ŞİMDİ NE OLACAK?.. CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI KİM YA DA NASIL BİRİ OLMALI?..

  • 0
150 150 bakikarakol

Hemen hemen herkes, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edileceğini bekliyordu; ama İstanbul Üniversitesi’nden dün (18 Mart 2025 Salı) saat 18:07’de “Kamuoyu Duyurusu” https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-istanbul-universitesi-acikladi-imamoglunun-diplomasi-2310718 başlığı altında yapılan yazılı açıklama gündeme bomba gibi düştü.

18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 110’uncu yıldönümünü, diğer konuları gündemden etti.

Ülkem adına, halkım adına, ülkemin hukuku, yargısı, bilim yuvaları Üniversitelerimiz, bilginlerimiz vb adına üzüldüm, acı çektim!

Böyle bir kararın olmamasını en çok isteyenlerdendim; kararın bu doğrultuda çıkacağını öngörenlerdendim de!

 

Elbette ki hukuki süreç başlatılacak, çetin uğraşlar verilecek.

Cumhur İttifakı’nın ortakları da, ağırlıklı olarak AKP ve MHP kadroları da bir şey yapmayacak değiller, daha bir sertleşecekler!

 

İmamoğlu’nun, tutuklanması gerçekleşebilir!

İmamoğlu’na siyasi yasak gelebilir!

 

İmamoğlu’na ustan, hayalden geçmeyen şeyler yapılabilir!

Çünkü iktidarın elden gitmesinin ötesinde, açılımını bilerek, isteyerek tanımlamadıkları “Yeni Türkiye”nin planlandığı gibi yaşama geçirilmesi söz konusu.

Ayrıntısına girmeyeceğim.

 

İstanbul Üniversitesi’nin “Kamuoyu Duyurusu” başlıklı açıklamasıyla Ekrem İmamoğlu, öngörülebileceğinin çok üstünde siyaseten güçlendi; AKP ve MHP ağırlıklı Cumhur İttifakı ortakları ve Cumhur İttifakı iktidarı aynı oranda güç ve güven yitirdi!

Öyle ki, Ekrem İmamoğlu, cezaevinde de olsa, siyasi yasaklı da olsa, artık o bir “lider”, o bir “bilen”dir!

Siyasi rakiplerinin kâbusudur!

Bir sözü, bir işareti, bir bakışı, bir hareketi vb belirleyen olacak!

 

İstanbul Üniversitesi’nin, gündeme bomba gibi düşen “Kamuoyu Duyurusu”na tepkiler çığ gibiydi!

“Rapor” ya da “karar metni” hiç gerçekçi ve inandırıcı değildi!

Hele de “Araştırma Raporu’nda adı geçen kişi dahil…” tümcesinde “Ekrem İmamoğlu’nun  adının anılmaması ilginçti, şık değildi!

Bu “anmama”da sanki “siyasi rakip kadro” tavrı, havası, kokusu vardı!

Oysa o tümcenin, içinde yer aldığı rapor, karar metni, İstanbul Üniversitesi gibi bir “bilim yuvası”nda, “bilim insanları” tarafından kaleme alınmış, yazılmış, kamuoyuna sunulmuştu!

 

Tepki verenler içinde, Ekrem İmamoğlu yanı sıra, dört kişi ilgimi çekti.

Ama kimse enseyi karartmasın.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-imamoglunun-diplomasi-iptal-edildi-ozgur-ozelin-ilk-2310722 diyen Ö.Ö’yü (Özgür Özel’i) geçiyorum.

Öncelikle Mansur Yavaş’ın tepkisine odaklandım.

Yavaş X hesabı @mansuryavas06’dan gerçekleştirdiği paylaşımında “Ben Ekrem Başkanımıza yapılan bu haksızlığı kabul etmiyorum. Tüm bu hukuki ve siyasi sürecin her dakikasında Ekrem Başkanımızın yanında olacağımı, böylesine hukuksuz bir süreçte daha önce üçlü masada ifade ettiğim “Cumhurbaşkanlığı adaylığımı günü gelince değerlendireceğim” kararımı, bu hukuksuzluk ortadan kalkana kadar ASKIYA alacağımı da kamuoyuna ilan ediyorum.” https://x.com/search?q=mansur%20yava%C5%9F&src=typeahead_click diyordu.

Beğendim, saygı duydum.

Ama “Alparslan Türkeş Milliyetçisi” Mansur Yavaş’a güvenemiyorum!

 

Tepkisine odaklandığım ikinci kişi, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’ydu.

Dilek İmamoğlu X hesabı @dk_imamoglu’ndan yayınladığı paylaşımında “Hukuksuzluğun ve haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizin geleceği için yaşanan tüm adaletsizliklere karşı hep birlikte duracağız. Çocukların ve gençlerin güvenli ve umutlu yarınları için ülkemizin sarsılmaz değerlerini sonuna kadar savunacağız. Kurtuluş yok tek başına!

@ekrem_imamogluhttps://x.com/dk_imamoglu/status/1902034030419202182?t=5B-e8_D8ZreTXUayiledvw&s=08 diyordu.

 

Tepkilerine odaklandığım diğer iki kişi, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’dı.

