveniyorum!

Onların varlığından umutlanıyorum, geleceğe umutla bakıyorum!

 

Ne mutlu “Türk’üm” diyene!

Ne mutlu “CHP’liyim” diyene!..

KILIÇDAROĞLU’NUN KENDİSİ DEMEYİMLİ, BİRİKİMLİ, İYİ BİR CHP’Lİ Mİ Kİ?!.

150 150 bakikarakol

“Cumhuriyetin 100’üncü yıldönümü”nü; yüz yıl öncesini yadsımayan, dünya lideri Kemal Atatürk’üne, O’nun yanındaki asker-sivil arkadaşlarına inanan, sahip çıkan, sevgi ve saygı duyan milyonlarca “Atatürk düşündaş”ı görkemli biçimde kutladı.

Ne mutlu!

Kutlamada Cumhur İttifakı İktidarı, Cumhur İttifakı ortaları, taraftarları yoktu.

Muhalefetten kimileri de yoktu.

CHP, CHP’liler vardı.

Ama…

CHP Genel Başkanı, CHP Genel Başkan adayları, CHP Genel Başkan Yardımcıları, CHP Genel Başkan Baş Danışmanları ortalarda/meydanlarda yoktu!

Neredeydiler acaba?!

Eşleriyle neden “Cumhuriyet Dansı” yapmadılar?!

 

Geçelim…

 

Cumhuriyet’in 2’inci yüzyılının ilk günün (30 Ekim 2023 Cumartesi) gecesinde, gecenin karanlığına uygun/benzer bir “yargı karanlığı” yaşandı!

Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin “Hak ihlali var” dediği ve “tahliye” karar verdiği Hatay Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ı, yerel mahkeme konumundaki İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin kararına uymadı, dava dosyasını, cezayı onayan Yargıtay 3’üncü Daire’ye gönderdi; “Kararı orası versin” dedi.

https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/can-atalay-dosyasi-yargitaya-gonderildi-7847067/?utm_source=ilgili_haber&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

Ve…

https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/tahliye-bekleyen-can-atalaydan-meclise-cagri-7847533/?utm_source=anasayfa&utm_medium=free&utm_campaign=alt_surmanset Hukuk adına, ülkem yargısı adına öyle yanıyor, öyle üzülüyorum ki!

A n l a t a m a m !

 

Bunu da geçelim…

 

Dün (31 Ekim 2023) Salı idi ve ne yazık ki “CHP Genel Başkanı” unvanını taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu. https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-tbmm-chp-grup-toplantisinda-konustu-31-ekim-2023

Yo, uzun uzun değinmeyeceğim; birkaç sözüne dokunup geçeceğim:

“Nasıl bir Cumhuriyet?” sorusunu sordu durdu.

“Demokratik, laik Cumhuriyet” demesini beklerken, “Şimdiki nasıl bir CHP?” diye düşündüm.

Ulusal Kurtuluş Savaşı veren, demokratik, laik Cumhuriyet devleti”ni kuran kadroyu “Onlar”, Cumhur İttifakı İktidarı ile Cumhur İttifakı ortağı kadroları “Bunlar” sözcükleriyle tanımlamakla kalmadı, iki zıt kadroyu karşılaştırdı!

Az yukarda verdiğim www.chp.org.tr’linkini tıklarsanız, Filistin Davası için Filistin’e giden devrimci gençlerden söz ederken de, kendisinden “Devrimci” diye söz etti!

 

Git işine Kemal Kılıçdaroğlu, sen kim, devrimcilik kim?!

 

Filistin, Gazze, AKP/Cumhur İktidarı’nın İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki “Hamas Mitingi” ve AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanına yönelik sözlerinde “… ‘Dört gün sonra, Haziran’da Gazze’deyim’ diyor. Bu kadar net. Ne Gazze’ye gitti, ne de başka bir yere” dedi ekledi:

“Sarayın dışına çıkmadı ama bol bol ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan videolar dolaştırdı ve cumhurbaşkanlığını sahtekarlık yaparak kazandı.”

 

Şimdiii…

Şu “… cumhurbaşkanlığını sahtekarlık yaparak kazandı” ne demek?!

Cumhurbaşkanlığı, “sahtekarlık” yapılarak mı kazanıldı?

Bunun ayırtına (farkına) 5 ay 3 gün sonra mı varıldı?

5 ay 3 gün gündem gerisinden gelen zat, “CHP” gibi köklü bir merkez partisinin Genel Başkanı, önce seçim yenilgisine, CHP’yi sağın da sağına kaydırmasına karşın, gene Genel Başkan olmak istiyor!

Olmak istemekle kalmıyor, kendisinden sonrasına “Genel Başkan adayı” hazırlıyor!

Bu ne utanmazlık!

Bu ne ayıp, çirkin siyaset, siyaset anlayışı, siyasi söylem, siyasi eylem!

