Monthly Archives :

Ağustos 2026

ÖĞRETMENİM YENER KAZAK’TAN YERGİLER, ÖĞRETİLER… VE SOKAK EYLEMLERİNDE DENEYİM KAZANMIŞ ÖRGÜTLÜ TOPLUM…

150 150 bakikarakol

“Sevgili Baki, bana göre Ekrem İmamoğlu’na da, Özgür Özel’e de fazla yüklenmişsin. Özel, grubunu serbest bırakmakla milletvekillerinin, seçmenlerin eğilimine uygun tavır almalarını, oy kullanmalarını sağlamış ve seçmene saygısını göstermiştir. Kendisi ise yasaya olumlu oy vererek “savaşa hayır, barışa evet” demiş, sosyal demokrat bir lider olduğunu göstermiştir.

Senin de belirttiğin gibi, ’kent uzlaşısı’nı gelecekte de yeni koşullarda ve biçimde sürdürmek, Kürtlerin AKP/Cumhur ittifakı içinde yer alma hesaplarını boşa düşürmek düşüncesi de bu demokrat tavırda etkili olmuştur.

Ayrıca İmamoğlu ile Özgür Özel’in ‘kanka’ olması kötü bir şey değil. İstanbul’u üç kez alan, “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” sözünü hayata geçirmek için başarılı hamleler yapan, değişim talebini ilk dile getiren, kurultayda Özgür Özel’e destek veren İmamoğlu; doğaldır ki, “iyi saatte olsunlar”ın tepkisini çekecektir. Bugün Silivri zindanlarında yatıyor olmasının tek nedeni de budur.

Türk siyasi hayatında bu tür dostluklar pek görülmez. Genellikle hançeri en yakınından yersin. Hatta “sen de mi Brütüs” sözü bu durumun sadece bize özgü değil, evrensel olduğunu hatırlatıyor.

İşte bu dostluk da siyasi tarihimizde gelecek kuşaklara örnek gösterilecek bir tavırdır.

Ayrıca YENİ parti Genel başkanlığı yanında sosyalist enternasyonal başkan yardımcılığını da yürüten Özgür Özel, bu konuda İYİ parti ya da Zafer ve Anahtar partiyle aynı çizgide olmamalıydı ve de olmadı. Onların söylemlerinin ülkemizin birliğine zarar vereceğini düşünüyorum.

Ancak, Genel Başkan, her yapıyla, buna yukarıda sıraladığım partiler yanında CHP’de, DEM de dahildir, seçim yasasının dayattığı gerçekler ışığında iyi ilişkiler, ittifak ilişkileri kurabilir. Bunlar çok da uzak olmayan geleceğin gündemidir.

Şu da unutulmamalıdır, YENİ parti bir kitle partisidir. Partinin her kararının bütün seçmenler ya da parti üyeleri tarafından olumlu karşılanması beklenmemelidir. Önemli olan geniş bir kesimin o partide kendisinden bir şeyler bulabilmesidir.

Son olarak M.A. Güller’in köşe yazısını alıntılamışsın. Yazar konuyu önyargıyla ele almıştır. Daha çok Perinçek çizgisine yakındır. Olaylara hep o ideolojiden bakarak yazar.

Sonuçta çerçeve yasa adı üstünde bir çerçevedir ve içinin nasıl doldurulacağı daha önemlidir. Peşin hükümlü olmadan bekleyip görelim. Partiyi birinci parti yapan, genel başkan sıfatıyla ilk seçimde büyük başarı sağlayan, gireceği ilk seçimde başarısız olursa aday olmayacağını açıklayan, gecesini gündüzüne katarak koşturan Özgür Özel, ülkemizin pek alışmadığı bir liderdir. Ona güvenelim ve destek olalım.

İyi şeylere alışmak iyidir.”

 

Okuduğunuz, 19-26 Ağustos 2026 günlerinde yayında olan İÇ SİYASADA EKREM İMAMOĞLU’NA SEÇİMLER KAZANDIRAN, AKP’YE SEÇİMLER YİTİRTEN “KENT UZLAŞISI” GERÇEĞİ… https://bakikarakol.com/ic-siyasada-ekrem-imamogluna-secimler-kazandiran-akpye-secimler-yitirten-kent-uzlasisi-gercegi/ başlıklı yazıma yapılan yorumdur.

Yazarı, Yener Kazak.