Hatimoğulları “İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının mevzuat bahane edilerek iptal edilmesi demokrasiye sürülmüş kara bir lekedir. Bu kara lekeyi sürenler yüzlerce yıl toplumun vicdanında mahkum olarak kalacaktır. Sayın İmamoğlu’na yönelik bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu gün gibi ortadadır. Siyaset hukuku askıya alarak sorunları derinleştirme yeri değil, sorunları çözme yeridir. Bu tür idari ve yargı kararları ortak yaşam inancına ciddi şekilde zarar vermektedir. Demokrasiye kara leke süren, hukuku askıya alan bu kararın derhal geri çekilmesi, siyasette gerilimi arttıracak müdahalelerden vazgeçilmesi gerektiğine dair çağrı yapıyoruz.” derken, Bakırhan da “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmeye çalışılması ve diplomasının iptal edilmesi, hukuki değil, siyasi hesapların gölgesinde alınmış bir karardır. Yargı kıskacı altında demokratik hakların gasp edilmesi kabul edilemez. Halkın iradesine ve siyasi rekabete set çekmeye yönelik bu girişimler, demokrasiye sürülmüş kara bir lekedir. Çağrımız, demokrasiyi hedef alan bu tür müdahalelerin derhal son bulmasıdır.” diyordu.

(Dem Parti’nin de tepkisini paylaşayım:

“Hukuk ve akademi dünyasına bir kara leke sürülmüştür. İstanbul Üniversitesi’nin sayın Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi kararı açık bir hak ve hukuk gaspıdır. Hukuki dayanaktan yoksun olan bu karar yeni bir hukuksuzluk dalgasının işaretidir. İşlem hukuki değil, siyasidir. Siyasi amaçlarla üniversiteyi araçsallaştırmak anlamına gelir. Üniversite yönetimini çeşitli yollarla teslim alarak elde edilen bu karar hem akademi hem de hukuk dünyasına sürülmüş bir kara lekedir. Bir an evvel bu yanlıştan dönülmeli, siyasetin üzerine bir kara örtü serilmesine izin verilmemelidir.”) https://www.gercekgundem.com/guncel/dem-partiden-imamoglunun-diplomasinin-iptaline-tepki-demokrasiye-surulmus-kara-bir-leke-525128

 

Ve Ekrem İmamoğlu’nun tepkileri.

İlki:

“İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun kararı HUKUKSUZDUR. Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak. Kurtuluş Yok Tek Başına!https://x.com/ekrem_imamoglu/status/1902025111252947358 

İkincisi:

“ İftar sofrasından Milletime sesleniyorum. Kendimi onlara emanet ediyorum.” https://x.com/i/broadcasts/1YpJkBajybEGj diye başladı, konuştu.

www.cumhuriyet.com.tr’nin haberleştirdiği konuşmasında Ekrem İmamoğlu özetle “Diplomanın iptali falan umurumda değil yani. Çok önemli ama esas umurumda olan ne biliyor musunuz? Artık bu ülkede, herkesin kazanılmış tüm hakları tehlike altındadır. Bu ülkede, bu toplumun, herkesin kazandığı tüm hakları tehlike altındadır. Ve bu akıl, bu milleti gerçekten tehdit eden bir akla dönüşmüştür. Herkesin elinden her şeyi alabilirler. Malını, mülkünü, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı, seçilme hakkı, seçme hakkı… Her şeyi elimizden alabilirler. Seçme hakkınızı da elinizden alabilirler.” diyor, “Ne yapacaksın, diyorlar. Vallahi aslanlar gibi koşmaya devam edeceğim yani, aslanlar gibi. Asla geri durmak yok. Bugüne kadar bin koşuyorsam, bundan sonra milyon koşacağım. Tahmin edemeyecekler cesaretimi, duruşumu ve inancımı.”

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-diploma-iptali-karari-sonrasi-ekrem-imamoglu-iftar-2310735 biçiminde sürdürüyor.

 

Ekrem İmamoğlu “Aslanlar gibi koşmaya devam edeceğim” diyor ama siyasi rakibi/rakipleri “aslanlar gibi koşması”na olanak vermeyecekler!

İşte bu, Ekrem İmamoğlu’nu, siyaseten önlenemez derecede güçlendirecek, Türkiye’nin, belki de bölgenin “lider”i yapacak.

 

Erken ya da süresindeki seçimde, Ekrem İmamoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı adayı” olarak yarışmasını olanaksız görüyorum!

 

“Ekrem İmamoğlu olmadı, eşi Dilek İmamoğlu olsun”!

Sakın!

Kendine de, eşi Ekrem İmamoğlu’na da, CHP’ye de çok büyük zarar verir, seçim kazanamaz, Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan’a kazandırır.

 

“Ekrem İmamoğlu olmadı, Mansur Yavaş olsun”!

Bu da “Sakın” diyorum!

Kazanamaz.

Nedeni…  

Seçimin yazgısını ve kazananını belirleyecek “etkin güç”, Kürt seçmenin oylarıdır.

Mansur Yavaş, Kürt seçmenden oy alamaz; Kürt seçmeni de, Mansur Yavaş’a oy vermez.

Mansur Yavaş bunu gördü, Cumhurbaşkanlığı adaylığını askıya aldı.

 

Yukarıda tepkilerini paylaştığım DEM Parti ile Eş Genel Başkanlarının tepkilerinde sergiledikleri duruşta kararlılık gösterip göstermeyeceklerine, Ekrem İmamoğlu’nun Mansur Yavaş ve eşi Dilek İmamoğlu dışında işaret edeceği “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı”na oy verip vermeyeceklerine tanıklık edeceğiz.

“Kent uzlaşısı” projesi beni umutlandırıyor; gene de ölçülü (temkinli) davranmalıyım.

 

Şimdi ne olacak?

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim ya da nasıl biri olmalı?

 

Özetleyeyim:

Seçilir seçilmez, ilk işinin, ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nden ülkeyi kurtarmak, yerine “Demokratik, Laik Parlamenter Sitem”i getirmek olacağını her keresinde dile getirecek, güven verecek, inanırlığı ve  güvenirliliği kabul gören, tanınan, kadın veya erkek genç birinin aday gösterilmesi.

Usumda biri var ama paylaşmayacağım; günü geldiğinde…

  • 0

Yorum Yaz

Email adresiniz paylaşılmayacak.