Yazılarım

SİYASİ MİADI DOLMUŞLARIN BAŞINDA GELEN BAHÇELİ, PARTİM CHP’MİN SİYASİ MİADININ DOLDUĞUNU SÖYLÜYOR!..

150 150 bakikarakol

Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin hararetli sahipleneni, savunanı, anılan “ucube sistem”in ürünü “Cumhur İttifakı”nın ve  “Cumhur İttifakı İktidarı”nın “iki ana kolonundan biri” MHP’nin Genel Başkanı, Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli 5 Şubat 2025 Çarşamba günü kalp sorunu yaşadı, hastaneye yatırıldı.

O gün, bugündür Bahçeli görünürde yok, grup toplantılarına katılamıyor, konuşamıyor.

Ama…

Yazılı açıklamalar yapıyor!

Birilerini telefonla arıyor!

“Aparat”ları öylesine çok ki (!), saymakla, ad ad yazmakla bitmez.

 

Bahçeli 5 Şubat sonrası görünmez olurken, usa (akla) hayale gelmeyecek senaryolar, söylentiler üretildi, yayıldı.

MHP Genel Merkezi yalanladı.

-Adını anmayayım- bir gazeteci yazar da “Entübe edildi” diye yazdı, Savcılıkça ifadeye çağırıldı, Mahkemenin “Adli kontrol” kararıyla salıverildi.

 

3 Mart 2025 Pazartesi günü X hesabımdan TV EKRANLARINDA CANLI YAYINDA DEVLET BAHÇELİ’Yİ GÖRMEZSEM, BU VE BENZERİ HABERLERE İNANMIYORUM, İNANMAYACAĞIM DA!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1896623122381717821 diye yazdım.

X’ten ikinci paylaşımımı 21 Mart 2025 Cuma günü yaptım:

KENDİ YOK, ADI VAR “BAHÇELİ”YE, CHP’NİN YANITI, -BANA GÖRE- TEK SÖZCÜKLE: H A R İ K A ! . . https://x.com/BakiKarakol/status/1903122867174220199

X’ten, 26 Mart 2026 Çarşamba günlü paylaşımım şöyleydi:

DİDEM ARSLAN DA, SÜLEYMAN SOYLU DA, BAHÇELİ SES TAKLİDİ YAPAN TARAFINDAN KANDIRILMIŞ OLABİLİR! BU ARADA, TV’Cİ DİDEM ARSLAN NE ALAKA?!. https://x.com/BakiKarakol/status/1904912157872889925

Ve…

30 Mart 2025 Pazar günkü X paylaşımım:

BAHÇELİ KONUŞAMAYACAK, GÖRÜNTÜ VEREMEYECEK KADAR HASTA!.. AMA… YAZILI METİN YAZACAK VEYA YAZDIRACAK KADAR HASTA DEĞİL!.. USUM (AKLIM) KARIŞTI!.. SANKİ BİR İŞ VAR!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1906431108406808659

 

Önceki gün (31 Mart 2025 Pazar) “Yeni bir toplumsal hayat ve yeni bir Türkiye için: Tarihi çağrı” https://www.turkgun.com/gundem/yeni-bir-toplumsal-hayat-ve-yeni-bir-turkiye-icin-tarihi-cagri/279679, dün de “MHP Lideri Devlet Bahçeli: CHP, kaos ve kargaşa çıkarma peşinde” https://www.turkgun.com/siyaset/mhp-lideri-devlet-bahceli-chp-kaos-ve-kargasa-cikarma-pesinde/279911 başlıkları altında, MHP’ye çok yakın Türkgün Gazetesi, “Bahçeli’nin değerlendirmesi” diye uzun iki yazı yayınladı.

Bugün ve yarın da yayınlar mı?

Bilmiyorum.

Ama önceki ve dünkü iki yazıda ilgimi, dikkatimi çeken, değerlendirme sırasında çekilmiş ne Bahçeli’nin video görüntüsü, ne de tek bir kare fotoğrafı yoktu!

Neden?!

Bahçeli görüntü veremeyecek kadar hasta ise iki günlük “değerlendirme”yi nasıl yaptı, yapabildi, yazdı veya yazdırdı?!

Yoksa 5 Şubat 2025 Çarşamba gününden bu yana “Bahçeli’nin yazılı açıklamaları” diye, Bahçeli’nin konuşma metinlerini yazanlar tarafından mı kaleme alındı?!

Olabilir.

Ama neden Bahçeli’ye mal edilerek sunuluyor?!

Bahçeli, grup konuşma metinleri gibi 5 Şubat sonrası metinleri okuyor mu ki?!

Okuyorsa; 3-5 saniyelik de olsa video görüntüsü veya bir karelik fotoğrafı yok, arşiv fotoğraf ve videolarla yetiniliyor?!

Evet, demek “… SANKİ BİR İŞ VAR”?!

Belki de, sanki bir değil, birçok iş var!

Olması doğaldır.

Ancak;  “olanı”, “olanları” toplumdan gizlemenin/saklamanın anlamı, gereği yok!

“Anlamı, gereği var” ise o paylaşılsın.

O da yok!

 

MHP’nin resmi internet sitesi www.mhp.org.tr’de 28 Mart 2025 Cuma günü  

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Ramazan Bayramı” münasebetiyle yayınladıkları mesaj.” https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5415/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_Bahceli__nin___Ramazan_Bayrami__munasebetiyle_yayinladiklari_mesaj_28.html başlığı altında yayınlanan iletisinde, DEM Parti Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz” sözünü “değerli ve takdire şayan” bulan Bahçeli “Aziz Atatürk’ün onurlu çizgisini karalayarak küresel emperyalizme bağlantı tüneli kazan, el avuç açan CHP zihniyeti tarihi ve siyasi miadını çok kötü bir sonla doldurmuştur.” diyor.

 

Aman Tanrım!..

Siyasi miadı dolmuşların başında gelen Bahçeli, partim CHP’min siyasi miadının dolduğunu söylüyor!

 

Bahçeli ve Bahçeli adına metinler yazanlar, konuşanlar bilsinler ki…

İnanılırlıkları ve güvenirlikleri bitmiş!

Kimseler inanmıyor!

Gerçeklerini görsünler, kabullensinler!..

AKP’NİN 6 YILLIK KİNİ, ÖFKESİ, İNTİKAMI VE HER ŞEYİN ÇOK GÜZEL OLMASINDAN KORKUP HOŞLANMAYANLAR!..

150 150 bakikarakol

Hatay’lı ailenin, 2003 yılda dünyaya gelen, 23 Haziran 2019’da ikinci kere yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçim çalışmaları yapan CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim otobüsünün önünde koşarken “Ekrem abi, Ekrem abi, her şey çok güzel olacak” https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/her-sey-cok-guzel-olacak-sloganini-bulan-berkay-gezgin-kimdir-kac-2312303 diyen 16 Yaşındaki Berkay Gezgin, Avukat Cemil Çiçek açıklamasına göre https://www.sozcu.com.tr/her-sey-cok-guzel-olacak-sloganinin-mimari-berkay-gezgin-gozaltina-alindi-p153773 23 Mart 2025 Pazar gecesi İstanbul Saraçhane’deki mitingde meydana gelen eylemler sırasında gözlemaltına alındı; suçlama hakkında bilgi verilmedi.

Avukat Çiçek, dün (25 Mart 2025 Salı) saat 19.59’da internet basınında ve gazetelerinin internet sitelerinde yer alan haberler aracılığıyla, şimdi 22 yaşında olan “müvekkili” Berkay Gezgin’in tutukladığını https://www.sozcu.com.tr/her-sey-cok-guzel-olacak-sloganinin-mucidi-berkay-gezgin-tutuklandi-p155494 duyurdu.   

“Her şey çok güzel olan” sözün öz sahibi Berkay Gezgin, neden gözlemaltına alınmış, neden tutuklanmıştı?

Berkay Gezgin’in avukatında bile bilgi yoktu!

Ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde bu, bu gibi ve çok daha beterleri olabileceği düşünce ve anlayışımımdan, şaşırmadım.

Ama “23 Haziran 2019 tarihi”ne odaklandım.

O tarihte, İBB’nin 31 Mart 2019 yerel seçiminde, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, 13 bin küsur oyla kazanmıştı.

Ancak AKP’nin itirazıyla Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yalnızca “İBB Başkanlık seçimi”ni iptal etmişti (Bu nasıl olabilirdi?!) ve 23 Haziran 2019’da yenilenmesine karar vermişti.

23 Haziran 2019 seçiminde Ekrem İmamoğlu, AKP’li aday Binali Yıldırım’a 806 bin oy ayırt (fark) atmıştı.

Berkay Gezgin’nin gözlemaltına alınmasından ve tutuklanmasından anladım ki, AKP, “806 bin oy”un nereden, neden ve nasıl geldiğinin/kaynaklandığının peşine düşmüştü.

“Kent Uzlaşısı Projesi”ni netleştirince de, CHP’nin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yakasına yapıştı.

Ama hiç belli etmedi.

6 yıl çalıştı, Ekrem İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanlığı adaylığı” konuşulur, giderek de dalgalanır olunca, “Ahmak Davası”ndan 2 yıl 15 gün hapis ve “siyaset yasağı” cezaları almasına neden oldu.

Dava hala “İstinaf Mahkemesi”nde.

AKP bu kadarla kalmıyor, başka başka soruşturmalar başlatıyor, davalar açıyor.

İşi, “diplomanın iptali”ne kadar vardırıyor.

“Üniversite Diploması”nın iptali, “Cumhurbaşkanı adayı olamamak” demekti.

Çünkü koşullardan biri, “Üniversite mezunu” olmaktı.

“Üniversite Diploması yok” diye AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan çok konuşulmuş, tartışılmıştı.

Uzatmayayım…

CHP yönetimi, Cumhurbaşkanı adayını önseçimle belirleme kararı aldı, bir takvim belirledi.

İki adaydan biri, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ti.

“Alparslan Türkeş Milliyetçisi” Yavaş, önseçime girmeyeceğini açıkladı.

Önseçime tek aday kalan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla gidildi.

CHP’li üyeler ve CHP’ye üye olacaklar oy kullanacaktı.

23 Mart 2025’teki önseçime yaklaşılırken, Ekrem İmamoğlu, sabahın erken saatlerinde evinden alındı, Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne, 4 gün sonra da Adliye’ye götürüldü.

Savcılık ifadelerinin ardından Mahkemeye sevk edildi; oradan da “Tutuklama Kararı” çıktı, Silivri’deki “Marmara Cezaevi”ne konuldu.

Bu arada, önseçim yapılmış, uzun kuyruklar oluşmuştu.

Uzun kuyruklar oluşmasında, CHP üyelerinin oy kullanacakları sandığın yanına “Dayanışma Sandığı”nın yadsınamaz, büyük katkısı var.

CHP üyesi olmayanlar da, başka partilerden insanlar da sandığa koştu.

Toplam 15 milyon 500 insan, Ekrem İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanlığı adaylığı” için oy kullandı.

Ekrem İmamoğlu artık bir milyon 700 bin üyeli CHP’nin değil, “Türk halkının Cumhurbaşkanı adayı” idi.

“Dayanışma Sandığı” düşüncesi kimin, kimlerinse, onu, onları, “Saraçhane” ve “Türkiye Mitingleri”nin düşünbabasını/düşünbabalarını kutlarım.

Peki, bu mitinglere, hele de Saraçhane Mitingleri’ne böylesi ilgi, böylesi destek, üniversite öğrencilerinin böylesi katılımı nedendi?

Örgütlü olmayan halkın, gençliğin yıllara dayalı öfke, tepki birikiminin dürtüsü ve patlamasıydı!