Tanımayanlara yardımcı olayım:  

“Yener Kazak Kars doğumlu; Türk Dili ve Edebiyatı mezunu; il gençlik kolu yönetim kurulundan il yönetim kuruluna ve kurultay delegeliğine kadar CHP ve SHP’de görev almış; 10 yıl Kadıköy Belediyesi’nde Meclis Başkan Vekilliği ve Encümen Başkan Vekilliği, Meclis Üyeliği yapmıştır. Liselerde edebiyat öğretmenliği ve idareciliği; Kültür Bakanlığı’nda uzman; Türkiye’nin Türkmenistan Büyükelçiliği’nde Kültür Müşaviri, Ankara’da TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi olarak çalıştı…”

 

Yener Kazak, sevdalısı olduğum Kars’ımın saygın “Kazak Ailesi”ndendir.

 

Ben, “Yener Kazak”a “Öğretmenim” derim; benim kuşak da, bizden sonraki kuşak da der.

 

Yener Kazak, yalnız lisedeki öğrencilerinin değil, “Kars gençliği”nin “öğretmeni”ydi.

Yaşamın her alanında öğretendi.

Bilgisini, bildiklerini, düşüncelerini kendinde saklamazdı; yaşlısı genci, kadını erkeği ayrım yapmadan herkesle paylaşırdı. 

 

Üzerimdeki iletişim ve siyasadaki mayasını, emeğini unutamam.

 

Öğretmenimin, öğretmenimizin öğretilerinden birkaç örnek:

Çok iyi gözlemde bulunun, anlayın, sorgulayın, soruna çare üretin, ortak tartışı ortamlarında paylaşın, anlatım dilini başarın…

 

Yadsıyamam, Yener Kazak öğretmenimden çok şey öğrendim.

Örneğin:

Yurtseverliği, Atatürkçülüğü, Atatürk CHP’sini, doğruda doğru kalmayı/durmayı, doğruluğundan emin olunanların savaşımını vermeyi, ayrıntılara dikkat etmeyi/odaklanmayı, oradan ilerlemeyi, içten yergiden kaçınmamayı, yerilmekten incinmemeyi…

 

Yazılarımı, X paylaşımlarımı okur, dönüşler yapar, dakikalarca konuşuruz.

İnanın, çok bilgilendim, bilgileniyorum.

 

Yukarıdaki gönderisini, iznini alarak paylaşmak istedim.

Şundan:

Konuşmamızda kendisine ilettim.

Özetle:

Ekrem İmamoğlu’na her seçimde oy verdim. Cumhurbaşkanlığı aday adaylığında da… Aileme de, çevreme de verdirdim. Özgür Özel, gelmiş geçmiş siyasi parti Genel Başkanları içinde en genç, gecesini gündüzüne katan en çalışkan Genel Başkan. Ama… İkisi de Atatürk çizgisinde değil, Atatürk yolunda gitmiyor. ‘Yeni bir yol’ diyorlar. Ne ‘yeni yol’u?! Yol belli. En çağdaş, en ilerici yol, Kemal Atatürk’ün yolu…”

Canım öğretenimin yanıtı:

“Ortam ve zamanlama yanlışı yapıyorsun. Bu da, karşı tarafın işine yarıyor, ‘Karşı tarafın ekmeğine yağ sürmek’ oluyor.”

 

Öğretmenimi anlıyorum.

Ama…

Doğruyu, doğruları öteleyemem.

Ötelersem ödün vermiş olur.

Bu da, siyasi rakiplere zaman kazandırmaktı, kazanım sağlamalarına yardımcı olmaktı.

“Demir tavında dövülür” sözü doğrultusunda gitmek en doğrusuydu.

Hem en zor, en zayıf, hem de karşıdakilerin en güçlü zamanda doğru yazılıp çizilmeli, söylenmeli ki, “içteki yanlışlar”dan kurtulma gerçekleşsin.

 

Şunu da belirtmeliyim:

Siyasi iktidarların, gençliğe, halka eylem ve söylem hakkı, özgürlüğü vermemelerine, tanımamalarına, polisle, jandarmayla, hatta milis güçlerle baskılar yapmalarına, tartaklamalarına, dağıtmalarına, gözlem altına almalarına, hapishanelere atmalarına vb kızıyorum.

Bunları yapacaklar, bir de o gençlikten, halktan yürekli, cesur, atılımcı olmalarını beklerler!

Böyle bir toplumdan, güçlü ordu çıkmaz, yurt savunması zaafa uğrar, “düşman” sözcüğü ile tanımlananları kıs kıs güldürü, sevindirir, mutlu eder, o ‘tek dişi kalmış canavar”lara el ovdurur!

 

İktidarların ana görevlerinden biri, topluma “özgüven” kazandırmaktır.

“Özgüven”in yolu da, sokak eylemlerinden, söylemlerinden geçer.

Sokaklardaki söylem ve eylemler, birer provadır.

Engel olunacağına, önlemler alıp destek olunmalıdır.

Çünkü:

Sokak eylemlerinde, söylemlerinde deneyim kazanmış örgütlü toplumlar, özgüvenlidirler, yüreklidirler, korkuyu kırıp atmışlardır, düşmanlarının da kabusları, korkulu rüyalarıdırlar. 