 

Efendiiim, gelelim ana konuya…

 

Grup konuşmasını, 4-5 Kasım 2023 günlerindeki 38’inci Olağan Kurultay’ı işaret ederek, “Güzel bir kurultay yapacağız. Güzel bir kurultay, keyifli bir kurultay yapacağız. Barış içinde bir kurultay yapacağız. Birlikte bayram havası içinde bir kurultay yapacağız” tümceleriyle bitiren Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Ekim 2023 Cumartesi günü Sözcü TV’de canlı yayınlanan programda, gazeteci-televizyoncu İpek Özbey’in sorularını yanıtladı. https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/secilseydim-yanimda-olacaklardi-simdi-karsimdalar-7844094/

 

Özbey ilk sorusu:

Sıcağı sıcağına konuşalım. Perşembe günü Sayın Ekrem İmamoğlu ile bir görüşme yaptınız. Kurultayın divan başkanlığını önerdiniz, kabul etti. Neden İmamoğlu’na teklif ettiniz?

Yanıt:

“Ekrem Bey’in eli güçlensin diye. İstanbul’da seçimlerde eli daha güçlü olsun diye bu teklifi yaptım.”

 

Efendi efendi, Ekrem İmamoğlu’nun eli şimdi de, seçimlerde de, İstanbul’da ve Türkiye’de güçlü; yeter ki, gölge etmeyin, yanlışlara imza atmayın, havanda su dövmeyin, suya yazı yazmayın.

 

Kılıçdaroğlu, Özbey’in “Biraz açar mısınız?” sorusunu “Bu kadar” diyerek geçiştiriyor.

 

Neden?

Çünkü davette hinlik var, tuzak var.

Umarım CHP’nin Kurultay delegesi oyunu bozar.

 

Özbey “Değişimciler sizi birçok konuda eleştirdi. En çok da ittifaklar, Ümit Özdağ ile yapılan protokol üzerinden ve 39 milletvekili vermenizden dolayı… Hiç ‘Millet İttifakı yanlıştı’ diye düşündünüz mü?” sorusuna “Hayır” yanıtını alınca “Ama çok çabuk dağıldı, herkes birbirini suçlamaya başladı” anımsatmasında bulunuyor.

Kılıçdaroğlu “Cumhuriyet bu haldeyken, ülke bu haldeyken, eğitim, ekonomi bu haldeyken siz ne yaparsınız? Sizinle aynı idealleri paylaşanlarla bir araya gelmez misiniz? Cumhuriyet’in kuruluşuna bakın. Gazi Mustafa Kemal’in arkadaşlarına bakın. Cumhuriyet’i kurmak için bir araya geldiler mi, geldiler. Dünya görüşü bile farklıydı ama bir araya geldiler” diye konuşuyor.

 

Pardon!..

“Aynı idealleri paylaşanlar” mı?!

Cumhuriyeti kuranlarla, Millet İttifakı ortakları mı?!

Ne demek ya?!

Nasıl bir benzetme!

Yazıklar olsun!

 

Kılıçdaroğlu, Özbey’in “Yani?” sorusu üzerine sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Cumhuriyet’i yaşatmak için bir araya gelmekten başka ne yapabilirsiniz? Çok acımasızca eleştirildik. Herkesi dinledim. Büyük bir kısmı önyargıdan kaynaklanıyordu. Onları da dinledim. Eleştirilebilir ama sağduyuyla… Biz uzun yıllardır hiç milletvekili çıkaramadığımız yerlerden milletvekili çıkardık. Bu kadar acımasızlık olabilir mi? Biz sadece bir siyasi partiyle uğraşmadık, iktidarın kontrolüne geçen bir devlet bürokrasisiyle uğraştık. Sanıyorlar ki her şey güllük gülistanlık da biz kazanamadık. Yahu bırakmadılar ki biz bir muhasebe yapalım. Ona bile fırsat vermediler. Bütün bunlara rağmen hepsini dinledim.”

 

Paragrafta, doğrudan çok doğru olmayan sözler var.

 

Kılıçdaroğlu, Özbey’in “Eksiği nerede gördünüz?” sorusuna uzun uzun sözler edeceğine “Kendimde” deseydi, yeterdi de, artardı da.

Ama kendisi “… birileri de çıkıyor ‘CHP sağa kaydı’ diyor” tümcesini ediyor.

Gazeteci-televizyoncu İpek Özbey kaçırmıyor “Evet, partiyi sağa kaydırdığınızı söyleyenlerin sayısı hiç az değil… Ama söyleyen partili yol arkadaşlarınız…” diye yapıştırıyor.

Kılıçdaroğlu “Taşeron işçilere kadro verdirmek sağa kaymak mıdır? Çöpten kağıt toplayanları dinlemek sağa kaymak mıdır? CHP her kesimle diyalog kuruyor.” diye adeta cana geliyor, gürlüyor.