Halkın haksızlığa, adaletsizliğe, yalana dolana, ayrımcılığa, kayırmacılığa, ekonomideki kötü gidişe, geleceği görememeye vb sabrı kalmamıştı, tükenmişti.

“Her şey çok güzel olacak” deyip duran, dediğinin de örneklerini yaşama geçirerek kanıtlayan, gelecek umudu veren vb kendilerini seven, kendini sevdiren Ekrem İmamoğlu’na güvendiler, İmamoğlu’nu sığınacak liman gördüler, kucakladılar, bağırlarına bastılar, oylarıyla “halkın

 

Cumhurbaşkanı adayı” yaptılar, meydanları doldurdular.

Saraçhane Mitingleri sürecinde gözle görülür ve kabul edilir gelişme sergileyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde dün (25 Mart 2025 Salı) gerçekleştirdiği parti grup toplantısında daha derli toplu konuşma yaptı.

Şu tümceleri ilginç, dikkat çekiciydi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tutuklama talep evrakı: ‘Kent Uzlaşısı formülü ile Batı il ve ilçelerdeki Kürtlerin belediyeleri kazanamasalar da uzlaşılacak ve desteklenecek aday karşılığında, belediye meclisinde belirli sayıda kota elde edilmesi sonucunda belediye meclislerinde söz sahibi olmalarının, yerel yönetimlerde yer almalarının siyasi bir denge olmalarının amaçlandığı anlaşılmıştır.’ Kardeşim bak ben bu cümleyi ‘Kent Uzlaşısı’nı ya da İstanbul’u İttifakı’nı suçlamak, kriminalize etmek, hapsetmek için değil, takdir etmek için yazarım. Tam da yapılan budur. Batı’daki Kürtlerin yönetimde temsil edilebilmeleri için belediye meclis üyeliklerine yazılmaları, terörse, ben terörist olayım kardeşim. Demokrasi bunun adı, demokrasi. Demokrasi bu. Bugüne kadar ama muhafazakar olduğun için, ama biz sana sesimizi duyuramadık diye, ama bambaşka sebeplerden Kürt olup da bu AK Parti‘ye oy veren o temiz yürekli abim, ablam benim. Bak bunların işi seninle. Sadece oyunla, Kürtlüğüne bile saygısı yok. ‘Eğer Kürt olarak yönetime gelecekse, engel olunmalı, suçtur bu’ diyor. ‘Oyu bana verirsen seçmensin, ona verirsen teröristsin’ diyor. Görün bunları, görün bunları, gömün bunları, gömün, gömün, gömün. Her darbe girişiminde her şeyi düşünürler.” https://www.chp.org.tr/haberler/cumhuriyet-halk-partisi-genel-baskani-ozgur-ozel-bu-aksam-sarachanede-yarin-aksam-beylikduzunde-ftardayiz

AKP’nin 6 yıllık “Kent Uzlaşısı” kini, öfkesi, intikamı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından ayırt edilmesi, dillendirilmesi olumlu gelişmedir.

Çünkü “Cumhurbaşkanlığı seçiminin etkin belirleyen”i, Kürt seçmenleridir, onların oylarıdır.

AKP bunun ayırtına 23 Haziran 2019 seçimlerinden hemen sonra vardı, yapması geren çalışmaları planladı, gerçekleştirdi, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve başkanlığındaki CHP yönetimini ayakta uyuttu.

Adı hep var olan ama şu aralar görünürde olmayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli aracılığıyla, “İkinci Kürt Açılım” sürecinin başlatılmasının nedenlerinden biri, hem “yeni anayasa,” hem “Cumhurbaşkanlığı seçimi” için Kürt seçmenlerin oylarının belirleyici olmasıdır.

           

Öte yandan…

CHP’yi ve diğer muhalif muhalefet partileri de önüne katıp sürükleyen “halk hareketi”, AKP’nin gözünü korkuturken, “durumdan vazife çıkaran” kimi –sözüm ona- uyanık AKP’lileri “provokasyon yapma” düşüncesine itmiş.

CHP’nin eski Genel Başkanlarından “Bankamatik Milletvekili” merhum Deniz Baykal’ın “A Takımı”nda yer alan, 10 Mayıs 2010’da Deniz Baykal, “seks kaseti” kumpasından “CHP Genel Başkanlığı”ndan istifa ettiğinde “Etmeee” diye bağıran ve hüngür hüngür ağlayan, şimdi “militan AKP’li” Savcı Sayan X hesabından dün bir paylaşım yaptı.

Paylaşımında “Yarın akşam, milyonlar CHP Genel merkezi önünde toplanıp edepsiz Özgür istifa diye bağıracağız.. İftardan sonra CHP genel merkezi önünde toplanalım.. Herkes duyursun.. #YarınCHPgenelMerkezindeyiz diye yazdı.

Eğer gerçekleşirse, bu “büyük bir provokasyon” değil de nedir?!

Umarım Savcılık harekete geçer, Emniyet ve CHP önlem alır, olumsuz olaylar olmaz. https://x.com/SavciSayan/status/1904297684422558198

 

Yazımı bitirirken belirtmek isterim ki…

“Ekrem abi, Ekrem abi, her şey çok güzel olacak” sözünü ettiğinde 16 yaşında olan, 6 yıllık aradan sonra dün 22 yaşında tutuklanan Berkay Gezgin’e ait, Ekrem İmamoğlu’nun da seçim kampanyalarında dilendirdiği “Her şey çok güzel olacak” sözü, her şeyin çok güzel olmasından korkup hoşlanmayanların yüreklerine sanki hançer gibi saplanmış, saplanıyor!.

ŞİMDİ NE OLACAK?.. CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI KİM YA DA NASIL BİRİ OLMALI?..

150 150 bakikarakol

Hemen hemen herkes, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edileceğini bekliyordu; ama İstanbul Üniversitesi’nden dün (18 Mart 2025 Salı) saat 18:07’de “Kamuoyu Duyurusu” https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-istanbul-universitesi-acikladi-imamoglunun-diplomasi-2310718 başlığı altında yapılan yazılı açıklama gündeme bomba gibi düştü.

18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 110’uncu yıldönümünü, diğer konuları gündemden etti.

Ülkem adına, halkım adına, ülkemin hukuku, yargısı, bilim yuvaları Üniversitelerimiz, bilginlerimiz vb adına üzüldüm, acı çektim!

Böyle bir kararın olmamasını en çok isteyenlerdendim; kararın bu doğrultuda çıkacağını öngörenlerdendim de!

 

Elbette ki hukuki süreç başlatılacak, çetin uğraşlar verilecek.

Cumhur İttifakı’nın ortakları da, ağırlıklı olarak AKP ve MHP kadroları da bir şey yapmayacak değiller, daha bir sertleşecekler!

 

İmamoğlu’nun, tutuklanması gerçekleşebilir!

İmamoğlu’na siyasi yasak gelebilir!

 

İmamoğlu’na ustan, hayalden geçmeyen şeyler yapılabilir!

Çünkü iktidarın elden gitmesinin ötesinde, açılımını bilerek, isteyerek tanımlamadıkları “Yeni Türkiye”nin planlandığı gibi yaşama geçirilmesi söz konusu.

Ayrıntısına girmeyeceğim.

 

İstanbul Üniversitesi’nin “Kamuoyu Duyurusu” başlıklı açıklamasıyla Ekrem İmamoğlu, öngörülebileceğinin çok üstünde siyaseten güçlendi; AKP ve MHP ağırlıklı Cumhur İttifakı ortakları ve Cumhur İttifakı iktidarı aynı oranda güç ve güven yitirdi!

Öyle ki, Ekrem İmamoğlu, cezaevinde de olsa, siyasi yasaklı da olsa, artık o bir “lider”, o bir “bilen”dir!

Siyasi rakiplerinin kâbusudur!

Bir sözü, bir işareti, bir bakışı, bir hareketi vb belirleyen olacak!

 

İstanbul Üniversitesi’nin, gündeme bomba gibi düşen “Kamuoyu Duyurusu”na tepkiler çığ gibiydi!

“Rapor” ya da “karar metni” hiç gerçekçi ve inandırıcı değildi!

Hele de “Araştırma Raporu’nda adı geçen kişi dahil…” tümcesinde “Ekrem İmamoğlu’nun  adının anılmaması ilginçti, şık değildi!

Bu “anmama”da sanki “siyasi rakip kadro” tavrı, havası, kokusu vardı!

Oysa o tümcenin, içinde yer aldığı rapor, karar metni, İstanbul Üniversitesi gibi bir “bilim yuvası”nda, “bilim insanları” tarafından kaleme alınmış, yazılmış, kamuoyuna sunulmuştu!

 

Tepki verenler içinde, Ekrem İmamoğlu yanı sıra, dört kişi ilgimi çekti.

Ama kimse enseyi karartmasın.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-imamoglunun-diplomasi-iptal-edildi-ozgur-ozelin-ilk-2310722 diyen Ö.Ö’yü (Özgür Özel’i) geçiyorum.

Öncelikle Mansur Yavaş’ın tepkisine odaklandım.

Yavaş X hesabı @mansuryavas06’dan gerçekleştirdiği paylaşımında “Ben Ekrem Başkanımıza yapılan bu haksızlığı kabul etmiyorum. Tüm bu hukuki ve siyasi sürecin her dakikasında Ekrem Başkanımızın yanında olacağımı, böylesine hukuksuz bir süreçte daha önce üçlü masada ifade ettiğim “Cumhurbaşkanlığı adaylığımı günü gelince değerlendireceğim” kararımı, bu hukuksuzluk ortadan kalkana kadar ASKIYA alacağımı da kamuoyuna ilan ediyorum.” https://x.com/search?q=mansur%20yava%C5%9F&src=typeahead_click diyordu.

Beğendim, saygı duydum.

Ama “Alparslan Türkeş Milliyetçisi” Mansur Yavaş’a güvenemiyorum!

 

Tepkisine odaklandığım ikinci kişi, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’ydu.

Dilek İmamoğlu X hesabı @dk_imamoglu’ndan yayınladığı paylaşımında “Hukuksuzluğun ve haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizin geleceği için yaşanan tüm adaletsizliklere karşı hep birlikte duracağız. Çocukların ve gençlerin güvenli ve umutlu yarınları için ülkemizin sarsılmaz değerlerini sonuna kadar savunacağız. Kurtuluş yok tek başına!

@ekrem_imamogluhttps://x.com/dk_imamoglu/status/1902034030419202182?t=5B-e8_D8ZreTXUayiledvw&s=08 diyordu.

 

Tepkilerine odaklandığım diğer iki kişi, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’dı.

Hatimoğulları “İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının mevzuat bahane edilerek iptal edilmesi demokrasiye sürülmüş kara bir lekedir. Bu kara lekeyi sürenler yüzlerce yıl toplumun vicdanında mahkum olarak kalacaktır. Sayın İmamoğlu’na yönelik bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu gün gibi ortadadır. Siyaset hukuku askıya alarak sorunları derinleştirme yeri değil, sorunları çözme yeridir. Bu tür idari ve yargı kararları ortak yaşam inancına ciddi şekilde zarar vermektedir. Demokrasiye kara leke süren, hukuku askıya alan bu kararın derhal geri çekilmesi, siyasette gerilimi arttıracak müdahalelerden vazgeçilmesi gerektiğine dair çağrı yapıyoruz.” derken, Bakırhan da “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmeye çalışılması ve diplomasının iptal edilmesi, hukuki değil, siyasi hesapların gölgesinde alınmış bir karardır. Yargı kıskacı altında demokratik hakların gasp edilmesi kabul edilemez. Halkın iradesine ve siyasi rekabete set çekmeye yönelik bu girişimler, demokrasiye sürülmüş kara bir lekedir. Çağrımız, demokrasiyi hedef alan bu tür müdahalelerin derhal son bulmasıdır.” diyordu.