 

Bitirirken…

Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın dönüm noktası “Büyük Taaruz”un (26 Ağustos 1922) 104’üncü yılında, başta Kemal Atatürk’ümüzü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, aramızda olmayan Gazi’lerimizi rahmetle anıyorum, manevi huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Onlara yapılan saygısızlıkları, ihanetleri lanetliyorum!..

İÇ SİYASADA EKREM İMAMOĞLU’NA SEÇİMLER KAZANDIRAN, AKP’YE SEÇİMLER YİTİRTEN “KENT UZLAŞISI” GERÇEĞİ…

150 150 bakikarakol

Yazıya başlayacaktım ki, www.sozcu.com.tr ’de “İlk kadın vekilin torunu da şaşırttı” https://www.sozcu.com.tr/ilk-kadin-vekilin-torunu-da-sasirtti-p350305 başlıklı haber gözüme ilişti.

 “Satı kadın, Atatürk’ün isteği üzerine ilk kadın vekil olarak Meclis’e girdi. Nesiller boyu CHP’li ailenin torunu ise AKP’ye transfer oldu” spotlu haberi sonuna kadar bir solukta okudum.

İçim sızladı.

Ama…

“Bu ve böyle bir şey nasıl olur?!” sorusunu kendime sorup durdum.

Sonra da, “Bu derinlemesine irdelenmesi gereken bir konu. İrdeleme bilgisi, becerisi olan duyarlı insanları, özellikle ve de öncelikle ‘Ben Atatürk düşündaşıyım, ben Atatürk CHP’lisiyim’ diyenler, kolları sıvamalı, ‘Neden böyle oluyor, niçin böyle oluyor?’ soruları yanıtlamalı, bilinmeyeni aydınlatmalı” diye düşündüm, düşünüyorum.

İleride yazacağım.

Böylesi içerikli, iletili, düşündüren haberi yazan Emin Özgönül’ü yürekten kutluyorum.

 

Planladığım yazıma geçiyorum…

 

Gazeteciliğini, kişilik ve söylem çizgisini, kararlılığını, kararlı duruşunu beğendiğim Mehmet Ali Güller 13 Ağustos 2026 Perşembe günü X hesabı @MaliGuller’den gerçekleştirdiği paylaşımda “Özgür Özel’in çerçeve yasaya evet demesinin anlamı Mesele ne çözümdür, ne barıştır, ne de demokratikleşmedir. Mesele yeni anayasa ile Erdoğan’a başkanlık yolu açmaktır. Dolayısıyla hayır diyen barışa değil, saray rejiminin inşasına hayır demiş oluyor. Evet diyen de barışa evet dediğini sanarak Erdoğan’ın oyununa gelmiş oluyor. Şuradan izleyebilirdiniz: https://x.com/MaliGuller/status/2087907497596080334” diye yazmış.

Ben de altına “Haklısınız… Ama bir başka ayrıntı daha var. 19 Ağustos 2026 Çarşamba günü www.bakikarakol.com sitemde yazacağım… Okumanızı ve görüşünüzü öğrenmek isterim…”  https://x.com/BakiKarakol/status/2087918334134124773 diye yazdım.

 

Sözümü tutayım.

Ve…

O “ayrıntı” ile başlayayım.

 

O “ayrıntı”, Ekrem İmamoğlu ve “Kent Uzlaşısı”!

 

Özgür Özel’in ve Özgür Özel yönetimindeki “yakın arkadaşları”nın, “Çerçeve Yasa”ya  “Evet oyu verme” kararını almalarında Ekrem İmamoğlu’nun yadsınamaz “etkinliyi var”!

Bu kanıya, Ekrem İmamoğlu’nun 10 Ağustos 2026 Pazartesi günlü “Aziz Milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş’ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli Halkımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye’nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir.” https://x.com/CA_iletisim/status/2086862897536172321 paylaşımından vardım.

 

Bu paylaşımdan anladım ki, Ekrem İmamoğlu, seçim kazanma plan ve projesini, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in yazıp çizdiği, geliştirdiği ve yaşama geçirdiği, Selahattin Demirtaş’ın da katkı verdiği “Kent Uzlaşısı”na oturtmuş.

Ve…

Kazanmış.

Sürdürmekte de kararlı.

Yani…

Ekrem İmamoğlu, cezaevi yaşamı bitiminde, siyasi yaşamında ve seçim süreçlerinde “kazanma”yı, “Kent Uzlaşısı” üzerinden gerçekleştirecek.

Bunun için “Kent Uzlaşısı Birlikteliği”ni sürdürmek, kalıcı kılmak peşinde.

