CHP GENEL MERKEZİ’NDE BİR “İŞGAL” VAR, YASAL YOLLARLA SONLANDIRILMALI, “İŞGALCİLER” DE ÇIKARILMALI!..

  • 1
150 150 bakikarakol

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ıncı Hukuk Dairesi’nın 21 Mayıs 2026 Perşembe günü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı’na yönelik açılan “iptal davası”nda, kurultay seçimlerini ve alınan tüm kararları geçersiz sayan “mutlak butlan” kararı ve de Kurultay’da “Genel Başkanlık yarışı”nı yitiren CHP’nin 7’inci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Genel Başkanlığa getirilmesi”…

Sonrasında; “atanmış Genel Başkan”ın “Avukatı”nın yazılı başvuru istemi üzerine, CHP Genel Merkezi’ne, polis gücüyle kapı pencere kırılarak, biber gazı sıkılarak girilmesi…

Hukuka, Anayasa’ya, yasaya, yasalara ve gerçeklere aykırıydı!

Aynı zamanda “koca ayıp”tı!

CHP’nin öz sahibi “kurtarıcı ve kurucu Kemal Atatürk”e, O’nu sevenlere, O’nun izinde olanlara/gidenlere saygısızlıktı!

Yürek yaralayıcıydı!

 

Kabullenemiyorum, kabullenemeyeceğim de!

 

Her ne kadar, “gelişmeler”in nedeni “iç siyasa çekişmesi/rekabeti” olarak görülüp yorumlansa da, “dış”a ve 1919 öncesine dayanır!

 

Düşman, Çanakkale ve Ulusal Kurtuluş Savaşlarıyla önü kesilen, topraklarında ya da egemen oldukları yerlerde güneşin batmadığı”Birleşik Krallık” veya “Büyük Britanya” veya “İngiltere”dir, İngiltere’nin –ABD’yi de var eden, kullanan- emperyalistleridir!

Bu emperyalist çete, Türkiye’ye, Türklere düşman oldukları kadar, İslam Dini’ne, Müslüman haklara berbat düşmandırlar!

Bunların, Türkiye’ye, Türklere karşı planları 22 Kasım 1922’de başlayıp 24 Temmuz 1923’te biten Lozan Anlaşması’yla başlar!

Emperyalist ABD’yi sahaya sürüp kendisi arkalarda görünmez olurlar ama her tür planı, dalavereler yapıp hazırlarken, “muhatap” hep ABD’yi yaptılar!

Bu da, dünya halklarını büyük kandırmaydı!

Halklar kanıyordu ama “işbirlikçi” yapıp iktidara taşıdıklarıyla tezgahlar kurup kazançlarına kazanç katıyorlardı, egemenliklerini genişletiyorlardı hem de pekiştiriyorlardı!

 

Her alanda yenemedikleri, yenildikleri Kemal Atatürk’ün ölümünü beklediler!

Ancak…

“Boş” durmadılar, intikamlarını almak için işbirlikçiler edindiler!

Onları eğitip yetiştirdiler, hazırda tuttular!

Kemal Atatürk’ümüzün ölümüyle hareket geçirdiler!

 

Tarihi gerçeğimizi bilelim, kabullenelim:

Her şeyin “terse dönüş” tarihi, Kemal Atatürk’ün yaşama gözlerini kapadığı 10 Kasım 1938’den bir gün sonradır!

 

Hani…

Eğer bir memlekette erbabı namus, laakal eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemahal batar” (Günümüz Türkçesiyle: Eğer bir memlekette namus sahipleri, en az kötü insanlar kadar sabırlı olmazsa, o memleket mutlaka batar)” ve “Bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur” biçimde yaygın bilinen sözün sahibi İsmet İnönü’nün “2’inci Cumhurbaşkanı” olması, yapılması, seçtirilmesi, seçilmesi, “terse dönüş”ün ve “terse dönüşcüler”in önünü açtı!

Bu gelişmede, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın payı, katkısı yadsınamaz!