(Dem Parti’nin de tepkisini paylaşayım:

“Hukuk ve akademi dünyasına bir kara leke sürülmüştür. İstanbul Üniversitesi’nin sayın Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi kararı açık bir hak ve hukuk gaspıdır. Hukuki dayanaktan yoksun olan bu karar yeni bir hukuksuzluk dalgasının işaretidir. İşlem hukuki değil, siyasidir. Siyasi amaçlarla üniversiteyi araçsallaştırmak anlamına gelir. Üniversite yönetimini çeşitli yollarla teslim alarak elde edilen bu karar hem akademi hem de hukuk dünyasına sürülmüş bir kara lekedir. Bir an evvel bu yanlıştan dönülmeli, siyasetin üzerine bir kara örtü serilmesine izin verilmemelidir.”) https://www.gercekgundem.com/guncel/dem-partiden-imamoglunun-diplomasinin-iptaline-tepki-demokrasiye-surulmus-kara-bir-leke-525128

 

Ve Ekrem İmamoğlu’nun tepkileri.

İlki:

“İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun kararı HUKUKSUZDUR. Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak. Kurtuluş Yok Tek Başına!https://x.com/ekrem_imamoglu/status/1902025111252947358 

İkincisi:

“ İftar sofrasından Milletime sesleniyorum. Kendimi onlara emanet ediyorum.” https://x.com/i/broadcasts/1YpJkBajybEGj diye başladı, konuştu.

www.cumhuriyet.com.tr’nin haberleştirdiği konuşmasında Ekrem İmamoğlu özetle “Diplomanın iptali falan umurumda değil yani. Çok önemli ama esas umurumda olan ne biliyor musunuz? Artık bu ülkede, herkesin kazanılmış tüm hakları tehlike altındadır. Bu ülkede, bu toplumun, herkesin kazandığı tüm hakları tehlike altındadır. Ve bu akıl, bu milleti gerçekten tehdit eden bir akla dönüşmüştür. Herkesin elinden her şeyi alabilirler. Malını, mülkünü, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı, seçilme hakkı, seçme hakkı… Her şeyi elimizden alabilirler. Seçme hakkınızı da elinizden alabilirler.” diyor, “Ne yapacaksın, diyorlar. Vallahi aslanlar gibi koşmaya devam edeceğim yani, aslanlar gibi. Asla geri durmak yok. Bugüne kadar bin koşuyorsam, bundan sonra milyon koşacağım. Tahmin edemeyecekler cesaretimi, duruşumu ve inancımı.”

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-diploma-iptali-karari-sonrasi-ekrem-imamoglu-iftar-2310735 biçiminde sürdürüyor.

 

Ekrem İmamoğlu “Aslanlar gibi koşmaya devam edeceğim” diyor ama siyasi rakibi/rakipleri “aslanlar gibi koşması”na olanak vermeyecekler!

İşte bu, Ekrem İmamoğlu’nu, siyaseten önlenemez derecede güçlendirecek, Türkiye’nin, belki de bölgenin “lider”i yapacak.

 

Erken ya da süresindeki seçimde, Ekrem İmamoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı adayı” olarak yarışmasını olanaksız görüyorum!

 

“Ekrem İmamoğlu olmadı, eşi Dilek İmamoğlu olsun”!

Sakın!

Kendine de, eşi Ekrem İmamoğlu’na da, CHP’ye de çok büyük zarar verir, seçim kazanamaz, Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan’a kazandırır.

 

“Ekrem İmamoğlu olmadı, Mansur Yavaş olsun”!

Bu da “Sakın” diyorum!

Kazanamaz.

Nedeni…  

Seçimin yazgısını ve kazananını belirleyecek “etkin güç”, Kürt seçmenin oylarıdır.

Mansur Yavaş, Kürt seçmenden oy alamaz; Kürt seçmeni de, Mansur Yavaş’a oy vermez.

Mansur Yavaş bunu gördü, Cumhurbaşkanlığı adaylığını askıya aldı.

 

Yukarıda tepkilerini paylaştığım DEM Parti ile Eş Genel Başkanlarının tepkilerinde sergiledikleri duruşta kararlılık gösterip göstermeyeceklerine, Ekrem İmamoğlu’nun Mansur Yavaş ve eşi Dilek İmamoğlu dışında işaret edeceği “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı”na oy verip vermeyeceklerine tanıklık edeceğiz.

“Kent uzlaşısı” projesi beni umutlandırıyor; gene de ölçülü (temkinli) davranmalıyım.

 

Şimdi ne olacak?

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim ya da nasıl biri olmalı?

 

Özetleyeyim:

Seçilir seçilmez, ilk işinin, ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nden ülkeyi kurtarmak, yerine “Demokratik, Laik Parlamenter Sitem”i getirmek olacağını her keresinde dile getirecek, güven verecek, inanırlığı ve  güvenirliliği kabul gören, tanınan, kadın veya erkek genç birinin aday gösterilmesi.

Usumda biri var ama paylaşmayacağım; günü geldiğinde…

AH EKREM İMAMOĞLU AH!..

150 150 bakikarakol

Şimdi “Türkiye Belediyeler Birliği (TBB)”ve “İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB)” Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019’daki yerel seçim kampanyasında “Her şey çok güzel olacak” sloganı yanında, “Çare Ekrem İmamoğlu” ve “Ekrem İmamoğlu varsa, çare var” yazılı küçük boy afişler ilgi çekmişti; ben ise özellikle afişte yazılanlara takılmıştım.

 

Ekrem İmamoğlu, partim CHP’min İBB Başkan adayıydı; o afişlerde “Çare CHP” ve “CHP varsa, çare var” yazıları olmalıydı.

Bunu, birkaç kere yazmakla kalmadım; bir semtte CHP’nin çadırına girdim, görevliye itirazımı ilettim, kendisinden ilgililere iletmesi isteminde bulundum.

Bir şey değişmedi.

 

O günlerdeki “takıntı”mdan kopamadım; hep onunla yaşadım.

 

2025’e geldik, Ekrem İmamoğlu “birinci tekil”le konuşmaktan edemiyor!

 

Çıktığı “Cumhurbaşkanı adaylığı” yolunda da “Biz” demiyor, “Ben” diyor.

Örneğin:

17 Ocak 2025 Cuma günkü X hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Kumpaslarınız bu bileği bükemeyecek! Milletin demokrasi yumruğundan kurtulamayacaksınız. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiç birimiz! #rızaakpolat  https://x.com/ekrem_imamoglu/status/1880030185883656324?t=vY3WB9bl7vEPjmlqEo0gVg&s=08

İlk tümcesi ile diğer üç tümcesi öylesi çelişiyor ki!

Ekrem İmamoğlu bu çelişkiyi nasıl ayırt (fark) edememiş!

 

CHP’nin 134 Milletvekilinden 116’sının imzasıyla CHP’nin tek “Cumhurbaşkanı adayı” oldu, İzmir’den başlangıç yaptı, il il dolaşmaya koyuldu.

CHP’den kendinden başka “Cumhurbaşkanı adayı” yok, ama gittiği her yerde vatandaşları CHP’ye üye olmaya, 23 Mart 2025 Pazar günü de önseçime katılıp oy vermeye çağırdı.

Yaklaşık bir milyon 600 bin CHP üyesine, yüz bini aşkın yeni üye katılımı olmuş.

 

Ekrem İmamoğlu 23 Mart 2025 önseçiminde bir milyon 700 bin üyenin tamamın oyunu almak istiyor.

Ben de isterim.

Hem siyasi, hem manevi güçtür.

Siyasi rakibe/rakiplere okkalı iletidir.

Ama içimde “sanki biraz az alacak” hissi var.

Dilerim yanılırım, dilerim tamamını alır.

 

Aldığını varsayalım.

Görünen o ki, “Cumhurbaşkanı seçimi” yarışında, Cumhur İttifakı’nın tek ortay adayı AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Erdoğan, partisi AKP, içinde yer aldığı Cumhur İttifakı ortakları, onca yandaş vb bir şey yapmadan mı oturacak, kazanmak için bastırmayacaklar mı, var güçleriyle çalışmayacaklar mı?!

Usa (akla) gelen ne varsa yapacaklar, yaptıracaklar!

 

“Benim arkamda bir milyon 700 bin vatandaş ve vatandaşın oyu var” deyip gürlenebilir.

Ama…

Tam da 23 Mart 2025 gecesi, açılan bir yığın davadan birinden “tutuklama” kararı çıkarsa?!

Bir milyon 700 bin oy vermiş vatandaş engel mi olacak/olabilecek, sokağa mı dökülecek?!

Hiç biri olmayacak!

Çünkü…

Toplum, örgütlü bilinçten, örgütlü eylem deneyiminden yoksun, hem de çok!

Toplumun bu durumundan sorumlu olanlardan biri de “siyasiler”dir, “siyasi partilerin aktif kadroları”dır.

 

İmamoğlu, “Cumhurbaşkanlığı yarışı”nda tek rakibi Erdoğan’a, İzmir’den başlangıç yaptığı süreçte, gittiği yerlerde yergilerde bulundu, meydan okudu.

2019’daki Ekrem İmamoğlu’ndan “eser” kalmamış gibiydi; yüksek sesle konuşuyor, bağırıyor çağırıyor, parmak sallıyor, el kol hareketleri yapıyor!

Neden?!

Neden İmamoğlu?!

Sen bu değildin?!

Sen sakindin!

Bu duruma gelmendeki nedenlerden, sorumlulardan silkelen kurtul.

 

 

İmamoğlu’nun sanki bir telaşı, sanki acelesi var!

Ama bu da kendisine çok büyük zararlar veriyor!

 

İmamoğlu’nun, “Erdoğan odaklı” her sözü, Erdoğan yanlılarını fena öfkelendiriyor, daha bir kenetliyor ve içlerinden “fanatik”ler çıkıyor, yakışıksız, çirkin paylaşımlar yapıyor!

Bir manyak çıkar, ölümcül saldırıda bulunur!

Siyasetçi, söylem ve eylemlerinde vatandaşı tahrik etmeyecek, ederse bedeli ağır olur.

Siyasetçi, söylem ve eylemlerinde vatandaşı ikna edecek.

 

Beklerdim ki…

Gittiği yerlerde, işi “iki adayın kavgası”na dönüştürmeseydi; ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistem”den söz etseydi; bize en uygun sistem “Demokratik, Laik Parlamenter Sistem” sözü verseydi; iç-dış siyasalarda ulusal onura, kalkınmaya, çağdaşlaşmaya, seçim ve siyasi partiler yasalarının değişimine değinseydi; yargının bağımsız olacağını, kuvvetler ayrılığının yaşama geçirileceğini, kadın haklarını vb vurgulasaydı…

 

Şu günlerde izlediğim Ekrem İmamoğlu’nun, dünya lideri Kemal Atatürk’ümüzü iyi tanımadığını, “Nutuk”u, Atatürk’le ilgili yazılan kitap ve makaleleri okumadığını gözlemledim.

 

Atatürk, içte kendine karşı düşünce sahiplerini dahi karşısına almamıştır, onlara sesini yükseltmemiştir, parmak sallamamıştır.

Savaşta yendiklerine “nazik” davranmıştır.

Ayakaltındaki Yunan bayrağını kaldırması…

Çanakkale’de Mehmetçikle savaşan ve yaşamlarını yitiren Anzak askerlerinin annelerine 1934’te “Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” diye mektup yazması…

Örnek bir düşünce, örnek bir davranıştır.

 

Ah Ekrem İmamoğlu ah!..

Bu kadarlık bilseydin ya!..

 

Eksiklerine ve yergilerime karşın, “Cumhurbaşkanlığı seçimi”nde “oy”um,  partim CHP’min adayı Ekrem İmamoğlu’nadır.

