Yazıya başlayacaktım ki, www.sozcu.com.tr ’de “İlk kadın vekilin torunu da şaşırttı” https://www.sozcu.com.tr/ilk-kadin-vekilin-torunu-da-sasirtti-p350305 başlıklı haber gözüme ilişti.
“Satı kadın, Atatürk’ün isteği üzerine ilk kadın vekil olarak Meclis’e girdi. Nesiller boyu CHP’li ailenin torunu ise AKP’ye transfer oldu” spotlu haberi sonuna kadar bir solukta okudum.
İçim sızladı.
Ama…
“Bu ve böyle bir şey nasıl olur?!” sorusunu kendime sorup durdum.
Sonra da, “Bu derinlemesine irdelenmesi gereken bir konu. İrdeleme bilgisi, becerisi olan duyarlı insanları, özellikle ve de öncelikle ‘Ben Atatürk düşündaşıyım, ben Atatürk CHP’lisiyim’ diyenler, kolları sıvamalı, ‘Neden böyle oluyor, niçin böyle oluyor?’ soruları yanıtlamalı, bilinmeyeni aydınlatmalı” diye düşündüm, düşünüyorum.
İleride yazacağım.
Böylesi içerikli, iletili, düşündüren haberi yazan Emin Özgönül’ü yürekten kutluyorum.
Planladığım yazıma geçiyorum…
Gazeteciliğini, kişilik ve söylem çizgisini, kararlılığını, kararlı duruşunu beğendiğim Mehmet Ali Güller 13 Ağustos 2026 Perşembe günü X hesabı @MaliGuller’den gerçekleştirdiği paylaşımda “Özgür Özel’in çerçeve yasaya evet demesinin anlamı Mesele ne çözümdür, ne barıştır, ne de demokratikleşmedir. Mesele yeni anayasa ile Erdoğan’a başkanlık yolu açmaktır. Dolayısıyla hayır diyen barışa değil, saray rejiminin inşasına hayır demiş oluyor. Evet diyen de barışa evet dediğini sanarak Erdoğan’ın oyununa gelmiş oluyor. Şuradan izleyebilirdiniz: https://x.com/MaliGuller/status/2087907497596080334” diye yazmış.
Ben de altına “Haklısınız… Ama bir başka ayrıntı daha var. 19 Ağustos 2026 Çarşamba günü www.bakikarakol.com sitemde yazacağım… Okumanızı ve görüşünüzü öğrenmek isterim…” https://x.com/BakiKarakol/status/2087918334134124773 diye yazdım.
Sözümü tutayım.
Ve…
O “ayrıntı” ile başlayayım.
O “ayrıntı”, Ekrem İmamoğlu ve “Kent Uzlaşısı”!
Özgür Özel’in ve Özgür Özel yönetimindeki “yakın arkadaşları”nın, “Çerçeve Yasa”ya “Evet oyu verme” kararını almalarında Ekrem İmamoğlu’nun yadsınamaz “etkinliyi var”!
Bu kanıya, Ekrem İmamoğlu’nun 10 Ağustos 2026 Pazartesi günlü “Aziz Milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş’ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli Halkımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye’nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir.” https://x.com/CA_iletisim/status/2086862897536172321 paylaşımından vardım.
Bu paylaşımdan anladım ki, Ekrem İmamoğlu, seçim kazanma plan ve projesini, Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in yazıp çizdiği, geliştirdiği ve yaşama geçirdiği, Selahattin Demirtaş’ın da katkı verdiği “Kent Uzlaşısı”na oturtmuş.
Ve…
Kazanmış.
Sürdürmekte de kararlı.
Yani…
Ekrem İmamoğlu, cezaevi yaşamı bitiminde, siyasi yaşamında ve seçim süreçlerinde “kazanma”yı, “Kent Uzlaşısı” üzerinden gerçekleştirecek.
Bunun için “Kent Uzlaşısı Birlikteliği”ni sürdürmek, kalıcı kılmak peşinde.
“Kent Uzlaşısı Birlikteliği”nin yolu, “Çerçeve Yasa”ya “Evet Oyu” vermekten geçiyordu.
İmamoğlu o yolu seçti, Özel’e ve yönetime de kararını iletti.
Ama…
Öte yanda, geniş halk yığınları “Evet Oyu” verilmesine şiddetle karşıydı.
Hala karşı.
Onların da gönlü kırılmasın, alınsın diye, Özgür Özel ve yönetimdeki arkadaşları dışındaki Yeni Parti Milletvekilleri’ni serbest bırakmak ve bunu kamuoyuna açıklamak zorunda kaldılar.
Birkaç yazımda altını çizerek, değinmiştim:
Ekrem İmamoğlu, Atatürk CHP’lisi değildir; 4 eğilimci Turgut Özal’ın, Cumhurbaşkanı iken, kardeşi Yusuf Özal’a kurdurduğu “Yeni Parti”lidir.
Özgür Özel de, Atatürk CHP’lisi değildir ve Ekrem İmamoğlu’nun “çalışkan siyasi yol arkadaşı”dır; argo değimle “siyasi kankası”dır.
İkisinin en belirgin ortak yanı(özelliği, “siyasi bencil” olmalarıdır.
İkisi de “biz” demez, “ben” der.
Bu, o kadar çok yönlü bir konudur ki, bir başka yazıya bırakmak gerek.
Şunu da bilginize sunmalıyım:
Önceki gece (17 Ağustos 2026 Pazartesi) Sözcü TV’de, Ekrem Açıkel “Haftaya Bakış” programında, “Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olmasaydı, tutuklanır mıydı?” diye sordu.
Sanki “Tutuklanmazdı” yaklaşımındaydı.
Bana göre, Açıkel bu yaklaşımında yanlıyordu.
Şöyle ki:
Ekrem İmamoğlu, “Kent Uzlaşısı” etkisiyle, AKP’yi, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, AKP’yi, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylarını, AKP’nin İBB Meclis üyelerini, AKP’lileri ve AKP’ye oy veren seçmenleri üst üste üç kere seçim yenilgisine uğratmış siyasidir.
En başta “İstanbul’u kaybedersek, Türkiye’yi kaybederiz” diyen Erdoğan’ı çok fena kızdırmıştır.
Kızgınlık öfkeye, öfke kine, oradan da bir biçimde “yenilgilerin” karşılığını almaya dönüşmüştür.
Yani…
Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olsun olmasın, “Kent Uzlaşısı” yapılanmasıyla Erdoğan’a, adaylarına, partisine, partililerine, seçmenlerine “seçim yenilgisi” yaşattığı için, bunun bedelini ödeyecekti.
Ben böyle düşünüyorum.
Ayrıca…
Bana göre -dış etkenleri bu yazıda, şimdilik kenara koyarak, diyorum ki-, “Terörsüz Türkiye” çıkışıyla başlayıp “2’inci Barış Süreci” ile yol alınması, “Çerçeve Yasa”ya kadar gelinmesi de, “Kent Uzlaşısı”nı kontrol altına almak, etkisizleştirmek, Ekrem İmamoğlu’ndan ayrıştırmak için…
İç siyasada, Ekrem İmamoğlu’na seçimler kazandıran, AKP’ye de seçimler yitirten “Kent Uzlaşısı” gerçeği yadsınamaz…
Yorum Yaz