Bana “YAA BU NE?!.” https://x.com/BakiKarakol/status/2043339380329230803 dedirten yaşanmışlığı haftaya bırakıyorum…
Ailesinin siyasi yapısından ötürü değil, örneğin “laiklik karşıtı” –İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı makamında dua okumak, okutmak gibi- eyleminden ötürü, partim CHP’min Cumhurbaşkanı adayı ve İBB’nin CHP’li Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, “CHP’li” görmüyorum; merkez sağda görüyorum.
Ancak…
Her seçimde destekledim, oy verdim ve “iktidarın siyasi zulmü”ne uğramasına üzülüyorum.
Ana siyasi anlayışından ötürü, emperyalist İngiltere-ABD sarmallı AKP iktidarının yapabileceklerini öngöremedi, çok “tezci” davrandı, kaş yapmak isterlerken göz çıkardı; bir anlamda, AKP’nin eline koz üstüne koz verdi; us (akıl) edip “Nutuk”u okumadı, “Atatürk Yolu”nu yol edinmedi!
Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının haksızca iptaliyle başlayan süreç; AKP’nin, İmamoğlu’nu cezaevinden çıkarmayacağı, Cumhurbaşkanlığı yarışına sokmayacağı algısına toplumda yerleştirdi.
Bu yerleştirmeyle “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ‘bayan İmamoğlu’ neden olmasın?” sorusu düşünüldü ve konuşuldu.
Ne Ekrem İmamoğlu, ne eşi Dilek Kaya İmamoğlu, ne de İmamoğlu-Kaya aileleri sıcak bakmadılar; içerde Ekrem İmamoğlu, dışarda eşi ve çocukları, anne-babaları, kardeşleri, yakınları, sevenler dik durdular, daha bir kenetlendiler.
Dilek Kaya İmamoğlu’un, eşi yerine Cumhurbaşkanı adayı düşünülmesine, karşı çıkmıştım.
Bu konunun kapanmasına sevinenlerdenim.
Ancak…
Konu; 30 Mart 2026 Pazartesi günü, Ekrem İmamoğlu’nun “Turpun Büyüğü başlıklı basın toplantısında adını açıkladığı bilirkişi S.B. ile ilgili sözleri nedeniyle yargılandığı dava”nın duruşmasında “İnşallah kadın bir Cumhurbaşkanı da olacak” https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/o-sozleri-sosyal-medyada-gundem-oldu-iste-imamoglu-nun-kadin-cumhurbaskani-cikisinin-perde-arkasi-2490831 değince, tekrar gündem oldu.
İlk usa gelen, İstanbul Üsküdar ilçesinin CHP’li Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’tı .
Dedetaş’ın adı, Dilek Kaya İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı “istenmezlik”le noktalanınca gündeme gelmişti.
Ben bunu “AKP’nin tuzağı” olarak, tanımlamıştım.
Ama Dedetaş’ın adı kısa sürede gündemden düşmüştü; ben de sevinmiştim.
Dilek Kaya İmamoğlu adı öne çıktığında, X hesabımdan “S.Ş.”yi yazdığım gibi, Dedetaş’ta da yazdım.
(Söylemeliyim ki, S.Ş’yi bana öneren, eşimdi.)
Ad, soyad açıklamadım; yazarak, partimin yönetiminin bilgisine sundum; dikkate alınmadı.
Hala…
“Partim CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olabilecek, herkesin tanıdığı, sevdiği, Erdoğan’la, AKP ve Cumhur İttifakı ile seçim sürecinde ve sonrasında baş edecek, onlara açık ara seçim yitirtecek, özlemini çektiğim/çektiğimiz “Demokratik, Laik Parlamenter Sistem”i geri getirecek, ucube “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ni tarihin çöplüğüne atacak, Ekrem İmamoğlu’nu “Güçlü Başbanlık” koltuğuna taşıyacak/oturtacak biri olduğu için “S.Ş.” dedim, diyorum diyorum.
Partim aday göstermeden ve seçim günü netleşmeden, “yıpranmaması”na ve “yıpratılmaması”na duyarlı kalarak, ad ve soyadını açık açık yazmıyorum.