Gazetecilik mesleğime olan bağlılığımdan ötürü, partim CHP’me üye değilim; o nedenle de “ön seçim –bana göre- safsatası”nda oy kullanmayacağım…

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ VE CHP’YE KATILAN ADNAN BEŞER, MANSUR YAVAŞ’IN EMANETİ!..

150 150 bakikarakol

Baştan yazayım:

Ülkesini, halkını, insanı ve insanlığı içtenlikle seven, yaşadıkça yaşatacağım değerimdir!

 

Emperyalist ABD’nin 43’üncü Başkanı –oğul Bush olarak da bilinen- George H.W. Bush‘un –ABD’nin 46’ıncı- Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice*

7 Ağustos 2003 yılında The Washington Post Gazetesi’nde “Ortadoğu’nun Dönüşümü” https://www.mepanews.com/2003te-yazilan-bir-makale-ortadoguda-22-ulkenin-sinirlari-degisecek-5790h.htm başlıklı bir makale yayınlar.

Linkini verdiğim haberin girişindeki bir ve ikinci paragrafındaki iki tümce aynen şöyle:

// Condoleezza Rice tarafından kaleme alınan makale, “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek, buna Türkiye de dahil” ifadesiyle başlayan analizlere kaynak teşkil ediyor.

22 ülkenin sınırlarının değişeceği ve buna Türkiye’nin de dahil olduğu ibaresinin ise makalede yer almaması dikkat çekici bir husus. //

Makalenin tamamını burada paylaşmıyorum.

Ama mutlaka linki tıklayıp okumanızı istediğim makalede Condoleezza Rice’nin yalanlarını/yalancılığını; bir de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, PKK terör örgütü başı, “bebek katili” Abdullah Öcalan’a “çağrı”sıyla https://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/5354/index.html ülkemizde açılımı yapılan/seslendirilen “Terörsüz Türkiye” başlıklı sürecin 22 yıl öncesini, onun da en az bir o kadar geçmişi olduğunu göreceksiniz.

 

28 Şubat 2025 Cuma günkü “Mirasyedi” https://www.sozcu.com.tr/mirasyedi-p143850 başlıklı yazısında “Bana, tarihi gerçek nedir” diye sorarsanız… “Atatürk’e nankörlük eden bir millet, gün yüzü görmez…” tümceleri yer alan, gerçek Atatürkçü, tam bir “Atatürk’ün Askeri” emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, anılan iki süreci ve iki sürecin geldiği noktayı, 2 Mart 2025 Pazar günkü // “Çağrı”nın ardındaki büyük tuzak // https://www.sozcu.com.tr/cagri-nin-ardindaki-buyuk-tuzak-p144454 başlıklı yazısıyla çok güzel anlatıyor.

Böylesi anlatının üzerine benim söz etmem doğru olmaz.

 

Partim CHP’min başındaki Özgür Özel ise 28 Şubat 2025 Cuma günü Yeniden Refah Partisi (YRP) ziyareti çıkışında “Öcalan çağrısı” konusunda yönetilen soruyu yanıtlarken, “Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları, neyin ne olduğunu bilen, gören insanlardır. Ben 2025 yılında bir iktidar partisinin ve ülkenin Cumhurbaşkanı’nın milletin aklıyla alay etmesini de doğru bulmuyorum. Bir yandan bir yılı aşkın süredir bir müzakereyi yürüteceksiniz. Yaptığınız, yapılan görüşmelere devlet adına birisi tam yetkili, dört kişilik bir heyet eşlik edecek. Bu konudan dakika dakika haberiniz olacak. Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi, Yargıtay’dan üyeler, yüksek hakimlerin bulunduğu 20’nin üzerinde hukukçudan oluşan bir masa bir yerde çalışma yapıyor olacak sizin bilginizle. Sonra millete ‘Bir şeyler oluyor, kendiliğinden oluyor. Sayın Bahçeli de güzel konuştu, ben bir şey demiyorum. Benimle ilgisi yok. Olursa sahiplenirim. İyi sonuçlar olursa bana yarasın, kötü sonuçlar olursa uzak durayım…’ Bu millet böyle kandırılabilecek, zekası hafife alınabilecek bir millet değil.” https://chp.org.tr/haberler/cumhuriyet-halk-partisi-genel-baskani-ozgur-ozel-cok-yonlu-saldirilara-muhatabiz diyor.

 

İşleyen süreçten bir yıldır haberi olan Özgür Özel, bildiğini bir yıl neden kendinde saklamış, toplumu bilgilendirmemiş, bu konuda siyasalar (politikalar) üretmemiş?!

Bu kadarıyla kalayım.

 

Toplumun bilmesi gereken konuları, bir yıl önceden bilmesine karşın paylaşmadığına tanık olduğumuz Özgür Özel’in bir yumuşak karınını da gördük!

O da, Özel’in “dediğim dedik” veya “Benim dediğim olacak” diyen biri olduğu.

 

2 Mart 2025 Pazar günü www.sozcu.com.tr’ de Saygı Öztürk imzalı “İyi Parti’den istifa eden Adnan Beker CHP’ye katılacak” https://www.sozcu.com.tr/iyi-parti-den-istifa-eden-adnan-beker-chp-ye-katilacak-p146668 başlık haberi okur okumaz, “Adnan Beker” tanımadığım biriydi, araştırmaya girdim.

Bir öğrendim k, 28 Mayıs 2023’teki Cumhurbaşkanlığı 2’inci tur seçiminde Cumhur İttifakı’nın adayı AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a oy verdiğini bir televizyonun canlı yayında söyleyen, Millet İttifakı’ndan İyi Parti’den Ankara 2’inci Bölgeden Milletvekili seçilen, 16 Kasım 2024’te de partisinden istifa eden…

TV canlı yayınında özetle şöyle konuşuyor:

// ‘HDP’nin, PKK’nın desteklediği bir ittifak kazanamaz’ dedim. Ben bunu 16 Mayıs’ta söyledim. Bunu söyledikten sonra özel kalem Esma Hanım iki kere üst üstte aradı, bunu düzeltmem gerektiğini söyledi. Bunu sahada gördüğümü söyledim. ‘Bunu düzeltemem’ dedim. Genel Başkan’ın talebini reddeden bir milletvekiliyim. 1 hafta sonra özel kalem aradı, ‘AK Parti’ye mi geçiyorsun?’ dedi. ‘Allah memleketi korumuş, iyi ki kazanamamışız’ dedim. ‘150 kere Kemal Bey aday olsa kazanamaz’ dedim. Vatandaşımız, esnafımız, herkes HDP’nin bu masanın ortasında olduğunu gördü. Seçimin kaybedildiği gece oradaydım. Herkes oradaydı. Bütün genel başkan yardımcıları filan. Cenaze evi gibiydi, herkes çok üzgündü. Meral Hanım’ın da morali çok bozuktu. Tek üzülmeyen bendim. Kemal Bey’e oy vermedim. Oy da istemedim. 14 Mayıs’ta oy kullanmadım, 28 Mayıs’ta Tayyip Bey’e oy verdim. Kime vereyim, başka bir aday yok ki. Bunlar bizim Pursaklar Belediyesi’ni yönetemezdi, ne anlatıyorsunuz ya! Tayyip Bey’den başka aday yoktu ki, kime verelim? // https://www.ekonomim.com/gundem/iyi-partiden-istifa-eden-adnan-beker-28-mayista-erdogana-oy-verdim-haberi-720011

 

Okuduklarıma inanamadım.

Partim CHP yönetimini uyarmak amacıyla, aynı gün, X hesabımdan KATILMASIN!. CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE OY VERDİĞİ GENEL BAŞKANIN PARTİSİNE GİTSİN!. ZATEN 2026 VEYA 2027’DE ORAYA GİDECEK!. ADI DA “CHP’DEN GEÇEN” OLACAK!..

https://x.com/BakiKarakol/status/1896294138829787186 diye yazdım.

 

Kemal Kılıçdaroğlu ekibinden benzer içerikte yazanlar da oldu.

 

CHP Sözcüsü –ben ona “Özgür Özel’in sözcüsü” diyorum- Deniz Yücel, tepkilerle ilgili soruya verdiği yanıtta “Ben parti içi meselelerin sosyal medya üzerinden konuşulmasını doğru bulmam. Ancak sordunuz, söyleyelim: Adnan Beker, geçmişte CHP’nin ittifak yaptığı bir partiden milletvekili seçilmiş biri. Biz o gün de tek adam yönetimiyle mücadele ediyorduk bugün de tek adam yönetimi ve sistemiyle mücadele ediyoruz. Dolayısıyla bizim mücadelemize katkı koymak isteyen, bu mücadelenin üstünde yer almak isteyen herkese kapımız açıktır.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/chpli-deniz-yucelden-adnan-beker-elestirilerine-yanit-mucadelenin-2305709 diyor.

 

“Tek adam”, “Tek adam yönetimi” diyeceksiniz, sonra da “Tek adam” sözcükleriyle tanımlanan adaya 2’inci turda oy verdiğini TV canlı yayınında bangır bangır söyleyeni partiye alacaksınız!

 

Çok kızdım.

O kızgınlıkla X’ten, Ö.Ö’NÜN (ÖZGÜR ÖZEL’İN) SÖZCÜSÜ DENİZ YÜCEL EFENDİ, SANA TEK SÖZCÜKLE SÖYLEYECEĞİM:

S A Ç M A L I Y O R S U N ! . .    https://x.com/BakiKarakol/status/1896625669733494868 paylaşımı yaptım.

 

Tepkiler çoktu, büyüktü.

Neredeyse yermeyen yoktu.

Ama tınmadılar, duyarlılık gösteren vatandaşların yergilerine, tepkilerine kulak vermediler!

 

Hani vatandaşın uyarıları “öncelikli” idi?!

 

Ve dün…

 

Dün Salı’ydı.

Grup toplantısı vardı.

Özgür Özel kürsüye çıktı, birkaç tümcenin ardından konuya girdi:

“… Cumhuriyet Halk Partisi ailesi büyümeye devam ediyor. ‘Baba ocağının kapıları açık’ dedik. ‘Baba ocağına ihtiyaç duyan, baba ocağına gelmek isteyen herkes için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapıları açık’ dedik. Büyümeye, güçlenmeye devam ediyoruz. Bugün de Ankara ikinci bölgedeki gücümüze güç katmak üzere grubumuza katılacak olan Ankaralı iş insanı, uzun yıllar sivil toplum ve yerel yönetim tecrübesinde bulunmuş, bugün Ankara’nın biraz önce ayrı ayrı anons edilen tüm odalarının çok önemli kuruluşlarının başkanlarının yol arkadaşlığı ile birlikte buraya gelmiş olan sevgili Adnan Beker’i baba evine katılmak üzere buraya davet ediyorum. Ve İl Başkanımızı ve Ankara’daki tüm milletvekillerimiz adına Grup Başkanvekilimiz Sayın Murat Emir’i de buraya davet ediyorum. İl Başkanımıza ikinci bölgedeki tüm milletvekillerimizle birlikte, Adnan Beker ile birlikte ikinci bölgeyi sıkı bir çalışma için emanet ediyorum. Grubumuzda seveni çok, sevmeyeni yok. Adnan Beker ayrıca grubumuza sevgili Mansur Başkanımızın emanetidir. Onlara emanet ediyorum.” https://www.chp.org.tr/haberler/cumhuriyet-halk-partisi-genel-baskani-ozgur-ozel-asgari-ucretli-emekli-bir-lokma-et-cin-buz-gibi-havada-bekliyor

 

Anlaşılmıştı!

Adnan Beker, düşündaşı (fikirdaşı) “Alparslan Türkeş Milliyetçisi” Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın “emaneti”!