 

“Kent Uzlaşısı Birlikteliği”nin yolu, “Çerçeve Yasa”ya “Evet Oyu” vermekten geçiyordu.

 

İmamoğlu o yolu seçti, Özel’e ve yönetime de kararını iletti.

  

Ama…

Öte yanda, geniş halk yığınları “Evet Oyu” verilmesine şiddetle karşıydı.

Hala karşı.  

Onların da gönlü kırılmasın, alınsın diye, Özgür Özel ve yönetimdeki arkadaşları dışındaki Yeni Parti Milletvekilleri’ni serbest bırakmak ve bunu kamuoyuna açıklamak zorunda kaldılar.

 

Birkaç yazımda altını çizerek, değinmiştim:

Ekrem İmamoğlu, Atatürk CHP’lisi değildir; 4 eğilimci Turgut Özal’ın, Cumhurbaşkanı iken, kardeşi Yusuf Özal’a kurdurduğu “Yeni Parti”lidir.

Özgür Özel de, Atatürk CHP’lisi değildir ve Ekrem İmamoğlu’nun “çalışkan siyasi yol arkadaşı”dır; argo değimle “siyasi kankası”dır.

 

İkisinin en belirgin ortak yanı(özelliği, “siyasi bencil” olmalarıdır.

İkisi de “biz” demez, “ben” der.

 

Bu, o kadar çok yönlü bir konudur ki, bir başka yazıya bırakmak gerek.

 

Şunu da bilginize sunmalıyım:  

 

Önceki gece (17 Ağustos 2026 Pazartesi) Sözcü TV’de, Ekrem Açıkel “Haftaya Bakış” programında, “Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı, tutuklanır mıydı?” diye sordu.

Sanki “Tutuklanmazdı” yaklaşımındaydı.

Bana göre, Açıkel bu yaklaşımında yanlıyordu.

Şöyle ki:

Ekrem İmamoğlu, “Kent Uzlaşısı” etkisiyle, AKP’yi, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, AKP’yi, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylarını, AKP’nin İBB Meclis üyelerini, AKP’lileri ve AKP’ye oy veren seçmenleri üst üste üç kere seçim yenilgisine uğratmış siyasidir.

En başta “İstanbul’u kaybedersek, Türkiye’yi kaybederiz” diyen Erdoğan’ı çok fena kızdırmıştır.

Kızgınlık öfkeye, öfke kine, oradan da bir biçimde “yenilgilerin” karşılığını almaya dönüşmüştür.

Yani…

Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olsun olmasın, “Kent Uzlaşısı” yapılanmasıyla Erdoğan’a, adaylarına, partisine, partililerine, seçmenlerine “seçim yenilgisi” yaşattığı için, bunun bedelini ödeyecekti.

Ben böyle düşünüyorum.

 

Ayrıca…

Bana göre -dış etkenleri bu yazıda, şimdilik kenara koyarak, diyorum ki-, “Terörsüz Türkiye” çıkışıyla başlayıp “2’inci Barış Süreci” ile yol alınması, “Çerçeve Yasa”ya kadar gelinmesi de, “Kent Uzlaşısı”nı kontrol altına almak, etkisizleştirmek, Ekrem İmamoğlu’ndan ayrıştırmak için…

 

İç siyasada, Ekrem İmamoğlu’na seçimler kazandıran, AKP’ye de seçimler yitirten “Kent Uzlaşısı” gerçeği yadsınamaz…  

KABUL EDİLSİN Kİ, ÖZGÜR ÖZEL SİYASİ İNTİHAR YAPTI!..

150 150 bakikarakol

Çok önceki yazılarımda birkaç kere, Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel’in, “Atatürkçü” olmadıklarını, “Atatürk yolunda, izinde” gitmediklerini yazdım.

 “Mutlak Butlan Kararı” sonrası gelişmeler sürecinde, Özgür Özel ve ekibinin ettiklerine hep “temkinli” yaklaştım, paylaşımlarımda “Kaygım var” diye yazdım.

Ne vakit ki, şu anda bile adı içime sinmeyen “YENİ Parti” Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’nin Kamutay’daki ilk grup konuşmasında, “Yeni ‘nesil’ örgütlenme modeli”ni açıkladı, umutlandım.

 

5 Ağustos 2026 Çarşamba günlü YENİ PARTİ’NİN “YENİ ‘NESİL’ ÖRGÜTLENME MODELİ”, KEMAL ATATÜRK’ÜN “ÖRGÜTLENME ANLAYIŞI”… https://bakikarakol.com/yeni-partinin-yeni-nesil-orgutlenme-modeli-kemal-ataturkun-orgutlenme-anlayisi/ başlıklı yazımda işlemeye çalıştım.

