ÖĞRETMENİM YENER KAZAK’TAN YERGİLER, ÖĞRETİLER… VE SOKAK EYLEMLERİNDE DENEYİM KAZANMIŞ ÖRGÜTLÜ TOPLUMLAR..

  • 0
150 150 bakikarakol

“Sevgili Baki, bana göre Ekrem İmamoğlu’na da, Özgür Özel’e de fazla yüklenmişsin. Özel, grubunu serbest bırakmakla milletvekillerinin, seçmenlerin eğilimine uygun tavır almalarını, oy kullanmalarını sağlamış ve seçmene saygısını göstermiştir. Kendisi ise yasaya olumlu oy vererek “savaşa hayır, barışa evet” demiş, sosyal demokrat bir lider olduğunu göstermiştir.

Senin de belirttiğin gibi, ’kent uzlaşısı’nı gelecekte de yeni koşullarda ve biçimde sürdürmek, Kürtlerin AKP/Cumhur ittifakı içinde yer alma hesaplarını boşa düşürmek düşüncesi de bu demokrat tavırda etkili olmuştur.

Ayrıca İmamoğlu ile Özgür Özel’in ‘kanka’ olması kötü bir şey değil. İstanbul’u üç kez alan, “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” sözünü hayata geçirmek için başarılı hamleler yapan, değişim talebini ilk dile getiren, kurultayda Özgür Özel’e destek veren İmamoğlu; doğaldır ki, “iyi saatte olsunlar”ın tepkisini çekecektir. Bugün Silivri zindanlarında yatıyor olmasının tek nedeni de budur.

Türk siyasi hayatında bu tür dostluklar pek görülmez. Genellikle hançeri en yakınından yersin. Hatta “sen de mi Brütüs” sözü bu durumun sadece bize özgü değil, evrensel olduğunu hatırlatıyor.

İşte bu dostluk da siyasi tarihimizde gelecek kuşaklara örnek gösterilecek bir tavırdır.

Ayrıca YENİ parti Genel başkanlığı yanında sosyalist enternasyonal başkan yardımcılığını da yürüten Özgür Özel, bu konuda İYİ parti ya da Zafer ve Anahtar partiyle aynı çizgide olmamalıydı ve de olmadı. Onların söylemlerinin ülkemizin birliğine zarar vereceğini düşünüyorum.

Ancak, Genel Başkan, her yapıyla, buna yukarıda sıraladığım partiler yanında CHP’de, DEM de dahildir, seçim yasasının dayattığı gerçekler ışığında iyi ilişkiler, ittifak ilişkileri kurabilir. Bunlar çok da uzak olmayan geleceğin gündemidir.

Şu da unutulmamalıdır, YENİ parti bir kitle partisidir. Partinin her kararının bütün seçmenler ya da parti üyeleri tarafından olumlu karşılanması beklenmemelidir. Önemli olan geniş bir kesimin o partide kendisinden bir şeyler bulabilmesidir.

Son olarak M.A. Güller’in köşe yazısını alıntılamışsın. Yazar konuyu önyargıyla ele almıştır. Daha çok Perinçek çizgisine yakındır. Olaylara hep o ideolojiden bakarak yazar.

Sonuçta çerçeve yasa adı üstünde bir çerçevedir ve içinin nasıl doldurulacağı daha önemlidir. Peşin hükümlü olmadan bekleyip görelim. Partiyi birinci parti yapan, genel başkan sıfatıyla ilk seçimde büyük başarı sağlayan, gireceği ilk seçimde başarısız olursa aday olmayacağını açıklayan, gecesini gündüzüne katarak koşturan Özgür Özel, ülkemizin pek alışmadığı bir liderdir. Ona güvenelim ve destek olalım.

İyi şeylere alışmak iyidir.”

 

Okuduğunuz, 19-26 Ağustos 2026 günlerinde yayında olan İÇ SİYASADA EKREM İMAMOĞLU’NA SEÇİMLER KAZANDIRAN, AKP’YE SEÇİMLER YİTİRTEN “KENT UZLAŞISI” GERÇEĞİ… https://bakikarakol.com/ic-siyasada-ekrem-imamogluna-secimler-kazandiran-akpye-secimler-yitirten-kent-uzlasisi-gercegi/ başlıklı yazıma yapılan yorumdur.

Yazarı, Yener Kazak.

Tanımayanlara yardımcı olayım:   

“Yener Kazak Kars doğumlu; Türk Dili ve Edebiyatı mezunu; il gençlik kolu yönetim kurulundan il yönetim kuruluna ve kurultay delegeliğine kadar CHP ve SHP’de görev almış; 10 yıl Kadıköy Belediyesi’nde Meclis Başkan Vekilliği ve Encümen Başkan Vekilliği, Meclis Üyeliği yapmıştır. Liselerde edebiyat öğretmenliği ve idareciliği; Kültür Bakanlığı’nda uzman; Türkiye’nin Türkmenistan Büyükelçiliği’nde Kültür Müşaviri, Ankara’da TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi olarak çalıştı…”

 

Yener Kazak, sevdalısı olduğum Kars’ımın saygın “Kazak Ailesi”ndendir.