 

Toplum, bilgi bakımından donanımlı değilken, Atatürk’ün de iki kere denemesine karşın “kapatmak” zorunda kaldığı “Çok Partili Sistem”e geçildi!

“Siyasi işbirlikçiler” harekete geçtiler, Atatürk’ü karalamaya, Atatürk Devrim ve İlkeleri’ni çiğnemeye başladılar; şarlatan, gerici dincileri yanlarına alarak, aydınlığı, çağdaşlığı, eğitimi, kalkınmayı vb budamaya koyuldular!

 

İçinde yaşadığımız şu günlerde CHP’ye, CHP’lilere yaşatılanlar işte  o günlerden geliyor!

 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan partisinin dünkü (2 Haziran 2026 Salı) Grup toplantısında “Butlan kararı, salt hukuki bir meselenin çok ötesindedir. Bu karar, demokratik siyaseti ‘dışarıdan’ zorla şekillendirme girişimidir. Siyaseti yargı kararnamesiyle şekillendirmek, demokrasiyi prosedürün arkasına saklayarak etkisizleştirmektir.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhan-dan-mutlak-butlan-tepkisi-2508634 dediğinde, doğru söylüyordu.

 

Çok doğru söylüyordu ama…

Kendi gerçeklerini de görsün, “dışarıdan” sözcüğü ile vurguladığı emperyalistlerin kendi çıkarları için Kürt siyasetini ve Kürt siyasilerini “şekillendirdiklerini” söylemlerinde dillendirsin; savaşım versin, halkına anlatsın!

O zaman, sözlerinin anlam ve içerik değeri olsun, güven versin!

 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de dün Kamutay’da grup toplantısını yaptı,  konuştu. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/secilmis-chp-yonetiminde-mutlak-butlan-sonrasi-ilk-grup-toplantisi-ozgur-ozel-den-erdogan-a-cok-sert-trump-tepkisi-o-paylasimi-kaldirsaniz-olur-mu-diye-yalvarmislar-2508538

“Bizden birileri değil, başkaları oturuyor orada” dedi.

CHP Genel Merkez’ini kastediyordu.

Katılıyorum.

Evet, orada…

Mahkemenin gerçeklerle, hukukla ve yasayla/yasalarla örtüşmeyen kararına sığınarak, bir işgal var!

Ve…

O işgal, yasal yollarla sonlandırılmalı!

İşgalciler de oradan, yani CHP Genel Merkezi’nden çıkarılmalılar!

  

Özel “Bugün CHP’yi kurtarmak bir partiyi kurtarmak, CHP’yi savunmak bir partiyi savunmak değildir. Bugün CHP’yi savunmak demokrasiyi savunmak, CHP’yi kurtarmak Türkiye’nin gelecek ümidini kurtarmaktır.” sözlerinde içten ve haklıydı.

Biraz duygusallık, biraz özyergi (özeleştiri), biraz sitem, yergi sezinlediğim “Bizi asıl yaralayan, düşmanın attığı taş değil, zamanında dost bildiklerimizin bugün yaptıkları olmuştur.” sözünde de içtendi, haklıydı.

 

Ben burada…

“İsmet İnönü ve Deniz Baykal CHP’si”nin, -üzgünüm- “Kemal Atatürk’ün CHP’si” olmadığının altını çizerek, Özgür Özel’e, yukarıda özetlemeye çalıştığım yakın tarihimizi ve Kemal Atatürk’ümüzün SÖYLEV’ini okumasını, okutmasını önereceğim.

 

Tarihi gerçeklerimizi bilmek, SÖYLEV’i okumak, okutmak, öncelikle ve de özellikle siyasada/politikada yol gösterici olacak, kazanımlar sağlayacak, karşıtları, işbirlikçileri, iç ve dış hainleri, düşmanları kolay tanımada, önlemler almada yararı olacaktır.

 

Düşünmek, düşünce ve siyasa üretmek, örgütlenmek, örgütlü hareket etmek amaca/amaçlara ulaşmak demektir!

Başaranlara, başaracaklara ne mutlu!

Selam olsun!..

  • 1

Yorum Yaz

Email adresiniz paylaşılmayacak.