 

Ta ki, 9 Ağustos 2026 Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi’nin internet sitesinde, spotu “ YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, katıldığı televizyon programında Meclis’te görüşülen “Çerçeve Yasa”sına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kayışoğlu, partilerinin genel kurulda Çerçeve Yasa’ya ‘evet’ diyeceklerini söyledi.” olan “Tepkilere rağmen… YENİ Parti’den ‘Çerçeve Yasa’ için karar: Genel Kurul’da ‘evet’ diyecek” https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/tepkilere-ragmen-yeni-parti-den-cerceve-yasa-icin-karar-genel-kurul-da-evet-diyecek-2527605 başlıklı haberi okuyuncaya kadar “umut”ta kaldım.

Bu sözlerle, o an ikileme düştüm.

Bir yanlışlık olabileceğini düşündüm.

Yarın, oylama öncesi yapılacak açıklamayla “yanlışlığı”ın ortadan kalkacağını usumdan geçirdim.

Özgür Özel, Kamutay Genel Kurulu’unda çıkıp konuşacağı dakikaya kadar iç açıcı olmayan haberleri televizyonlardan izledim, dinledim, internet gazetelerinden okudum.

Özgür Özel, DEM Parti Genel Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın ardından çıktı konuştu. https://yeni-parti.org.tr/haber/48

Demek ki, izleyip dinlediklerim, okuduklarım doğruymuş!

İnanamadım!

Kendisi, parti yönetimindeki arkadaşları “Çerçeve Yasası”na “Evet” diyeceklermiş, Milletvekilleri serbest bırakılmış, seçim bölgelerindeki insanların “iradeleri” doğrultusunda oy kullanacaklarmış!

Böyle “liderlik” olur mu?!

Kendi eliyle partiyi bölüyor!

“Evet” deme gerekçeleri” ise hiç ama hiç gerçekçi, inandırıcı değil!

106 yıl önce (10 Ağustos 1920), Osmanlı’yı teslim alan, parçalayan “Sevr Anlaşması”nı anımsatan yaşanmışlığın benzerinin aynı günde (10 Ağustos 2026) Kamutay Genel Kurulu’nda görüşülüp, 11 Kasım 2026’a geçmeden yasalaştırmak istenmesindeki amaç, neden usa gelmedi, sorgulanmadı, bundaki ileti algılanmadı?!

 

Burada konuşmasını irdelemediğim, az yukarıdaki linkten konuşmasını okumanızı isteyeceğim Özgür Özel, o gün, o saat, o dakika bende güven yitirdi, bitirdi.

Küçük miktar bağışta bulunduğum YENİ Parti’ye üye olmayı düşünüyordum, vazgeçtim.

Oysa…

YENİ Parti tabanı, “Çerçeve Yasa”ya “Kabul oyu” vermeye karşıydı.

Bu hep yazıldı, çizildi, ekranlarda dile getirildi; ama dikkate alınmadı!

Ya, hiç değilse, Sözcü Gazetesi yazarı Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu’nun 10 Ağustos 2026 Pazartesi günlü “Atatürk’ü yakanızdan çıkarın”

https://www.sozcu.com.tr/ataturk-u-yakanizdan-cikarin-p343825 başlıklı, benim de altına imzamı attığım içerikli, güzel yazısını okusalardı.

Okumadılar!

Kendilerini de, partiyi de, partilileri de ve “umut”ları da bitirdiler!

Kazanan gene, yenmek istenilenler oldu!

 

Türkiye’ye, Türklere, Türkiye’de yaşayanlara zor günler yaşatacak yasa, 10 Ağustos 2026, 11 Ağustos 2026’ya devrilmeden 87 ret, 7 çekimsere karşın 467 oyla kabul edildi.

Lütfen https://www.sozcu.com.tr/cerceve-yasa-oylamasinda-kimler-yoktu-p344201 linki tıklayın okuyun.

 

Korkusuz Gazetesi yazarı usta kalem, toplumcu düşünür Mustafa Mutlu, dünkü (11 Ağustos 2026 Salı) “14:50’den sonra!” https://www.korkusuz.com.tr/14-50-den-sonra-p52086 başlıklı yazısında, tam da benim düşüncelerimi yazmış.

O nedenle…

Biraz da, yaşadığım “umut ve hayal kırıklığı”, bir de derin üzüntüyle, tanıklık ettiklerimizi yazmayacağım, yazmayacağım.

Çünkü çok kötü, fena dağınığım!

 

Biraz da, YENİ Parti tepe yönetiminin yarattığı, yaşattığı “vuruk”dan (travmadan) sonrakilere değineyim:

 

YENİ Parti tabanı ve YENİ Parti tabanı gibi düşünen insanlar, YENİ Parti tepe yönetiminin “Çerçeve Yasa”ya “Kabul oyu” vermesine şiddetle karşı.