 

Ben, “Yener Kazak”a “Öğretmenim” derim; benim kuşak da, bizden sonraki kuşak da der.

 

Yener Kazak, yalnız lisedeki öğrencilerinin değil, “Kars gençliği”nin “öğretmeni”ydi.

Yaşamın her alanında öğretendi.

Bilgisini, bildiklerini, düşüncelerini kendinde saklamazdı; yaşlısı genci, kadını erkeği ayrım yapmadan herkesle paylaşırdı.  

 

Üzerimdeki iletişim ve siyasadaki mayasını, emeğini unutamam.

 

Öğretmenimin, öğretmenimizin öğretilerinden birkaç örnek:

Çok iyi gözlemde bulunun, anlayın, sorgulayın, soruna çare üretin, ortak tartışı ortamlarında paylaşın, anlatım dilini başarın…

 

Yadsıyamam, Yener Kazak öğretmenimden çok şey öğrendim.

Örneğin:

Yurtseverliği, Atatürkçülüğü, Atatürk CHP’sini, doğruda doğru kalmayı/durmayı, doğruluğundan emin olunanların savaşımını vermeyi, ayrıntılara dikkat etmeyi/odaklanmayı, oradan ilerlemeyi, içten yergiden kaçınmamayı, yerilmekten incinmemeyi…

 

Yazılarımı, X paylaşımlarımı okur, dönüşler yapar, dakikalarca konuşuruz.

İnanın, çok bilgilendim, bilgileniyorum.

 

Yukarıdaki gönderisini, iznini alarak paylaşmak istedim.

Şundan:

Konuşmamızda kendisine ilettim.

Özetle:

Ekrem İmamoğlu’na her seçimde oy verdim. Cumhurbaşkanlığı aday adaylığında da… Aileme de, çevreme de verdirdim. Özgür Özel, gelmiş geçmiş siyasi parti Genel Başkanları içinde en genç, gecesini gündüzüne katan en çalışkan Genel Başkan. Ama… İkisi de Atatürk çizgisinde değil, Atatürk yolunda gitmiyor. ‘Yeni bir yol’ diyorlar. Ne ‘yeni yol’u?! Yol belli. En çağdaş, en ilerici yol, Kemal Atatürk’ün yolu…”

Canım öğretenimin yanıtı:

“Ortam ve zamanlama yanlışı yapıyorsun. Bu da, karşı tarafın işine yarıyor, ‘Karşı tarafın ekmeğine yağ sürmek’ oluyor.”

 

Öğretmenimi anlıyorum.

Ama…

Doğruyu, doğruları öteleyemem.

Ötelersem ödün vermiş olur.

Bu da, siyasi rakiplere zaman kazandırmaktı, kazanım sağlamalarına yardımcı olmaktı.

“Demir tavında dövülür” sözü doğrultusunda gitmek en doğrusuydu.

Hem en zor, en zayıf, hem de karşıdakilerin en güçlü zamanda doğru yazılıp çizilmeli, söylenmeli ki, “içteki yanlışlar”dan kurtulma gerçekleşsin.

 

Şunu da belirtmeliyim:

Siyasi iktidarların, gençliğe, halka eylem ve söylem hakkı, özgürlüğü vermemelerine, tanımamalarına, polisle, jandarmayla, hatta milis güçlerle baskılar yapmalarına, tartaklamalarına, dağıtmalarına, gözlem altına almalarına, hapishanelere atmalarına vb kızıyorum.

Bunları yapacaklar, bir de o gençlikten, halktan yürekli, cesur, atılımcı olmalarını beklerler!

Böyle bir toplumdan, güçlü ordu çıkmaz, yurt savunması zaafa uğrar, “düşman” sözcüğü ile tanımlananları kıs kıs güldürü, sevindirir, mutlu eder, o ‘tek dişi kalmış canavar”lara el ovdurur!

 

İktidarların ana görevlerinden biri, topluma “özgüven” kazandırmaktır.

“Özgüven”in yolu da, sokak eylemlerinden, söylemlerinden geçer.

Sokaklardaki söylem ve eylemler, birer provadır.

Engel olunacağına, önlemler alıp destek olunmalıdır.

Çünkü:

Sokak eylemlerinde, söylemlerinde deneğim kazanmış örgütlü toplumlar, özgüvenlidirler, yüreklidirler, korkuyu kırıp atmışlardır, düşmanlarının da kabusları, korkulu rüyalarıdırlar.  

 

Bitirirken…

Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın dönüm noktası “Büyük Taaruz”un (26 Ağustos 1922) 104’üncü yılında, başta Kemal Atatürk’ümüzü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, aramızda olmayan Gazi’lerimizi rahmetle anıyorum, manevi huzurlarında saygıyla eğiliyorum.

Onlara yapılan saygısızlıkları, ihanetleri lanetliyorum!..

  • 0

Yorum Yaz

Email adresiniz paylaşılmayacak.