 

Yerdiklerinizden ne ayırtınız var?!

 

Öylesine öfkelendim ki!

Duygularımı, X’ten şu tümcelerle dile getirdim:

Ö.Ö (ÖZGÜR ÖZEL), SEN BU “ADNAN BEKER” ADLI, CUMHUR İTTİFAKI’NIN CUMHURBAŞKANI ADAYINA SEÇİMDE OY VERMİŞ, BUNU DA AÇIK AÇIK SÖYLEMİŞ ADAMI CHP’YE KATTIN YA… SANA AYIPLAR, YAZIKLAR OLSUN!.. SEN, CHP’DEKİ GUGUK KUŞLARININ BAŞISIN!.. SENİ KINIYOR, PROTESTO EDİYORUM!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1896874253737500889

 

* Condoleezza Rice biyografi https://tr.wikipedia.org/wiki/Condoleezza_Rice

EKREM İMAMOĞLU “OLAMAZSA”, CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞINA EŞİ DİLEK İMAMOĞLU’NUN DÜŞÜNÜLMESİ!..

150 150 bakikarakol

Başlık konusuna geçmeden…

23 Şubat 2025 Pazar günü Ankara Spor Salonu’ndaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin 8’inci Olağan Büyük Kongresi’nde, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmaya da değinmeden… https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/156728/-sadece-secimleri-kazanarak-degil-gonulleri-kazanarak-22-yildir-iktidardayiz-

 

https://www.akparti.org.tr/ana-slider-haberleri/cumhurbaskanimiz-ve-genel-baskanimiz-erdogan-partimizin-8-olagan-buyuk-kongresi-nde-konustu-23-02-2025-13-21-43/

 

İki ayrıntıya dokunup geçeceğim.

Resmi kayıtlarda partinin adı “Adalet ve Kalkınma Partisi”dir; partinin kısaltılmışı “AK Parti” olarak belirlenmiş; ama partililer ve Cumhur İttifakı’ndakiler dışında hemen hemen herkes “AKP” der; diyenlerden, yazanlardan biri de benim.

AKP’nin ne Genel Merkez binasındaki ne de il, ilçe başkanlık binalarındaki tabelalarda “Adalet ve Kalkınma Partisi” yazmaz, “AK Parti” yazar.

Hiçbir partili de “Adalet ve Kalkınma Partisi” demez, “AK Parti” der.

Sanki partilerinin adını unutmuşlar!

Sanki partilerinin adını resmen/hukuken değil, fiilen değiştirmişler!

Bu ayrıntı, muhalefet parti yönetiminin hiçbirinin dikkatini çekmedi, çekmiyor!

 

İkinci ayrıntı; Büyük Kurultay’da, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız” sözcükleriyle anons edilince, yıllar önce usuma takılan, sıkça yazmama karşın kimseye anlatamadığım konuyu anımsadım:

Ülkemizde 16 Nisan 2017’de Anayasa maddelerinin değişimini içeren bir halk oylaması yapıldı.

“Kabul edildi”ği Yüksek Seçim Kurulu’nca “resmen” açıklanan o değişen maddeler içinde, “Siyasi Parti Genel Başkanı, Genel Başkanlık görevinden istifa etmeden Cumhurbaşkanı adayı olabilir; Cumhurbaşkanı seçilmesinde, parti üyeliğinde, parti Genel Başkanı görevinden istifa etmez” diye bir kayıt var mıydı?

“Milletvekili, Cumhurbaşkanı adayı olur ve seçilirse, Milletvekilliği düşer” kaydı var ama Genel Başkanlar için yok.

Hukuken olmayan, fiilen uygulanıyor!

Nasıl olur?!

Muhalefet Partilerin yöneticileri bu konuya da duyarlılık göstermedi, göstermiyor!

 

Dün (25 Şubat 2025 Salı) CHP grup toplantısı vardı; Genel Başkan Özgür Özel uzun uzun konuştu.

Yazımın bitimine yakın, Özel’in konuşmasının sonlarındaki çağrıyı alıntılayacağım.

 

Şimdi başlıktaki konuya geçeğim.

 

Pazartesi (24 Şubat 2025) günü, Cumhuriyet Gazetesi’nin resmi internet sitesinde //Çok konuşulacak ‘Dilek İmamoğlu’ iddiası: ‘Ekrem Bey’in diploması yok sayılırsa aday olacak’// https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/cok-konusulacak-dilek-imamoglu-iddiasi-ekrem-beyin-diplomasi-yok-2303113 başlıklı haber ilgimi çekti, dikkatlice okudum.

Haber özetle şöyle:

Gazeteci Nuray Başaran, tv100 kanalında Cansu Canan Özgen ile “Hayata Dair” programına konuk oluyor; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilişkilendirilen “sahte diploma” soruşturmasından olumsuz bir karar çıkarsa, CHP’nin yaşama geçireceği savlanan “seçenek” (alternatif) “plan”ından söz ediyor ve “Ben İmamoğlu’nun diplomasının yok hükmünde sayılacağını düşünüyorum” diyor, “Tabi bunun hukuki aşamaları var. Vaktimiz olmadığı için konuşmuyorum. Ama burada bir kulis bilgilini paylaşmak istiyorum. Yani ben şaka gibi sandım ama ciddi düşünüldüğünü söylediler. Ekrem Bey’in diplomasının yok hükmünde sayılırsa eğer Dilek İmamoğlu‘nun aday olacağını duydum. Çok da şaşırdım. Önümüzdeki günlerde bunu tartışıyor olacağız. Bununla ilgili toplantılar yapılmış. Bana şaka gibi geldi ama yok, ciddi bir şekilde tartışılıyormuş.” diye ekliyor.

 

Haberi okuduktan sonra usuma –her nedense-, Arjantin Devlet Başkanı Isabel Martínez de Perón geldi; yaptığım ilk iş de, şu yazdıklarımı X hesabımdan paylaşmak oldu:

BÖYLE BİR SEÇENEĞİN DÜŞÜNÜLMESİ BİLE ÇOK YANLIŞ!..

BU, KİMİN USU, BİLMİYORUM AMA BU US SAHİBİ GUGUK KUŞU’NUN TA KENDİSİDİR!..

UMARIM CHP’DEN AÇIKLAMA GELİR!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1893958312992936028

 

Gelmedi!

 

 

Benim tepkim, Nuray Başaran’ın gazeteciliğine değil; Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanı adayı” yapılmasına ya da olmasına hiç değil;  “Ekrem İmamoğlu olmadı, yerine eşi Dilek İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olsun” diye düşünen, toplantı ve çalışmalar içine giren “sözde CHP’liler”e idi!..

 

Gerçek CHP’li böyle bir düşünce ve eylem içine girmez, giren, CHP’ye yerleşmiş, yerleştirilmiş “guguk kuşu”nun ta kendisidir.

 

Evet, ben de biliyorum, “İmamoğlu Ailesi” CHP’li değildir, merkez sağcı ailedir.

Ekrem İmamoğlu da, ailesinin siyasi yapısındadır; ama “guguk kuşu” değildir.

Ancak…

Cumhur İttifakı ve Cumhur İttifakı’nın birinci büyük partisi AKP’nin, siyasi söylemleri, siyasi eylemleri, kazanmaları ve çalışmalarıyla siyaseten yenemediği; Cumhur İttifakı’nın irili ufaklı ortaklarının, “iktidar gücü”nü, etkinliğini kullanarak, siyaseten yenmek, siyasi alanın dışına, çok uzağına atmak için ellerinden geleni yaptıkları, yaptırdıkları bir siyasi.

 

“Planlanan zaman dilimi”nde, Ekrem İmamoğlu gözlem altına alınabilir, Savcı karşısına, oradan Yargıç karşısına çıkarılıp tutuklanabilir, cezaevine konabilir!

Yüksek olasılık!

Kimse “Hayır, böyle bir şey olmaz, olamaz” demesin!

Olur!

Üzgünüm!

 

Gene üzgünüm, ne CHP, muhalefetin tamamı “önleyici” bir şey yapamaz!

5-6 ay içinde yaşananlara bakılırsa, iyi anlaşılacak!

Tepki vermekten öteye gidilemeyecek!

Çünkü toplum örgütlü değil, “örgütlenme” ve “örgütlü eylem yapma” bilincinden ciddi biçimde yoksun; üstelik baskı, korku içinde!

 

Çözüm, çare, “Ekrem İmamoğlu olmadı, eşi Dilek İmamoğlu olsun” değildir!

 

Herkesten çok, siyasamızda, kadınlarımızın etkin olmalarını, Cumhurbaşkanı, Siyasi Parti Genel Başkanı, Milletvekili makamlarında oturmalarını istiyorum.

Hiçbir siyasi kadınımızın bir Tansu Çiller, bir Meral Akşener, bir Özlem Zengin, bir Serap Yazıcı Özbudun vb olmasını istemem.

 

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nu tanımıyorum, siyasi bilgisini, direncini, kararlılığını, savaşımcılığını bilmiyorum.

Ama gözlemlediğim kadarıyla, Dilek İmamoğlu, içinde bulunduğumuz süreçte “Cumhurbaşkanı adaylığı”nı sırtlayacak donanımda değil!

Hele de eşinin önünü kesmek için yapılanlar, moralini boşmuş, cesaretini kırmış, hevesini kaçırmıştır!

Çocukları, yakınları, sevenleri karşı çıkar!

 

Kısaca, olmayacak duaya amin demek gibi!..

 

Bunu, CHP’deki “guguk kuşları” da biliyor, bilerek “lades” diyorlar.

 

Özgür Özel ve ekibi, içlerindeki “guguk kuşları”nı görmedikleri gibi, onların ve başkalarının oynadıkları, oynattıkları oyunları göremiyor!

Görselerdi, olanların en az yarısı olmazdı.

 

Özgür Özel’e ta baştan önerdim:

“Siyaset üretim birimi” kur.

Dikkate almadı.

Uyaklı (kafiyeli) anlık söylemlerde karar kıldı!

 

Dünkü grup konuşmasında da değindi:

“Önseçim”!

Cumhurbaşkanı adaylığı için tek Ekrem İmamoğlu var, başka yok, Özgür Özel hala “Önseçim” diyor!

Bir yığın gerekçe sıralıyor ama hiç biri gerçekçi, inandırıcı değil!

 

Uzatmayayım; yazımı, Özgür Özel’in “Çağrım tüm Türkiye’yedir. Gel, adayını seç ve tarihe geç. Hepinizi bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihin akışını değiştirmeye, o akışı değiştirecek adayı belirlemeye her birinizi davet ediyorum. Gelin, seçin ve tarihe geçin.” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-chpye-gecmek-istedi-diyen-ozel-serap-yazici-2303596 tümceleriyle bitireyim…

TÜSİAD GERİ ADIM ATMADI, ŞİMDİ NE OLACAK?!. VE İMAMOĞLU’NUN “TİYE ALMASI”!..

150 150 bakikarakol

 “Politik hayatta olağanüstü olaylar” başlığı altında “son zamanlarda gazeteciler, iş insanları ve politikacılara yönelik baskılar ile TSK’dan ihraç edilen teğmenlere” yer verilen Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD)’ın 13 Şubat 2025 Perşembe günkü Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras hakkında “Ülke olarak moralimiz bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz.  Kartalkaya’da 78 canımız yanarak hayatını kaybetti. Yangın çıkabilir ama 78 kişi ölmez. Ölüyorsa nedeni usulüne uygun yapılmayan binalar ve denetimsizliktir. Çöken bir sistemdir. Bu olay yakın tarihte olduğu için henüz yüreklerimizde.” https://www.sozcu.com.tr/tusiad-in-cikisina-iktidardan-ilk-yanit-p139046 sözlerinden ötürü, hemen bir gün sonra soruşturma https://www.sozcu.com.tr/son-dakika-tusiad-yik-baskani-aras-a-sorusturma-p139362 açıldı.

