ÖZGÜR ÖZEL “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN GÖSTERDİĞİ YOL, BİZİM YOL” DEDİ… KAYGILIYIM!..

  • 1
150 150 bakikarakol

Dün gündem gene doluydu; ilk sırada, Özgür Özel’in, CHP Grup Toplantısı’nda yapacağı “son” veya “veda” konuşmasıydı.

Türkiye dün buna kilitlendi.

Bugün de, yarın da, yarından sonra da, yani daha çok günler, bu konuyla geçecek, belki aylar, yıllar…

 

Yığınların, arkasında sel olduğu Özgür Özel’in söyleyecekleri, ipucu niteliğinde, çok önemliydi.

Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi, “var olmak”la “yok olmak” noktasındaydı.

Sıradan olay değildi.
Siyaset ona göre belirgenleşecekti, siyasiler ve herkes ona göre yol izleyeceklerdi.

 

Özgür Özel, Grup Toplantısı salonuna gelince, Sözcü TV muhabirinin sorusu üzerine “Her son bir başlangıç” dedi.

 

Özel’in konuşmayı dikkatlice izledim, notlar aldım.

Notlarımla, Halk TV’nin internet sitesindeki

https://halktv.com.tr/siyaset/son-dakika-yeni-donemin-isaret-fisegi-bu-toplantida-atilacak-ozgur-ozel-kursude-1043881h linkte yer alan haberi harmanladım.

 

Özel sözlerine “Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş vedanın hüznünü taşıyarak çıktım.” diye başladı, “Bugün buradan tarihi bir konuşma, bugün buradan çok sıra dışı bir konuşma değil; bugün buradan tarihe not düşen, hatırlatan, tarihe emanet edilen cümleleri bırakan, samimi bir konuşma, açık açık bir konuşma yapmaya geldim.” biçiminde sürdürdü.   

 

“Söz veriyorum; her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız.” tümcesinin ardından “Türkiye’de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var.” dedi.

 

Çok doğru dedi ama eksik vardı; “dış ayak” yoktu.

Hiç değinmedi, hep içeriyle kaldı.

 

“Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine, gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.” vurgusu doğru ve gerçekçiydi.

Ama…

“Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti’ye yenildiğinde, 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, birileri askeri kullanarak yönetimi devirmeyi beklerken, İsmet Paşa’dan, Demokrat Parti’ye yaverini yollayıp ‘Paşa, devir teslime hazırdır’ değip evladı Erdal’a yazdığı mektupta ‘Şüphesiz ki kişisel olarak en büyük yenilgim, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasisinin en büyük zaferidir. Hedeflediğimiz cemiyet hayatına demokrasi yerleşmiştir.’ diyebilen İsmet Paşa…” söylemine katılmıyorum.

Evet, olması gereken budur.

Ancak, elerkinin (demokrasinin) kök salmış ülkelerde, toplumlarda bu geçerli ve yaşanır; elerkinin bilinmediği, çok da yanlış bildiği 1950’lerin Türkiye’sinde olası değildir.

Hele de bunu “demokrasinin zaferidir” diye tanımlamak koca yanlıştır, gerçekleri çarpıtmaktır, tarihe gerçek dışı bilgiler yerleştirmektir.

Zaten…

Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partililer, Türk elerkisi bugün olumsuz ne yaşıyorsa, İsmet İnönü’nün siyaset bilmezliğinden, bencilliğinden yaşıyor.

İsmet İnönü, Atatürk’ten sonra 2’inci Cumhurbaşkanı oldu ama Atatürk’ten sonra, Atatürk gibi iyi, “mükemmel” siyasetçi olamadı.

Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ni, İsmet İnönü Partisi yaptı.

Partinin siyasi kadrolarını da kendi gibi yaptı.

Tam burada sorarım:

Atatürk’ten sonraki CHP’de, yetişmiş, yetişkin siyasi var mı?

Hani derler ya:

“CHP bir siyaset okuldur.”

Kimi yetiştirdi?

Kim yetişti?

Parmakla sayılacak kadar az yetişenler gösterilse, onlarda da bir yığın eksiklikler çıkacak.

 

“Bugün mecbur bırakılmış vedanın vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim.” tümcelerinin sahibi Özgür Özel, “İşgal altındaki İstanbul’da saray kuklası bir paşa olmak yerine ölümü göze alıp Anadolu’ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yol, bizim yolumuzdur.” diyerek, bir tarihi gerçeği dosdoğru dile getiriyor; diğer yandan da, izleyecekleri “siyasi yol”un “Kemal Atatürk’ün gösterdiği yol” olduğunu, olacağını dillendiriyor.

 

Çok doğru.

Olması, izlenmesi gereken yol.

Fakat…

Kaygılıyım.

Partinin adı, amblemi, kurucuları, tüzüğü, programı açıklandığında kaygılarımı sıralayacağım.

 

Hakkını yemeyelim…

Çalışkan, koşturan Özgür Özel’in şu sözlerini özetle bilginize sunmalıyım:

“Bugün mecbur bırakılmış vedanın vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim. (…) Bugünden sonra yapacağımız yürüyüşte, her adımda, eskimiş, köhnemiş siyaseti geride bırakıyoruz. Eski nesil siyaseti bırakıyoruz. Yeni nesil siyaseti, yeni bir rekabet ahlakını, onurlu ve özgür insanların ülkesini kurmak için yola çıkan ve bu konuda kararlılıkla yürüyen bir anlayışı hayata geçiriyoruz. (…) Dosta, olmayana, yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara ilan ederiz ki, biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. (…) Elbette bizler sosyal demokratız. Altı ok’a sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce yüzde 5 parti yüzde 25 oy aldığımız yerden yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokrat, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarla birlikte Türkiye İttifakı’nı kurmuşsak; Atatürk’le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, Cumhuriyet’le sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı’nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.”

 

“Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten gömleği hep beraber giyiyoruz.” söylemi, olasılığı yüksek, kaçınılmaz öngörü.

Sonuç alıcı önlemler belirlenip yaşama geçirilmeli.

Yoksa…

Ciddi sonuçlar olur…

  • 1

Yorum Yaz

Email adresiniz paylaşılmayacak.