Sosyal basın (medya) yıkılıyor.

Birkaç örnek vereyim.

Tansel Çölaşan’ın X paylaşımı https://x.com/TanselColasann/status/2086990394563154039 ile başlayayım.

Lütfen tıklayın okuyun.

Paylaşımın altına “Kutluyorum. Çok doğru, gerçekçi kısa, öz saptamalar. Anlayana sivrisinek, saz, anlamayana davul zurna az. Atatürk düşündaşı olarak, içim parçalanıyor, utancımdan yerin dibine giriyorum. Anavatan Partisi kökenli Ekrem İmamoğlu’nun usuyla oturup kalkan Özel’e fena kızıyorum.” https://x.com/BakiKarakol/status/2087084588468166805 diye yazdım.

Çölaşan’ın https://x.com/TanselColasann/status/2087128435281830058 linkindeki paylaşımını da okumanızı istiyorum.

 

Ömer Faruk Eminağaoğlu “ANAYASAYA, AYM, İHAM KARARLARINA UYMAYANLA ANAYASA YAPILMAZ DİYENLERE… PEKİ BİR YASANIN TÜM MADDELERİ İLE ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİNİ DELİK DEŞİK EDENLERLE YASA YAPILIR MI… HALKA YALAN SÖYLEMEK SUÇTUR. TARİH ÖNÜNDE SORUMLULUKTUR. TARİHİ SORUMLULUKLARIN ZAMANAŞIMI YOKTUR. #TerörsüzTürkiye https://x.com/eminagaoglu/status/2086800333246705992 diye yazdı.   

Ve…  

Eminağaoğlu’nun https://x.com/eminagaoglu/status/2086933962216423525 linkindeki paylaşımıyla https://x.com/eminagaoglu/status/2086921622032679222 linkindeki paylaşımını da okumalısınız.

 

Sabahat Akkiraz’ın “Siz Evet diyorsanız…. Size de HAYIR… Tercihini Türk milletinden yana koyamayan, Emperyalistlerle iş tutan babam olsa ona da Hayır… Barış böyle sağlanmaz. Bugün Anayasaya aykırı olana Evet dersen yarın Anayasayı delik deşik ederler sesin çıkmaz…” https://x.com/sabahatakkiraz/status/2086824667155734823 paylaşımında tepkisi böyleydi.

 

Prof. Dr. Hurşit Güneşin paylaşımı ilginçti:

“Kimi Silivri’ye tutsak, kimi İmralı’ya tutsak, kimi de Saray’a tutsak. Hepsini tutsak almış bir de küresel hegemon var!”  https://x.com/hursitgunes/status/2086774988858691633

 

Şimdi de “Özgür Özel güzellemesi” yapanlardan bir iki örnek:

Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, “Özgür Özel güzellemesi” https://x.com/AKDOGANumut/status/2087087968854900991 yapınca, altına “Dünkü konuşması ve “evet” oyuyla kendini bitirdi, umutları söndürdü… Siz de güzelleme yapmayın… Bundan sonra arkasında, öncekiler gibi halk kalabalığı olacak mı, olmayacak mı, göreceksiniz... “ https://x.com/BakiKarakol/status/2087143129312809399 tümcelerini yazdım.

 

Nesrin Nas’ın güzellemesi de şöyleydi:

“Özgür Özel fevkalade bir konuşma yaptı ve hem doğru hem hakkaniyetli bir tavır aldı. Ülkenin çıkarlarını parti çıkarlarının arkasına koymadı. İktidarın hesaplarını hem barışı hem demokrasiyi hem de terörsüz Türkiye’yi savunan tutumuyla alt üst etti.” https://x.com/Nesrinnas/status/2086788503405269439

Nas, bir başka paylaşımında “Murat Sevinç: “Bu çok uzun ve zorlu bir yol. Tüm demokratların, aklı başında insanların birbirine ihtiyacı var. Telaşa, öfke krizlerine, irice yargılara ve falcılığa gerek yok. Hangi kararın sonucunun ne olacağını şu belirsizlikte layıkıyla öngörebilmek neredeyse olanaksız. Son zamanlarda yeniden çok popüler olan ‘tarihin doğru tarafında durmak’ iddiasının doğruluğunu ya da yanlışlığını görebilmek için tarihe-zamana şans tanımalı.” diyor. Özgür Özel bugünkü konuşmasıyla tam da bunu yaptı. Öfkenin girdabına kapılmadan zamana şans tanıdı ve hepimizin birbirimize ihtiyacımız olduğunun altını bir kez daha çizdi.” https://x.com/Nesrinnas/status/2086793668497698988 diye yazdım.

