“Grup toplantısı” diyorlar, konuşuyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar ama…
K.K.K’nin (Kemal Karabulut Kılıçdaroğlu’un) dün (9 Haziran 2026 Salı), polis gücüyle girip “işgal” ettikleri CHP Genel Merkezi’nde yaptığı “toplantı”da konuşurken, atılan “bir slogan”; bana, aldığım notları ve bugün yazacağım yazıyı kenara itti, okuyacaklarınızı yazdırdı.
Ancak…
Sizlerden bir istemim var:
Ya https://x.com/i/status/2064329855919894978 linkinden veya https://chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-benim-koltuk-derdim-yok-ahlakli-erdemli-bir-kurultayi-elbette-yapacagiz linkinde yer alan haberi hem okuyun, hem de videoyu izleyin.
Yazımı ondan sonra okuyun.
Şundan:
Konuşmayı, konuşma sırasında atılan sloganları, K.K.K’yı “Kahraman Kemal” diye anons edip duran sunucunun diğer sözlerini kulaklarınızla duyun; www.chp.org.tr linkinden ayrıca haberi kendi gözlerinizle bir güzel okuyun.
Halk TV’nin sahibini kastederek, -bağlantısını ve ilişiğini bir türlü kuramadığım, tekille başlayıp çoğula dönen- “Sahibi Londra’da olan, Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın, onun da önüne geçeceğim.” tümcelerini eden, salondakilere “Unutmayın, Ankara’da bir Kemal Abiniz var, bir Kemal Babanız var…” diyen ve benim X hesabımdaki paylaşımımda “Kendini ‘Kemal Baba’ sözcükleriyle tanımladı” diye yazdığım K.K.K. konuşurken, salondan bir slogan atıldı:
“Hırsız CHP”!
“Hırsız CHP!
Videolardan birini izlediğinizde; sloganın, el kol havada sallayarak, yüksek sesle peş peşe iki kere atıldığını net duyacak, göreceksiniz!
Kanıma dokundu!
Kalakaldım!
Salondakiler, kendilerine “CHP’li” demiyorlar mıydı?!
Diyorlardı.
Ama hiç birinden çıt çıkmadı!
Hiç biri çıkıp “Hop hop! Böyle bir slogan atamazsınız!” diye çıkışmadı, “o çirkin slogan”ı atanları susturmadı!
Ne K.K.K’dan, ne ön koltuklarda oturan 23 Milletvekilinden!*
Neden?!
Duymadılar mı?!
Duydular da, duymazdan mı geldiler?!
Duymazdan gelip tepki vermedilerse, çıt çıkarmadılarsa, CHP’li olmadıkları açığa çıktı!
Yani…
Kep düştü, kel göründü!
Yani…
Gerçek “niyet”, yadsınamayacak biçimde belli oldu!
Bunu da, kimseler değil, kendileri yaptı!
İçimize sızmalarını çok geç ayırt (fark) etmeme, etmemize kızıyorum!
Ve…
Utanıyorum!
Utanmalıyız!
Ciddi özyergi (özeleştiri) yapmalıyız!
Şimdi…
K.K.K’nın, “Grup toplantısı konuşması” diye çarpıtıp yutturmaya kalkıştıkları “toplantı”daki konuşmasından özetle bazı sözlerini alıntılayacağım, kısa kısa bir şeyler yazacağım:
“Bu parti; Mustafa Kemal’in partisidir, bu parti İsmet İnönü’nün partisidir, bu parti Bülent Ecevit’lerin partisidir.”
1999’da Bülent Ecevit DSP’ye almazken, 1990’lı yıllarda DSP’nin İstanbul İl Başkanı, daha sonra “Deniz Baykal’ın CHP’si”ne geçen, Milletvekili ve Bakan olan, K.K.K’nın şu anki “Genel Sekreter”i Mehmet Sevigen üzerinden CHP’ye alan, CHP’nin o zamanki Genel Başkanı merhum Deniz Baykal’ın adını neden anmadı?!
(Usuma bir şeyler geliyor ama yazmayacağım.)
“Kirlikten arınacağız, temiz siyaset yapacağız.”
Kirleteceksin, sonra arınmaktan, temiz siyasadan söz edeceksin!
Kim inanır?!
Ya saflar ya siyasi amaç, kariyer, çıkar peşinde koşan inanır!
“Çıkar için çalışmayacağız.”
Neden böyle bir sözü söyleme gereği/gereksinimi duydu?!
Bir kuşkusu mu var?!
Bir duyum mu aldı?!
“Hiçbir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip ‘Bize niye yardım yapmıyorsunuz’ diyemez. Ne demek ya? Yedi düvele karşı mücadele etmiş, bu topraklardan Yunanlıları, Fransızları, İngilizleri kovalamış olan bir partinin elemanları nasıl yurt dışına gidip de ‘Bizi yalnız bırakıyorsunuz’ diyebilir?”
Yurt dışındaki, aynı siyasi partilerle dayanışma içinde olmayı böyle yorumlamaya “pes” doğrusu!
Doğruyu, gerçeği eğip bükmenin dik alası!
Bu da, “çamur at, izi kalsın” anlayışından kaynaklanan sıkışmışlığın, çaresizliğin, tükenmişliğin sonucu!
“Emperyalizme karşı mücadeleyi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.”
Böyle bir sözü edenin, emperyalist elamanı “Para babası” George Soros’un Türkiye’deki vakfının 183’üncü kurucu üye olması nasıl yorumlanacak ya da nasıl yorumlanmalı?!
“Türkiye çok önemli bir coğrafyada. Dünya dengeleri değişiyor. Çin’e bakın, Amerika’ya bakın, İngiltere’ye bakın, Ortadoğu politikalarına bakın, Osmanlı’nın topraklarına bakın, o coğrafyada yaşayan insanlara bakın; Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil büyüyerek gitmek zorundayız. Türk cumhuriyetlerinde de Türkiye olmalı, Osmanlı coğrafyasında da Türkiye olmalı, Akdeniz coğrafyasında da Türkiye olmalı. Bunun mücadelesini vermek zorundayız.”
Korkunç!
Ürkütücü!
Dünya liderimiz Kemal Atatürk’ümüzün ”Yurtta barış, dünyada barış” sözüne taban tabana zıt sözler!
Tam “savaşçı” kafa!
Osmanlı anlayışı!
Türk-İslam sentezi, Turancı yaklaşım, özlem!
Tehlikenin büyüklüğünü, boyutunu kavrayabiliyor musunuz?!
Tanrı korusun!
“Bir siyasetçinin hesap vermesi için hesap sorar konumda olması lazım.”
Tümcedeki içerik, ileti, amaç çok net!
Kin, öfke, intikam, güç fışkırıyor!
* Hasan Öztürkmen, Hasan Karaoba, İnan Akgün, Barış Bektaş, Mustafa Adıgüzel, Hüseyin Yıldız, Gamze Akkuş İlgezdi, Mahir Polat, Semra Dinçer, Ali Fazıl Kasap, Sevda Ferdan Kılıç, Nurten Yontar, Deniz Demir, Orhan Sarıbal, Enis Berberoğlu, Faik Öztrak, Kadim Durmaz, Rıfat Nalbantoğlu, Rahmi Aşkın Türeli, Jalenur Süllü, Vecdi Gündoğdu, Gülizar Biçer Karaca, İlhan Kesici
Yorum Yaz