Dün (4 Ağustos 2026 Salı), YENİ Parti’nin saat 11.30’daki ilk grup toplantısında, YENİ Parti’nin ilk Genel Başkanı Özgür Özel’i dinlemek için Sözcü TV’nin karşısına oturdum.
Konuşmanın https://yeni-parti.org.tr/haber/41 ilerleyen dakikalarında “… Eski nesil örgütlenme anlayışını kökten değiştirecek bir adımı atıyoruz.” tümcesini duyunca, dikkat kesildim.
Çünkü benim çok ama çok “hassas” olduğum, olmasını isteye durduğum, yazarak savaşımını verdiğim konuydu.
Daha bir odaklandım.
Özel “Çünkü demokrasi sadece sandığa gidip oy vermek değildir.” dedi, sürdürdü:
“Demokrasi, yurttaşlar kendini siyasetin öznesi olarak hissettiğinde sağlam temellere oturmuş olur. Belki de siyasetin çok uzun yıllardır unuttuğu, unutturduğu şey de budur. Biz insanlarımızın farklılıklarından güç alan, ama onları ortak bir gelecek hayalinde buluşturmayı başaran, başaracak olan bir siyasete talibiz. Belki de siyaset, bundan sonra, YENİ Parti’den sonra sadece YENİ Parti, YENİ Partililer için değil; Türkiye siyasetindeki tüm kurumlar ve tüm kişiler için de bugünden sonra geri dönmeyecek bir kazanıma sahip olacak.”
Şu “Üye sayısı, nüfusu ve imkanları müsait olan tüm mahallelerimizde, mahalle meclislerinin esas olduğu yeni bir örgütlenme modelini kuruyoruz.” tümcesiyle il ve ilçelerde “parti meclisleri” kuracaklarını duyunca, ayağa fırladım, “İşte bu! İşte bu!” diye çığlıklar attım.
Çok sevinmiştim, çok mutlu olmuştum.
Çünkü…
Kurtarıcımız, kurucumuz Kemal Atatürk’ün düşüncesi de buydu, yaptığı da buydu, olmasını istediği de buydu.
Onun için, Meclise, Meclis toplantılarına, Yerinde örgütlenmeye, Yerel Yönetimlere önem veriyordu.
Örgütlenmenin ve yerel yönetimin, halkın her konuda bilinçlenmesinde, düşünülen, arzulanan sonucun alınmasında büyük yararı olduğunu biliyordu.
Ama…
Dış düşman ve de dış düşmanlar, içte devşirdikleri işbirlikçilerini kullanarak, tam da “buradan” vurdular.
Ve…
Ne acıdır ki, gedikler açtılar.
İkinci Kamutay (Büyük Meclis) olan “İl Genel Meclisleri”ni, peşine “Belediye Meclisleri”ni işlevsizleştirdiler.
Halkın, iç içeliğini darmadağın ettiler.
Yerel Yönetimler, Ulus Devleti’nin, olmazsa olmazıdır!
Ne yazık ki, Yerel Yönetimler “şeklen” var.
Kemal Atatürk’ten hemen sonra başlayan bu “ulusal kıyım”, siyaseti, siyasetçileri, onlarla çalışan bürokratları teslim aldı.
Kemal Atatürk’ün “Yerel Yönetim Anlayışı” ekseninden kaydı, içeriğinden koparıldı.
YENİ Parti ile anımsanması, bir numara/Genel Başkan ağzıyla seslendirilmesi, kamuoyuna deklere edilmesi, halka söz verilmesi çok güzel, anlamlı bir gelişme.
Emeği geçenleri kutluyorum.
Umarım ve dilerim sözde kalmaz, söylendiği, söz verildiği gibi yaşama geçirilir, kalıcı olur.
Her keresinde savunduğum ve de savunacağım, köy, mahalle, belde, ilçe, il meclisleri, aydınlanmadır, kalkınmadır, çağdaşlaşmadır, bağımsızlıktır, özgürlüktür, ülkenin geleceğidir, çocukların yarınlarıdır…
Gözümüz gibi sahip çıkıp korumalıyız, bakmalıyız.
Belki “Hadi canım sen de” diyeceksiniz.
Ben gene de sizinle paylaşacağım:
Kemal Atatürk’ün “Yerel Yönetim Anlayışı”nın ve köy, mahalle, ilçe, il Meclislerinin anımsanmasında, dillendirilmesinde…
İktidarın, Başkanları bizim düşüncemizde olan Belediyelere, hepimizi, toplumumuzun yarıdan fazlasını rahatsız eden, sıkan, sıktı veren “şafak operasyonları”nda…
Hele de…
Partinin Gençlik Kolları’nda yetişip partide yol alan, söz sahibi, görev adamı vb olanların, iktidar partisine gitmelerinde…
Etkisi olmuştur.
Böyle düşünüyorum.
Yani…
“İyi partili” bilinen Belediye Başkalarını aday yapılıp seçim kazandığı partiden, kendi partilerine transfer eden iktidar partisi, -bir anlamda- kendince, kendinden yana kaş yapmak isterken göz çıkarmış.
Haaa…
İktidar, Kemal Atatürk anlayışına dayalı örgütlenmeye kızacak, öfkelenecek, engel olmak için uslarından geçeni, ellerinden geleni yapacak, yaptıracak.
Ülkemizdeki siyaset anlayışı bu, bu anlayışla yapılıyor.
Onun için…
Köy, mahalle, belde, ilçe, il meclisleri çok iyi yapılanmalı; her üyeye kendisiyle tanışması, kendisiyle iletişim kurması anlatılmalı, sağlanmalı; partiyi, partinin ilkelerini, tüzük ve programı belletilmeli; siyasi düşüncede tutarlılık, kararlılık kafalara mıh gibi sokulmalı; her bir üyeye “düşünm” öğretilmeli, her birinden siyasa (politika) üretmeleri istenmeli; üretilen siyasalar, ayda bir Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’na iletilmeli; o da Parti Meclisi’ne sunmalı.
Böylece…
Her üye düzenli biçimde siyasa üretecek; katıldığı Meclis toplantılarında ürettiği siyasayı veya siyasaları partidaşlarıyla paylaşacak.
Parti üyelerinin bilinçlenmelerinde katkısı olacağına inandığım, Kemal Atatürk’ümüzün “Söylev”ini yani “Nutuk”unu okumaları gerçekleştirilmeli.
Genel Merkez, bu kitabı bedava dağıtmalı.
İnancım odur ki:
Böyle bir yapılanma, örgütlenme, her engeli aşar, her olumsuzlukların üstesinden gelir, ihanetler, kaçışlar yaşanmaz.
İşte o zaman dört dörtlük, gerçek Atatürkçü olunur, Atatürkçülük kök salar, gelişir, çoğalır.
Dış düşmanların, onların yerel işbirlikçilerinin her hamlesi de geri teper…
Yorum Yaz