Ben de yazdım:

“Paylaşımınızdaki içeriye, görüş ve anlayışa katılmıyorum. Özalizm, Atatürk düşünceleriyle örtüşmez. Örtüştürmeye kalkan siyasetçi, siyasi yolculuğunda Özel gibi yalpalar, çelişki bataklığına saplanır. Ayırtında mısınız, paylaşımınızda aslında ‘Du bakelim ne olcek’ diyorsunuz.” https://x.com/BakiKarakol/status/2087139525155754309

 

Mahmut Tanal’a yanıtımın linkini https://x.com/BakiKarakol/status/2087161235884179902 vermekle yetineyim.

 

“Özgür Özel güzellemesi” kervanına, Ekrem İmamoğlu da katıldı. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-ekrem-imamoglu-ndan-cerceve-yasa-paylasimi-dikkat-ceken-ozgur-ozel-vurgusu-2528064

Paylaşımla ilgili düşüncelerimi başka bir güne bırakıyorum; ancak, İmamoğlu’nun paylaşımında “Özalizm kokusu” aldığımı belirtmeliyim.

 

“Özgür Özel güzellemesi” kervanına en son YENİ Parti Milletvekili Grubu da katıldı.

Ortak yazılı açıklama yaptılar, “Sımsıkı ve kol kola Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in arkasındayız” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/yeni-parti-milletvekillerinden-ozgur-ozel-e-destek-aciklamasi-ne-bir-santim-egildi-ne-bir-adim-geri-gitti-2528325 dediler.

 

Özgür Özel, “Çerçeve Yasası”na “Evet” diyeceklerini söylediği ve söylediğini yaptığı gibi, büyük tepki aldı, kendini de, “Evet oy”u veren Milletvekillerini de bitirdi, Yeni Parti’lileri kahretti, partiyi ciddi sıkıntıya soktu.

Artık yığınlar peşinden sel olup akmayacak!

Yüz yüze geleceği insanlar yergiler yağdıracak!

 

Bu kadarını görememesi, Özgür Özel’in siyasi yaşamına pahaya mal olacak!

Uslar da, “Özgür Özel, Çerçeve  Yasası’na neden ‘Evet’ dedi, oy verdi?!” sorusu takılı kalacak, sorunun yanıtı beklenir olacak!

 

Kabul edilsin ki, Özgür Özel siyasi intihar yaptı!..

YENİ PARTİ’NİN “YENİ ‘NESİL’ ÖRGÜTLENME MODELİ”, KEMAL ATATÜRK’ÜN “ÖRGÜTLENME ANLAYIŞI”…

150 150 bakikarakol

 

Dün (4 Ağustos 2026 Salı), YENİ Parti’nin saat 11.30’daki ilk grup toplantısında, YENİ Parti’nin ilk Genel Başkanı Özgür Özel’i dinlemek için Sözcü TV’nin karşısına oturdum.

 

Konuşmanın https://yeni-parti.org.tr/haber/41 ilerleyen dakikalarında “… Eski nesil örgütlenme anlayışını kökten değiştirecek bir adımı atıyoruz.” tümcesini duyunca, dikkat kesildim.

Çünkü benim çok ama çok “hassas” olduğum, olmasını isteye durduğum, yazarak savaşımını verdiğim konuydu.

Daha bir odaklandım.

Özel “Çünkü demokrasi sadece sandığa gidip oy vermek değildir.” dedi, sürdürdü:  

“Demokrasi, yurttaşlar kendini siyasetin öznesi olarak hissettiğinde sağlam temellere oturmuş olur. Belki de siyasetin çok uzun yıllardır unuttuğu, unutturduğu şey de budur. Biz insanlarımızın farklılıklarından güç alan, ama onları ortak bir gelecek hayalinde buluşturmayı başaran, başaracak olan bir siyasete talibiz. Belki de siyaset, bundan sonra, YENİ Parti’den sonra sadece YENİ Parti, YENİ Partililer için değil; Türkiye siyasetindeki tüm kurumlar ve tüm kişiler için de bugünden sonra geri dönmeyecek bir kazanıma sahip olacak.”

 

Şu “Üye sayısı, nüfusu ve imkanları müsait olan tüm mahallelerimizde, mahalle meclislerinin esas olduğu yeni bir örgütlenme modelini kuruyoruz.” tümcesiyle il ve ilçelerde “parti meclisleri” kuracaklarını duyunca, ayağa fırladım, “İşte bu! İşte bu!” diye çığlıklar attım.

 

Çok sevinmiştim, çok mutlu olmuştum.

 

Çünkü…
Kurtarıcımız, kurucumuz Kemal Atatürk’ün düşüncesi de buydu, yaptığı da buydu, olmasını istediği de buydu.

Onun için, Meclise, Meclis toplantılarına, Yerinde örgütlenmeye, Yerel Yönetimlere önem veriyordu.