16 Şubat 2016 Pazar günü internet basınına “Rahmi Koç ve Bülent Eczacıbaşı gibi akil adamlar özel toplantı kararı aldı: Patronlar, Ömer Aras’ı yalnız bırakmayacak” https://www.sozcu.com.tr/rahmi-koc-ve-bulent-eczacibasi-gibi-akil-adamlar-ozel-toplanti-karari-aldi-patronlar-omer-aras-i-p139767 başlıklı haberler düştü.

Dün de (18 Şubat 2025 Salı) akşam saatlerinde TÜSİAD resmi internet sitesinden konuya ilişkin açıklama yayınlandı.

Şöyle:

“TÜSİAD olarak tüzüğümüzdeki amaçlar doğrultusunda, her zaman ülkemizin kalkınması ve tüm toplumun menfaati hedefiyle, doğru olduğuna inandığımız tespit ve önerilerimizi demokratik kurum ve kurallara saygı ile katılımcı demokrasi ilkesi çerçevesinde şeffaflıkla paylaşıyoruz.

Ülkemiz için çalışan, üreten, istihdam sağlayan iş insanları ve sanayicilerin gönüllü birlikteliğini temsil eden TÜSİAD olarak; bağımsız ve tarafsız şekilde, ülkemizin refahı ve kalkınmasına katkı sağlayacak konuları gündemimize alıyoruz. Türkiye’nin dünyadaki rekabet gücünün yükselmesine katkı sağlıyor; uluslararası iş dünyasındaki temsil gücümüz ile ülkemizin yüksek menfaatleri doğrultusunda çalışıyoruz.

Kamuoyunda derneğimize yöneltilen eleştiriler dahil her konunun dile getirilmesi, Türkiye’de tartışma ve demokrasi kültürünün zenginliği olarak görülmelidir. Ekonomik kalkınmayı ancak insan hakları temelli, katılımcı demokrasi ilkesini benimsemiş bir hukuk devleti ile kalıcı hale getirebiliriz. Ülkemizi ileri taşıyacak ortak hedeflerimize bilgi, deneyim ve önerilerimizle katkıda bulunmak, ülkemize karşı sorumluluğumuzdur.” https://www.tusiad.org/tr/basin-bultenleri/item/11763-tusi-ad-basin-aciklamasi-18-subat-2025

Açıklamadan anlaşıldığı gibi; TÜSİAD geri adım atmadı, atmayacağının da işaretini verdi.

Şimdi ne olacak?

İktidar nasıl karar alacak, uygulayacak?

Bugün, yarın göreceğiz.

Ancak şunu belirtmeliyim ki, “Devlet Planlama Teşkilatı”nı kapatan iktidarla, planlı çalışmalarla önünü gören, düşünen, tartışan, kısa-orta-uzun süreli kararlar alan vb TÜSİAD’ın sergileyecekleri izlenir olacak.

Ve iktidar ilk kere TÜSİAD gibi “ortak us”la (akılla) hareket eden örgütlü kuruluşla karşı karşıya!

Ve de bu örgüt, ne siyasi parti örgütlenmelerine, ne sendikalar, ne dernekler, ne demokratik kitle örgütler yapılanmalarına benzemez.

 

Uzatmayayım, başlıktaki ikinci konuya geçeğim.

 

AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya’yı, Endonezya’yı ve Pakistan’ı kapsayan 4 günlük Asya turundan dönerken uçakta, beraberindeki gazetecilerin sorularını yanıtladı. https://www.sozcu.com.tr/erdogan-dan-imamoglu-na-siyasi-yasak-aciklamasi-p139350

Sorulardan biri, Özgür Özel’in “Eğer Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak gelirse bu bir sonraki seçim Erdoğan için referandum haline gelir” biçimindeki sözlerinin anımsatılmasıydı.

Erdoğan “Kime ne tür bir siyasi yasak gelir veya gelmez, her şeyden önce bu benim derdim değil. Bu yargının konusudur, bunların takibini yargı yapar. Eğer birisi suç işlediyse, yargı bunun değerlendirmesini yapar, cezasını verir.” diye konuştu.

Erdoğan’ın bu söyledikleri gündem oldu.

Aynı günkü X paylaşımımda ben de ERDOĞAN’IN “Eğer birisi suç işlediyse, yargı bunun değerlendirmesini yapar, cezasını verir.” TÜMCESİYLE (TOPLUMUN YARGIYA BUGÜNKÜ BAKIŞINA ODAKLANARAK) BENİM ANLADIĞIM, İMAMOĞLU’NA -ÜZGÜNÜM- CEZA VE SİYASİ YASAK GELECEK! https://sozcu.com.tr/erdogan-dan-imamoglu-na-siyasi-yasak-aciklamasi-p139350… Ö.Ö VE EKİBİ BUNU ÖNGÖREMEDİ Mİ?!. https://x.com/BakiKarakol/status/1890363596921520607 diye yazdım.

Bir gün sonra (17 Şubat 2025 Pazartesi) Ekrem İmamoğlu açıklamalarda bulundu. https://www.gercekgundem.com/siyaset/ekrem-imamoglu-cok-sert-konustu-cumhurbaskanini-hedef-aldi-519135

Özetle:

“Şu anda beşinci siyaset yasağıyla ilgili bir iddianame, yine 25 yılı aşan hapis cezasıyla yargılanan bir kişi durumundayım. Mevzu olan bu mahkemelerin ya da iddianamelerin hiçbirisi bırakın iddianameyi ya kaleme bile alınacak işler değil. Açıkçası meselenin yargıda bu işlerin altına imza atan insanlar olmadığını biliyorum. Beni siyasette devre dışı bırakma çabası gösteren kişinin adı da belli. Sayın Cumhurbaşkanı. Bu konuda 2019’dan bu yana Cumhurbaşkanı bu hamleleri birkaç kez daha yapmıştır, denemiştir, normalleştirmiştir.” 

Ama İmamoğlu’nun “Partimize bile göz koymuş durumdalar.” tümcesine acayip odaklandım.

İmamoğlu’nun bu “siyasi çıkışları”na 56 dakika sonra ilk tepki, Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun’dan geldi. https://www.sozcu.com.tr/saray-dan-imamoglu-na-yanit-56-dakikada-geldi-p140208

Altun, zehir zemberek sözlerini “Kendini millete hizmete adamış ve gece gündüz bu uğurda çalışan bir siyasetçiye, bütün mücadelelerini milletiyle birlikte vermiş bir lidere, Sayın Cumhurbaşkanımıza saçma sapan ithamlar yöneltenlerin önce Recep Tayyip Erdoğan’ı iyice okumalarını, anlamalarını, nihayetinde gerçekleri görüp bu hatalarından dönmelerini tavsiye ediyoruz.” paragrafıyla bitiren Altun’a, X hesabımdan BÜROKRAT, SİYASETE SOYUNMUŞ SİYASETÇİ GİBİ AÇIKLAMA YAPMIŞ!.. BU DA ÇOK YANLIŞ!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1891473068763087078 sözcüklerle tepki verdim.

Aynı günün akşam saatlerinde, AKP Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. https://www.gercekgundem.com/guncel/akpli-celik-sert-sozlerle-chpye-yuklendi-cumhurbaskanimiz-tarafindan-muhatap-alinmak-icin-519251

Doğru olan buydu.

Dün de (18 Şubat 2025 Salı), meslek büyüğüm Emin Çölaşan “İktidar çok büyük oyun oynuyor ama bu oyunda ne yazık ki ‘bağımsız yargımız’ kullanılıyor. Böylesine ilk kez bunların döneminde tanık oluyoruz. Sonuçta Ekrem İmamoğlu şu veya bu nedenlerle tutuklanacak gibi görünüyor. En büyük rakip tasfiye edilecek, başka çareleri yok.”  https://www.sozcu.com.tr/imamoglu-tutuklanir-mi-p140378 tümceleriyle biten “İmamoğlu tutuklanır mı?” başlıklı yazısıyla “müthiş” bir öngörüde bulunmuştu.

Birkaç saat sonra www.gercekgundem.com internet gazetesinde, AKP eski Milletvekili, gazeteci kökenli Tayyar Şamil’in bir televizyon kanalında ettiği  “Eğer İmamoğlu’nun kent uzlaşısı çerçevesinde KCK ile bağlantılı olduğuna dair sağlam deliller ortaya çıkarsa, hakkında terör kapsamına girecek bir soruşturma açılabilir. Eğer soruşturma genişlerse, gözaltı, tutuklama ve hatta kayyım atamasına kadar gidecek bir süreç başlayabilir.” https://www.gercekgundem.com/guncel/akpli-samil-tayyardan-gundem-olacak-iddia-imamogluna-operasyon-sinyali-519335 sözlerini okuyunca “İMAMOĞLU’NA -ÜZGÜNÜM- CEZA VE SİYASİ YASAK GELECEK” öngörümde yalnız olmadığımı gördüm.

Gene dün, www.sozcu.com.tr‘de //İmamoğlu hakkında açılan soruşturmaları tiye aldı: ‘Beşi bir yerde…’// https://www.sozcu.com.tr/imamoglu-hakkinda-acilan-sorusturmalari-tiye-aldi-besi-bir-yerde-p140602 başlık haberdeki “tiye aldı” sözcükleri ilgimi çekti.

Habere göre İmamoğlu özetle “… Her gün İstanbul’da birisinin bir kişinin bir gündemi var, o da Ekrem İmamoğlu” diyor, “O kişiyi biliyorsunuz değil mi?” sorusunu yöneltiyor, şöyle sürdürüyor:

“Ben de diyorum ki, Allah aşkına bu memleketin onlarca sıkıntısı var. Sen onlarla ilgilenmiyorsun, bu sorunları çözmek için uğraşmıyorsun. Ekonomi, Adalet, işsizlik, istihdam, mülakatı kaldırmak, sağlık, çevre… O kadar konu var ki. Deprem bölgesinde verdiğiniz sözler… Bunlarla ilgilenmeyip, muhtemelen rüyasında Ekrem İmamoğlu, sabah kalkıyor Ekrem İmamoğlu. Güne başlarken ilk talimatlarını Ekrem İmamoğlu üzerinden veriyor. Bunu görüyor, hissediyor, yaşıyorum. Ekrem İmamoğlu şunu söylüyor, vadediyor: Adaletli bir Türkiye vadediyor. O Türkiye’de herkesin yargı önünde hukuka uygun bir şekilde hesap vereceği bir ortamı da vadediyor. O vadettiğimiz ortam sizi bile koruyacak, sizin bile geleceğinizi koruyacak. Onun için Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için diyorum ki; artık yönetemiyorsun. Bu millet heyecanla hakkını alacağı sandığı bekliyor. 5 tane dava beşinden, beşi bir yerde oldu. Beşinden bir dava değil, davanın a’sı çıkmaz. Uydurma… 5-6 yıl sonra bu davalara herkes gülecek. O partiye oy verenler bile bu davaları gördükçe gülüyorlar.”

İmamoğlu’nun son tümcelerinden anlıyorum ki, www.sözcu.com.tr çok güzel yakalamış ve “tiye aldı” sözcüklerini çok doğru kullanmış.

 

Evet, İmamoğlu “tiye” alıyor!

Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki, AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tanıyamamış, yapacaklarını, yaptıracaklarını öngörememiş!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de!..

Ya ben yanılıyorum, ikisi de “siyasetçi Erdoğan”ı çok iyi tanıyor ya da ben yanılmıyorum!

