“Terörsüz Türkiye” sözünü ilk duyduğumda “Bir yanlışlık var” diye söylendim.
Çünkü…
Terör, “Devlet” denen yapının olmazsa olmazıdır.
“İç ve dış terör”ü olmayan devlet yoktur.
Çünkü…
Olacak ki, gücünü göstersin, egemenliğini güçlü kılsın, egemenliğinin “ömrü”nü uzatsın.
Başka ayrıntılara girmeyeceğim; bu kadarla yetşneceğim.
1970’ler-1980’ler öncesi, Askeri Darbelere davetiye çıkarmak için yaşatılan iç terörleri görmüş; dış ülkelerde de Büyükelçilerimize, Konsoloslarımıza, ataşelerimize, vatandaşlarımıza vb yönelik terör eylemlerini radyolardan dinlemiş, televizyonlardan izlemiş, gazetelerden, kitaplardan okumuş biri olarak, özünde “insan ve insanlık suçu” olan terörü, terörizmi lanetliyorum; dünyada barışın, sevginin, kardeşliğin egemenliğini candan sahiplenip istiyorum.
Ama…
Emperyalistlerin egemen oldukları dünyada, şimdilik böyle bir şey yok!
Ne zaman olacağı da belli değil; yüz yıllar alır.
Emperyalizmin ve emperyalistlerin ortadan kalktığında insan, insanlık, lanet terörden, terör belasından kurtulacaktır.
Bu inançta olanlar, yaşamları pahasına, yüz yıllardır savaşım veriyor.
Onlara selam olsun.
Ancak…
Savaşım verir gibi görünenler de var.
Dahası…
Hiç savaşım vermeyenleri, savaşım vermiş gibi köpürtenler de var.
Bir örnek vereceğim:
Kadir İnanır.
Türk sinemasının usta oyuncusudur.
Oyunculuğuna asla sözüm yok.
26 Haziran 2026 Cuma günü 77 yaşında yaşama gözlerini kapadı.
Allah Rahmet etsin, mekanı Cennet olsun, ışıklar içinde uyusun.
Fakat…
Sonradan söylendiği, anlatıldığı gibi halkçı, aydınlıkçı vb siyasi yapısı yoktu.
Siyasi eylemi ve eylemi de yoktu.
Yaşamında, tek siyasi duruşu, eylemi, 2013’de başlayan “çözüm süreci”nde, AKP’nin “Akil İnsanlar Heyeti”nde yer almasıdır.
Gel gör ki…
28 Haziran 2026 Pazar günü İstanbul’daki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen anma töreninde, yaşam arkadaşı Julide Kural bir konuşma yaptı.
Özetle dedi ki:
“Kadir İnanır bir bakışıyla, seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır. Herkesin abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır ve aslında o halktır. Anadolu’dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum’dur, Türk’tür, Ermeni’dir, Çerkez’dir, Boşnak’tır, Arap’tır ve tabi Kürt’tür. Bu dünyadayken, hatta ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine; ‘O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız’ derdi dünyanın en güzel gülümsemesiyle. Vasiyetin, sorumluluğumuzdur, bir gün mutlaka sevgilim.” https://halktv.com.tr/magazin/yesilcamin-efsane-ismi-kadir-inanir-son-yolculuguna-ugurlaniyor-1039078h#post-live-ed74180b-ab14-47dd-8c8d-91166e8a7317
Evet, Kadir İnanır, sevilen sahiplenilen sinema sanatçısıdır, aktördür.
Amma…
Kadir İnanır’ın “Akil İnsan” dışında bir “siyasi yaşanırlılığı” yok.
Var da, ben mi görmedim.
“Evet” diyenler, lütfen cahilliğimi gidersin.
Düşüncem o ki…
Julide Kural’ın “Kadir İnanır’ın vasiyetidir” diye söyledikleri, Kural’ın kendine ait olmalı.
Ve…
Halkların kardeşliğine, barışa, bir arada ayrım yapmadan, ötelemeden, özgürce yaşamaya varım.
Karşı çıktığım, yerdiğim, Çerkez kökenli Julide Kural’ın, kendi siyasi düşüncelerini, “Kadir İnanır’ın vasiyeti” diye sunmasınadır.
Buna kalkmamalıydı.
Neden gereksinim duyduğunu kavrayabiliyorum.
Ama yazmayacağım.
Umarım Julide Kural, ne demek istediğimi anlamıştır.
Beklerdim ki, yaşam arkadaşı, sevgilisi Kadir İnanır’ın cenazesinde, siyasi şov yapanlara karşı duyarsız kalmamaya özen gösterseydi.
Dem Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Kadir İnanır’ın cenaze töreni biter bitmez, partisinin Bağcılar meydanındaki “Öcalan’a özgürlük” mitingine koştu. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/bagcilar-da-ozgurluk-mitingi-duzenlendi-tuncer-bakirhan-dan-ocalan-a-umut-hakki-cikisi-bu-hak-taninmadan-baris-olmaz-2516254
İlk sözleri “Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır’ı kaybettik. Barış sevdalısı, emekçinin, ezilenin her daim yanında duran; sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla da bir demokratı, bir devrimciyi, bir Karadeniz evladını kaybettik” oldu.
Bu sözler, Kadir İnanır’ın siyasi yaşamıyla örtüşmüyor.
Bakırhan da, Julide Kural gibi gerçeği eğip büküyor.
Ve Bakırhan, miting konuşmasına özetle şunları söylüyor:
“Savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek bir muhatap var, o da Sayın Abdullah Öcalan’dır. Sayın Öcalan’ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez. Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut hakkı, bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır.”
Julide Kural, bu sözlerden, tehdit, dayatma çıkarmıyor mu?
Bu sözlerle, barışın ve halkların kardeşliğini olası görüyor mu?
Her tümcesinde “Sayın Öcalan” deyip durmasını nasıl yorumlayacak?
Bu kadarla kalınsa iyi…
DEM Parti’nin aynı amaçlı Mersin mitinginde, PKK’lı Çetin Arkaş adlı, 12 insanımızın katili bakın ne diyor:
“Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz. Dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın. Biz de pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda ‘Evladım pişman olarak gelsin pişman olsun’ diyen, onu evlat olarak kabul eden var mı?” https://www.odatv.com/guncel/cetinkaya-saldirisinin-faili-pkkli-cetin-arkas-bizde-pisman-olmus-bir-hal-var-mi-120152865
Bu kafalarla mı elerkide (demokraside), barışta, kardeşlikte ortak yaşanacak?
(“Bu kafalar” dediğim, insan, insanlık, emek düşmanı emperyalistlerin yerel işbirlikçisi siyasi militan ve kadrolardır.
Sözüm onlarla.)
Onlarla olmaz kardeşim, olmaz.
Anlayın artık.
Benden on yaş küçük Julide Kural kardeşim, lütfen anlayın öyle konuşun, öyle siyasi söylemlerde bulun.
Kadir İnanır’a yazık etme, ettirme.
Rahat bırakın Cennet’inde ışıklar içinde uyusun, sevenlerinin gönlünde yaşasın…
Yorum Yaz