Örgütlenmenin ve yerel yönetimin, halkın her konuda bilinçlenmesinde, düşünülen, arzulanan sonucun alınmasında büyük yararı olduğunu biliyordu.

Ama…

Dış düşman ve de dış düşmanlar, içte devşirdikleri işbirlikçilerini kullanarak, tam da “buradan” vurdular.

Ve…

Ne acıdır ki, gedikler açtılar.

İkinci Kamutay (Büyük Meclis) olan “İl Genel Meclisleri”ni, peşine “Belediye Meclisleri”ni işlevsizleştirdiler.

Halkın, iç içeliğini darmadağın ettiler.

 

Yerel Yönetimler, Ulus Devleti’nin, olmazsa olmazıdır!

 

Ne yazık ki, Yerel Yönetimler “şeklen” var.  

 

Kemal Atatürk’ten hemen sonra başlayan bu “ulusal kıyım”, siyaseti, siyasetçileri, onlarla çalışan bürokratları teslim aldı.

Kemal Atatürk’ün “Yerel Yönetim Anlayışı” ekseninden kaydı, içeriğinden koparıldı.

 

YENİ Parti ile anımsanması, bir numara/Genel Başkan ağzıyla seslendirilmesi, kamuoyuna deklere edilmesi, halka söz verilmesi çok güzel, anlamlı bir gelişme.

Emeği geçenleri kutluyorum.

Umarım ve dilerim sözde kalmaz, söylendiği, söz verildiği gibi yaşama geçirilir, kalıcı olur.

 

Her keresinde savunduğum ve de savunacağım, köy, mahalle, belde, ilçe, il meclisleri, aydınlanmadır, kalkınmadır, çağdaşlaşmadır, bağımsızlıktır, özgürlüktür, ülkenin geleceğidir, çocukların yarınlarıdır…  

Gözümüz gibi sahip çıkıp korumalıyız, bakmalıyız.

 

Belki “Hadi canım sen de” diyeceksiniz.

Ben gene de sizinle paylaşacağım:

Kemal Atatürk’ün “Yerel Yönetim Anlayışı”nın ve köy, mahalle, ilçe, il Meclislerinin anımsanmasında, dillendirilmesinde…

İktidarın, Başkanları bizim düşüncemizde olan Belediyelere, hepimizi, toplumumuzun yarıdan fazlasını rahatsız eden, sıkan, sıktı veren “şafak operasyonları”nda…

Hele de…

Partinin Gençlik Kolları’nda yetişip partide yol alan, söz sahibi, görev adamı vb olanların, iktidar partisine gitmelerinde…

Etkisi olmuştur.

Böyle düşünüyorum.

 

Yani…

“İyi partili” bilinen Belediye Başkalarını aday yapılıp seçim kazandığı partiden, kendi partilerine transfer eden iktidar partisi, -bir anlamda- kendince, kendinden yana kaş yapmak isterken göz çıkarmış.

 

Haaa…

İktidar, Kemal Atatürk anlayışına dayalı örgütlenmeye kızacak, öfkelenecek, engel olmak için uslarından geçeni, ellerinden geleni yapacak, yaptıracak.

Ülkemizdeki siyaset anlayışı bu, bu anlayışla yapılıyor.

 

Onun için…

Köy, mahalle, belde, ilçe, il meclisleri çok iyi yapılanmalı; her üyeye kendisiyle tanışması, kendisiyle iletişim kurması anlatılmalı, sağlanmalı; partiyi, partinin ilkelerini, tüzük ve programı belletilmeli; siyasi düşüncede tutarlılık, kararlılık kafalara mıh gibi sokulmalı; her bir üyeye “düşünm”  öğretilmeli, her birinden siyasa (politika) üretmeleri istenmeli; üretilen siyasalar, ayda bir Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’na iletilmeli; o da Parti Meclisi’ne sunmalı.

Böylece…

Her üye düzenli biçimde siyasa üretecek; katıldığı Meclis toplantılarında ürettiği siyasayı veya siyasaları partidaşlarıyla paylaşacak.

 

Parti üyelerinin bilinçlenmelerinde katkısı olacağına inandığım, Kemal Atatürk’ümüzün “Söylev”ini yani “Nutuk”unu okumaları gerçekleştirilmeli.

Genel Merkez, bu kitabı bedava dağıtmalı.

 

İnancım odur ki:

Böyle bir yapılanma, örgütlenme, her engeli aşar, her olumsuzlukların üstesinden gelir, ihanetler, kaçışlar yaşanmaz.

İşte o zaman dört dörtlük, gerçek Atatürkçü olunur, Atatürkçülük kök salar, gelişir, çoğalır.

Dış düşmanların, onların yerel işbirlikçilerinin her hamlesi de geri teper…