 

AKP’li Belediye Başkanlarının bıraktıkları yüklü borçları halka anlatamayan bu ikili daha bir duyarlı olsun, siyasa (politika) üretecek yapılanmaya gitsin, “Demokratik, Laik Parlamenter Sistemi” dillerinden düşürmesin, Türkiye’nin gündemine taşısın, oturtsun.

Yoksa, yandım gülüm keten helva!..

“DELİ” TRUMP’IN ARKASINDA, TRUMP’I DA SİYASİ VİTRİNDE KUKLA GİBİ OYNATAN “DÜNYAYI YÖNETEN EMPERYALİST GÜÇ” VAR!..

150 150 bakikarakol

 “Donald Trump” adlı ABD’li iş insanı, iki kere “Başkan” seçildi; ilki 8 Kasım 2016’da, ikincisi 5 Kasım 2024’te.

İlk Başkanlığının yarısından sonra söylemlerine, yaptıklarına, yaptırdıklarına baktım, “kaçık” dedim.

 

20 Ocak 2025’te, ABD’nin 46’ıncı Başkanı “bunak” Joe Biden’dan görevi devraldıktan iki hafta sonra (5 Şubat 2025 Çarşamba), İsrail’in “soykırımcı” Başbakanı “katil” Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da ortak basın toplantısı düzenledi, “ABD, Gazze Şeridi’ni devralacak ve orada bir iş yapacağız. Oraya sahip olacağız ve sahadaki tüm tehlikeli patlamamış bombaların ve diğer silahların sökülmesinden, yıkılmış binalardan kurtulmaktan sorumlu olacağız.” https://www.ntv.com.tr/dunya/donald-trump-gazzeyi-devralacagiz-sehrin-imarindan-ve-silahlarin-imhasindan-sorumlu-olacagiz,WDu2WA5jgkuij-2h8bSyjg# dedi; “Gazze’nin artık tamamen yıkılmış bir bölge olduğu”nu ve “yaşanabilir bir yer olmadığı”nı söyledi, “Bu yüzden insanların Gazze’ye geri dönmemesi gerektiğini düşünüyorum” diye ekledi.

Ayrıca, Filistinlilerin, Ürdün, Mısır gibi ülkelere kalıcı olarak gideceklerini dillendirdi.

Daha bir yığın uçuk laflar.

Gazzeli Filistin halkına zulüm eden, Gazze’yi harabeye çeviren, askeri yaralanan, ölen, halkı esir alınan İsrail Başbakanı Netanyahu ise pişkin pişkin “Başkan Turmp” dedi.

Böyle devlet adamı, siyasi, Başbakan mı olur?!

Başka ülke için savaşmak ne demek?!

 

Emperyalist ABD’nin 45’inci ve 47’inci Başkanı “kaçık” Trump’ın, “Gazze” ve “Filistin halkı”na yönelik bu uçuk sözlerine tepkiler oldu ama Müslüman ülkelerin tepkisi, Almanya’ninki çok çok altındaydı!

 

Aynı gün (5 Şubat 2025), Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Kaçık Trump’ın sözlerini “Kabul edilemez” olarak tanımladı ve “Filistinlileri ‘denklemin dışında’ bırakan her türlü planın daha fazla çatışmaya yol açacağı”nı

https://www.kibrispostasi.com/c37-DUNYA/n549600-hakan-fidan-trumpin-gazze-eridinin-kontrolune-iliskin-sozleri-kabul-edilemez söylemekle yetindi.

 

Muhalefet daha sert tepki gösterdi; AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “tepki”sini bekledi.

 

Tepki 4 gün sonra (9 Şubat 2025 Pazar) Cumhur İttifakı’ının “başaltı ortak” MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi.

 

Bahçeli kalp kapakçık ameliyatı geçirmiş, hastaneden yeni çıkmıştı.

Yazılı açıklama yaptı.

Açıklaması “Her insanın başına gelebilecek bir rahatsızlık devresinden geçerek tedavi sürecimin sonuna yaklaştım ve hamd olsun hızla iyileşme sürecine girdim.” https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5390/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Liderimiz_Sayin_Devlet_Bahceli_nin__Partimizin_Kurulusunun_56_Yildonumuyle_ilgili_yap.html tümceleriyle başlayan Bahçeli özetle şöyle sürdürdü:

“Göreve geldiği andan itibaren çıldırmış gibi siyasi, ekonomik ve diplomatik krizleri tetikleyen, akli ve ahlaki melekeleri bakımından acil gözetime ihtiyaç duyan ABD Başkanı’nın ve kaotik uluslararası düzenin karşısında… Bilhassa hatırlatmak isterim ki, mafyavari siyaset usulüyle Gazze’ye çökme ve üzerine kapaklanma planı zaman ayarlı bir bombadır. İsrail’den Gazze’nin devralınacağını söyleyip Gazzeli mazlumların Mısır ve Ürdün başta olmak üzere bazı bölge ülkelerine sürgün edileceğini söylemek emperyalist eşkıyalığın mütehakkim zorbalığıdır. Bunun adı yeniden hortlayan plantasyon sömürgeciliği veya yerleşimci sömürgeciliğidir. Bunun sonucu ise sadece bölgesel manada değil, küresel boyutta taşları döşenen, işaret fişeği atılan, şartları oluşturulan çetin bir savaş halidir. Küresel sömürgeciliğin kanlı ve karanlık kumanda odası olan emperyalizmin korkunç Gazze projesinden sonra nerede duracağı, hangi ülkelere bulaşacağı, Türkiye’nin bu barbarlık mimarisinde nereye kadar ve hangi ölçülerde hedef olacağı çok sıkıntılı ve sorunlu bir muammadır. Çünkü Gazze’nin boşaltılması demek Türkiye’ye ve İslam coğrafyasına meydan okumaktır. İsrail Başbakanı’nın koltuğunu pespaye halde çeken ABD Başkanı Siyonist emellere hizmetkarlıkla tercihini erkenden yapmıştır.”

 

Cumhur İttifakı’nın başı “büyük ortak” AKP, özellikle AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu “sert çıkış”a ne diyecekti, “sert çıkış”ı nasıl karşılayacaktı?!

Acaba bu “sert çıkış”, Cumhur İttifakı’nın “dağılması”na neden olacak mıydı?!

Ertesi gün (10 Şubat 2025 Pazartesi), Erdoğan’dan “beklenen açıklama” geldi.  

Erdoğan, Malezya’ya harekinden önce havalimanında gerçekleştirdiği basın toplantısında şunları söyledi:

“İsrail yönetiminin kafasında ateşkesi kalıcı kılmak yerine daha sinsi ve insanlık dışı planların olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Bir defa şunu açıkça söylemek isterim. Siyonist lobinin baskısıyla yeni Amerikan yönetiminin Gazze’yle ilgili gündeme getirdiği önerilerin bizim açımızdan dikkate ve konuşulmaya değer hiçbir yanı yoktur. Bunlar tamamen abesle iştigaldir. Havanda su dövme çabalarıdır. Gazzelileri binlerce yıllık ezelî ve ebedî vatanlarından çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Gazze’si, Batı Şeria’sı, Doğu Kudüs’ü ile Filistin Filistinlilerindir.” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/156586/-gazzelileri-binlerce-yillik-ezel-ve-ebed-vatanlarindan-cikarmaya-kimsenin-gucu-yetmez-

Aynı gün Malezya’da da “360 kilometrekareye sıkıştırılan 2 milyon insan, son asrın en vahşi, en barbar soykırımlarından birini iliklerine kadar yaşadı. Buna rağmen, ‘izzet’ kelimesinin gencinden yaşlısına, erkeğinden kadınına her birinde ete kemiğe büründüğü Gazzeli kardeşlerimiz teslim olmadı, zalimler karşısında diz çökmedi, vatanlarını terk etmedi. Direniş güçlerinin kahramanca mücadelesi sayesinde, İsrail stratejik hedeflerine ulaşamadı. Neticede, bizim de katkı verdiğimiz bir süreç sonunda, 19 Ocak’ta Filistin Direniş Hareketi Hamas ve İsrail arasında ateşkes anlaşmasına varıldı. Ancak, İsrail’in hukuk tanımaz ve şımarık tavrını sürdürdüğünü görüyoruz. Filistinlileri, binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sürgün etmeye yönelik tekliflerin, bizce ciddiye alınır bir tarafı yoktur. Filistin halkına ikinci bir Nekbe* yaşatmaya, Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez, yetmeyecektir.” https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/156602/-ekonomiden-diplomasiye-ticaretten-guvenlige-sorunlarin-cozumu-icin-yeni-bir-kuresel-duzene-ihtiyacimiz-var- diye konuştu.

 

Bu ve başka ülkelerden yükselen tepkilere karşın, emperyalist ABD’ın Başkanı “kaçık” Trump, Erdoğan’a ve gibilerine yanıt verircesine, 10 Şubat 2025 Pazartesi günü Türk basınında yer alan haberlere göre “Bu arada, burası bana ait olacak. Bunu, geleceğe yönelik bir emlak geliştirme projesi olarak düşünün. Güzel bir arazi olacak ve büyük paralar harcanmayacak. (…) Ürdün ile bir anlaşma sağlayabileceğimi düşünüyorum. Mısır ile de bir anlaşma sağlayabileceğimi düşünüyorum. Kendilerine her yıl milyarlarca dolar veriyoruz.” https://www.gercekgundem.com/dunya/gazze-planinda-israrci-trumptan-bir-cikis-daha-geri-donemeyecekler-cunku-517863  sözler etti.

(“Kendilerine her yıl milyarlarca dolar veriyoruz” tümcesi çok acı, çok yaralayıcı!)

 

Bahçeli, Trump için “çıldırmış” diyor.

Doğru diyor.

Ama ilk değil ki!

Trup, 6 Aralık 2017’de Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada “Ben artık zamanı geldiğine inanıyorum. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma vakti gelmiştir. Büyükelçiliği Kudüs’e taşıma talimatı veriyorum.” https://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-trump-kudusu-israilin-baskenti-olarak-tanima-vakti-gelmistir-40670139  demişti.

O zaman, şimdikinden çok daha sert tepkiler aldı; gene tınmadı, bildiğini okudu.

 

Delirmiş!

 

Pekiii…

“Deli” Trump’ın arkasında kim var?!

Tramp’ı da siyasi vitrininde kukla gibi oynatan, “dünyayı yöneten emperyalist güç” var!

 

O güç, dünyayı ve insanlığı, “Ortaçağ karanlığı”na götürmek, “Kilise Yönetimi” benzeri yönetimle yönetmek peşinde.

 

Ve…

Dünyayı, insanı, insanlığı “kanlı karanlık günler” bekliyor!

Ancak…

Önlenemez değil!

Önlenebilir!

Önlenecek!

“Düşünen insanlar” başaracak!

 

* Büyük felaket

AFETLER, FELAKETLER ÖNCESİ, SONRASI YAŞANANLAR!..

150 150 bakikarakol

Dün 16 gün oldu!*

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otellerden Grant Kartal’da sabaha karşı saat 03.27’de çıkan yangın** hala iliklerimde!

 

Yarın da, aynı günde iki kere 7.7 ve 7.6 büyüklükte, 11 ilimizi etkileyen, 60 bine yakın insanımızın yaşamını yitirdiği, Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi merkezli depremin 2’inci yılı!***

Hala kahroluyor, acı çekiyorum!

 

Yalnız bunlar mı?!

Saymakla bitiremeyeceğim bir yığın afetler, felaketler!

 

Beni asıl yıkan, hasta eden, afet ve felaketler öncesi kadar, afet ve felaketler sonrası yaşananlar!

 

Hiç birinden ders çıkarmak, önlemler almak, gerçek sorumluların yakalarına yapışmak, hak ettikleri cezaları almalarını sağlamak yok!

 

İşte bu “yok” beni perişan ediyor!

