Monthly Archives :

Mayıs 2026

ERDOĞAN, MİLLETVEKİLLERİNİ GENE UYARDI!.. İÇİNDE BÜYÜDÜKLERİNİ İÇİNDE BÜYÜTEN NEŞE DOSTER VE İSTEMİ…

150 150 bakikarakol

AKP’Lİ VEKİLLER, “GENEL KURULA KATILIN” DİYEN GENEL BAŞKANLARINI DİNLEMEZLER, HALKA KULAK VERMEZLER, ÇARŞI PAZARDA OLMAZLAR, AMAAA!.. https://bakikarakol.com/akpli-vekiller-genel-kurula-katilin-diyen-genel-baskanlarini-dinlemezler-halka-kulak-vermezler-carsi-pazarda-olmazlar-amaaa/ başlıklı yazımı yayına koyduğum 29 Nisan 2026 Çarşamba günü, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin gurup konuşmasındaki sözlerini özetle şu tümcelerle bitiriyordu:  

“Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse, bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız. Şunu lütfen unutmayın, biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız. Sizlerin çalışması demek, Meclisin çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse Genel Kurul boyutuyla Yüce Meclisin, yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak, iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir. Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyorum.”  

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164795/-bolgemizin-icinden-gectigi-sancili-donemde-farkliliklarimizi-bir-yana-birakip-kardesligi-yuceltmek-mecburiyetindeyiz-

Kamutay (TBMM) Genel Kurul oturumlarına, Komisyon toplantılarına katılmayan, katılmamayı –her nedense- alışkanlık edinen AKP Milletvekilleri, bundan böyle, Genel Başkanlarını dinleyecekler mi?!

Göreceğiz.

 

Şu gerçeği ısrarla vurgulamak isterim:

İktidar partisinde olsun, muhalefet partilerinde olsun, halk/seçmen, Milletvekilini seçmiyor; Genel Başkanlar, Genel Başkan gözetimi ve oluruyla Genel Merkez Yönetimi seçiyor; geriye, “oy vermek” kalıyor, işte o da halkın/seçmenin işi!

Gerçek anlamda Milletvekili, Belediye Başkanı, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi üyesi seçmenin iki ayağı var:

Adayı belirlemek/kesinleştirmek, oy vermek.

Bu iki ayaktan biri eksikse, halk/seçmen, Milletvekilini, Belediye Başkanını, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclis Üyelerini seçmiş olmaz.

Böylesi seçimlerde, mazbata alanlar, oy verenlerine değil, seçilecek yerlere/sıralara koyanlara bağlı kalırlar; ona/onlara teslim olurlar.

Ama…

Bunlar içinden -AKP’de görüldüğü gibi-, Kamutay Genel Kurulu oturumlarına, Kamutay Komisyon Toplantılarına, İl Genel ve Belediye Meclis çalışmalarına katılmayanlar çıkıyor.

Çıkacak da…

Çünkü…

Halkın/seçmenin şamarını yemeyeceklerini, gazabına uğramayacaklarını, Genel Başkanlarına, Genel Merkez Yönetimine birkaç takla attıklarında gene aday yapılacaklarını biliyorlar.

Çare, iki ayaklı olan seçimin iki ayağında da halkın/seçmenin olmasıdır.

Bu da, ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde olanaksızdır!

Ancak ve ancak, “Demokratik, Laik Parlamenter Sistem”de olasıdır.

 

Konuyu şimdilik bu kadarla yazıp bırakıyorum, İÇİNDE BÜYÜDÜKLERİNİ İÇİNDE BÜYÜTEN NEŞE DOSTER VE İSTEMİ başlığıma geçiyorum.

Ama önce…

Bilen bilir, ben gene de, biyografisinden yararlanarak, size “Neşe Doster’ı tanıtayım:

Neşe Doster, Kars’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kars’ta tamamladı. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Eğitim kurumlarında öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. Kütüphane Müdürlüğü, Kültür Müdürlüğü yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nca başarılı çalışmaları nedeniyle ödüllendirildi. 1995 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı “Atatürk” konulu yarışmada Türkiye birincisi oldu. Rotary Kulüp tarafından verilen “Onur Ödülü’nü” aldı. ABD, İran, Suriye, İngiltere, Avusturya, İsviçre, Brezilya, Arjantin, Meksika, Lübnan, Almanya, Fransa, İtalya, Tunus, Azerbaycan dâhil pek çok ülkede eğitim ve kadın sorunları hakkında araştırmalar yaptı, konferanslar verdi. Özel sektörde ve yerel yönetimlerde; eğitim, kültür, sanat, halkla ilişkiler, etkili iletişim alanlarında danışmanlık yaptı. Üniversitelerde Türk Devrim Tarihi, Tiyatro Tarihi ve Kadın Tarihi, MSM’de (Müjdat Gezen Sanat Merkezi) Tiyatro Tarihi, Yazarlık ve Etkili İletişim dersleri verdi.  Gerçek Gündem sitesi başta olmak üzere ulusal ve yerel basında yazmaktadır.