Özbey “Aslında burada mesele 39 milletvekili vermeniz” tümcesinin ardından “Bu konuda yanlış yaptığınızı düşünmüyor musunuz?” sorusunu soruyor, “Hayır efendim” yanıtını alıyor.

 

Hani özyergi (özeleştiri)?!

Hani empati?!

Hani hoşgörü?!

Hiç biri yok!

 

Şimdi bir de DEVA Partisi ile ilgili tartışma başladı. Mesela DEVA Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Halis Kahriman’a belediye başkanlığı vaat ettiniz mi?

Yöneltilen soru bu.

“Ben kimseye bir vaatte bulunmadım.”

Yanıt da bu.

 

Sanki bulunmuş!

 

Bir iki soru ve yanıtı atlıyorum.

 

Özbey’in, -bana “çanak soru” gibi gelen- “Aklınızdan şu geçiyor mu? Seçilseydim bu arkadaşlarımın hepsi yanımda olacaktı” sorusuna Kılıçdaroğlu balıklama atlıyor:

“Seçilseydim yanımda olacaklardı evet, şimdi karşımdalar… Kimin haklı olup olmadığını toplumun vicdanına bırakmak lazım.”

 

Toplumun vicdanına dön bak!

 

Kılıçdaroğlu, “Aday mısınız?” sorusunu “Hiçbir zaman ‘adayım’ demedim ama örgüt aday gösterirse adayım” biçiminde yanıtlayarak, “istemem, sen gene de yan cebime koy” oyununu oynuyor.

Özbey “Adaysınız yani? Peki gemi limana ne zaman yanaşacak?” sorularına ise “En kısa zamanda” sözcükleriyle karşılık veriyor.

“O zaman neden adaysınız?” sorusuna ettiği sözler şöyle:

“Gemiyi limana güvenli bırakmak için. Bilgili, birikimli, iyi bir sosyal demokrata devredeceğim. CHP’nin yüz yıllık birikimini sürdürmemiz lazım. İmbikten süzülen bir birikim.”

 

Gemiyi tarumar etmiş, kayalara vurmuş, ortada gemi diye bir hurda kalmış; o nu da, güvenli limana –sanki güvenli liman da kalmış- bırakacakmış, ve bilgili, birikimli, iyi bir sosyal demokrat birine devrecekmiş!

 

Ya!

“Devretmek” ne demek?!

“CHP Genel Başkanı koltuğu”nda oturan biri bunu nasıl söyler?!

 

Uzatmayayım, size, Genel Başkan adaylarından Özgür Özel’in buna ilişkin tepkisini içeren linki vereyim. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/ozgur-ozelden-kilicdaroglunun-devretme-ifadesine-sert-tepki-2135081

 

Kılıçdaroğlu’nun kendisi deneyimli, birikimli, iyi bir CHP’li mi ki, olabildi mi ki, öyle birinden söz ediyor?!

Hem, “sosyal demokrat” da ne? “CHP” kardeşim, “CHP”!

Sevsinler senin imbiğinden süzülen birikimini Kılıçdaroğlu!

 

İpek Özbey çok doğru biçimde “Mevcut kişiler arasında böyle biri var mı?” diye soruyor ve “Var ama görünür hale gelmesi lazım. Şimdilik bu kadar konuşalım” yanıtını alıyor.

 

Neden gizliyor?

Neden kısa kesiyor?

Kapalı kapılar ardında, kendi çıkarı için gizli, saklı işler, pazarlıklar yapanlar, böyle davranır.

Onların yetiştirdikleri de, onlar gibi olur.

Buradaki kurnazlık, birden fazla kişiye, neredeyse herkese umut vermek, onları umutlandırmak, beklenti içinde tutmak, kendinden uzaklaşmamalarını sağlamak, elinin altındakileri denetimi/kontrolü altına almak!

Uyanık siyasetçi ayakları!

 

Ankara’dan bir gazeteci çıktı, “Genel Başkanlığı devralacak” iki ad ortaya attı.

Onlardan biri “Ben değilim” diye açıklama yaptı.

 

Yetiştiricisinden, CHP Genel Başkanlığını devralacak, o kadar görünür değilmiş ki, görünür hale gelmesi gerekirmiş!

 

Şu siyasi maskaralığa bakar mısınız?!

 

Tanrım sen, usumu (aklımı) koru!

Tanrım, sen bu toplumun usunu koru!

 

Adam, CHP’yi, CHP’lileri, CHP’den umut bekleyenleri ve Türkiye gündemini neyle meşgul ediyor?!

 

Ve bu adam Perşembe, Cumadan sonra CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nda aday gösterilecek, Genel Başkanlık için yarışacak!

 

Kazanırsa…

 

8 Kasım 2023 Çarşamba günlü yazımda kararımı açıklayacağım, görüş ve düşüncelerimi, önerilerimi paylaşacağım…