 

“Bu ‘yok’ neden?!” sorusunun ayrıntılarına girmeyeceğim, ama şu kadarını söyleyeceğim:

Düşünemiyor, sorgulamıyor, siyasilerimizi seçmiyoruz!

“Atanmış seçilmişler”in seçip listelerine koyduklarına, seçim günü sandığa gidip oy veriyoruz!

“Seçmek”le “oy” verme”yi ayırt edemediğimiz için, oy verdiğimizi “seçtik” zannediyoruz!

Dolayısıyla, oy vererek seçtiğimizi bellediklerimiz, oy verenleri değil, seçen ve listelerine koyan ve seçtirenlere bağlı ya da “kapıkulu” olurlar!

Düşünmezler, denileni veya isteneni yaparlar!

Yapmayan pek çıkmaz!

Çıkanın da, anasından emdiği burnundan getirilir!

 

Aslında, anasından emdiği burnundan gelen, düşünmekten, sorgulamaktan yoksun, oy vermekle seçmeyi bir birinden ayıramayan, siyasi başların yalan, kandırma içerikli sözlerine kanan, bir türlü ayılamayan, “sürü” de denilen, görülen halktır!

 

Halk, yıllar önce “tam bağımsızlık, özgürce yaşam” vb için savaşım verirken, vurulup toprağa düşen, sakat kalan çocuklarını anlamadı, sahiplenmedi, boş boş baktı,  seyretti!

Şimdi de kendisi afetlerle, felaketlerle benzerini yaşıyor!

Yanlışlarını görmeyip örgütlenmezse, çok daha kötülerini yaşayacak!

Böylesi sürecin sonu, bitiş, yok oluştur!

 

Siyaset, siyasetçi ayrımı yapmıyorum; sözüm, yergim tamamınadır!

İktidar muhalefetten, muhalefet iktidardan beter!

 

Muhalefet daha çok halk yanında olacağına, halk yanındaymış gibi siyasa yapıyor, siyasa üretmiyor, halka “anlayacağı dil”le konuşmuyor, olanlardan, olacaklardan halkı bilgilendirmiyor, sanki iktidarın vagonu!

 

Geçmişte “yurtsever, devrimci gençlik” de böyle yanlışa düştü; halka, kendini ve neden savaşım verdiğini anlatamadı, halkı yanına alamadı, yalnız kaldı!

Şimdilerde aynısını muhalefet yapıyor!

 

Dün Salı’ydı; MHP grup toplantısı yapmadı, DEM Parti ve CHP yaptı, Genel Başkanlar konuştu!

Gördük işte!

Ne konuştular?!

Halka ne verdiler?!

Bugün de Refah Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan Yeni Yol Parti’nin, İyi Parti’nin ve AKP’nin grup toplantısı var, Genel Başkanlar konuşacak!

Ne konuşacaklar ki?!

Konuştukları, konuşacaklarının ön habercisi!

 

Siyasi partilerin Salı ve Çarşamba günlerinde gerçekleştirdikleri grup toplantılarında yapılan konuşmalar bir anlamda “havanda su dövmek”!

 

İşte Ö.Ö (Özgür Özel) yönetimindeki CHP’nin başlattığı “Cumhurbaşkanı adayı”nı belirleme süreci!

Evlere şenlik!

(Bir kere, “Cumhurbaşkanı adayını parti üyeleri seçsin” düşüncesinin sahibi “kandırıkçı, siyasi palyaço, şaklaban” Muharrem İnce’dir; hiç de dillendirilmedi!)

3,5-4 ay sürecek süreç, CHP yönetimini, CHP teşkilatlarını ve CHP’lileri ülkenin saatlik değişen ateşten gömlek gündeminden koparacak!

İktidarın hayal bile edemeyeceği altın tepside ikram!..

 

   *   21 Ocak 2025 Salı

 **  78 insanımız yanarak ve dumandan boğularak yaşamlarını yitirdi, 51 insanımız da yaralandı

***  6 Şubat 2023

“AĞLATAN BAHÇELİ’DEN, AĞLAYAN BAHÇELİ’YE GELEN DEVLET BAHÇELİ’DEN, İMAMOĞLU’NA SİYASİ YOL GÖSTERİCİLİĞİ!..

150 150 bakikarakol

Emperyalist ABD’nin 45 ve 47’inci “kaçık” Başkanı Donald Trump’ı yazmayı planlamıştım.

Kulağından yaralanmasından tutun, dinci söylemlerini, yemin törenini, ülkesinin özgür ve egemen olmadığını söylemesini, savaşmadan savaş kazanacağını anlatışını, dünyaya meydan okumasını; Başkanlığı sürecinde kimi söylem ve eylemleri, karar ve uyguları, yargıyı ve kurumları etkisi altına alacağını, benzerlikleri, kimi/kimleri ve neyi/neleri anımsatacaklarını vb yazacaktım.

Olmadı.

Olmadı çünkü…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, haftalık Salı grup konuşmasına bir gün kala (27 Ocak 2025 Pazartesi) yazılı açıklama yaptı.

Aynı gün, üç-beş saat önce, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Saraçhane’deki İBB merkez binasında “Turpun Büyüğü” adını verdiği basın toplantısında konuştu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/ekrem-imamogluna-jet-sorusturma-bilirkisiyi-etkilemeye-tesebbus-2293327

İmamoğlu’na anında soruşturma açılması, Cumhur İttifakı’nı, hele de 78 insanımızın yanarak ve dumandan zehirlenerek yaşamlarını yitirdikleri  “Kartalkaya otel yangını”ndan ciddi biçimde köşeye sıkışan AKP ile MHP’yi pek kesmemiş olmalı ki, Devlet Bahçeli devreye girdi, İmamoğlu’na, ağzına geleni söyledi, bir yandan da çağrı ve önerilerde bulundu, “siyasi yol göstericiliği” yaptı. https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5383/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_Bahceli__nin___Istanbul_Buyuksehir_Belediye_Baskani_Ekrem_Imamoglu__n.html

 

Bahçeli’nin, İmamoğlu’na -alaylı da olsa- yergi ve önerileri dikkatimi çekti, öncelik aldı.

 

Bahçeli “İmamoğlu kendine güveniyorsa, yüz bin kişinin imzasıyla Cumhurbaşkanı adayı olabilecektir.” tümcesiyle bana 15 Ocak 2025 Çarşamba günlü X paylaşımı anımsattı.

Anladım ki, Bahçeli ya da metin yazarları, X’ten yazdıklarımı okuyor.

Şöyle ki:

O paylaşımımda SAVIM:

Ö.Ö (ÖZGÜR ÖZEL) VE EKİBİ, İMAMOĞLU’NU “CUMHURBAŞKANI ADAYI” GÖSTERMEKTE İSTEKSİZ!..

ÖNERİM:

HEMEN YARIN BİR PLATFORM OLUŞTURULSUN, İMAMOĞLU’NU “TÜRK HALKININ CUMHURBAŞKANI ADAYI” İLAN ETSİN, NOTERLİ İMZA KAMPANYASI BAŞLATSIN!..

Ö.Ö VE EKİBİ DE YAVAŞ’LA BAŞBAŞA KALSIN!.. “https://x.com/BakiKarakol/status/1879557558370992581 tümceleri yer alıyordu.

 

Bahçeli’nin “incir çekirdeğini doldurmayan sözleri”ni bir kenara koyalım, gelelim “kimi sözleri”n…

 

Bahçeli diyor ki:

Anayasa ve yasalar herkese adil uygulanmaktadır.”

Kendisi, kurmayları, partidaşları bu anlatıya inanıyorlar mı?!

İnanıyorlar mı ki, biz de inanalım!

Bu ve benzeri sözler edenler, Tanrı aşkına, lütfen etmesinler!

 

Geçelim…

 

Bahçeli “Ekrem İmamoğlu şayet Türkiye’yi ayağa kaldırabilecek gücü kendisinde görüyor ve özgüvenli bir Cumhurbaşkanı adaylığını veya lider profilini şahsına layık buluyorsa şu hususların da düşünülmesi ve dikkate alması siyasi ve ahlaki tutarlılığın bir gereği olarak akıllara gelecektir.” https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/5383/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_Bahceli__nin___Istanbul_Buyuksehir_Belediye_Baskani_Ekrem_Imamoglu__n.html diyor, sıralıyor:

“CHP’den, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı’ndan istifa etmesi, yerine Büyükşehir Belediye Meclisi’nden birisinin başkan olarak seçilmesinin önünü açarak belediye hizmetlerinin aksamasına engel teşkil etmesi mümkün olabilecektir. Bu şahsa tavsiyem, siyasetten, yargıdan, toplumun her kesiminden ülkeyi ayağa kaldırabilecek destekçileri olduğuna inanıyorsa sade bir vatandaş olmayı tercih ederek sonuçlarına katlanması ve açıkça meydana çıkmasıdır. Aynı zamanda ulaşacağı bu rahatlık ve kolaylık; çevresindeki karmaşadan, siyasetin kaotik yapısından kurtulmasını, sade ve sıradan bir vatandaş olarak hem adaletin hem de milletin huzuruna çıkmasını sağlayacaktır. İmamoğlu kendine güveniyorsa, yüz bin kişinin imzasıyla Cumhurbaşkanı adayı olabilecektir.”

 

Bahçeli sonra da “ Hasılı Ekrem İmamoğlu’na sormak lazımdır ki” diyor, şu iki soruyu soruyor:

 “Eğer gerçekten siyasete ve yargıya olan güven eksikliğinden bahsediyorsanız, belediye başkanlığı görevinden istifa ederek belediye imkânlarını bırakmayı ve tüm rakiplerinizle eşit şartlarda sade bir vatandaş olarak yarış başlatmayı düşünüyor, ‘Türkiye’yi ayağa kaldırırım’ sözünüzün gereğini, bu tür cesur bir kararla ortaya koymayı planlıyor musunuz? Böyle bir adımın, hem siyasi etik açısından örnek teşkil edeceğine, hem de adil bir yarış ortamı oluşturabileceğine, bunun da Türkiye’nin siyaset kültürünü dönüştürmek adına tarihi bir fırsat olacağına inanıyor musunuz?”

 

Bu sözleri eden, vurgularda, imalarda bulunan, sorular soran Devlet Bahçeli, kendisinin adını açıkladığı, Cumhur İttifakı’nın, Cumhurbaşkanı adayının aynı koşullarda olmasına tek sözcükle de olsa neden değinmediğinin kendisine sorulacağını hiç usundan geçirmedi mi?!

Geçirmemiş!

Sanki ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin* en hararetli sahipleneni, savunanı kendisi değil!

 

Hiç, “Siyasi parti Genel Başkanı’ndan ‘Cumhurbaşkanı’ olur mu?!

Olmaz!

Ama Devlet Bahçeli sayesinde, desteğinde, “ ilk” Türkiye’de oldu!

 

Devlet Bahçeli dün de, partisinin grup konuşmasında “Kartalkaya Otel Yangını”nda yaşamlarını yitirenlerden 36 çocuğun adlarını anarken ağladı!

 

Ne yalan söyleyeyim, şaşırdım!

Saat 11.22’de X paylaşımımda A AAA!..

BAHÇELİ AĞLAMIŞ!..

YOK CANIM, BAHÇELİ DE AĞLAR MIYMIŞ!..

AĞLATANIN AĞLAMASI HİÇ OLASI MI?!.

OLASI DEĞİL!..

ÇÜNKÜ…

DOĞAYA VE DOĞANIN GERÇEĞİNE AYKIRI!.. https://x.com/BakiKarakol/status/1884154986038497496  diye yazdım…

 

 

* Bahçeli “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” demiyor, baştaki “Partili” sözcüğünü söylememeye özen gösteriyor. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” yanlış söylemdir, doğru olan “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”