Kitapları:

Öğretmenin Günlüğü, Kemalizm’de ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını, (Fransız Bilim İnsanı Bernard Caporal ile birlikte), Kadınlara Dair Akılda Kalanlar, Kars Memleketim Benim, Çilenin Coğrafyası Yok, Yarım Kalan Öykü, Yüreğim Kars’ta Kaldı, Halep’ten İstanbul’a Celile, Gitme Dönmezsin Dedi Annem, Atatürk’e Hasret Mürekkepli Mektuplar, Gurbetten Kars’a Gönül Köprüsü, Kadın hakları mı? Hani…

 

İzninizle, ben de şunları ekleyeceğim:

Neşe Doster, Atatürk, Atatürk Devrim ve İlkeleri, Atatürk Türkiye’si, Türk,  Kars ve Karslı sevdalısıdır.

Bütün bunların içinde büyüyen, bütün bunları içinde büyütendir.

Kararlı, tutarlı kişiliktir.

Kazanımlarını, bilgi ve birikimlerini “satan” değil, “sunan”dır.

Kitaplarını ve Pazartesi, Perşembe günlerinde www.gercekgumdem.com adlı internet gazetesinde yayınlanan yazılarını bir solukta okur, donanırım.  

16 Ocak 2025 günü yaşama gözlerini kapayan -ışıklar içinde uyusun- Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. Beşir Doster’in eşi, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Doster’in annesidir.

 

Bilge insan, bilge kadın Neşe Doster’in 30 Nisan 2026 Perşembe günü “Hak Mücadelesinden Sefalet Ligine…” https://www.gercekgundem.com/yazarlar/nese-doster/hak-mucadelesinden-sefalet-ligine-570611 başlıklı yazısını okudum.

WhatsApp’tan kendisine şunları yazdım:

Bizden, önce “düşünmeyi”, sonra “öğretmeyi”, sonra da öğrenmeyi aldılar… Elimizi, kolumuzu, yüzümüzü, kulağımızı, burnumuz, gözümüzü, ayağımızı vb tanıttılar, iç organlarımızı tanıtmadılar. Bize bunları tanıtacak, gösterecek, öğreteceklere de tanıtılmamış, gösterilmemiş, öğretilmemiş! Atatürk’ten sonra, bilmemiz gereken her konu da başlarda eksik, sonralarda tam bilgisiz bırakılmışız. İşçiye “İşçi nedir?” diye sor, tanımlayamaz. Çünkü en başta sendikası onu, o bilmesi gereken konu ve konulardan yoksun bırakmış. Sınıfsal eğitim verirlerse, kendilerinin “sınıf bilinci”nden yoksun oldukları açığa çıkacak! Bu korkuyla işçiyi, sınıf bilincinden bilinçlice yoksun bırakırlar. Bu durum, her alanda aynı! Nereye, neye el attığınızda dökülüyor. Şundan: Köken yok yok, köken bilgisi yok, taşları yerine oturtma becerisi yok… Uzattım. Kusura bakmayın… İçerikli güzel yazınız için teşekkür ederim ve sizi kutlarım. İyi ki varsınız… Saygılarımla…  

 

Neşe Doster öğretmenim, gönderimi okur okumaz sesli ileti attı.

Beğenmişti.

Yazdıklarımın, kendisi ve benim aramamda kalmasını istemedi, çokça insanın bilmesini istedi; bunun için, köşe yazısı olarak yazmam isteminde bulundu.

Söz verdim.

Bugün bu kadarla yetindim.

Oysa derin konu.

İleride daha ayrıntılı, daha geniş yazacağım.

Söz.

 

Ve…

Lütfen, ne olur…

Bu ülkenin, bu halkın, yetmez, bu dünyanın, bu dünya halklarının aydınlık yarınları için, Neşe Doster ve Neşe Doster gibi değerlere içtenlikle sahip çıkalım!..