Kendisiyle görüşüp, düşüncesini öğrenemedin, iznini almadım.
Bir CHP’liye yakışır çok doğru çıkışlarından gözlemledim ki, Üsküdar CHP Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olma”ya istekli, sıcak bakıyor.
Hakkıdır.
Ülkemin, ülkelerin siyaset ve devlet kadrolarının yarısının kadın, yarısının erkek olmasından yanayım.
“Kadından Cumhurbaşkanı” neden olmasın?!
Çok da iyi olur.
Ama…
Gerçeklere yönelmek, dalmak gerekir.
Türkiye’miz, 2017’den beri “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” diye ucube sistemle yönetiliyor!
Ve bu ucube sistem, ülkemize-halkımıza hiç uygun bir sistem değildir, “giydirilmiş deli gömleği”dir!
Bir an önce kurtulmalı!
O da çok zor!
“Erdoğan” gibi bir siyasi, “AKP” gibi bir siyasi parti, “Cumhur İttifakı” gibi bir oluşum var!
Siyasallaşmış kurumlar, bürokratlar vb var!
Seçim sürecinde ve seçim sonrası süreçte bunlarla baş etmek kolay değildir.
Seçim sürecinde Erdoğan, çetin mi çetin ceviz olacak; partisi AKP, içinde yer aldığı “Cumhur İttifakı” ortağı siyasi partiler “kızgın boğa”ya dönecek .
Bütün bunlarla, Dedetaş baş edebilir mi?
-Hoşgörsün, anlayışla karşılasın- olası görmüyorum.
“Kadın” olduğu için değil, “siyasi lider” düzeyinde, donanımında olmadığı, her tür düzenlere, tezgah ve oyunlara karşın –az aşağıda yazdığın tek “Butlan Davası” dışında- CHP’nin yüzde 55 üzeri oyla kazanacağı seçimde Cumhurbaşkanı seçilse bile “seçim sonrası süreç”i götüremeyeceği üçin…
İçtenlikle belirtmeliyim ki…
Özgür Özel, CHP Genel Başkanları içine, dahası, siyasi parti Genel Başkanları içinde en çalışkan, en hazırcevap ve siyasi rakiplerini zorlayan biri.
Buna karşın…
Cumhurbaşkanı adaylığına –her keresinde “olmayacağını” açıkladı, “Partisini iktidar yapmış Genel Başkan olmak istediğini” söylüyor- karşıyım.
Seçim sonrası süreçte daha bir yanlışlar yapacağı, tökezleyeceği, CHP’yi ciddi sıkıntılara sokacağı, AKP’yi veya bir başka siyasi oluşumu iktidara taşıyacağı düşüncesi, korkusundayım.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayları arasında adı geçenlerde, Ankara’nın CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tır.
Partim CHP’mden aday gösterilir ve adaylığı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından onaylanırsa, oy vermem. ,
Çünkü…
“Atatürk Milliyetçisi” değildir, “Alparslan Türkeş Milliyetçisi”dir.
Şuna değinerek, bitireyim:
AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün (13 Nisan 2026 Pazartesi) X hesabı @RTErdogan’dan bir paylaşım https://x.com/search?q=Recep%20Tayyip%20Erdo%C4%9Fan&src=typed_query yaptı.
Son tümcesi şöyleydi:
“Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.”
Tümcenin, geniş kitlelerin usuna getirdiği ve hala da konuşulup tartıştırdığı “Butlan Davası”ydı.
CHP’den, Özgür Özel yönetimi uzaklaştırılabir mi?
Uzaklaştırılabilir.
Şundan;
Seçimi CHP açık ara kazanacak.
Bu da “İktidarın elden kayıp gitmesi” demek.
Erdoğan, partisi, ittifak ortakları vb izinin verir mi?
Vermez.
Böylesi olasılığın ayırtına varmak, sonuç alıcı önlemleri belirlemek, aksamadan yaşama geçirecek hale getirmek ve günü geldiğinde yaşa geçirmek, Genel Başkan Özgür Özel’e, ekibine, il-ilçe örgütlerine vb kalmış.
Ben gene “S.Ş” diyorum.
Yoksa…
Yandı gülüm keten helva!..
Yorum Yaz